+ Yorum Gönder
Hayvanlar Alemi ve Arıcılık Forumunda Bal hakkında bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Bal hakkında bilgi








    Bal ile ilgili bilgiler


    Balın yararları



    BAL hakkında söylenecek o kadar çok şey var ki, sırf vefakar bal emekçilerinin, yani arıların, Orta Asya’nın kalbinden Avrupa’ya, oradan Kolomb’un gemileriyle Amerika’ya ve daha nice yerlere yaptıkları maceralı yolculukları anlatmak oldukça uzun sürer. Gelin biz burada, çeşitli kültürlerin ona yüklediği ilginç anlamlardan dem vuralım.
    Bal denilen bu iksirli besin tarih boyunca o kadar çok itibar görmüş ki, bilgelikleriyle ünlü bir çok karakterin çocukluklarını bal kaşıklayarak geçirdiklerine kanaat getirilmiş. Yunanlıların yüce tanrısı Zeus’tan, matematiği ve vejetaryenliği kendi tarikatında birleştirmiş Pitagoras’a kadar bir çok kişinin bal yiyerek büyüdüğüne inanılmış. Bu düşünce sadece balın uzun süre boyunca yegane doğal tatlandırıcı olmasından kaynaklanmıyor. Bunun yanı sıra, tatlı yiyecekler tarih boyunca doğal şifa vericiler olarak algılanırmış ve her zaman ayrıcalıklı kişilerin sofrasında yer alırmış. Herodot’un Mısır tarihinden bize aktardığına göre, Mısırlılar tanrılarına adayacakları hayvanları un, kuru üzüm, incir ve çeşitli aromaların balla harmanlanmasından oluşan bir karışımla doldururlarmış. Bu karışımların bazıları günümüzün ağız tadına göre biraz ‘garip’ olarak nitelendirilse de unutmamamız gereken bir başka nokta da, eski çağlarda balın en önemli çeşni maddesi olması. Günümüzün tersine, insanlar yemeklerini sadece aşırı bahatlarla renklendirmiyorlarmış. Örneğin Epaentes’in bize verdiği tarife göre, Yunanlıların en sevdiği ‘bal dolması’, peynir, et, vinegar ve soğanla yapılıyormuş. Romalı retorik ustası Jullius Pollux, Onamasticon adlı kitabında balda pişirilmiş incir yapraklarının tadından bahseder. Kuzey Amerika kızılderililerinden Mohavklar’ın kamp ateşinde pişirdikleri, içi bal, elma suyu ve meyve yağlarıyla doldurulmuş bal kabakları da çok lezzetli olmalı.

    Balın şifasına dair en güzel hikayelerden biri de hayatın anlamını alçak gönüllü zevklerde bulan Demokritos’un başından geçenlerdir. Tüm hayatını tutumlu bir şekilde geçirmiş 109 yaşındaki yaşlı bilge, ölüm vaktinin çok da uzakta olmadığını kavradığında, her gün biraz daha az yemeye karar verir. Bu nedenle çeşitli besinlerden birer birer vaz geçer. Tam da en son yiyecekten vazgeçtiği gün Tanrı Deme-ter’in adına düzenlenen festival başlar. Yaşlı adam da bu kutsal günde ölerek saygısızlık etmek istemez. Bunun üzerine festival boyunca içi bal dolu bir kabı burnuna yaklaştırıp koklamakla yetinir. Festival bittiğinde kap önünden alınan bilge, anında ölür.

