+ Yorum Gönder
Kültür Sanat ve Antika ve Tarihi Eser Forumunda Kutsal şehir anlamına gelen Hierapolis Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Kutsal şehir anlamına gelen Hierapolis








    KUTSAL ŞEHİR ANLAMINA GELEN HİERAPOLİS HAKKINDA BİLGİ

    Kalker ve sudan oluşan bir zeminde kurulu Hierapolis, bugün olduğu gibi, antik dönemde de şifa verici sularıyla tanınıyordu.


    Batı Anadolu’nun en ünlü antik kentlerinden biri olan Hierapolis, ismiyle müsemma bir kent. Kentin adının kökeniyle ilgili iki yaygın görüş var aslında. Çok sağlam temellere dayanmayan birinci görüş, Hierapolis’te çok sayıda tapınak bulunduğundan, ‘kutsal kent’ anlamına gelen bu ismin seçildiği yönünde. Çok daha yaygın olarak kabul gören diğer görüş ise Hierapolis isminin Pergamon kral soyunun atası olan Telephos’un eşi Hiera’dan türetildiği. Aslında iki görüş de yakışıyor Hierapolis’e; hem ‘kutsal bir kent’ olarak anılmak, hem de antik çağın en önemli kadınlarından birinin adına sahip olmak.
    Denizli’nin 17 kilometre kuzeyinde, Pamukkale yakınlarındaki Hierapolis, Pergamon kralı II. Eumenes tarafından MÖ 2. yüzyılda kurulmuş. Kentin tarihi hakkında elde pek fazla bilgi yok. Bunun en önemli sebebi, geçirdiği çok sayıda şiddetli deprem. Her seferinde Hierapolis’i neredeyse yerle bir ederek yeni baştan kurulmasına sebep olan depremler zinciri, kentin tarihini, toplumunu ve yaşam kültürünü derinden sallayarak onu gerçek ve kalıcı bir yıkıma sürüklüyordu. Ama Hierapolis halkı en azından bir süre pes etmedi ve kentlerinin bütün taşlarını her depremden sonra tek tek ayağa kaldırdı. Bugün dahi, yaklaşık olarak
    MÖ 500 yıllarında Miletos’ta doğan antik çağın ünlü kent plancısı Hippodamos’un adıyla anılan ızgara planının uygulandığı Hierapolis sokakları, son derece düzenli ve kullanışlı yaşam alanları sağlıyordu sakinlerine
    .
    Roma İmparatoru Neron döneminde (MS 60) gerçekleşen büyük depreme kadar Helenistik özelliklerini koruyan kent, o dönemden sonra tamamen Roma ilkelerine bağlı kalınarak yeniden inşa edildi ve geçmişte sahip olduğu özellikleri yitirdi. Ancak bu, Hierapolis’in önemini kaybetmeye başladığı anlamına gelmiyor. Edindiği Roma kimliğiyle ve daha sonrasında bir Bizans kenti olarak da, dönemin zengin ve önemli kentlerinden biri oldu hep.

    -Hierapolis_.jpg

    ‘PLANLANMIŞ’ BİR ŞEHİR

    Hierapolis, kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan ana caddeyle ikiye bölünüyordu. İki yanında sütunlu galeriler ve önemli kamu binalarının sıralandığı, yaklaşık 1 kilometre uzunluğundaki caddenin iki ucunda anıtsal giriş kapıları bulunuyor: Kuzeyde, üzerinde İmparator Domitianus’a ithaf edilen Latince bir yazıt bulunan Domitianus Kapısı; güneyde ise MS 5. yüzyıla tarihlenen Güney Bizans Kapısı. Ancak ana cadde kentin tam merkezinden geçtiği halde, Bizans devrinde inşa edilmiş olan kent surlarının dışında kalıyor. Büyük traverten bloklardan örülmüş surlar, 24 adet kare planlı kuleyle destekleniyordu. Dik açıyla birbirini kesen sokaklar, kentin ortasındaki dikdörtgen planlı agoraya, İon sütunlarıyla bezeli stoaya, bazilikaya, kamu binalarına, kent halkının konut olarak kullandığı küçüklü büyüklü evlere açılıyordu.
    MS 60 yılındaki büyük depremden sonra tamamen Roma üslubuna sadık kalınarak inşa edilen, Hierapolis’in kuzeydoğusundaki tepenin yamacına yerleştirilmiş tiyatro, yaklaşık 25 bin kişilikti. Mitolojik sahneler ve heykellerle bezeli skene’si (sahne binası) hem yapıya daha etkileyici bir görünüm kazandırıyor, hem de tanrı Dionysos’u memnun etme amacına hizmet ediyordu.

