+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Bilgi Arşivi Forumunda Bilişsel gelişimin diğer gelişim alanlarına etkisi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Bilişsel gelişimin diğer gelişim alanlarına etkisi








    Bilişsel gelişimin diğer gelişim alanlarına etkisi var mıdır. Bilişsel gelişimin diğer gelişim alanları ile nasıl bir alakası vardır bana Bilişsel gelişimin diğer gelişim alanları ile olan bağlantısı konusunda bilgi verebilir misiniz?







  2. Asel
    Bayan Üye





    Bilişsel gelişimin diğer gelişim alanlarına etkisi

    Bilişsel gelişimin diğer gelişim alanlarına etkisi hakkında bilgi


    Bilişsel gelişimi etkileyen ilkeleri de şöyle belirlemektedir.
    01.(1) Olgunlaşma;
    02.(2) Yaşantı;
    03.(3) Uyum;
    04.(4) Örgütleme
    05.(5) Dengeleme

    İnsan yavrusu, bir takım davranış biçimlerini kalıtımla hazır olarak getirmeseydi, karmaşık, bir organizma haline nasıl gelebilirdi? İnsan yavrusu, çok sayıda refleksle doğar. Bu refleksler, çevresine uyum sağlamasına yardım eder. Çevresindeki dünya ile ilgili hiçbir yaşantıya sahip olmayan bebeğin davranışlarını refleksler yönlendirir. Ancak bebek, biyolojik olarak olgunlaştıkça ve çevresi ile etkileşimleri sonucu yaşantı kazandıkça, refleksler değişikliğe uğrar. Refleksler, çocuğun çevresine uyum sağlamasına yardım konusunda yerlerini, bilinçli, karmaşık hareketlere bırakırlar.

    Burada önemli olan nokta; bilişsel gelişim de ilerleme olabilmesi için organizmanın biyolojik olgunluğa erişmesi ve çevresiyle etkileşimleri sonucu yaşantı kazanması gerektiğidir. Olgunlaşma daha çok fiziksel gelişimi ifade eder. Kişinin bedensel açıdan gelişmesi demektir. Olgunlaşmanın zihin gelişimi üzerindeki etkisi daha çok yoksunluk durumunda ortaya çıkar. Başka bir deyişle, kişi olgunlaşmamış olduğu zaman zihin gelişimi gecikir. Veya erken olgunlaşma denen durumda da zihin gelişimi ile olgunlaşma arasındaki bağlantıyı görmek mümkündür. Kısaca, kişi olgunlaştıkça zihin gelişimi de ilerler.

    Örneğin, dil öğrenme gibi. Yeterli fiziksel olgunlaşma meydana gelmeden dil gelişimi gerçekleştirilemez. Fiziksel olarak olgunlaşma özellikle, merkezi sinir sisteminin olgunlaşmasıyla ilişkilidir. Bilişsel gelişim, olgunlaşma ve yaşantı kazanma arasındaki sürekli etkileşimin bir ürünüdür (Senemoğlu 2005, Bacanlı 2006, Aydın 2006).

    Zihin gelişimi kişinin geçirdiği yaşantılarla artabilir. Özellikle yaşantı zenginliği kişinin zihin gelişimini de artırır. Bu faktör diğerlerine göre insanın müdahalesine en uygun olan faktördür. Aslında gündelik hayatta çocuğuna oyuncak alan anne babalar, ona yaşantı zenginliği sağlamaya, böylece zihin gelişimine yardımcı olmaya çalışmaktadır. Aslında bir taraftan da en çok tartışılan faktör yaşantı olmaktadır. “Çocuğun nesnel olarak elinde bulunan oyuncaklar mı hayali benzetmeler mi daha etkilidir” sorusuna henüz üzerinde uzlaşılmış bir cevap verilememiştir. Ancak, genel olarak yaşantı zenginliğinin zihin gelişimini etkilediği kabul edilmektedir (Bacanlı 2006).

    Piaget’ye göre yaşam “sürekli olarak, giderek karmaşıklaşan formların yaratılması ve bu formların, giderek karmaşıklaşan formların yaratılması ve bu formların, giderek çevreyle dengelenmesi”dir. Inhelder ve Piaget’ye göre; insanlar çevreyle etkileşimde bulunarak, bu etkileşimden o anki ilgilerine göre anlamlar çıkarıp şemalar oluşturarak ve bilgiyi işleyerek öğrenir. Çevreyle etkileşim, onu kavramak, kontrol etmek önemlidir. Çünkü çevreye uyum sağlamaya çalışırız. Bunu yaparken, belli şeyleri yaparken hangi uyaranların kullanılacağını ve yaptığımızın sonuçlarının neler olabileceğini öğreniriz. Örneğin, bir çocuk salıncağa binmek istiyorsa oraya nasıl çıkabileceğini araştırır. Salıncağın altına yatmaya çalışmaz, salıncağa tırmanmaya çalışır. Sonunda da bu çabanın neye yol açtığını öğrenir. Burada, yaparak öğrenme gerçekleşmiş olur.

    Bu durum düşünme yolları farklı da olsa, hem çocuklar hem yetişkinler için geçerlidir. Ayrıca, “düşünmenin ana işlevleri” olan “örgütleme” ve “uyum” da bütün organizmalar da aynıdır. Aslında örgütleme ve uyum bir mekanizmanın birbirini tamamlayan iki sürecidir. Bu sürecin içsel yönünü örgütleme, dışsal yönünü uyum oluşturur (Ün Açıkgöz 2005).

    Piaget’nin, bilişsel gelişim de olduğu kadar, diğer gelişim alanlarında da etkili olduğuna inandığı diğer bir ilke de uyumdur. Organizmanın çevreye uyum yeteneği, kuşkusuz tüm canlılar için ortak bir özelliktir ve Piaget’nin de bilişsel gelişimi açıklamasında temel bir kavramdır. Piaget, bilişsel gelişimi, dünyayı öğrenme yolunda bir denge, dengesizlik, yeni bir denge süreci olarak görmektedir. Diğer bir deyişle, alt düzeydeki bir dengeden, üst düzeydeki bir dengeye ilerleme, olarak tanımlamaktadır. Bu dengelenme sürecinin kesintisiz işleyebilmesi ise karşılaşılan yeni obje, durum ve varlıklara uyum sağlamayı gerektirir (Senemoğlu 2005).

    Uyum ilkesine ek olarak Piaget’nin bilişsel gelişimle ilgili gördüğü diğer bir biyolojik ilke de, organizmanın örgütleme eğiliminde olduğudur. Her bir uyum hareketi, organize edilmiş bir davranışın parçasıdır. Tüm etkinlikler koordinelidir. Uyum davranışı, örgütlenmiş bir sistemin, örgütlenmiş bir etkinliğin parçası içinde yer aldığı için düzenlidir. Örgütleme, sistemin düzenini koruyucu ve geliştiricidir.

    Örneğin, biyolojik olarak, pankreas, gerekli miktarda insulin salgılayarak kandaki şekeri düşürür. Burada dolaşım sistemi ile iç salgı bezleri, vücudun dengesini korumak için organize edilmiş (örgütlenmiş) etkili bir sistem için koordineli olarak çalışır. Ancak bu koordinasyon ya da organizasyon, organizmanın diğer biyolojik fonksiyonlarından bağımsız değildir. Tüm organizmanın bir parçası olarak da işlevlerini yerine getirirler (Senemoğlu 2005).

    Benzer olarak organizmanın bu örgütleme eğilimi, bilişsel gelişime de uygulanabilir.

    Örneğin, yenidoğan bebeğin nesneleri yakaladığını, emdiğini gözleyebilirsiniz. Ancak, bu etkinlikler, başlangıçta koordineli değildir. Birkaç koordinesiz yakalama ve emme etkinliğinden sonra artık, istediği nesneyi düzgün olarak yakalayıp emme davranışını gösterebilir. Böylece düzensiz etkinliklerden organize edilmiş etkinliklere doğru bir ilerleme görülür. Örnekte de görüldüğü gibi, organizma çevreye uyum sağlama, uyumu da bir organizasyon (örgütlenme) içinde gösterme eğilimindedir (Senemoğlu 2005).

    Piaget’ye göre uyum ve organizasyon (örgütleme) biyolojik fonksiyon için olduğu kadar, bilişsel fonksiyon için de önemli iki ilkedir. Bu iki ilkeye “fonksiyonel değişmezler” adını vermektedir. Yani organizmanın gerek biyolojik, gerek psikolojik, gerekse bilişsel fonksiyonlarını yerine getirmesinde, duruma uyum sağlaması ve bu uyumu bir koordinasyon içinde gerçekleştirmesi yaşamsal bir öneme sahiptir (Senemoğlu 2005).

    Piaget’nin diğer bir ilkesi de dengelemedir. Daha önce de belirtildiği gibi gelişim, alt düzeydeki bir dengeden üst düzeydeki bir dengeye ilerleme idi. Çocuğun bilişsel dengesi, yeni karşılaştığı olay, obje, durum ve varlıklarla bozulur. Onlarla etkileşim de bulunarak yeni yaşantılar kazanır ve yeni obje, olay, varlık ve duruma uyum sağlar. Böylece, yeni ve üst düzeyde bir dengeye ulaşır. Ancak bu denge statik değil, dinamik bir dengedir. Çevre sürekli değiştiğinden ve öğrenilmesi gereken şey bulunduğundan, denge sürekli olarak bozulacak ve yeniden kurulacaktır. Aksi takdirde öğrenme ve sonucunda da gelişme oluşamaz (Senemoğlu 2005).

    Kültürel (toplumsal) aktarım: İçinde bulunulan toplumda kişinin zihin gelişimini etkilemektedir. Kültürler bireylerin zihinlerini nasıl kullanacakları üzerinde gerek davranış kalıpları, gerekse dil aracılığıyla belirlemede bulunmaktadırlar. Ayrıca, kültür bireylere yaşantı zenginliği sağlanmasıyla da zihin gelişimini artırır. Toplumun üyelerine aktardığı bilgiler zihinsel gelişimi artırır (Bacanlı 2006).
    ALINTI




  3. Gülşen
    Devamlı Üye
    Bilişsel gelişimi etkileyen faktörler arasında olgunlaşma, gelişim, yaşantı, uyum, örgütlenme ve dengeleme yer almaktadır. Bilişsel gelişimin oluşması için kişinin belli bir olgunluğa erişmesi, ve belli bir yaşantıdan geçip deneyime sahip olması gerekir.




+ Yorum Gönder