    Her ne kadar günümüzde pek rastlanmasa da, arılarla olan ilişkimiz, balın toplanma ve yenme alışkanlıkları çoğu kez dini ritüelleri çağrıştırmakta. Bu kanıyı doğrularcasına Efes ve Elevsis’deki rahibeler ‘arılar’ diye adlandırılırmış. İbranice’de arı demek olan dbure kelimesinin kökü sözcük anlamına gelen dbr’dan gelir. Aynı lisandaki Deborah ismi de arının asli görevinin Kutsal Söz olan doğru’yu söylemek olduğuna işaret eder. Toplandıktan sonra herhangi bir işleme tabi tutulması gerekmediği için bu mucizevi iksir, Tanrı’nın arılar yoluyla bize ilettiği bir mesajdır; Tanrı’nın sözü, onun çiçeklerinden arılar vasıtasıyla bala taşınır. Kutsal sözün yolculuğu bu kadarla da kalmıyor. Anlatılanlara göre Eflatun ve Pindar gibi büyük şairlerin ağzından çıkan sözleri de arılar taşımış dillerine. Belki de doğumdan hemen sonra ağlayan bebeklerinin dillerini ballı bir bezle saran Senegal ve Ivory Adalı kadınların zihinlerinden de aynı düşünceler geçiyordun Eski bir geleneğe göre evlenen çiftlerin avuç içlerine de bal dökülürmüş. Erkek ve kadın birbirlerinin avuçlarından bal yiyerek birbirlerine kötü söz söylemeyeceklerine ve el kaldırmayacaklarına dair söz verirlermiş. Anlayacağınız eski beraberliklerde balın ehemmiyeti sadece balayı ile sınırlı kalmıyormuş.

    Yeraltına ballı mesaj

    Arıların Tanrı ve Yaradılış’la olan ilişkileri daha bir çok kültürde karşımıza çıkmakta. Mayaların gizli inanışı Popul Vuh’a göre ilk arı, dünyanın merkezindeki bir kovanda doğmuştur. Bir volkanın lavları gibi elleri yakan ve gözleri kamaştıran bu hayvanın asli görevi insanı kayıtsızlık ve bilgisizlikten uyandırmaktır. Romalıların ilkbahar tanrıçası Prosperina’nın mekanı da yeraltıdır. Bu tanrıçayı çok kızdırmaktan korkan Romalılar, O’nun yer altından ateşten bir yılan şeklinde çıkmasını engellemek için çare olarak ballarından fedakarlık etmişler.

    Ovid’de balın aslında bize şarap tanrısı Baküs’ün bir armağanı olduğunu söyler. Baküs bir sefer sonrasında satirleriyle beraber hoplaya zıplaya geri dönerken satirler sistralarını çalmaya başlarlar. Çınlayan enstrümanların sesiyle bir ağaçtan çıkan bir yığın böcek üzerlerine üşüşür. Baküs de böcekleri alıp ilk kez bal yapacakları yere götürür.

    Tabi bu efsaneyi duyduktan sonra Yunanlı ve Romalıların şaraba bal katıp fermante ederek mead denilen bir içki elde ettiklerini öğrenmek pek şaşırtıcı olmuyor. Tıpkı doğumlarda olduğu gibi ölümlerde de balla yapılan ritüellerin ayrı bir yeri var. Neolitik çağlardan itibaren Babil, Sümer ve Girit gibi bir çok medeniyet önemli insanlarını balla birlikte gömmüştür. Çünkü bal diğer dünyaya girişin anahtarıdır. Büyük İskender’de ölümünden sonra halis balla mumyalanmış.

    Arizona’nın Hopi kızılderilileri de arkada bıraktıkları yılın ölüsünü, kış gündönümünde bal ve undan yapılma bir yemekle simgesel olarak yakarlarmış. Anlayacağınız balın şifası hem burada, hem de diğer tarafta insanoğluna hizmet etmeye devam ediyor, herkese tatlı ve sağlıklı günler dileğiyle…








