Konu Kapatılmıştır
Aşka Dair Yazılar ve Aşk Yazıları Forumunda Aşk Şiirleri [ DEVV Arşiv ] Konusunu Okuyorsunuz..
  1. DR.MATRİX
    Devamlı Üye







    AŞK AŞK AŞK




    Yağmurun bile tat vermediğini günler yaşıyorum…
    Penceremin kenarında MERSİN e usul usul yağan yağmuru izliyorum..
    Bir elimde sigaram bir elimde kalp kırıklıklarım…
    Beklide bu yüzden toprak kokusunu duyamıyorum
    Derin derin çeksem de içime
    O sevdiğim koku nerede…




    Bu yüzden yağmuru anlayamıyorum bi çare köşemde
    Sert bir rüzgâr esiyor uzaklardan
    Pencerem açık rüzgâra inat, ama üşümüyorum…
    Çok kara ayazlarda kaldım çok fırtınalara yakalandım
    Beklide bundan tepkisizim olabildiğice sakin umursamaz…
    Üstelik sensizim ya alışkınım bu sert soğuğa…
    Sitem dolu bi yağmur yağıyor görüyor musun?




    Caddeme sokağa kaldırımlara MERSİN e
    Aklımda bin bir endişe bin bir soru var ölesiye cevaplamaktan korktuğum
    Kimseler bilemesin diye kıyıda köşede unuttuğum
    Kaçtığım saklandığım…




    Bu yüzden kendimden uzaklaştım
    Yasaklara bu sitemim gamım
    Ağlamak mı çaresiz kaldım
    Susmak mı susuz yaşadım
    Nefretimi bile kenara attım yoruldum çok yorgunum….
    Yağmur yağdı bi kenara bıraktığım çayım soğudu…




    Ben ağladım…
    Ben anladım…




    Seni bu gün hiç yaşamamış saydım bir kez daha yok saydım
    Ben bunca zaman hep kendimi kandırdım
    Varlığın mı bir göz aldatmacasıymış
    Bir var bir yoksan bu kadar olmamışsan
    Yüreğimi kimler kanattı söyle
    Beni senden beni benden kimler aldı öyleyse..




    Olsun ama olsun
    Her şeye rağmen
    Aç pencereni dışarıya bak
    Gökyüzü bana ben sana ağlıyorum
    Ama kimseye söyleme…
    Saklamaya çalıştığım yağmur değil sevdiğim
    MERSİN yağan benim gözyaşım…







  2. DR.MATRİX
    Devamlı Üye





    Özlemek

    Birden özleyiveriyorsunuz
    Çoktan unuttugunuzu sandiginiz
    ya da yalnizca bir kere karsilastiginiz
    ve özlemek için yeteri kadar tanimadiginiz birini
    bir sabah çilginca özleyerek uyaniyorsunuz.
    Rüyalariniz, içinizdeki o gizli,
    esrarini ele vermez büyücü,
    siz çarsaflarinizin arasinda,
    bütün tehlikelerden uzak,
    güvenle yattiginizi sandiginiz bir anda,
    usulca ruhunuza sokulup,
    sizden habersiz oralara yigilmis cephanelikleri
    birer birer atesleyiveriyor.
    infilaklarla sarsilarak uyaniyorsunuz.
    Hayatinizda olmayan birini hayatiniza almak,
    ona dokunmak,
    onun sesini duymak için kivranirken
    buluveriyorsunuz kendinizi
    Özlemek, o yakici istek,
    bilinen herseyi ve önem sirasini degistiriveriyor.
    Özlediginiz ise çok uzaklarda
    Yaninda olmasini istediginiz halde
    yaninizda olmayan bir tek kisi,
    yaniniza bile yaklasmadan,
    hatta onu özlediginizden
    ve onu istediginizden haberdar bile olmadan,
    bütün hayati,
    bütün görüntüleri eritip
    baska kiliklara sokuyor

    Beklemek.."

