+ Yorum Gönder
Kültür Sanat ve Antika ve Tarihi Eser Forumunda Babil Asma Bahçeleri ile ilgili bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. HARBİKIZ
    Moderator

    Babil Asma Bahçeleri ile ilgili bilgi








    BABİL ASMA BAHÇELERİ


    Bahçenin, kralın sarayına yakın olduğu tahmin edilerek, antik Babil öreni yakınlarında kazılar yapıldı, bulunan su kanalları ve duvar yıkıntıları Babil' in Asma Bahçeleri' ne ait olabilir. Babil' in Asma Bahçelerini gören ve bilen yok ama görkemi hala sürüyor ve belki Irak' ta birgün yeniden sağlıklı kazılar yapılabilirse daha güvenli veriler elde edilebilir.

    "Babil' in Asma Bahçeleri' nin yamacına yaklaştığınızda, yapının kat kat yükseldiğini görüyorsunuz Dev bitki yığınları, büyük ve kalın ağaçlar öylesine cazibeli ki, bakanları büyülüyor. Nehirden gelen bol suyu aletler yükseltiyor ve dışarıdan bunları göremiyorsunuz." (Tarihçi Diodorus Siculus)


    Meyveler ve çiçekler, şelaleler, yapının katlarından taşan bahçeler, egzotik hayvanlar İşte Babil' in Asma Bahçeleri' ni görenlerin aklında kalanlar bunlardı. Eğer Eski Yunan' ın tarihçileri ve ozanları olmasaydı, kimse böyle bir mucizeden haberdar olmayacaktı.


    Nabukadnezar kendisi, çivi alfabesiyle bir taş tablet üzerine yazılı olarak günümüze gelen bir metinde sürdürdüğü inşaat faaliyetinden söz etmektedir. Buraya yalnızca surlardan söz etmekle yetinmemekte, ayrıca şu bilgileri de vermektedir.


    "Pişirilmiş tuğlaları bir dal biçiminde şekillendirdim ve kraliyet mekanı olarak kendim için Babil' in surları arasınsa yüksekterek büyük, basamaklı bir "kumu" yapısı inşa ettim"


    Bu kumu yapısının tam olarak ne olduğunu Nabukadnezar' ın yazıtı elbette anlatmıyor. Fakat yine de Nabukkadnezar' ın burada sayın bitişiğindeki bir bahçeden söz ediyor olması mümkündür. Eski oryantal sarayların çoğunun yanında kraliyet odalar ile doğrudan bir girişle bağlantılı olan ve hükümdarın rahatsız edilmeden dinlenebileceği bir park bulunurdu
    . Bu tür bahçeler için kullanılan sözcük Yunancaya ve böylece Almancaya' da Doğu' dan geçmiştir.


    Nabukadnezar' ın "kraliyet mekanı", gerçekten de sarayın yanında yer alan bu tür küçük bir cennet olmuş olabilir. Fakat bu bir bahçe miydi? Ve tam olarak nerdeydi.?"


    Belki bu soruların bir yanıtı, kente ait elimizde olan en eski iki tasviri de bulabiliriz. Bunlar Babil' de bulunan eski bir metin ile Yunanlı tarihçi Heredetos' un yaptığı kent tasviridir.


    Babil' in en eski tasviri, kentin içinde bulunmuştur. Bu metnin Babil çivi yazısıyla yazılmış çok sayıda kopyası günümüze kadar fakat çivi yazısı metninin Yunan harfleriyle yazılmış bir transkripsiyonunun kırık parçaları da mevcuttur.


    Demek ki Babil' deki yapılar hakkındaki en eski kaynaklar, asma bahçeler konusundaki sorumuza yanıt vermektedir. Gerçekte bu bahçeler hakkındaki en eski ifadeler , Nabukadnezar' dan ancak iki yüzyıl hatta daha uzun bir zaman sonraki bir dönemden, yani İ.Ö. 4. yüzyıldan kalmadır.