  2. Sibel
    Devamlı Üye





    Balın ne gibi faydaları vardır


    Neden bal tüketmeliyiz



    Bal, vitaminler, enzimler, mineraller, aminoasitler ve vücut için gerekli yaşamsal değerde diğer pek çok elementi içerir. Bu balı, şekerli ürünlerden ayıran en belirgin özelliktir. Arılar, 1 gram bal için 4.000'den fazla çiçeğin nektarını toplarlar. Bal, binlerce çiçeğin, bitkinin besleyici değerlerini ve şifasını taşır. Kişinin beslenme ve enerji ihtiyacına büyük ölçüde katkı sağlar. 100 gram balda, yaklaşık 304 kalori(kcal) vardır.
    Öte yandan bal, antioksidan ve antibakteriyel özelliğiyle, vücudun direncini güçlendirir. Sağlığı korumaya yardımcı olur.
    Gerçek bal sahtesinden nasıl ayrılır?
    İster petek, ister süzme olsun, gerçek balı sahtesinden ayırmak, uzmanlar için bile son derece zordur. Kıvamına ya da rengine bakarak, koklayarak, hatta tadarak balın gerçeğini sahtesinden ayırt etmek neredeyse olanaksızdır. En doğru, sağlıklı ve emin yol, laboratuvar analizidir. İleri teknoloji ile donatılmış laboratuvarlarda, deneyimli uzmanlarca yapılacak analizler, gerçek balın sahtesinden kuşkuya yer vermeyecek biçimde ayırt edilmesini sağlar. Doğru olan, bu tür analizleri yapabilecek laboratuvar olanaklarına sahip bir markanın balını tercih etmek ve tüketmektir.
    Süzme bal hem sağlıklı, hem avantajlı
    Balın petek halinde olması, onun gerçek bal olduğunu kanıtlamaz. Kovan yakınına konan şeker şurubu vb.'nin arılar tarafından bala dönüştürülmesi ile de petek bal elde edilebilir. Bu tür petek ballar çiçeklerin, bitkilerin, doğanın tadını, şifasını içermezler. Laboratuvar analizinin ileri teknoloji, deneyim ve uzmanlık gerektiren pahalı bir işlem olduğu göz önüne alındığında, her bir petek balın, tek tek analizi de pratikte çok zordur. Analiz edilmemiş balların ise, sağlık açısından güvenilir olup olmadığını, soframıza nereden, nasıl ve hangi koşullarda ulaştığını bilemeyiz. Üstelik, petek balı ne kadar süzersek süzelim, bir bölümü petekte kalır ve petek ziyan olur.
    Niçin bal tüketmeliyiz?
    Günlük besin ve enerji ihtiyacımız, özellikle günümüzün zorlu koşullarında giderek artıyor. Öte yandan sağlıklı ve doğru beslenme, sağlıklı bir yaşamın olmazsa olmazları arasında yer alıyor. Bal, hem besin değeri, hem insan sağlığına katkıları bakımından, doğal gıdaların önde gelenidir. Benzersizdir. Sağlıklı ve doğru beslenmenin, günlük enerji ve vitamin ihtiyacımızı doğal biçimde karşılamanın en iyi yollarından biri, her gün yeterli miktarda bal tüketmektir.
    Balda zaralı madde olurmu? Nasıl anlaşılır?
    Bal, doğal bir gıda maddesidir. Doğal biçimde üretilir ve doğada iyi olan ne varsa, içeriğinde bulundurur.
    Balın doğasında zararlı madde yoktur. Ancak bütün tarımsal ürünler gibi, bal üretiminde de üreticiler, zararlılarla ve hastalıklarla mücadele için ilaçlara başvurmaktadırlar. Bilinçsiz ilaç kullanımı, bazen balda dünya standartlarının üzerinde kimyasal bulunmasına neden olmaktadır. Balda bulunabilecek bu tür zararlı ya da yabancı maddelerin tespiti, ileri teknoloji ile donatılmış laboratuvarlarda, uzmanlarca yapılacak ayrıntılı analizlerle mümkündür. Ülkemizde TÜBİTAK, Ege Üniversitesi ve Balparmak laboratuvarlarında bu tür ayrıntılı analizler yapılabilmektedir.
    Gerçek bal bozulmaz, kristalleşebilir.
    Yaygın kanının aksine, gerçek bal bazen kristalleşir. Bu, bozulduğu anlamına gelmez. Kristalleştiği haliyle de tüketilebilir; besin değerini kaybetmez. Balı kristalleşme öncesindeki kıvamına getirmek mümkündür: Benmari usulü (45°C'yi geçmeyen sıcaklıkta su dolu bir kabın içinde, suyla doğrudan temas ettirmeden) ısıtmak, kristalleşmenin çözülmesi için yeterlidir. Sahte bal ise kristalleşmez; çünkü içinde doğal özler bulunmaz.
    Bal: Çocuklar için mutlaka!Ama bir yaşından sonra.
    Vitamin, besin ve enerji değerleriyle bal, yetişkinler için olduğu kadar, çocuklar için de önemli bir gıdadır. İçeriğindeki vitamin, mineral, enzim ve aminoasitler, çocukların bedensel gelişimine önemli ölçüde katkı sağlar, enerji ihtiyaçlarını karşılar ve vücut dirençlerini artırır. Ancak uzmanlar, bir yaşından küçük çocuklara bal yedirilmemesini önermektedirler.







+ Yorum Gönder