    Bakmayın öyle sekiz harf, üç hece, tek kelime olduğuna ne anlamlar barındırır içinde ve ne zor bir kelimedir hem söyleyen hemde söyleten için bekleyen bekler, bekleten bekler

    Beklemek beklersin elin telefonda bir ses, bir nefes şimdi dersin.. ha şimdi beklersin gelmez üzülür gelir sevinirsin birde ansızın gelenleri vardır, pat diye çalar telefonun.. dünyalar nasıl senin olur ki gelen zaten dünyan değil midir?

    Beklemek gözün yollarda, kapılarda belki dersin, şu yoldan karşıma çıkar.. bugünde burdan gideyim beklersin çalan her kapı zilinde onu görmeyi evini dahi bilmediği halde beklersin açarsın kalırsın öylece ve beklemek çokda hüzünlü bir şiirdir

    Beklemek tüm benliğinle, tüm hasretinle geleceğini bildiğin için beklersin hasretlerin hasrette hasret çektiren hasret değil mi? beklersiniz birgün dersin.. gelecek gitmeyecek o an’ ın heyecanı ile beklersin ve düşününce nasılda sevinç sarar her yanını. hayali bile böyle iken kendisi nasıl olur dersin ve beklemek çokta güzeldir gelecek olan için

    Beklemek, beklemektir ve beklemek, bekleyen ile bekleten arasında bir bağdır aslında

    Kimi zaman hüzün olur kimi zaman sevinç ve heyecan karar size kalmıştır hangisini seçersen o anlamda beklersin bana sormayın yazan benim siz hangi beklemek ile beklersiniz

    Ne acıdır bilir misiniz sevdiğiniz size çok yakınken ona dokunamamak
    Her gün onun hayali ile yaşayıp bir türlü ona kavuşamamak
    Onun için harp edip asla onu kazanamamak
    Ne acıdır bilir misiniz kollarınızın arasından uçup giderken sessiz kalmak

    Sen şimdi başka ellerde ben ise buralarda yalnız
    Gittiğin günden beri kimsesiz çocuklar gibi sahipsiz
    Artık sonumu bekliyorum sensiz bir hayat anlamsız
    Nerdeysen dön be gülüm bu kalp sensiz çok ıssız

    Kendimi hiç affetmeyecem haykıramadım seni sevdiğimi dünyaya
    Bırakma beni diyemedim sessizce ağladım kara bahtıma
    İstesen semaları yere indirirdim küçücük sevgiyi çok gördün sen bana
    Kalbimde çağlayan aşkımı anlatamadım bir tek sana

    Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak çaresizce bekliyorum
    İnfaz emri verilmiş idam mahkumları gibi artık son günlerimi sayıyorum
    Ölmeden önce senden sadece şunu unutmamanı istiyorum
    Ben seni hala çok ama çok seviyorum




  3. DR.MATRİX
    Devamlı Üye
    NERDESİN

    Göğe baktım gözü yaşlı,
    Yere baktım yer yaslı,
    Sular bugün kan tadında,
    Eski-yeni, büyük-küçük, kara-kızıl
    Tüm dertlerim burdalar, sen nerdesin.

    Sen ve kuşlar, gözyaşının gözyaşına benzediği kadar benziyorsunuz
    Vurulan bir ceylanın yavrusuna söylediği şarkıyı söylüyor onlar
    Bu sabah yine kondular tel örgüye
    Beni acımla baş başa bırakmadılar.
    Sen nerdesin.

    Hava soğuk, dışarda kar yağıyor.
    Her zaman ellerim üşürdü, bugün içim üşüyor.
    Hasretin geldi, hayalin geldi, bak kokunda geliyor
    Bugün Yakup oldum bree hey, hey acıların kadını
    Sen nerdesin?

