+ Yorum Gönder
Bölge bölge Türkiye ve Akdeniz Bölgesi Forumunda Hatayın Belen İlçesi Tanıtımı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mineli
    Devamlı Üye

    Hatayın Belen İlçesi Tanıtımı








    Hatayın Belen İlçesi


    Belen, Hatay ilinin 12 ilçesinden birisidir. Önemli bir merkez olan İskenderun'a çok yakındır. 7 mahallesi olan ilçe merkezine tamamı Nur Dağları üzerinde ormanlar arasında bulunan 10 köy bağlıdır. Mahalleler Bakras, Derebahçe, Halilbey, Muhlisali, Sarımazı, Şenbük, ve nihayet Atik'tir. Köyler ise Çakallı, Çerçikaya, Güzelyayla, Karapelit, Kıcı, Kömür Çukuru, Müftüler, Ötençay, ve nihayet Şenbük olarak sıralanır.

    Belen, Türkiye'nin önemli geçitlerinden "Belen Geçidi"'ne de adını veren bir yerleşim yeridir. Geçidin üzerinde bulunduğu Nur Dağları'na yaslanmış ormanlık, sarp ve
    İdari Yapı
    1516’da Osmanlı hakimiyetinde oluşturulan Halep Eyaleti’ne bağlı bir kadılık (kaza) merkezi iken, daha sonra XVIII..yüzyılda bir ara Adana Valiliği’ne bağlanmış, yüzyılın sonunda ise tekrar Halep Vilayeti, Halep Eyaleti, Halep Sancağı’nda kaza merkezi olarak belirlenmiştir.1918-1938 arasında Fransız mandası altındaki Hatay Devleti’nin İskenderun Sancağı içinde yer alan Belen , 1939 yılında Hatay’ın Anavatan’a katılmasıyla İskenderun İlçesi’nin bir nahiyesi olmuştur.1990 yılında tekrar ilçe merkezi konumuna yükselen Belen, geçmişteki haklı önemini bugünde devam ettirmektedir

    "Belen" Adı
    1516 yıllarında Mercidabık Savaşı ile Osmanlı topraklarına katılan Belen, Abbasilerin Bizans’a karşı olan Avasım(sınır bölgesi)içinde yer aldığı zaman”Maziku Bagras” ve “Bab-ı İskenderun” adlarıyla tanınmaktaydı

    1320 H./1902-1903 M.tarihi Halep Vilayeti Salnamesi’ne göre 1552 yılında Halep ile İskenderun arasında yeni bir yol güzergahı aranırken şimdiki kasabanın bulunduğu yere.960H/1553 M. Yılında Sultan I. Süleyman tarafından “Derbend –i Cebel-i Barkesman İskenderun” denmiştir. Birkaç yıl sonra ise, iskan politikası gereği buraya 65 ailenin daha yerleştirilmesiyle aynal-tell ve mezrası, (tepecik tımarı) adı verilerek mahkeme –i şer’iye siciline kaydolunmuştur

    Yine aynı belgeden öğrendiğimize göre, 1183H./1770M.yılında Adana Sancağı Beyi Abdurrahman Paşa tarafından Belen’e yeni nüfus iskan ettirilmiş ve kasaba daha gelişerek adının”Beylan”olarak tanınması sağlanmıştır

    XIV.yüzyıldaki Osmanlı yerleşimiyle Belen adıyla tanınmaya başlamıştır.1648 miladi yılında Belen’den geçen Evliya Çelebi’de yerleşim için Belen adını kullanmıştır

    Evliya Çelebi Beylan hakkında şunları söylemişti “Havanın ve suyun letafetinden olsa gerek insanların yüzü alpençedir,sokakları gayet dardır.”

    Tarih
    Belen; dünya tarihinde ilk defa Osmanlı İmparatorluğu döneminde iskana açılmıştır. Sultan Selim Han 1516 yılında Mercidabık Zaferi ve Kilis ovasında Mısır Memluklarının bozgunu öncesinde ilk defa Belen geçidini bir kurmay gözüyle inceledi. Anadolu’nun Kuzey Suriye’ye açılan en uygun geçit olduğunu tesbit etti. Amanosların ikibin metre yüksekliğinde 150 kilometre boyunca bir duvar gibi devam eden sarp coğrafyasının, yalnız Belen geçidinde 600-700 metreye kadar alçaldığı geçitin, aynı zamanda askeri açıdan,ülke güvenliği açısından stratejik önemi vardır Padişah bölgeye en kısa zamanda bir derbend oluşturulması talimatını verdi. Ancak, ömrü vefa etmedi

