+ Yorum Gönder
Dünya Tarihi ve Barışlar ve Savaşlar Forumunda Truva Savaşları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Truva Savaşları








    Truva Savaşları

    Truva Savaşları ilgili bilgi


    Başlıklar halinde Truva Savaşı'nın çıkış nedeni, savaşın ayrıntıları ve savaş sonrasına ait detaylı bilgiler

    Truva nerede?
    Truva (Troia, Troy, İlion, İlias ya da İlium), Küçük Asya (Asia Minor) denen Anadolu'nun kuzeybatısındaki Troas bölgesinde bir sırtın üzerinde, Çanakkale'nin 30 km. kadar uzağındaki Hisarlık Tepesi üzerinde, dokuz kere yıkılıp yeniden kurulmuş olan bir şehirdir. Truva, deniz baskınlarından korunacak kadar içeride olmasına karşılık, Hellespontos (Çanakkale) ile Karadeniz'i bağlayan ticaret yollarına egemen olacak kadar da denize yakın bulunduğundan yeri oldukça önemliydi. 1873 yılında Alman arkeolog Schliemann'ın kazılarına başladığı güne kadar yeri hakkında türlü söylentiler vardı. Schliemann'ın kazılarına sonradan arkeolog Dörpfeld devam etti. Her yıkılışında yeniden yapılmış olan ticaret kentinde 9 tabaka ortaya çıkarıldı. Homeros'un Yunanlılar tarafından işgal edilip yakıp yıkıldığını anlattığı İliyada destanındaki Truva, İ.Ö. 15-12. yüzyıla ait olan 6. tabakadır.

    Efsanelere göre şehri ilk kuran Trak'lardır. Bunlar İsa'dan önce 3000 yıllarında Boğazlar yolu ile Anadolu'ya geldiler ve Çanakkale dolaylarını dolaştırlar. Sonra o zamanlar deniz kıyısındaki Hisarlık Tepesini şehir yapmaya elverişli buldular ve ilk Truva şehrini orada kurdular. Başka efsanelere göre şehir bilinmeyen bir zamanda kim olduğu bilinmeyen Tros (veya Dardanos) adlı kral tarafından kuruluyor. İlk şehir tahminen taş devrinin sonlarında, son şehir ise Romalılar tarafından yapılmıştır. 6. şehrin etrafındaki surlar efsanelere göre eski Truva kralı Laomedon tarafından Tanrılara (Poseidon ve Apollon) yaptırıldığından çok sağlam ve kalındır. Truva şehri bu yüzden o zamanlar hiç alınamaz olarak bilinirdi. Ama Truva'nın ilk krallarından Laomedon, Herakles'i kızdırdığından Herakles, Akhilleus'un babası Peleus'un kardeşi Telamon'la birlikte bir ordu toplayıp tam bir günde Truva'yı zaptetmişti. Bu olay, Agamemnon komutasındaki kuşatmadan 50 yıl kadar önce olmuştu. Herakles, Laomedon'un bütün çocuklarını en küçükleri Podarkes hariç öldürdü. Herakles çocuk Podarkes'e (Priamos) bütün Truva'yı ve civarını emanet etti. O da yavaş yavaş bütün bölgeye, Asya kıyılarındaki adalara kadar yayıldı. İlk olarak Arisbe, ikinci olarak Hekabe ile evlendi. Herakles ganimet olarak yanına aldığı Laomedon'un kızı ve Priamos'un kızkardeşi Hesione'yi Telamon'a verdi. Sonra da Hesione'yi de Telamon'la evlendirdi. Herakles, Hesione'ye düğün hediyesi olarak ne isterse vereceğini söyleyince, o da kardeşi Podarkes'i tutsaklar arasından seçti. Bu seçim karşısında tebessüm eden Herakles, Podarkes'i ancak sembolik bir fiyata satabileceğini söyledi. Bunun üzerine Hesione, tülünü çıkarıp çocuğun fidyesi olarak verdi. Podarkes'in yeni adı satın almak anlamında böylece Priamos (satılmış) oldu.