    Yalnızlığımı Arıyorum

    Zamanı geri alabilseydim; 25 yaşıma geri dönebilmeyi isterdim.Sevdiğim ilk insan, adını bile öğrenemediğim genç ile beraber olabilmek , babamın üzerimde baskı kurmamasını, beni o Cihat ile evlenmeye zorlamamasını , hayatımı bana vermesini isterdim ;ama olmadı babam kendine yapılanı bana yapmaktan geri kalmadı hayatımıda yanına alıp beni bu dünyada yalnız bırakıp gitti.
    Babam artık geri gelmeyecekti annemi de 5 yıl önce kanserden kaybetmiştim. Annesiz babasız bir başınaydım hayatta, benim için kararları kim verecekti, yemeği kim yapacaktı, ben bunların hiçbirini bilmiyordum ki bunlar nasıl yapılırdı.Hayat yalnızlığın yanında bunlarıda öğretecekti herhalde bana.Bir yıl sonunda nişanlandım Cihat ile evlendim
    Hayaım tek kişilik olmaktan çıktı sonunda .Cihatı sevmesemde onunla birlikte olmak bana mutluluk veriyordu. O ise benimle beraber olmak için zorlanıyormuşcasına benden kaçıyor, başbaşa kalmaktan korkuyor gibiydi.Belli bir süre benimle ilgilenmesi, beni fark etmesini bekledim ama dayanamadım. Bir sabah çok erken bir saatte dolabın önünde sessiz bir şekilde beni izlerken birden uyanıverdim.Sanki fark etmiş gibi uyandığımı anlayınca çekindi aynaya dönüp kravatını düzeltmeye başladı.Aramızda 12 yaş fark vardı. Cihat 38 yaşında olmasına rağmen 25 yaşındaki gibi genç ve yakışıklı duruyordu.Saçları simsiyah gözleri kahverengi alabildiğine parlaktı. En başta onu sevmeme rağmen ona aşık olmaya başlıyordum. Kravatıyla uğraşmayı bırakınca kapıya doğru yöneldi, arkasına bakmaya ,bana sarılıp anlımdan öpmeye utanıp odadan çıktı. Merdivenlerden gelen ayak sesi bana güç verdi, yataktan kalkıp hemencecik giyindim, koşarak arkasından yetiştim.Bana bunları yaptıran neydi bilemiyorum tek kişilik hayatım mı, sevgiye aç ruhum mu ?
    -Bir dakika
    Bu sözcükler ağzımdan süzülüverdi onu karşımda görünce.Vücudum bana karşı çıkıyor ellerime sahip olamıyordum. Kalbim hiç böyle atmamıştı aslında kalbimin attığını da o an hissetmiştim.
    Söylemek istediğim sözler vardı kelimelere dökülemeyen. Gözyaşlarım hiç durmayacakmışcasına akmaya başladı herhalde ben ağlıyordum. Yalnızlık sonunda bana bunu da yaptırmayı başarmıştı. Cihat karşımda hala bir buzdağı gibiydi. Sarılıp, ağlamayı boynunda devam ettirdim.
    Beni elinin tersiyle koltuğa ittirdi. Üç aydır ağzından bir çift söz duymadığım Cihat, sözleriyle beni yalnızlığın uçurumundan aşağıya itmeyi başarmıştı.
    Beni sevmiyormuş, benden nefret ediyormuş, hayatındaysa bir başkası varmış, eve geç geldiği zamanlarda onunla berabermiş.
    Bu sözler, işte bir kadını yaşamaktan nefret ettirebilecek sözlerdi.Onları da ben duymuştum sonunda.Hemen yukarıya çıkıp bavulumu topladım Yalnızlığıma doğru uzun bir yolculuğa çıktım.Şu an 70 yaşındayım ve hala yalnızlığımı arıyorum karanlık gecelerde


    Senden ayrılmadan; yani seni terk etmeden önce saçlarından bir tutam aldım, şimdi avuçlarımın içindeler. Hani ben ölmüştüm de sen bana sarılıp ağlamıştın da ben kıpırdayamamıştım , usul usul gel kollarıma sevdiğim kainatı kıskandırmadan gel ben seni işte böyle sevdim!”

    “ Vakit geldi Eski Toprak!”