    Kanuni Sultan Süleyman, babasının projesini hayata geçirdi. 1535 yılında Bağdat seferinden dönen padişah İstanbul’a doğru giderken Belen Boğazından geçmiş, buranın askeri önemini bir kere daha müşahede edip, geçide bir derbend kurulmasını emretmiş

    Aynı yıl Derbend teşkiline başlandı. Arazinin çok engebeli ve yokuş oluşu sebebiyle, Türkmen şivesince buraya Belen adı verilmiştir

    Kanuni Sultan Süleyman, Kayseri,nin Develi İlçesinden seçme Oğuzlu 65 Yörük ailesini getirerek ilk mecburi iskan devlet eliyle gerçekleştirdi. İskanla birlikte, yaşanan yüzyılların dört yıldızlı otellerin işlevini gören Kervansaray (Han) inşa edildi. Hemen karşısına cami, hamam ve aynı sırada elli adet dükkân yapıldı

    Bugün hala cami, hamam ve dükkânlar Belen halkının hizmetindeyken, tarihi kervansarayın tavanı çökmüş olup, avlusu kısmen yaz aylarında çayhane olarak kullanılmaktadır ( Komple tadilata girmiş olup 2005’te hizmete girmesi beklenmektedir) Kanuni Sultan Süleyman’ın bugün Hatay halkına nazende bir armağan olan külliyesi bakımsız haliyle bile oryantel estetiği ve sağlamlığıyla muhteşem tarihimizin ve kültürel zenginliklerimizin bütün güzelliklerini günümüze kadar ulaştırabilmiştir

    Derbend teşkili amacıyla Belen’e getirilen halk vergiden muaf tutulmuştur. Çünkü görevleri nizami askeri takviye amacıyla korucu görevini üslenmişlerdir

    Daha sonraki yıllarda, köylü ve esnaftan müslim-gayri müslim, Osmanlının sosyo-kültürel mozayiğinin Belen’e yerleşerek nüfusun artmakta olduğunu görüyoruz

    Bölgeden geçen Büyük Türk seyyahı Evliya Çelebi Belen yöresinden; Hava ve suyunun letafetinden halkın yüzü al-pençedir. Yalnız sokakları ve evleri gayetle dardır; diye not düşmüştür. Ormanlık ve engebeli olan coğrafi yapısıyla sosyal çalkantılara da değinmiştir

    Hatta Sarımazı ile Soğukoluk (Güzelyayla) arasında, bu gün çiftliklerin ve Belen Belediye mezbahasının bulunduğu boğazı kastederek…”Hele Derebahçe nam bir mevki vardır. Neuzübillah gece-gündüz harami eksik olmaz..”demiştir.

    Derbend mensubu askeri birliğin görevi; bölgede asayişi ve halkın güvenliğini sağlamaktır. Aynı şekilde sorumlu oldukları birlikte, onarım ve tamirini de yaparlardı. Dış düşmana karşı da bütün sivil halk, tüm imkânlarını seferber ederek, hem askere lojistik destek verir, hem de vurucu güç olarak sıcak harbe katılırdı

    Derbentler diğer bir ifadeyle Asker-sivil karışımı, dış düşmana karşı organize olmuş, müşterek direniş merkezleriydi Aynı tarihlerde, bugünkü Hatay coğrafyası içinde Payas, Bakras, Muratpaşa derbendleri meşur idi. Görev bölümüyle birlikte, derbendin kendi iç bünyesinde bir hiyerarşi de vardır. Bunlar yukardan aşağı, Derbernd ağası, çavuş, derbend Katibi, Muhtar, imam ve derbendin hizmetlileriydi. Başta Hac yolunun ve sure alaylarının güvenliği olmak üzere Belen Derbendi yüzlerce yıl halka ve devlete hizmet etmiştir. Belen Derbend, 1827’de Osmanlıya başkaldıran Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşanın ordularını Gedik’te aylarca oyaladılar. Mısır’dan yola çıkan ordu elini kolunu sallayarak Filistin-Ürdün-Suriye’yi engelsiz geçiyor, ancak Belen derbendinde duvara çarparcasına aylarca olduğu yere çakılıyor. Asi Mısır ordusu, Devlet-i ebed müddet adına ilk mukavemeti Belenlilerden görmüştür. Aylarca İstanbul’dan da herhangi bir destek takviye alamadan, geçitlere barikatlar kurarak vur-kaçlarla ve taciz atışlarıyla yılmadan çarpıştılar. Ancak bir Cuma günü ve Cuma namazı esnasında, belki Haçlıların yapabileceği bir gaddarlıkla Mısır Süvarilerinin ani baskınına uğradılar. İbadet halindeki insanlar kılıçtan geçirildi. Bu baskında Belenliler 13 bin şehit verdi. Kurtulabilenler Benlidere ve Atık koruluklarına çekildiler