    Truvalılar, ticaret gemileri ile kara, Marmara ve Ege Denizinde ticaret yaparak çok zengin olmuşlardı. Çanakkale Boğazının, Ege Denizinin giriş kapısında olduğundan aynı zamanda boğazı da kontrol altına almışlardır. Halbuki bu sırada Minos devleti, Akha'lar tarafından yıkılmış, Ege Denizi ticareti ve Çanakkale boğazı bunlar tarafından ele geçirilmek istenmiştir. İşte bu rekabet yüzünden Truvalılar ile Akha'lar arasında hep bir sürtüşme olmuştur.



    TRUVA SAVAŞI NASIL ÇIKTI?

    1. Truva Savaşı'ndan çok önce Theseus ve Trithos'un suya düşen evlilik planları
    Dünya'nın en güzel kadını Zeus ile Leda'nın kızları, Kastor ile Polluks'un kardeşi olan Helena idi ve güzelliği hem tanrısal hem de dillere destandı. Atina'lı savaşçılar Pirithous (Peirithous) ve Theseus, Zeus'un kızları Persephone ve Helena'yla evlenmek istediler. İkisi ilk önce o zamanlar 10 yaşında olan Helena'yı kaçırıp Theseus'un annesi Aithra'ya bıraktılar. Daha sonra da Persephone'yi kaçırmak üzere yeraltında bulunan ölüler ülkesine gittiler. Tanrı Hades onları güleryüzle karşıladı ve güzel bir ziyafet tertipledi. Yemeğe oturduklarında ise bir çok yılan gelip bu ikisinin ellerine kollarına sarılarak etkisiz duruma geldiler. Helena ise kardeşleri Kastor ve Pollusk tarafından kurtarıldı ve Sparta'daki evlerine götürüldü. Theseus ve Pirithous uzun süre orada tutsak kaldılar. Herakles gelip Theseus'un bağışlanmasını istedi ve onu kurtardı, Pirithous'a ise yardım etmedi.

    2. Helena'nın talipleri ve babasının zor durumu
    Helena evlilik çağına geldiğinde ise dünyanın her yerinden krallar ve prensler olmak üzere pekçok talibi oldu. Helena'nın üvey babası Tyndareos ise tüm bu istekler karşısında kararsız kalmıştı. Evlenmede en isteklilerin başında Odysseus, Menestheus, Telamon'un oğulları Büyük Aias (Ajax) ve Telamon'un oğlu Teukros (Teucer), bir zamanlar bir Argos denizcisi olan Menoetius'un oğlu ve Kheiron tarafından Akhilleus'la birlikte büyümüş Patroklos, İdomeneus ve Agamemnon geliyordu. Sparta kralı Tyndareos'a kızıyla evlenmek için gelen adayların getirdikleri hediyeleri artık koyacak yer kalmamıştı. Adayların içinde tek hediye vermeyen ise Odysseus'tu. Kral hem adayları kırmak istemiyor hem de kızını hiçbirisine vermiyordu. Bu yüzden, evlenme isteğiyle Sparta'ya gelen kral ve prensleri de kovamıyordu. Çünkü, bir savaş çıkmasından korkuyordu. Odysseus, adayların çokluğundan ve getirdikleri hediyelerin büyüklüğünden ürkerek, Helena'nın babasının kardeşi İkarios'un (İcarus) kızı Penelopeia'ya talip olmaya karar verdi ve onunla evlenme isteğini babasına iletti. Helena'nın babasına da yardım etmek istedi ve uygun bir anda araya girerek bir teklifte bulundu. Helena'nın kocasını, Helena kendisi seçecekti ve diğer krallar ve prensler, Helena kimi damat seçerse seçsin, itiraz etmeyeceklerdi. Gelecekte herhangi bir sorun başgösterdiğinde tüm adaylar seçileni birleşerek koruyacak ve kollayacaktı. Bunu sağlamak için de, hepsi, damat seçildikten sonra bir bağlılık yemini edip ülkelerine döneceklerdi. Tyndareos, Odysseus'un fikrini sevdi. Durum Helena'ya anlatıldı ve o da, tüm Sparta'nın kraliçesi olmak istediğinden, kral Agamemnon'un kardeşi Menelaos'u kendine koca olarak seçti. İkarios, kral Agamemnon'un kardeşi Menelaos'u damat olarak ilân etti ve tüm prensleri ve kralları bağlılık yemini etmeye çağırdı. Toplu olarak kılıçlarının ve şereflerinin üzerine, Odysseus dahil olmak üzere yemin ettiler. Böylece, Zeus'un kızı Helena, Menelaos'la evlendi ve hiç kavga çıkmadı. Helena'nın erkek kardeşleri Kastor ile Polluks öldüklerinden, kral Tyndareos'un ölümünden sonra Menelaos Sparta'nın tartışmasız kralı, Helena ise kraliçesi oldu.