  4. DR.MATRİX
    Devamlı Üye
    Yalnızlık Korkusu
    Sevdiğimiz eşyayı, dostları yada sevgiliyi.
    Sonunda yürekte kalan hep ayni duygu, hüzün
    Çünkü yitirilene alışmışızdır, sevmişizdir, bizimle olan beraberliği keyiflendirmiştir. Çünkü o beraberliğe değer vermişizdir.

    Ya o güzelliği yasarken; paylaşımı, keyfi, sevmeyi ve sevilmeyi birlikte hissederken

    Hep korkmaz miyiz? İçimizi en güzel anlarda bile hep sarmaz mı?
    Ya biterse? Ya yok olursa bu güzellik?; endişesi..

    Tabii ki bitecek. Yaşadığımız mutluluklar, hüzünler hep bitmedi mi?
    Hep yerine başka başka hüzünlere, mutluluklara bırakmadı mi?

    Gene ayni korkular, ayni endişeler

    Peki sahip olduğumuz güzellik için yitirme korkusuyla ağlamak niye? Kime? Ne için ? Biliyor musunuz?

    Dökülen göz yaşları sadece kendimiz için..
    O değere sahipken de, yitirdiğimizde de..
    Çünkü bizi asil korkutan YALNIZLIK..

    İçimizde hissettiğimiz o güzel duyguları uzunca bir süre tekrar yaşayamamak..

    Özlemek, özlenmek, sevmek, sevilmek, sım-sıkıca sarılmak,
    o bedenin canini, kanını hissetmek, sevişmek.. Hangisi kolay vazgeçilir hazlar ki?

    Biten aşklarda da, biten ömürde de yanaklarımıza dökülen gözyaşları hep kendimiz için.

    Çünkü merkez hep biziz, doymak bilmeyen egomuz..
    Ve o egoyu doyurabilmek, hoşnut kılabilmek için ne kadar çok çırpınır dururuz.

    Bizim sevdiklerimiz bizi muhakkak sevmeli, özlediklerimiz özlemeli,
    doğrularımız her zaman tek doğrudur.

    Ya yanımızda ki insan ? Onun egosu ? Arzuları, özlemleri veya usandıkları

    Ne kadar o sevdiğimiz insana karşı fedakarız?
    Vermeden neyi ne kadar alabiliriz ki?

    Bizler; hep ilişkilerimizde hesap kitap içinde değil miyiz ?
    Her zaman denge.. Verdiğimiz kadar alalım, aldığımız kadar verelim hesapları yapar dururuz.

    Sonuç YALNIZLIK .

    Peki bu kadar yalnızlıktan korkuyor, yaşanılan güzellikleri,
    paylaşımı bir daha yasayamamak endişesiyle kaybedeceğimiz
    değere ağlıyorsak niye bu kadar ince hesaplar.

    O değer bize mutluluk yerine hüzün, kargaşa yaşatıyorsa zaten vazgeçmeliyiz.

    Yok eğer yaşamın sıkıntılarından biraz da olsa bizi alıp mutluluk veriyorsa o zaman gözyaşı yerine biraz daha akilci olmak daha doğru değil mi?
    Sıkıca, hiç bitmeyecekmiş gibi o güzelliği, huzuru sonuna kadar yasamak varken neden korku??

    Bilirsiniz.. Anılarımızda öylesine anlamlı, mutlu anlar vardır ki, kimi zaman onca geçen yıllara değerdir. Tabii ki bu değerler karşılık bulduğunda daha da değer kazanacaktır.

    Eh iste o zaman bize biraz daha is düşüyor demektir. Daha çok özen
    Çünkü yasam içinde, ayni frekansı yakalamak o kadar zor ki

    Sevgiyi, özlemi birlikte yasamak doyumsuz bir hazdır.
    Artık o sevdiğin insan kendin olmuşsundur.
    Korursun, tıpkı kendini koruduğun gibi. Üzmekten, incitmekten korkarsın.
    Artık hesap, kitap yapılamaz. ; Daha çok vermek vermek istersin.
    Çünkü ego vererek de doyumu öğrenmiştir. Çünkü gönlünü ayna tutmuşsundur o sevgiliye. Çünkü yitirme korkusu askı ölümsüz kılar.

    Çünkü ayrılmanın da bir vahşi tadı var
    Öyle vahşi bir tat ki dayanılır gibi değil
    Çünkü ayrılık da sevdaya dahil Çünkü

    AYRILANLAR HALA SEVGILI..


    keşke ve bile
    hayat keşkelerle başlayıp keşkelerle bitiyor ama boşverelimki hayat ne olursa olsun devam ediyor.ama ki şunu unutmayalım birde bilelerimiz vardır bunuda şöyle tanımlaya biliriz.zaten keşkesiz ve bilesiz hayat olamaz. bir karanlık gecesi yürüyordum sahilde birisi bilmemki kim elini uzattı bana tutmamak için çabaladım.
    ama neyazıkki tuttum.sonra keşke tutmasaydım dedim. çünki ondan sonra başıma kötü bir olay geldi.yani keşkesiz bir hayat bazıları için iyi bazıları için ise kötüdür

    Üç Sarı Gül

    Süper markete alışveriş için girmemiştim aslında.. 37 yıllık kocamı kaybedeli bir hafta olmuştu ve bu dükkanda onunla ne tatlı anılarımız vardı..

    Ben alışveriş yaparken ortadan kaybolurdu. Nereye gittiğini bilirdim.. Elinde üç tane sarı gülle dönerdi hep..

    Rudy sarı gülleri çok sevdiğimi bilirdi. İçim hem sevgi hem hüzünle doluydu.. Birkaç şey alıp sepete attım..

    Tek kişi için alışveriş, iki kişiye alırkenden daha çok düşündürüyor insanı, nedense..

    Et reyonun önünde bifteklere bakıp, Rudy nin bunlara nasıl bayıldığını hatırlarken bir genç kadın geldi yanıma.. İnce uzun, güzel bir sarışındı.. Bir kocaman pirzola paketi aldı, sepetine attı.. Sonra durdu, düşündü, pirzolaları sepetten çıkarıp, tekrar rafa koydu.. Ona tebessüm ederek baktığımı fark etti aynı anda..

    "Kocam pirzolayı çok sever, ama bu fiyatla da alamam ki.. Bilemiyorum..

    " Dokunsalar ağlayacağım.. Mavi gözlerinin taa içine baktım. "Kocam sekiz gün önce öldü" dedim, sesimin titremesini kontrole çalışarak.. "Alın bu pirzolaları ve birlikte olduğunuz her anın hazzını yaşayın.."

    Başıyla evetledi.. Pirzolaları tekrar sepetine koydu ve yürüdü..

    Ben de süt, peynir reyonuna doğru gittim. Şimdi artık hangi büyüklükte süt almalıyım, diye düşünürken, bana doğru gelen yeşil elbiseye dikkat ettim. Oydu.. Sarışın kadın.. Yüzünde o güne dek rastlamadığım kadar güzel ve anlamlı bir tebessüm vardı.. Göz göze geldik..

    "Bunları size aldım" dedi.. "Kasaya vardığınızda, parasının ödendiğini göreceklerdir.." Uzandı, yanaklarımdan öptü ve.. Ve sepetime, uzun saplı üç sarı gül bıraktı..

    Ona ne yaptığını, bu güllerin benim için ne mana ifade ettiğini söylemek istedim, ama mümkün mü?.. Hıçkırıklara boğulur ve göz yaşlarım görmemi hızla engellerken, uzaklaştığını hayal meyal seçtim.. Sepetimdeki sarı güllere baktım.. Hem de üç taneydiler..

    Nerden biliyordu?..

    Birden anladım.. Bilmiyordu ki.. Dükkanda yalnız değildim.. Gözlerimde yaşlarla yukarı doğru baktım..

    "Rudy.." dedim.. "Rudy, beni unutmadın, beni hala bırakmadın değil mi?.." Rudy, gene benimle gelmişti alışverişe.. Bu sarışın kadın onun perisiydi..

    "Ağlamak güzeldir.. Süzülürken yaşlar gözünden, Sakın utanma.." Aynen öyle..