    Asmabahçeleri Babil' in yıkıntıları arasında aramanın doğru olup olmadığını kendimize sormamız gerekir. Onları bambaşka yani insanların hayal gücünde aramamız gerekmez mi? Hatta halkın giremediği Babil surlarının üzerinde yüksekte bulunan kraliyet mekanının Yunan yazarların hayal gücünü fazlasıyla harekete geçirmiş olabileceği, akla daha çok yatmıyor mu? Zaten büyük şairi Hemerosta halka kapalı olan ve gerçekten büyüleyici özellikleri olan muhteşem bir sarayın yanında bulunan bir bahçeden söz etmemiş miydi? Çünkü Odysseia' da Phaiaklar kralı Alkinoos' un sarayının yanındaki bu bahçe hakkında şöyle denir:


    "Yüksek ağaçlar burada vardı, bereketli yeşillikler içinde, armut, nar ve elma ağaçları, dallarında muhteşem meyvelerle, şahane incirler, ayrıca göz alan bollukta zeytinler.


    Hiçbir zaman bitmez ve bozulmaz burada meyveler, yaz kış, tüm yıl boyunca; hayır sürekli burada olgunlaştırır meyveleri.


    Armut armut üstüne olgunlaşır, elma elma üstüne, incir incir üstüne, fakat asma da üzüm üstüne üzüm"


    Yeri; Fırat' ın doğu kıyısında, Bağdat' ın 50 kilometre güneyinde.









  2. Bilge Kağan
    Devamlı Üye





    Babilin Asma Bahçeleri Hakkında Bilgi

    M.Ö. 450′li yıllarda tarihçi Herodot “Babil, yeryüzünde bilinen bütün diğer şehirlerin ihtişamını aşar.” demiştir. Herodot, şehrin dış duvarlarının 80 kilometre uzunlukta, 25 metre kalınlıkta ve 97 metre yükseklikte olduğunu ve 4 atlı bir arabanın gezinmesine uygun olduğunu belirtmiştir.

    İç duvarlar, dış duvar kadar kalın değildi. Duvarların içinde som altından yapılmış büyük heykeller bulunan kaleler ve tapınaklar vardı. Şehrin içinde ünlü Babil Kulesi vardı. Bu kule, Tanrı Marduk’a yapılan bir tapınaktı ve cennete ulaşmak için göğe doğru yükseliyordu.

    Babil, M.Ö. 605′den itibaren 43 yıl hüküm süren kral Nebuchadnezzar tarafından yapılmıştır. Daha zayıf bir rivayete göre ise M.Ö. 810 yılından itibaren 5 yıl hüküm süren Asur kraliçesi Semiramis tarafından yapılmıştır.

    Bahçeler Nebuchadnezzar’ın sıla hasreti çeken karısı Amyitis’i neşelendirmek için yapılmıştı.Amytis, Medes kralının kızıydı ve iki ülkenin müttefik olması amacıyla Nebuchadnezzar ile evlendirilmişti. Onun geldiği ülke yeşil, engebeli ve dağlıktı.


    Mezopotamya’nın bu dümdüz ve sıcak ortamı onu depresyona itmişti. Kral, karısının sıla hasretini gidermek için onun memleketinin bir benzerini yapmaya karar verdi. Yapay dağlar ve suların akacağı büyük teraslar yaptırdı.

    Yunanlı coğrafyacı Strabo’nun M.O. birinci yüzyıldaki tanımlamasına göre, bahçeler birbiri üzerinde yükselen kübik direklerden oluşuyordu. Bunların içleri çukurdu ve büyük bitkilerin ve ağaçların yetişebilmesi için toprakla doldurulmuştu. Kubbeler, sütunlar ve taraçalar pişmiş tuğla ve asfalttan yapılmıştı. Yüksekteki bahçeleri sulamak için Fırat nehrinden zincir pompalarla su yukarılara çıkarılıyordu.

    Zincir pompa, biri yukarıda, diğeriyse su kaynağında bulunan iki büyük volana gerili, üzerinde kovalar bulunan bir sistemdi. Nehirden dolan kova yukarıya çıkıyor içindeki suyu havuza boşaltıp tekrar nehre dönüyordu. Bu şekilde üst seviyelere taşınan su, bahçeleri sulayarak teraslardan aşağıya doğru akıyordu.
    Yunanlı tarihçi Diodorus’a göre bahçeler yaklaşık 120 metre genişlikte ve 120 metre uzunluğunda ve 25 metre yüksekliğindeydi.

    Ninova’daki Asurbanipal kitaplığında bulunan çivi yazısı tabletlere göre Babil’de 53′ü büyük, 650′si küçük olan toplam 703 tapınak, 360 sunak, 2 ayin yolu, 24 büyük cadde ve 3 kanal vardı. Şehir dörtgen bir plana göre kurulmuştu.


    Biri iç, diğeri dış olmak üzere 16,5 kilometre uzunluğunda 2 surla çevriliydi. Surların dışında bütün şehri çevreleyen su hendekleri de vardı.
    İstilalar yüzünden sönmeye başlayan şehir, özellikle Pers Kralı Keyhüsrev’in Babil’i fethetmesinden sonra sönmeye başlamış, M.S. 5 ve 6. yüzyıllarda kumlara gömülmüş ve bir kum dağı haline gelmiştir. Bu şehrin, içindeki tapınakların ve asma bahçelerin kalıntıları ancak 20. yüzyılda yapılan kazılarla meydana çıkarılabilmiştir.





  3. Zühre
    Devamlı Üye
    Babil Kulesi

    7 katlı, 90 metre yüksekliğindeki Babil Kulesi,dünyanın en büyük eserlerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Aslında bir tapınak olan Babil Kulesi,Sümer dilinde "Yerin ve Göğün Temel Taşı" diye isimlendirildiğine göre Sümerliler tarafından yapıldığına inanılıyor. Ancak,bazı bilimsel çevrelere göre bunu bir tahminden öteye götürmemek daha ihtiyatlı bir davranış olacaktır.

    Babil Kulesinde yedinci katta, Babil sitesinin baş tanrısı olan Marduk"un heykeli vardır. Dört gözlü, dört kulaklı, gök ve ışık tanrısı olduğuna inanılan Marduk"un dudakları oynadıkça ateş püskürdüğü,Babil sitesiyle ilgili mitolojik söylentilerin en renklilerinden biridir.

    Kulenin yedinci katı çinilerle, daha doğrusu mavi çini tuğlalarla süslenmiştir. Tarih kaynakları, Babilliler"in bu kulenin aynı boyutlarda bir eşinin toprağın altında devam ettiğine inandıklarını belirtmektedir.

    Birinci katının yüksekliği 33, ikinci katının 18,öteki katların sırasıyla 6, 6, 6, 6 ve 15 metre olan Babil Kulesi,M. Ö. 689 yılında Asur Kralı Sanherip tarafından Babil şehriyle birlikte yıktırılmıştır. Sonradan Sanherip"in yerine geçen Asarhaddon,13 yılda kuleyi yeniden yaptırmıştır. Kule M. 0.478"de Pers Kralı Kserkses tarafından tekrar yıktırılmış ve Babil"i kendine başkent yapmak isteyen Büyük İskender"in Babil Kulesini de yeniden yaptırmak girişimi erken ölümü nedeniyle gerçekleşememiştir.

    M. Ö. 478 yılında kuleyi bir kez daha yıktıran Pers Kralı Kserkses (Serhas diye de bilinir), kulenin 7. katındaki Marduk heykelini buradan almış ve İran"a götürmüştü.Babil Kulesinin asıl önemli tarafı bütünd illerin bir tek kaynaktan geldiğine ilişkin iddialar için temel olmasıdır.Başka türlü söylemek gerekirse, bütün dillerin aynı kaynaktan geldiğine işaret sayılmıştır. Bu da, Nuh"un oğullarıyla ilgili bir efsane nedeniyledir. Aynı doğrultudaki iddia ve söylentilere göre, Nuh"un oğulları Büyük Tufan"dan sonra Sinar"da yerleşmiş, burada bir şehir ve göklere yükselen bir kule yapmak istemişlerdir. Böyle bir şehir kurmağa kalkışmalarının nedeni, topluca yaşamak, dünyanın çeşitli bölgelerine yayılıp, dağınık yaşamaları ihtimalini önceden önlemekti. Fakat inşaat esnasında Tanrı onların dillerini çeşitli kılmış ve buradakileri yeryüzüne dağıtmıştı.





+ Yorum Gönder


babilin asma bahçeleri hakkında bilgi,  babilin asma bahçeleri ile ilgili bilgiler