    3. Hekabe'nin Rüyası
    Truva şehrinin Priamos isminde onikisi kız, elli çocuk babası bir kralı vardı. Priamos, Laomedon'un sağ kalan tek oğluydu. Diğerlerini Herakles öldürmüştü. Pek çok cariyesi ve sevdiği eşiyle mutlu olan Priamos'un ilk oğlu Hektor, ikincisi de Paris'ti. Priamos'un karısı Paris'e hamile olduğu bir gece Hekabe, tuhaf bir rüya gördü. Doğumu yaklaşan Hekabe rüyasında bir çocuk yerine bir meşale doğurduğunu, meşalenin alevlerinin Truva şehrini yakıp kül ettiğini gördü. Hekabe, sabah rüyasını kocası Priamos'a anlattı. Kâhin Aisakos başta olmak üzere tüm kâhinlerin bu çocuk ileride Truva'nın yıkılmasına sebep olacak diye kralı uyarmasıyla, çocuk doğar doğmaz Priamos'un izniyle yokedilmesi için güvendikleri Agelaos ismindeki bir uşağa verildi. Fakat uşak bu güzel erkek bebeği öldürmek yerine İda Dağı'nın (Kazdağı) yamacında bir derenin kenarına bırakıp saraya döndü. Bebeği bir dişi ayı buldu ve onu 5 gün süreyle emzirdi. Sonra Agelaos bebeği bıraktığı yere geri döndü. Bebeği hâlâ hayatta görünce onu tarlasına götürdü ve onu evlat edinip büyütmeye karar verdi. Çocuğa Paris adını verdi. Paris büyüdü ve çok yakışıklı bir delikanlı oldu. İda Dağında (Kaz Dağı) çobanlık yapmaya başladı. İda Dağındaki çobanlar arasında iyi bir koruyucu ve saygı gören birisi oldu.

    4. Peleus ile Thetis'in düğünü
    Olympos'lular kavga ve nifak tanrıçası olan Eris'ten hiç hoşlanmazlar, verdikleri şölenlere onu pek çağırmazlardı. Savaş tanrısı Ares'in kızkardeşi ve Hera'nın kanatlı kızı Eris, bu yüzden günün birinde öc alacağına yemin etmişti. Sonunda o gün geldi çattı. Kral Peleus (Akhilleus'un babası) ile nereidlerden (su perileri) Thetis Tesalya'daki Pelion Dağı'nın tepesinde evleniyorlardı. Musalar şarkılarını söylerken, yarısı at yarısı insan olan efsanevi bilgin, doktor ve eğitmen kentauros Kheiron, düğün hediyesi olarak yakın arkadaşı Peleus'a, daha sonra Akhilleus tarafından Truva'da kullanılacak dişbudak ağacından özel yapım bir mızrak hediye etti. Kül rengindeki bu mızrağı Zeus'un kızı Athena cilalamış, ucundaki bronz sivri kısmı ise Hephaistos yapmıştı. Denizler tanrısı Poseidon da düğün hediyesi olarak batı rüzgârı ölümsüz Zephyros'un iki tayını hediye etti. Thetis'in arkadaşları horalar altın tepsilerde yemekler sunarken, Thetis'in babası ihtiyar Nereus kızını izliyordu. Düğüne ölümsüzler ve bütün ölümlüler çağırılmıştı ve bir tanrıça olup, ölümsüz olduğu halde Eris davet edilmemişti. Kavga ve nifak tanrıçası duruma kızdı ve altın bir elmanın üzerine En güzel kadına yazarak şölene gitti. Niyeti, tanınmasın diye kıyafetini değiştirerek davetliler arasına karışmaktı. Ama Hermes onu tanıdı ve Zeus'un emrini hatırlatarak içeri girmesine izin vermedi. Eris, Hermes'in kendisini aşağılayıcı sözlerine kızarak kapıdan elmayı, Zeus'un oturduğu yere doğru, konukların arasına orta yere En güzele diyerek atıverdi. Bütün tanrıçalar elmaya sahip olmak istediler fakat sonra adaylar elene elene üçe indi. Hera, Aphrodite ve Athena. Onlar da kararı Zeus'un vermesini istediler. Zeus zor durumda olduğunu anladı. Athena öz kızıydı, Hera eşiydi ve Aphodite ise güzelliği herkes tarafından kabul edilen bir tanrıçaydı. Zeus bu zor görevi İda Dağında çobanlık yapan Paris'e yıktı. Çünkü, kehanete göre Paris, yazgısı gereği, Truva'yı felakete sürükleyecek savaşı başlatacak kişiydi.