    Geliyorsa içinizden aldırmayın.. Ben de öyküyü çevirirken ağladım zaten.. En iyi ağlamayı en çok sevenler bilir!..

  5. DR.MATRİX
    Devamlı Üye
    Ben sana git diyemem

    Yanımda ol dedikçe
    Duydukça yüreğimde
    Uygarlık kargaşasını aşıp
    Sevimli kasabalar halinde
    Denizini,
    Olta iplerini
    Ve çekingen bedenini
    Alarak geliyorsun

    Ben sana git diyemem
    Ayaklarına gölgelerimi asıp
    Saçlarına vurgunca dokunan
    Güneş ışıklarına
    Demir döküp
    Dudakların kadar ateş içinde
    Kalıncaya kadar bedenim;
    Kış mevsimi de başlayıp
    Donmayınca balıklar
    Ben sana git diyemem


    Ben Hüzün Denizinin Ortasında Bir Ada



    Yalnızlığı bilirim anlatmana gerek yok
    Toplasan da çıkarsan da sonunda tek kalırsın
    Gece soğuk, gece sessiz, şafağa saatler kala
    Ben hüzün denizinin ortasında bir ada.

    Hasret nedir bilirim tarifine gerek yok
    Paylaşmayı tattığım saatler yetmez bana
    Yaşanmış geçmişimi taşıyorken yarınlara
    Ben hüzün denizinin ortasında bir ada.

    Sevgi nedir bilirim yaşamama gerek yok
    Aşk taşar gözlerimden karışır yağmurlara
    Umudumu haykırırken yüksek uçan kuşlara
    Ben hüzün denizinin ortasında bir ada


    SENSİZ


    Yağmurun tadı yok sensiz
    Ne kış ne bahar
    Mehtap bile inek gibi bakar
    Mavi bir boşluk deniz.
    Tadı kalmadı şarkıların
    İçki kadehi soğuk
    Dün , bugün , yarın
    Manasız donuk
    Sen olsaydın eğer
    Seninle gelseydi yağmur
    Kar , tipi , çamur
    Koymazdı bu kadar .
    Mehtap göz kırpardı tatlı tatlı
    Zeki ve çapkın
    Ses ve ışık dolardı deniz
    Dalgalar cana yakın .
    Varsın bağırsın sarhoşlar , satıcılar
    Kar kış kıyamet kopsun
    Bahar canı isterse olsun
    Akşam da olmayaydı sabahta
    Beraberdik sevapta , beraberdik günahta
    Yağmurun tadı yok sensiz
    Ne kış ne bahar
    Mehtap bile inek gibi bakar ,
    Mavi bir boşluk deniz


    ÇOK UZAKLARDAN SANA

    Gün gelecek tek kalacaksın
    Birkaç mısra doldururken
    Birden gözlerin dolacak amansız
    Aynanın karşısındaki yüz utanacak senden.
    Işte o zaman,
    Hayata en büyük mücadeleni vereceksin.
    Her çırpınışta yavaş yavaş dibe doğru ineceksin.
    Göreceksin,
    Vicdanın yureğini saracak, inleyeceksin.
    Içtiğim her sigara,
    Duman duman haykıracak beni sana.
    Sana verdiğim kara gül mutlaka anlatacaktır beni sana
    Ve vakit geçtikçe gözlerin iflaz edecek.
    Birden bir huzur dolacak içine
    Süzülürcesine yükseldiğini hissedeceksin.
    Minik bir tebessüm gülü açacak yüzünde.
    Sevineceksin.
    Aniden gözünü açıp göreceksin
    Yanımdasın, cennettesin.


Konu Kapatılmıştır


ayrılamıyorum bitiremiyorum sözleri,  ayrılamıyorum bitiremiyorum şiir sözleri,  ayrilamiyorum... bitiremiyorum sözleri,  ayrılamıyorum bitiremiyorum şiirinin sözleri,  ayrilamiyorum bitiremiyorum sözleri,  ayrilamıyorum bitiremiyorum sözleri