    Fakat Anadolu içlerine hatta Kütahya önlerine kadar giren Mısır askerlerine, geri dönüşlerinde Toprakkale’den itibaren, Erzin Karamustafalıları, Ulaşlılar, Uzeyirli, Küçükalioğluları ve dağ koyaklarını tutan, öç almaya susamış, Belen’in şehit yakınları tarafından aralıksız çete baskınlarıyla toplam 60 bin nefer zayiat vermişler.

    Belen Mutfağı
    SEMİRSEK
    Antakya yöresine ait bir çeşit katıklı ekmek de deniliyor.

    Malzemesi : (4 kişilik) yarım kg. domates, 2 adet acı biber, 1 adet soğan, 250 gr. Çökelek ve yeteri kadar zeytinyağı.

    Yapılışı: soğan, domates, biber çok ince kıyılıp çökelek ile karıştırılır. Üzerine dökülüp tekrar karıştırılır. Fırında küçük lahmacun olarak açılıp, pidelerine katık olarak konup pişirilir.

    DÖĞME AŞI
    Yapılışı : Döğme ve nohut pişirilir. Pişince istenen oranda yağ katılıp yanir. Etlisi olursa kuşbaşı etler pişerken katılır.

    BİBER DÖĞMESİ
    Yapılışı : Biber salçası, kimyon, hafif sulandırılıp içine soğan konur. Zeytin yağı ve varsa ceviz dökülüp karıştırılır.

    PAPARA
    Yapılışı: Soğan yağda kızartılıp üzerine salça ve sumak atılıp sulandırılıp servis yapılır.

    EKMEK AŞI
    Yapılışı: Soğan ince ince kıyılıp yağda kavrulur. Kavrulduktan sonra üzerine salça konur su ilave edilir. Ekşi, sumak, kuru nane katılır. Hemen ateşten indirilir. Ekmeğin bayat olması ve sarımsak konması lazımdır.afiyet olsun

    ŞİŞ BÖREK
    Yapılışı: Su içerisine bir miktar tuzlu yoğurt konarak kaynatılır, içerisine haşlanmış nohut konur. Daha sonra un ile hamur yoğrularak ince bir şekilde açılır. Kareler şeklinde kesilir. Kesilen kare şeklindeki açılmış olan hamur içerisine kıyma, karabiber ve tuz karışımı içi konularak kavrulur. Ve daha önce hazırlanmış olan çorba içine atılır.

    KÖFTE ÇORBA
    YAPILIŞI: Tencereye nohut, pirinç ve tuzlu yoğurt konur. Kaynayıncaya kadar aralıklı karıştırılır. Önceden yapılan içyağlı veya kıymalı küçük yuvarlak oyma köfteler içine atılır, kaynamaya bırakılır. Köfteler tencerenin yüzüne çıkınca ocaktan indirilir ve üzerine nane atılır.
    PİSSİK UMMACI
    YAPILIŞI: İlk önce ekmek parçaları küçük küçük doğranır ve bu ekmek parçaları biraz su ile ıslatılır. Daha sonra çökelekle iyice karıştırılır. Diğer sebzeler doğranır, külbiber üzerine atılır ve sonunda üzerine zeytinyağı dökülerek karıştırılır.

    YAPILIŞI: Et yağda iyice kavrulur. Sonra bir kaşık biber doğranmış kabak ve nohut (önceden ıslatılmış veya haşlanmış) konuş karıştırılır. 2 litre su ilave edilerek tuzlu yoğurdu konur ve kaynayıncaya kadar karıştırılır.

    Ulaşım
    İlçemiz ulaşımı, ilçe merkezinden geçen E-91 Uluslararası karayolu ile il çevre ilçelere bağlanmaktadır. Köylerimizin tamamının yolları mevcut olup, Çerçikaya köyümüzün yolu hamyol, diğer köylerimizin yolları ise asfaltır.










  2. Mineli
    Devamlı Üye





    Hatayın Belen İlçesi ResimleriHatayın Belen İlçesi Resimleri1.jpg

    Hatayın Belen İlçesi Resimleri2.jpg

    hatay-n-belen-l-esi-resimleri3.jpg




+ Yorum Gönder


iskenderun belen,  hatay belen,  belen hatay,  belen sarımazı