    5. Paris'in hakem seçilmesi
    Bir adı da Alexandros olan Paris, İda Dağında (Kaz Dağı) çobanlık yapmaya devam ediyordu. Zeus elçi olarak Hermes'i görevlendirdi. Hermes ve üç tanrıça altın elmayı da yanlarına alarak İda Dağına giderek Paris'i buldular. O sırada Paris, uçurumlarla dolu İda Dağı yüksekliklerinde çam ve ladin ormanları arasındaydı. Sonra durup dururken yerleri titreten korkunç adımlar duydu ve korktu. Gelen elinde asasıyla, tanrıların habercisi Hermes'ti. Arkasından da Paris'in hiç o ana kadar görmediği zariflikte 3 bayan geldiler. Hermes Paris'e durumu anlattı. Paris, kararı kendisinin vereceğini öğrenince ilk önce çok şaşırdı. Sonra da korkudan kaçmaya kalktı. Hermes, Zeus'un adına bu seçimi yapması gerektiğini sakince konuşarak onu ikna etti. Tanrıçalar Paris'i etkileri altına almak için türlü kandırmacalar yaptılar, onu ikna etmeye çalıştılar. Paris kulübesine girerek tek tek içeri gelin dedi. Her birisi sırayla çıplak olarak Paris'in kulübesine girerek vaadlerini söyleyeceklerdi. İlk önce içeriye Hera girdi ve beni seçersen Avrupa ile Asya'nın tek kralı yapacağım, söyleyeceğin her söz kanun olacaktır dedi. Hera dışarıya çıktı, içeriye Athena girdi ve beni seçersen bir bilgin olursun ve ayrıca girdiğin bütün savaşlarda sürekli zafer senin olacak, her türlü savaşta, dövüşte üstün olacaksın, işte sana sonsuza kadar unutulmayacak bir şöhret dedi. Nihayet Aphrodite ise beni seçersen sana dünyanın en güzel kadınının aşkını veririm, o da Sparta'daki Zeus'un kızı olup, efsanevi güzelliğiyle dillere destan, meşhur Helena'dır dedi ve ekledi: Sana tüm kadınları etkilemeni sağlayacak olan büyülü kemeri de hediye ediyorum diyerek Paris'in beline kemerini takıverdi. Paris altın elmayı Hera'nın elinden alıp, üçünün de dışarıda beklemesini rica etti. Altın elma elinde bir süre düşündükten sonra dışarıya çıktı. Bir süre daha düşündükten sonra altın elmayı Aphrodit'e uzatıverdi. Hermes şaşırdı. Athena ve Hera bu duruma kızdılar ama o an belli etmeyerek ayrıldılar. Daha sonra Truva savaşının ilerleyen safhalarında Zeus'un eşi olan Hera bunun intikamını almak için Truvalılara karşı olacak ve ara ara Zeus'un dikkatini başka yerlere çekerek ya da onu uyutarak Truvalıların başarısız olmalarını sağlayacak, Athena ise savaş sırasında desteğini yunanlılardan tarafa koyacak ve Akha ordusuna yapacağı türlü yardımlarla Truvalıların işini zorlaştıracaktı. Ayrıca Zeus, dünya üzerinde insanların çok fazla çoğaldıklarını düşündüğünden, uzun sürecek büyük bir savaş sayesinde, sayının azalacağını planladığından, böyle bir savaşı zaten destekliyordu. Hera başta olmak üzere, Apollon, Poseidon, Athena ve diğer Olympos tanrıları, Truva Savaşı'nda kimisi Truvalıları kimisi Yunanlıları destekleyerek, kendilerine yeni bir eğlence bulacaklardı. Olan Anadolu'nun topraklarına akan kanların ölümlü masum sahiplerine olacaktı.