    BUHAR CENNETİ

    Hierapolis, Pamukkale’nin travertenlerini oluşturan sıcak yeraltı suları ve kalker tabakaları yönünden zengin bir kent. Kentte bu kadar çok hamam olmasının sebebi de bu. Şifalı oldukları antik çağdan beri bilinen bu sular, antik Hierapolis’in önemli bir sağlık merkezi olmasını sağlamıştı. MS II. yüzyıla tarihlenen büyük hamam, kent yaşamının kalbinin attığı yerdi. Diğer bölgelerden şifa bulmak için buraya gelenlerin yanı sıra, Hierapolis halkı da sahip oldukları zenginliğin değerini biliyor ve buldukları her fırsatta kentlerinin şifalı sularıyla ruhlarını ve bedenlerini arındırıyorlardı. Kentte bulunan irili ufaklı çok sayıda hamam, gün boyunca sürekli konuk ağırlar, Hierapolis’in ününe ün katardı. Dinlenme, spor ve eğitime ayrılmış bölümleriyle büyük bir yapılar kompleksi halindeki büyük hamamın bir bölümü, günümüzde Hierapolis Müzesi olarak kullanılıyor.

    KUTSAL KENT

    Hierapolis, her dönemde dinsel kimliğiyle öne çıkan bir kentti. Antik dönemde bu kimlik tanrı Apollon’la kişileştirilmişti. Temelleri Geç Helenistik döneme tarihlendirilen ancak bugün görülebilen kalıntıları MS 3. yüzyıla ait olan Apollon Tapınağı, eski ve dini bir mağara olarak bilinen Plutonion’un hemen yanına kurulmuştu. Karbondioksit gazının yeryüzüne çıktığı doğal bir oluşum üzerine kurulmuş olan Plutoneion, kentin rahiplerine mucizeler gerçekleştirme olanağı verdiği için kutsal bir yer olarak kabul ediliyordu. Tapınağın kuzeybatısında, kentte çok sayıda inşa edilmiş olan Nympheum’lardan (anıtsal çeşme binası) biri bulunuyor. MS 2. yüzyılda yapılmış heykel ve kabartmalarla bezeli yapı, MS 5. yüzyılda kapsamlı bir onarım geçirmiş. Tabanı su olan, neredeyse her boşluktan su, hem de şifalı su fışkıran bir kente yakışırcasına, antik çağın en büyük Nympheumlarından biri Hierapolis’te inşa edilmiş.
    Antik dönemde Apollon’un simgelediği kutsallık, Bizans devrinde Aziz Filippus’un ismini alacaktı. Hıristiyanlığın gelişiyle birlikte Metropol unvanını alan kentte çok sayıda kilise inşa edilmiş, piskoposlar şehre sık sık gelmeye başlamıştı. Kentin kutsallığı, İsa’nın 12 havarisinden biri olan Aziz Filippus’un MS 80 yılında Hıristiyanlığı yaymak amacıyla kente geldiğinde, martyr (şehit) edilmesinden kaynaklanır. Onun anısına MS 5. yüzyılda inşa edilen St. Philip Martyriumu, şehrin kuzeydoğusundaki yamacın üzerinde yer alıyor.
    Bir antik kentte, diğer tüm yapı ve bölümlerden ayrı tutulması gereken bir bölüm vardır: Nekropolis. Kentin yaşayan tarihine ait tüm kalıntıların aksine, bir ölüler kenti olan nekropolis, o yerleşmenin ölülerine bakışının da bir göstergesidir. Helenistik ve Bizans devirlerine tarihlenen Hierapolis nekropolisi, çok geniş bir alana yayılıyor. Genellikle alışılmışın aksine, belli bir mezar tipi yok burada. Lahitler, anıt mezarlar, steller, ev tipi mezarlar, toprak kubbeli tümülüsler Bunların çok sayıda bezemeli ve bezemesiz örnekleri Hierapolis mezarlarının neden bu kadar geniş bir çeşitlilik gösterdiği bilinmez, ama alanın büyüklüğü ve çeşitliliği Hierapolis’in ne kadar kalabalık bir kent olduğunu, ne kadar değişik türde insanı bir arada barındırdığını ve gelir seviyesinin ne kadar farklı düzeylerde olduğunu gösteriyor. İnsanlar kendi inançlarına, gelir seviyelerine ve beğenilerine uygun olarak seçtikleri mezar ve gömü yöntemiyle sevdiklerini sonsuzluğa ve diğer yaşamda ölümsüzlüğe uğurlarken, o mezarları gerçekten de ölümsüz kıldıklarını tahmin ediyorlar mıydı acaba?








  2. AYPARE
    Devamlı Üye





    Pamukkale yakınlarında bulunan Antik bir Kenttir. Milattan önce 2. Eumenes tarafından kuruldu. Ancak bu şehir Roma egemenliği altına girdiği zaman en zengin dönemini yaşamıştır ancak deprem sonucu yıkılmış ve sonra tamamen Roma mimarisi ile bezenmiştir.




+ Yorum Gönder