+ Yorum Gönder
Kültür Sanat ve Antika ve Tarihi Eser Forumunda Modern Türk heykeli hakkında yararlı bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Modern Türk heykeli hakkında yararlı bilgi








    MODERN TÜRK HEYKELLERİ HAKKINDA BİLGİ


    islamın sureti yasaklaması nedeniyle, Türklerin Müslüman olmasından-sonra heykel, hemen hiç el atılmayan bir sanat dalı olmuştu. Bu konudaki etkinlikler mezar taşlarındaki ve kervansaray, medrese gibi yapıların taçkapılannın çevresindeki kabartmalarla, başta camiler olmak üzere dinsel yapıların cümle kapısı ve mihrap nişlerindekı, minare şerefelerinin altlarındaki, tromp, sütun başlığı, minber, pencere şebekesi gibi yapı öğelerindeki mukar-naslar ve oymalarla sınırlı kaldı. Doğal olarak bütün bu taş işleri de heykel sanatının kapsamı içine giriyordu. Ama uygulamada hiçbir zaman stilize edilmiş doğal figürlerle geometrik örgelerin ötesine geçilememişti. Üç boyutlu heykel örneği ise hiç yoktu.

    Türkiye'de heykel sanatının gerçek anlamda başlangıcını, 1883'te Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi'nin açılmasıyla birlikte düşünmek gerekir. İlk heykelci de, İtalya'da eğitim gördükten sonra, yeni açılan bu sanat okuluna heykel öğretmeni atanan Ermeni asıllı Osmanlı sanatçısı Yervant Oskan'dı. Bu okulun ilk heykel öğrencisi ve mezunu İhsan Özsoy oldu. Gene bu okuldan yetişen Mahir Tomruk, Nijad Sirel ve İsa Behzad'la (1875-1916) Cumhuriyet öncesi önemli Türk heykelcilerinin sayısı ancak dördü buluyordu. Bu heykelciler öğrenimlerini daha sonra yurtdışında sürdürdüler. İsa Behzad dışında öbür üçü Sanayi-i Nefise Mektebi'nde ve Güzel Sanatlar Akademisi'nde görev alarak sonraki Türk heykelcilerin yetişmesinde rol oynadılar.

    Cumhuriyet'in ilk yıllarında birçok kentte Atatürk ve Kurtuluş Savaşı anıtlarının yapılmasına girişil diğinde, gene bu üç sanatçının dışında yetişmiş Türk heykelci bulunmadığı için, yabana heykelcilerin katkısına başvuruldu. Cumhuriyet'in başlarında yetişen Türk heykelcilerin sayısı da çok fazla değildi. Bunların belli başlıları arasında Ratip Aşır Acudoğu, Hadi Bara, Zühtü Müritoğ-lu, Nusret Suman, Kenan Yontunç ve ilk Türk kadın heykelci olan Sabiha Bengütaş sayılabilir. 1928'de kurulan Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği'nin heykelci üyeleri de bunlardan Acudoğu ve Bara idi. Cumhuriyet'in bu ilk kuşak heykelcileri öğrenimlerini daha sonra yurtdışında sürdürdüler. Anıt yapımını gerçekleştiren ilk Türk heykelciler de onlar oldu. Hepsi de önceleri doğalcı bir üslupla çalışmışlardı; içlerinden Bara ve Müritoğlu 1940'lann sonunda yeniden Fransa'ya gittikten sonra, orada görüp etkilendikleri yeni anlayışlar doğrultusunda çok başarılı soyut heykel örnekleri de verdiler. Müritoğlu 1933'te tek heykelci üye olarak D Grubu'nun kuruluşuna katıldı.
    1937 Türk heykel sanatının gelişmesinde çok önemli bir yıl oldu: Dünyaca ünlü heykelci Rudolf Belling(•), Güzel Sanatlar Akademisi'nde heykel eğitiminin başına getirildi; Güzel Sanatlar Birliği, Müstakil Ressamlar ve Heykeltıraşlar Birliği ve D Grubu bir arada o güne değin Türkiye'de açılan en önemli görsel sanatlar sergisini gerçekleştirdiler; Dolmabahçe'de Türkiye'deki ilk resim ve heykel müzesi açıldı ve giriş salonu yalnızca heykel örneklerine ayrıldı; Nurul-lah Berk Türkiye'de heykel konusundaki ilk kitabı yayımladı (Türk Heykeltıraşları).

    Günümüze değin her yıl tekrarlanan Devlet Resim ve Heykel Sergisi'nin ilki 1939'da düzenlendi. 1948'de Türk Heykeltıraşlar Cemiyeti kuruldu.

    Belhng'in Güzel. Sanatlar Akademisi'ndeki etkinliği Türk heykel sanatında önemli bir aşama oluşturdu. Belling heykel eğitiminde modern akımlara yönelinmesine izin vermemekle birlikte, akademizme de düşmeyen, çağın gelişmelerine açık tutumuyla yeni bir dönem başlattı. Teknik açıdan Türk sanatçıların yeni yöntemleri tanımasına aracılık etti. Kendi uygulamalarıyla da onlara örnek oldu. Bu arada pek çok öğrenci yetiştirdi. Bir anlamda Cumhuriyet döneminin ikinci kuşak heykelcilerini oluşturan öğrencileri arasında Hüseyin Anka Özkan, Hakkı Ata-mulu, Yavuz Görey, İlhan Koman, Zerrin Bölükbaş, Hüseyin Gezer, Turgut Pura, Sadi Çalık sayılabilir. Bu heykelcilerin öğrenimlerini bitirip yapıt vermeye başladıkları 1940'lann sonlanyla 1950'lerin başlarında Avrupa'da geçerli sanat akımları Türkiye'yi de etkilemeye başlamıştı. Böylece bu genç heykelcilerin çoğu soyut heykele de yöneldiler. Bazısı çalışmalarını yalnızca soyutla sınırlarken, bazısı da figürlü ve figürsüz heykeli bir arada götürdü. Bu kuşağı izleyen Hakkı Karayiğitoğlu, Kuzgun Acar, Ali Teoman Germaner, Saim Bugay, Gürdal Duyar, Füsun Onur, Namık Denızhan, Tamer Başoğlu, Mehmet Aksoy, Seyhun Topuz, Haluk Tezonar, Koray Ariş, Metin Haseki, Ferit Özşen gibi heykelciler ise sanatlarım, hem heykel anlayışında, hem de malzeme ve tekniklerde çeşitliliği artırarak sürdürdüler. Ayrıca bak. Afrika sanatı; Amerika Yerli sanatı; dekoratif sanatlar; Doğu Asya sanatı; Güney Asya sanatı; Güneydoğu Asya sanatı; Mısır sanatı; Okyanusya sanatı; Orta Asya sanatları.







  2. Katibe
    Devamlı Üye





    türkiye heykel santının hemen hem cümhüriyet tarihine denk gelmiştir türkiye ilk heykel ustası olan aslen ermeni olan osmanlı sanatçısı yervant oskandır ermeni asılı eğitimini italyada almıştır




+ Yorum Gönder