    6. Paris'in nehir tanrısının kızıyla evlenmesi
    Paris, başından geçen bu gerilimli tecrübeden sonra, Hermes'in onu cesaretlendirmesiyle sakinleşti. Hermes ve tanrıçalar oradan ayrıldıktan sonra Paris eski hayatını yaşamaya devam etti. Arzuladığı Aphodite onu sık sık ziyaret ediyordu. Paris, Aphodite'i arzuladıysa da Aphodite ona yüz vermedi. Paris, bunun üzerine Oinone isminde bir bakireyle evlendi.

    7. Paris, Truva'daki yarışmalara katılıyor
    Eşiyle, gözlerden uzak, sürüleriyle mutlu bir hayat sürerken o güne kadar adımını bile atmadığı Truva şehrinde düzenlenen şenlik oyunlarına katılmaya karar verdi. Çünkü şehrin kralı Priamos, yarışmaların birincisine sürüleri arasındaki en büyük boğayı verecekti.

    8. Paris'in kimliği açığa çıkıyor
    Yarışmalara katılan Paris, Aphodite'nin de desteğiyle tüm yarışmalarda büyük başarı elde etti. Ağabeyi Hektor'a bile üstün gelmesine kendi de şaşırdı. Tabii Paris, yarışmalardaki yarıştıklarının arasında kardeşlerinin olduklarını bilmiyordu. Birinci gelenin kendi kardeşi olduklarından habersiz diğerleri yarışma sonrası Paris'in peşinden ayrılmadılar ve türlü eğlencelerle bu zaferi kutladılar. Ama, Priamos'un geleceği görme özelliği olan kâhin kızı Kassandra, delikanlıyı bir zamanlar terkedilmiş kardeşi olduğu olarak tanıdı ve gidip durumu krala ve Hekabe'ye anlattı. Priamos ve Hekabe, yıllar sonra Paris'i görmenin heyecanıyla kehaneti unuttular ve herkese oğullarını tanıttılar. Paris, bir süre sarayda kaldıktan sonra Oinone'yi özleyerek evine döndü. Priamos onlara İda Dağında çok gösterişli bir ev yaptırdı. Sonra onu kraliyet ile ilgili sorumluluklarını üstlenmesi amacıyla şehre geri çağırdılar.

    9. Paris, babasının kızkardeşini geri getirme görevini alıyor
    Paris'in şehirde bulunduğu bir sırada Priamos, kızkardeşi Hesione'ye duyduğu özlemi ve onun mutlu olup olmadığını merak ettiğini söyledi. Çünkü, yıllar önce Herakles Truva'yı Telamon'la kuşatıp şehri ele geçirdiğinde Herakles, Priamos'un kızkardeşi Hesione'yi eş olarak Telamon'a vermişti. Telamon Hesione'yi alarak Sparta'ya gitmiş ve onu Salamis'in kraliçesi yapmıştı. Babasının kızkardeşini çok özlediğini gören Paris, ne yapabileceğini düşünürken Aphrodite ona kendisine yardım edebileceğini söyledi. Bunun üzerine Paris babasına eğer kendisine bir donanma verirse Hesione'yi alıp getireceğini vaad ediverdi. Paris, bu kararı alırken tüm ümidini Aphodite'in desteğine bağlamıştı. Afrodite'i sürekli olarak Paris'in yanında gören Priamos, Paris'in Hesione'yi geri getirebileceğine inanmaya başladı. Priamos'un oğullarından kâhin Helenos, eğer Paris Truva'ya sefer dönüşü bir kadın getirirse, getirdiği kadının Truva'nın sonu olacağını söyledi. Priamos'un kızı Kassandra'nın da aynı şeyleri söylemesi akılları karıştırdı. Priamos yıllarca Hesione'yi geri istemek için Sparta'ya elçiler göndermiş ama hepsi utançla geri dönmüştü. Priamos, Hesione'yi ancak Paris'in getirebileceğine inandığından donanmayı halkın itirazlarına rağmen Paris'in emrine verdi.

    10. Hesione'yi geri getirmek için ordu toplanıyor
    Priamos, İda Dağı'nın meşelerinden savaş gemileri yaptırdı ve Hektor'u Frigya, Paris'le Deiphobos'u ise Paionia'ya yedek ordular toplamaya gönderdi. Truva şehrinde de büyük bir seferberlikle eli silah tutanlardan gösterişli bir ordu meydana getirildi. Priamos, ordunun komutanlığını Hektor yerine Paris'e verdi.

    11. Donanma denize açılıyor
    Donanma denize açılınca ilk olarak Yunanistan'ın en güneyinde bulunan Kythera Adasına (Kythira) doğru yola çıktılar. Yolda Menelaos'un gemisine rastladılar. Menelaos, krallığını sevgili eşi Helena'ya emanet edip Nestor'u almak üzere yola çıkmıştı. Her iki taraf birbirlerinin gösterişli gemilerine bakıp hayran oldular ama birbirlerini henüz tanımadıklarından geçip gittiler. Truva donanması Kythera adasına vardı. Paris'in planı şuydu: Donanma Kythera Adası'nda kalacak, kendisi Sparta'ya gidip Hesione'yi isteyecek, eğer vermezlerse Kythera Adası'na dönüp bu sefer tüm güçleriyle Sparta'ya saldıracaklardı. Paris, Sparta'ya gitmeden önce Kythera'daki meşhur Artemis tapınağını ziyaret edip, Artemis ve Aphodite için bir kurban kesip, onlara adamayı düşünüyordu. Bu amaçla uygun bir adak aramaya koyuldu.

    12. Paris Helena'yı ilk defa görüyor
    Kythera Adası sakinleri kendilerini ziyaret eden gösterişli donanmayı Sparta'da kocasının sorumluluklarını üstlenen Helena'ya bildirdiler. Kraliçe henüz bir yaşına gelmemiş kızı Hermione'yle birlikte sarayda sıkıntılı zaman geçiriyor, kocası Menelaos'un dönüşünü bekliyordu. Kythera adasındaki donanmayla ilgili söylenenler kulaklarına çalınıyor, donanmanın başındaki prensin yakışıklılığıyla anlatılanları da abartılı buluyordu. Aphodite'nin uzaktan etkisi sayesinde Helena, donanmanın başındaki prensle ilgili merakını gidermenin yolunu aradı durdu. Sonunda, adadaki Artemis tapınağına kutsal bir adak adama bahanesiyle Sparta'yı ufak bir donanmayla terk etti ve Kythera Adası'na geldi. Helena ada halkı tarafından kraliçelere özgü bir şekilde karşılandı. Bu sırada Paris, Artemis tapınağında adağını sunmak üzere kestiriyordu. Helena, Artemis tapınağına Paris'in adak merasiminin tam bitiminde girdi. Dua eden Paris, Helena'yı görünce havadaki elleri iki yana düştü. Paris, olağanüstü güzellikteki bu kadını bir tanrıça sandı. Hatta kılık değiştirmiş şekildeki Aphodite olduğunu düşündü. Sparta kralının eşinin güzelliğini duymuştu ama bu karşısındaki kadının duyduğu tasvirlerden kat kat daha güzel olması Paris'i şaşkınlıktan dondurdu. Aphodite'nin araya girip Paris'e kadının kimliğini fısıldamasıyla kendine geldi. Paris, Aphodite'nin kendisine söz verdiği dünyanın en güzel kızının bir bakire olacağını düşünmüştü. Kendisine vaad edilen, dünyanın en güzel kadınının Menelaos'un karısı Helena olduğunu idrak etmesiyle kendine geldi. Ama Paris, kadının güzelliklerine bakarken donanmasını, babasına verdiği sözü, Oinone'sini ve herşeyi unuttu. Aphodite'nin Paris'in çekiciliğini arttırmasıyla Helena da Paris'ten etkilendi ama kutsal bir tapınakta bulunduklarından aralarında bakışmaktan başka birşey olmadı. Helena, merakını gidermiş olarak Sparta'ya geri döndü ama Paris'in yüzünü hiç aklından çıkaramadı. Bu yüzden, Pylos'a giderek kocasının bir an önce dönmesi için dua etmeye başladı








  2. Acil

    Truva Savaşları isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder