+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Bilgi Arşivi Forumunda Sümerlerin baskenti, friglerden kalan eserler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. SuskuN PrenS
    Devamlı Üye

    Sümerlerin baskenti, friglerden kalan eserler








    Arkadaşlar bana Sümerlerin baskenti, friglerden kalan eserler hakkında bilgi verir misiniz? Friglerden ne gibi eserler var ülkemizde bana sümer ve friglerin eserleri konusunda bilgi verebilir misiniz? Sümer ve frigler nerede yaşamışlardır.







  2. Leyla
    Devamlı Üye





    Sümerlerin baskenti, friglerden kalan eserler


    Sümerlerin baskenti, friglerden kalan eserler hakkında bilgi


    Sümerlerin baskenti, friglerden kalan eserler1.png.


    Kütahya, M.Ö. 3000 yıllarında kurulmuş medeniyetlerin ve kültürlerin harman olduğu Kütahyanın antik çağda ilk ev sahipleri Friglerdir. Kütahya daha sonra Roma, Bizans, Germiyanoğulları , Osmanlı egemenliğine girmiştir.
    Kütahyada egemen olan bütün uygarlıklara ilişkin çok sayıda eser bulunmaktadır. Özellikle Frig Vadisi adı verilen ilin doğusundaki Türkmen Dağı eteklerindeki alan, bu eserler açısından çok zengindir.
    Roma döneminde piskoposluk merkezi olan Kütahya’da bu döneme ait en önemli eser AIZANOI Antik Kentidir. Aizanoi, Anadolu ’nun en zengin antik kentlerinden birisidir. Dünyanın İlk Borsası Aizonai’de kurulmuştur.
    Anadolu’da Türk Hakimiyeti başladığın da Kütahya ve çevresi Germiyanoğulları Beyliğine verilmiştir. Kütahya iki kez Germiyanoğulları Beyliğine başkentlik yapmış ve bu dönemde yapılan pek çok eser günümüze kadar ulaşmıştır. Kütahya ve çevresi Osmanlı Devletine Devlet Hatun’un çeyizi olarak verilmiş ve bu nedenle şehzadeler Şehri olarak anılmıştır.
    Kütahya Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Anadolu Beylerbeyliği’ne merkezlik etmiştir. Osmanlı dönemi eserleri korunmuş haldedir.
    Eski Uygarlıklar, Eski Kentler
    Bodrum – Halikarnas Masoleumu
    Pers Valisi Maussolosun Bodrrum – Halikarnassostaki mezarı dünyanın yedi harikası arasındadır. MAussolos M.Ö. 352de ölünce karısı Artemisia tarafından yapımına başlanmıştır. Mimarlar Pytheos ve Satyrustur. Skopas, Timotheos, Bryaris ve Leochares adlı ünlü heykeltraşlar birer cephesini çalışmışlardır. 60 x 80 m. boyutlarında ve 46m. yüksekliğinde olduğu belirlenmiştir. 9 x 11 sütunludur. Bazı parçaları Bodrum kalesinin yapımında kullanılmıştır. Mausoleuma ait parçalar XIX. yüzyılın ortalarında Londra British Museuma götürülmüştür.
    Frig Vadisi
    Cevap: anadolu uygarlıklarına ait eserler nelerdir?
    Dünya üzerinde önemli bir konumda bulunan Anadolu‘ nun, stratejik öneme sahip köprüsü konumundaki bir noktasında yer alan Anadolu’ nun kilidi Afyonkarahisar ili de coğrafi konumu nedeniyle Anadolu‘ yu yurt edinmiş birçok kavmin yerleşerek yaşamlarını sürdürdüğü, kendi kültürlerini yerel kültürlerle yoğurarak yeni kültürler ortaya çıkartıp medeniyetlerin gelişmesine katkıda bulunarak önem kazanmış ve bu önemi günümüze kadar kaybetmeden korumuştur.
    Binlerce yıl önce insan zekası ve becerisinin birer göstergesi olarak inşa edilen ve dünyada eşi benzeri olmayan insanlığın ortak hafızası durumundaki kültür varlıkları ile doğanın mucizesi olan doğal varlıkların incelenmesi, insanlığa tanıtılarak kültürel kaynaşma yoluyla insanlığın barışına hizmet yolunda bir adım olması bakımından önemlidir.
    Frigler‘ in Anadolu’ ya gelmelerinden binlerce yıl öncesinde, Çatalhöyük‘ te olduğu gibi Anadolu’ da filizlenmiş ve yeşermiş, dünya uygarlıklarının gelişmesine ve söylenilenlerin aksine ilham kaynağı ve örnek olmuş uygarlıklar yer almıştır. Bu uygarlıklarla birlikte Anadolu’ nun bereketini ifade edebilecek ve bereketle özdeş bir tanrıça olan Ana Tanrıça / Matar Kubile kültü oluşmuştur. Frigler ve diğer uygarlıklar da “bereket” in, yaşamın sürekliliği bakımından öneminin bilincinde olarak bu kültü devam ettirmişlerdir. Yaşamın sürekliliği için önemli olan verimli topraklar ve savunmaya uygun dağlık bölgelerin varlığı Frigler‘ in Afyonkarahisar ili ve çevresinde yerleşmelerine ve siyasal egemenliklerini yitirdikleri dönemde bile bin yılı aşkın bir süre kültür geliştirmelerine uygun ortam oluşturmuştur. Bu döneme ait kültür varlıklarının büyük bir kısmı zaman içerisinde gerek doğal gerekse kendini bilmez kişilerin tahribatları sonucunda yok olmuş ya da zarar görmüşlerdir.
    Aizanoi Antik Kenti
    Çini ve porselenleri dünyaca meşhur Kütahya, tarih boyunca pek çok ilke tanık olmuş. Dünyanın ilk antik borsası Çavdarhisar İlçesindeki Aizanoi’de kurulmuş, dünyadaki ilk toplu iş sözleşmesi 13 Temmuz 1766’da Kütahya’da imzalanmış, dünyadaki ilk ve tek çini müzesi yine Kütahya’da. Şehirin geçmişi M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzanıyor. Kütahya’nın antik çağda ilk ev sahipleri Frigler. Friglerin ardından Roma, Bizans, Germiyanoğulları ve Osmanlı egemenliğine giren kentte bu uygarlıklardan günümüze kalan çok sayıda eser bulunuyor. Roma döneminde piskoposluk merkezi olan Kütahya’da bu döneme ait en önemli eser Aizanoi Antik Kenti. Zeus tapınakları içinde dünyada en iyi korunan tapınağın Aizanoi’de olduğunu belirtmekte fayda var. Ünlü gezgin Evliya Çelebi’de Kütahyalı.
    Kütahya Kalesi

    Cevap: anadolu uygarlıklarına ait eserler nelerdir?Kütahya Kalesi antik devirlerden başlamak üzere yerleşmenin yer aldığı ve Kütahya şehrinin ilk kurulduğu yer olduğu tahmin edilen bu günkü şehre hakim tepe üzerinde bir iç kale, hisar ve Osmanlı devrinde aşağıdaki suyu da içine almak üzere eklenen üçüncü bir kısımdan meydana gelmektedir. Kale Roma, Bizans, Selçuklu ve Germiyanlı ve Osmanlı dönemlerinde iskan görmüş olmasına rağmen hiç bir döneme ait kitabe bulunamamaktadır.kaynak: http://www.kutahyakulturturizm.gov.tr
    Kütahya Kalesi Evliya Çelebi’ ye göre 70 Burca sahiptir. Burçlar çok sık aralıklarla yerleştirilmiştir. Hatta iç kale tarafında adeta birbirine yapışık biçimde burçlar tespit etmek mümkündür. Tuğla hatlarının tuğla dizileri ve duvardaki sayıları bir örnek değildir. Bu durum burçların değişik dönemlerde değişik ustalar tarafından yenilenmesinden ileri geliyor olabilir.
    Eski durumu hakkında bilgi bulunmamakla birlikte, kaynaklar kalenin son şeklinin Bizans döneminde aldığında birleşmektedir. Kale, garip bir şekilde bir çok yönden Diyarbakır Kalesi’ ne benzemektedir.
    Kütahya Kalesinde iki çeşme, iki mescit ve Cumhuriyet yapısı olan bir döner gazino ve kır kahvesi mevcuttur. Kale camiinden hisar kahvesine giden dolambaçlı yol üzerinde iki çeşme kalıntısı vardır. Bunlardan birisi son yıllarda suyu kesik olan güzel bir çeşmedir. İki parça blok taştan yapılmış, sivri kemerli, devşirme çift sütunlu ve sade nişlidir. Diğer çeşme ise kaba taştan inşa edilmiş bir su yolu ağzıdır.
    Kaledeki bir eser de orta hisar mescidi olarak da bilinen Kale-i Bala mescididir. 1377-1378 yıllarında Germiyanoğlu Süleyman Şah tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı, düz çatılı, moloz ve kesme taş kullanılmıştır. Gördüğü onarımlar nedeniyle orjinal şeklini kaybetmiştir. Eski yapıdan bir duvar parçası, kesme taştan yapılmış bir minare kaidesi ile tuğladan yapılmış minare gövdesi (şerefeye kadar) kalmıştır.
    Kalenin Osmanlılar tarafından yaptırıldığı bilinen aşağı Hisar (Kale-i Sagir) bölümünde de yine Osmanlılar tarafından yaptırılan altıgen planlı küçük bir mescit vardır. Ker*** sıvalı olmasına rağmen tamamen tuğladan yapıldığı anlaşılmaktadır. Kütahya’ daki tamamen tuğlalı ender yapılardandır. Mescidin altı tamamen taşlardan yapılmış bir su tesisidir. Tabanı zamanla değişikliğe uğramıştır.
    Aşağı Kale’ nin bu su tesisini bir kuşatmada susuz kalmamak için kalenin içine almak maksadı ile yapıldığı tahmin edilmektedir.

    Aizanoi Antik Kenti
    Aizanoi’nin ismi Zeus’un Su Perisi Erato ile efsanevi kral Arkas’ın birleşmesinden meydana gelen Frigyalıların öncülü Azan isimli mitoloji kahramanından kaynaklanmakta. Aizanoi antik kenti Frigya’ya bağlı yaşayan Aizanitislerin ana yerleşmeleriydi.
    Zeus Tapınağının çevresinde yapılan kazılarda M.Ö. 3000 yıllarına ait yerleşme tabakaları çıkmış. Ancak kesin kentleşme bulgularına 1. yüzyılın sonlarına doğru rastlanılmakta.
    Roma İmparatorluğu döneminde, tahıl, şarap ve yün üretimi sayesinde zenginleşmiş. Erken Bizans döneminde (M.S.395) Piskoposluk merkezi iken 7.yüzyıl’dan itibaren önemini yitirmiş. Selçuklu döneminde Çavdar Tatarları tarafından üs olarak kullanılmış (13.yy), bu yüzden Çavdarhisar adını anlamı


    Anadolu Uygarlıklarına Ait Eserler Nelerdir?

    Aizanoi Antik Kenti
    Aizanoi’nin ismi Zeus’un Su Perisi Erato ile efsanevi kral Arkas’ın birleşmesinden meydana gelen Frigyalıların öncülü Azan isimli mitoloji kahramanından kaynaklanmakta. Aizanoi antik kenti Frigya’ya bağlı yaşayan Aizanitislerin ana yerleşmeleriydi.
    Zeus Tapınağının çevresinde yapılan kazılarda M.Ö. 3000 yıllarına ait yerleşme tabakaları çıkmış. Ancak kesin kentleşme bulgularına 1. yüzyılın sonlarına doğru rastlanılmakta.
    Roma İmparatorluğu döneminde, tahıl, şarap ve yün üretimi sayesinde zenginleşmiş. Erken Bizans döneminde (M.S.395) Piskoposluk merkezi iken 7.yüzyıl’dan itibaren önemini yitirmiş. Selçuklu döneminde Çavdar Tatarları tarafından üs olarak kullanılmış (13.yy), bu yüzden Çavdarhisar adını almış.


    Kütahya, M.Ö. 3000 yıllarında kurulmuş medeniyetlerin ve kültürlerin harman olduğu Kütahyanın antik çağda ilk ev sahipleri Friglerdir. Kütahya daha sonra Roma, Bizans, Germiyanoğulları , Osmanlı egemenliğine girmiştir.
    Kütahyada egemen olan bütün uygarlıklara ilişkin çok sayıda eser bulunmaktadır. Özellikle Frig Vadisi adı verilen ilin doğusundaki Türkmen Dağı eteklerindeki alan, bu eserler açısından çok zengindir.
    Roma döneminde piskoposluk merkezi olan Kütahya’da bu döneme ait en önemli eser AIZANOI Antik Kentidir. Aizanoi, Anadolu ’nun en zengin antik kentlerinden birisidir. Dünyanın İlk Borsası Aizonai’de kurulmuştur.
    Anadolu’da Türk Hakimiyeti başladığın da Kütahya ve çevresi Germiyanoğulları Beyliğine verilmiştir. Kütahya iki kez Germiyanoğulları Beyliğine başkentlik yapmış ve bu dönemde yapılan pek çok eser günümüze kadar ulaşmıştır. Kütahya ve çevresi Osmanlı Devletine Devlet Hatun’un çeyizi olarak verilmiş ve bu nedenle şehzadeler Şehri olarak anılmıştır.
    Kütahya Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Anadolu Beylerbeyliği’ne merkezlik etmiştir. Osmanlı dönemi eserleri korunmuş haldedir.

    Eski Uygarlıklar, Eski Kentler
    Bodrum – Halikarnas Masoleumu
    Pers Valisi Maussolosun Bodrrum – Halikarnassostaki mezarı dünyanın yedi harikası arasındadır. MAussolos M.Ö. 352de ölünce karısı Artemisia tarafından yapımına başlanmıştır. Mimarlar Pytheos ve Satyrustur. Skopas, Timotheos, Bryaris ve Leochares adlı ünlü heykeltraşlar birer cephesini çalışmışlardır. 60 x 80 m. boyutlarında ve 46m. yüksekliğinde olduğu belirlenmiştir. 9 x 11 sütunludur. Bazı parçaları Bodrum kalesinin yapımında kullanılmıştır. Mausoleuma ait parçalar XIX. yüzyılın ortalarında Londra British Museuma götürülmüştür.


    Frig Vadisi


    Frigler‘ in Anadolu’ ya gelmelerinden binlerce yıl öncesinde, Çatalhöyük‘ te olduğu gibi Anadolu’ da filizlenmiş ve yeşermiş, dünya uygarlıklarının gelişmesine ve söylenilenlerin aksine ilham kaynağı ve örnek olmuş uygarlıklar yer almıştır. Bu uygarlıklarla birlikte Anadolu’ nun bereketini ifade edebilecek ve bereketle özdeş bir tanrıça olan Ana Tanrıça / Matar Kubile kültü oluşmuştur. Frigler ve diğer uygarlıklar da “bereket” in, yaşamın sürekliliği bakımından öneminin bilincinde olarak bu kültü devam ettirmişlerdir. Yaşamın sürekliliği için önemli olan verimli topraklar ve savunmaya uygun dağlık bölgelerin varlığı Frigler‘ in Afyonkarahisar ili ve çevresinde yerleşmelerine ve siyasal egemenliklerini yitirdikleri dönemde bile bin yılı aşkın bir süre kültür geliştirmelerine uygun ortam oluşturmuştur. Bu döneme ait kültür varlıklarının büyük bir kısmı zaman içerisinde gerek doğal gerekse kendini bilmez kişilerin tahribatları sonucunda yok olmuş ya da zarar görmüşlerdir.

    Aizanoi Antik Kenti
    Çini ve porselenleri dünyaca meşhur Kütahya, tarih boyunca pek çok ilke tanık olmuş. Dünyanın ilk antik borsası Çavdarhisar İlçesindeki Aizanoi’de kurulmuş, dünyadaki ilk toplu iş sözleşmesi 13 Temmuz 1766’da Kütahya’da imzalanmış, dünyadaki ilk ve tek çini müzesi yine Kütahya’da. Şehirin geçmişi M.Ö. 3000’li yıllara kadar uzanıyor. Kütahya’nın antik çağda ilk ev sahipleri Frigler. Friglerin ardından Roma, Bizans, Germiyanoğulları ve Osmanlı egemenliğine giren kentte bu uygarlıklardan günümüze kalan çok sayıda eser bulunuyor. Roma döneminde piskoposluk merkezi olan Kütahya’da bu döneme ait en önemli eser Aizanoi Antik Kenti. Zeus tapınakları içinde dünyada en iyi korunan tapınağın Aizanoi’de olduğunu belirtmekte fayda var. Ünlü gezgin Evliya Çelebi’de Kütahyalı.

    Kütahya Kalesi

    Anadolu Uygarlıklarına Ait EserlerHer uygarlık yaşadıkları bölgede yaşamlarını kanıtlayan eserler bırakmaktadır. Anadolu’da yaşamış olan uygarlıkların bıraktığı tarihi eserlerin başlıcalarını bu makalemizde açıklıyoruz.

    Kütahya, M.Ö. 3000 yıllarında kurulmuş medeniyetlerin ve kültürlerin harman olduğu Kütahyanın antik çağda ilk ev sahipleri Friglerdir. Kütahya daha sonra Roma, Bizans, Germiyanoğulları , Osmanlı egemenliğine girmiştir.

    Kütahyada egemen olan bütün uygarlıklara ilişkin çok sayıda eser bulunmaktadır. Özellikle Frig Vadisi adı verilen ilin doğusundaki Türkmen Dağı eteklerindeki alan, bu eserler açısından çok zengindir.

    Roma döneminde piskoposluk merkezi olan Kütahya’da bu döneme ait en önemli eser AIZANOI Antik Kentidir. Aizanoi, Anadolu ’nun en zengin antik kentlerinden birisidir. Dünyanın İlk Borsası Aizonai’de kurulmuştur.
    Anadolu’da Türk Hakimiyeti başladığın da Kütahya ve çevresi Germiyanoğulları Beyliğine verilmiştir. Kütahya iki kez Germiyanoğulları Beyliğine başkentlik yapmış ve bu dönemde yapılan pek çok eser günümüze kadar ulaşmıştır. Kütahya ve çevresi Osmanlı Devletine Devlet Hatun’un çeyizi olarak verilmiş ve bu nedenle şehzadeler Şehri olarak anılmıştır.
    Kütahya Osmanlı İmparatorluğu döneminde de Anadolu Beylerbeyliği’ne merkezlik etmiştir. Osmanlı dönemi eserleri korunmuş haldedir.




    ------------------------------------


    ANADOLU UYGARLIKLARI



    Anadolu, iklimi, jeopolitik konumu tarım, hayvancılık ve ticarete elverişli oluşu, gôç yolları üzerinde bulunması nedeniyle ilkçağda ônemli bir konuma sahiptir .Çeşitli uygarlıkların kurulduğu bir bölgedir.


    Anadolu'da Tarih öncesinde de önemli yerleşim birimleri kurulmuştur . Antalya yakınlarında Karain, Bel dibi ve Belbaşı mağaraları, Antakya'daki Mağaracık yontma taş devrine uzanan en eski yerleşme yerleridir . Cilalı taş devrinde ise Çatal höyük, Hacılar, Beyce sultan yerleşim merkezleridir. Maden devrinde ise Truva, Alişar ve Alacahöyük önemli merkezlerdir .



    Anadolu;

    -Ticaret ve göç yolları üzerinde olması
    -Verimli topraklara sahip olması
    -İklim koşulları
    -Coğrafi konumu gibi nedenlerle değişik kavimlerin istila ettikleri ve yerleştikleri bir bölge olmuştur. Yontma Taş Devri'ne ait Antalya Karain Mağarası, Cilalı Taş Devri'ne ait Konya Çatalhöyük, Maden Devri'ne ait Çanakkale Truva, Konya Karahöyük, Yozgat Alişar ve Çorum Alacahöyük önemli yerleşim merkezleridir.

    Hititler:
    Hititler: (M.Ö: 2000-VIII.yyl.) M.Ö. 2000 yıllarında Anadolu’ya gelerek Kızılırmak kıvrımı içinde çevresinde Kapadokya'da yerleşmişlerdir. Başkentleri Hattuşaş'tır(Boğazkôy). Hitit devleti, birçok feodal beyliğin merkezi otorite etrafında birleştirilmesiyle meydana getirilmiştir. Anadolu'da bilinen ilk siyasal birliği kurdular. İlk zamanlarda fethedilen Ülkelerin yônetimi prenslere verilmekteydi. Sonraları ise krallığa geçildi. Devletin başında, büyük kral unvanlı bir hükümdar bulunurdu. Kral aynı zamanda baş rahip, başkomutan ve baş yargıçtı. Ancak kralın yanında, asillerden oluşan bir danışma meclisi Pankuş meclisi ve Tavananna adlı kraliçe de devlet yönetiminde söz sahibi olurdu
    Tanrı sayısının çokluğundan dolayı ülkelerine Bin Tanrı ili de denilir. Kralın yetkilerini sınırlayan Pankuş meclisinin varlığı meşruti bir yönetimin olduğunu gösterir. Ana kraliçe (Tavananna)'nın önemli yetkilerinin olması, aile hukuku düzenlemeleri Hitit toplumunda kadınların önemli bir yerinin olduğunu gösterir. Bu medeni hukukun temelini oluşturmalarıyla doğrudan ilgilidir.

    Ordu ise piyadelerden ve savaş arabalarından oluşuyordu.
    Aynı zamanda tımar sistemine benzer bir ordu meydana getirilmişti.
    Mezopotamya ve Mısır uygarlıklarından etkilemişlerdir (Çivi ve hiyeroglif yazısını kullanmaları buna kanıttır).
    Hititler Ege göçleri ve Friglerin saldırılarıyla yıkılmışlardır
    Dinleri :

    çok tanrılı olup, temizlik tapınmanın tek şartı sayılmıştır . Kendilerine özgü iki tür yazı kullanmışlardır. Çivi yazısı ve hiyeroglif yazısı (resim yazısı).,

    Hukuk: Hitit kanunları oldukça gelişmişti ve Aile hukuku, ceza hukuku, borçlar hukuku gibi bölümlere ayrılarak sistemleştirilmişti. Hitit hukuku Mezopotamya hukukuna nazaran daha adil ve insancıl idi. Ölüm cezası ancak devlete ve hükümdara karşı işlenen suçlara verilirdi. Bunun dışındaki suçlar para cezası (fidye esa*sı) ile ce*zalandırılırdı, Hititlerde aile ve ceza hukuku gelişmiştir. Ailede babanın üstünlüğü esastır.

    Yazı ve Tarih Yazıcılığı: Hititler, Asurlulardan öğrendikleri çivi yazısını kullandılar. Hitit Devle*ti'nin yıkılmasına doğru kendi yazılarını buldular. Hitit Hiyeroglif Yazısı adı verilen bu yazı, daha çok taş abideler üzerinde ve mühürlerde kullanılmıştır.
    Hitit kralları, yaptıkları işleri tanrılarına hesap vermek amacıyla anal adı verilen tabletlere yazdı*rırlardı. Anallar, Hitit tarih yazıcılığının en güzel ör*nekleridir. Hititler ilk tarafsız tarihçiliği Anallar (yıllıklar) düzenleyerek geliştirmişlerdir.
    Hititlerle Mısır arasındaki savaş (M.O. 1280'de Kadeş antlaşması ile sonuçlanmıştır .Önemi tarih*teki ilk yazılı anlaşma olmasıdır. İvriz Yazılı kaya kabartmaları Hititlerden kalma savaş figürleridir.


    Frigler:
    M .Ö 1200 yılında Boğazlar üzerinden Anadolu’ya girdiler. Hitit hakimiyetine son vererek Sakar*ya vadisine yerleştiler. Başkentleri Polatlı yakınlarında Gordion'dur. Krallarına Midas adı verilir. M.Ö VIII. yüzyılda Çukurova'ya kadar uzanan bölgeleri hakimiyetleri altına aldılar. Kafkaslar üzerinden Anadolu'ya giren Kimmerler tarafından yıkıldılar (M.Ö 676).
    Frigler tarımla ve hayvancılıkla uğraşan bir topluluktu. Frig kralları tarımın gelişmesine çalıştılar. Tarımı koru*yucu kanunlar çıkardılar. Tarımı korumak için sert cezalar uygulamışlardır. Bir saban kırmanın cezası ölümdü.

    En önemli tanrıçaları Kibele adı verilen tabiat tanrıçasıdır. Tanrıların ilkbaharda doğup sonbaharda öldüğüne inanılması doğa-din ilişkisi*ne bir örnek olarak gösterilebilir.

    Friglerden kalma kaya mezarları kabartmalarla süslenmiştir Bu kabartmalar, Frig heykeltıraşlığının en güzel örnekleridir. Kuyumculuk, kaya mimarisi ve kaya işIemeciliği, tahta işçiliği, halı ve kilim dokumacılığında oldukça gelişmişlerdi
    Fenike alfabesini kullanmışlardır.

    Lidyalılar:
    Gediz ve Menderes ırmakları arasında yaşadılar. Frig hakimiyetinin sona ermesi ile bölgeye hakim oldular. Başkentleri Sard'dır. Krallarına Giges adı verilir. Efes'ten başlayıp , Mezopotam*ya'da Asurluların baş*kenti Ninova'ya kadar uzanan Kral Yolu'nu yaptılar. Bu yol doğu-balı ticaretini geliştirdi. Bunun sonucunda da ticareti kolaylaştır*mak amacı ile ilk kez altın para kullanıldı(M.O. 700). Böylece değiş –tokuş (trampa) usulü*ne son vermişler ve ticari ilişkilerde kolaylık sağla*mışlardır. Lidyalılar ulusal bir ordu kurmak yerine ücretli askerlerden oluşan bir ordu kurmuşlardır. Bu durum uzun süre varlıklarını sürdürmelerini engelle*miştir. M.Ö. 547'de Persler tarafından yıkıldılar.
    Fenike alfabesini kullanmışlardır.
    Lidyalılar dini inançlar ve sanat alanında Anadolu ve Yunan kültürünün etkisi altında kaldılar.

    Urartular: (M.Ö: IX-VI.yy.)
    Doğu Anadolu'da Van gölü ve çevresinde yaşayan Urartuların başkentleri Tuşpa (Van) dır. Anadolu'da ilk defa federal bir devlet kurmuşlardır. Savaş tanrısı Haldi'ye inanılması askerliğin önemli olduğunu gösterir. Tarım ve hayvancılık yanında maden işlemeciliği. kaya oymacılığı ile de uğraştılar. Özellikle maden işçiliği ve mimari de ilerlemişlerdir. Kayalara oyulmuş muhteşem kaleler, saraylar, tapınaklar, karayolları ve su tesisleri bu uygarlıktan günümüze kalmış kalıntılardır. (Van ka*lesi, çavuş tepe, Altın tepe Urartulardan kalma eserlerdir.)

    Çivi yazısını kullanmışlardır.
    Asur ve Kimmer saldırıları Urartuların gü*cünü azalttı. M.Ö VI. yüzyılda İskit ve Med saldırıları sonucu Urartu hakimiyeti sona erdi.

    İonlar:
    Yunanistan'a gelen Dorların önünden kaçarak Ana*dolu'ya geçen Akalar tarafından kuruldular. M.Ö 1200 yılında Akalar, adalar üzerinden Batı Anadolu'ya göç ettiler. Büyük Menderes ile Küçük Menderes nehirleri arasında kalan kıyı bölgelerine yerleştiler. Bu bölgeye İyonya, burada yaşayanlara ionlar adı verilir. İonlar, polis adı verilen şehir devletleri kurdular. M.Ö. XII. yüzyıldan itibaren Efes, Milet, Foça gibi şehirleri kurdular. Siyasal yapılanmaları şehir devleti şeklindedir, hiç bir zaman merkezi*yetçi olmamışlardır. Deniz ticareti ve kolonicilik alanında ileriydiler. Akdeniz, Marmara, Ege ve Karadeniz'de birçok koloniler kurmuşlardır.
    Anadolu'da kurulan ilkçağ uygarlıkları içinde en gelişmiş ve ileri düzeydedirler. Çünkü;
    1- İonlar, Ön Asya'dan gelen ticaret yollarının bitiş noktasındadırlar ve doğu batı arasında köprü vazifesi görürlerdi.
    2- Diğer Anadolu uygarlıklarından etkilenmiş*lerdir.
    3- Tarım ve ticaretle gelişmiş olduklarından bi*lim ve kültüre ônem vermişlerdir.
    4- Şehir devletleri şeklinde yônetilmiş oldukları için serbest düşünce gelişmiştir.

    İon şehir devletlerinin başında krallar bulunuyordu. Asiller zamanla güçlenerek kralları tahttan indirdiler. Halkın seçtiği kişiler, meclislerin yardımı ile şehirleri yönetmeye başladılar.
    Ön Asya'dan gelen ticaret yollarının bitim noktasında bir ülke olmaları bilim ve kültür alanında ileri gitmelerinin en önemli nedenidir. İonlar, sanat alanında da önemli gelişmeler gösterdiler. İon Nizamı denilen mimari üslubun yaratıcısıdırlar (Artemis tapınağı ionyalılar'a aittir). İon tarzında mimarı eserler yarattılar. Tapınaklar, açık hava tiyat*roları bu alanda ki en güzel yapıtlardır.
    Ticaretin gelişmesi sonucu birçok kültür ile temas kurdular. Ekonominin gelişmesi ve demokrasinin varlığı; fikir hayatı, sanat ve bilim alanında önemli gelişmelere neden oldu. Diyojen, Tales, Anaksimenes, ve Anaksimandros felsefe , matematik ve astrono*mi bilimlerinin temellerini attılar. Matematikte Pisagor, Coğrafya'da Kse*nefon, Tıpta Hipokrat, Felsefe'de Heraklit ve Diojen, Şiirde Homeros ve Tarihte Heredot İonyalıların en tanınmış bilginleridir..
    Tiranlık yönetimi de ilk defa İon şehirlerinde görülür.
    İonlar, Fenike Alfabesi'nden yararlanarak kendi alfabelerini oluşturdular. İon şair ve yazarları tarafından kaleme alınan trajedi, komedi ve dramlar günümüze kadar önemlerini korudular. Edebiyatta Homeros destanları önemlidir.

    Tanrılarının insan biçiminde heykellerini yapmışlardır.İon Tanrıları da insanlara benzerdi. Tanrılarla insanlar arasındaki en önemli fark insanların ölümlü, tanrıların ise ölümsüz olmalarıydı. İnançlarına göre Tanrılar arasındaki her türlü ilişki ve iletişim aynen insanlar arasında olurdu. Tanrılar İnsanlara kızdıkları zaman onları cezalandırırdı.
    Bir insanın Tanrılaşabilmesi için kusursuzluğa, mükemmelliğe ulaşması gerekirdi. Bu nedenle sportif yarışmalar büyük önem kazanmıştır, insanların Tanrılaşması için bir araç olarak görülmüştür.
    M.Ö. 650-546 yıllarında önce Pers istilasına, daha sonra İskender ve Roma istilasına uğramışlardır.



    MEZOPOTAMYA UYGARLIKLARI

    Mezopotamya Uygarlıkları
    Mezopotamya, Güneydoğu Anadolu'dan Basra Kör*fezi'ne kadar uzanan Fırat ve Dicle ırmakları arasında kalan bölgenin ilkçağdaki adıdır. Bu bölge;
    -göç yolları üzerinde olması
    -topraklarının verimli olması
    -ikliminin elverişli olması
    -ırmaklarından sulamada yararlanılması
    gibi nedenlerle tarihsel dönemlerin başından itibaren bir*çok uygarlıklara sahne olmuştur.

    Özellikleri:
    1. Düzlük bir bölge olmasından dolayı kolaylıkla istilalara uğramıştır.
    2. Bölge taş bakımından fakir olduğundan günümüze az sayıda eser ulaşmıştır.

    Sümerler (M.Ö 4000 -2350)
    -Dünyanın bilinen ilk uygarlığıdır.
    -ilk şehir devleti (Site) görülür.
    -ilk defa yazıyı kullanarak tarihsel çağları başlattılar. -Dört işlemi kullanmışlar, sayıları bulmuşlar ve çem*beri 360° ye bölmüşlerdir.
    -ilk yazılı kanunlar Sümer kralı Urgakina tarafından yapılmıştır.
    -Ay yılı takviminin temellerini atmışlardır.
    -Çok tanrılı bir dinsel inanış vardır
    -Krallar aynı zamanda rahiptir.
    -Öldükten sora yaşam inancı yoktur. (Bu nedenle mezarlarına bir şey koymazlardı.)

    Akadlar (M.Ö 2350 -2150)
    Dünyada ilk merkezi devleti ve ilk büyük imparatorlu*ğu kurmuşlardır. Bu imparatorluğun devamı için ilk defa sürekli orduya geçmişlerdir.

    Babilliler (M.Ö 1800 -539 -478)
    Babil tableti
    Hammurabi zamanında eski Sümer kanunlarını daha sert ve daha sistematik bir hale getirmişlerdir. Bütün gücü kendisinde toplayarak dünyada bilinen ilk mutlak monarşiyi kurmuştur. Ayrıca gücünü gökteki tanrılara değil, dünyevi bir kurum olan orduya dayandırması dar anlamda Laik devlet yönetimine kanıt sayılmıştır

    Elamlılar

    Bu uygarlık hakkında bilgiler oldukça azdır Madencilik ve seramik sanatında ileriydiler.

    Asurlular (M.Ö. 2000 -609)
    Anadolu'da kara ticaret kolonileri kuran Asurlular Mezopotamya Uygarlığını, örneğin Sümer çivi yazısını Anadolu'ya öğretmişlerdir. Ön Asya'da atlı birlik kulla*nan ilk kavim Asurlular olmuştur Asurluların hukuk ku*ralları Sümerlerin aksine olup Babillilere benzer Olduk*ça sert yaptırımlı hukuk kuralları vardı.
    Fırat ve Dicle nehirleri arasında kalan bôlgeye Mezopotamya adı verilir. Bu bôlgede Sümer, Akad, Babil ve Asur krallıkları kurulmuştur.
    Sümerler, Orta Asya kôkenli kavimlerdir. Şehir devletleri halinde varlıklarını sürdürdüler. Arabistan kôkenli Samiler, Sümer ülkelerine gelerek yerleştiler. Mezopotamya'da merkezi devletler kurdular.

    Mezopotamya’da Devlet Yönetimi: Tanrı adına inşa edilen bir tapınağın etrafındaki evlerin, bir sur ile çevrilmesinden siteler oluştu. Bir sitenin bir veya birkaç siteyi hakimiyeti altına almasıyla da şehir devleti mey*dana geldi. Devlet yônetiminde kraliçelerinde sôzü geçerdi. Siteleri, patesi adı verilen prensler yöne*tirdi. Bir patesi, sitenin en büyük mülki, hukuki ve dini Lideri idi. Mezopotamya'da Sami hakimiyetlerinin kurulmasıyla merkezi devlet yône*timleri ortaya Çıktı.

    Din: Sümerler dünyevi bir inanca sahipti. Ölümden sonraki hayata inanmıyorlardı. Ancak onla*rı daha çok bu dünya ilgilendirmekte idi. Sümer ve Sami tanrıları insanlara benzerdi. Tek farkları ôlümsüz olmalarıdır. Tüm Mezopotamya için kut*sal sayılan tanrıların yanında her şehrin kendisine ôzgü tanrıları da vardı.

    Yazı ve Edebiyat: Yazıyı ilk kullanan Sümerlerdir. Sümer çivi yazısında sesli harfler olmadığın*dan harf yazısı değildir. Sümer edebiyatı; ilahi, ef*sane ve destan türlerinde gelişti. En ônemli destanlar arasında Gılgamış, Yaradılış ve Tufan yer alır. Samiler, Sümer edebiyatının etkisi altında kalarak, Sümer edebiyatını benimsemiş ve kopya etmişlerdir.

    Bilim ve Sanat: Sümerler, yıldızların insan yaşamı ile çok sıkı bir ilişkisi olduğuna inanıyorlar*dı. Bu nedenle yıldızların hareketlerini yakından in*celemeye başladılar. Bu sayede astronomi bilimi oldukça gelişti. Ziggurat adı verilen tapınaklar ay*nı zamanda bir rasathane durumunda idi. Burada bulunan rahipler dini gôrevlerinin yanı sıra gôk bili*mi ile de uğraşırlardı. Sümerler, yıldızları kümelere (burçlara) ayırdılar. Bir yılı 360 gün, bir ayı da 30 -gün olarak kabul ettiler. Alan, hacim, uzunluk ve ağırlık ôlçüleri, Sümerler tarafından bilinmekteydi. Babilliler, Güneş ve Ay saatini bulmuşlar, Ay ve Güneş tutulmalarını hesaplamışlardır.



    MISIR UYGARLIĞI (MÖ 3000'den MÖ 525'e kadar)

    Deniz ve çöllerle Mezopotamya uygarlık alanından ayrılması, yani coğrafi konumu, dışarıdan etkilenmeden özgün bir uygarlığın doğmasına neden olmuştur. Bu konum istilaların da az olmasına yol açmıştır.
    Kuzey Afrika’da Nil nehri havzasında kurulmuş ve Nil Nehri'nin akışına göre Aşağı ve Yukarı olmak üzere 2 coğrafi bölüme ayrılmıştır. Etrafı çöllerle çevrili olduğu için istilaya fazla uğramamış, diğer uygarlıklardan etkilenmemiştir.
    Mısır uygarlığı sadece Mısırlılara aittir.
    Başlangıçta şehir devletleri şeklinde yönetilen Mısır, Firavun adı verilen kralların önderliğin*de merkezi yönetime sahip olmuş, ülke Nom denilen illere ayrılmıştı, Her ilin başında merkezden gönderilen valiler bulunurdu.


    -Labirent: Halk mezarları günümüze kadar ilgi çekiciliğini devam ettirmiştir. Mısırlılar hayatını ölümden sonra devam ettiğine inandıkları için cesetlerini mumyalamışlardır.

    -Resim yazısı olan Hiyeroglifi kullandılar ve bir çeşit kağıt olan Papirüsü bulmuşlardır.
    -Güneş yılına dayalı ilk takvimi icat etmişlerdir. Nil nehri ve tarımsal faaliyetler mevsimlerin adlandırılmasında etkili olmuştur. Mısır takvimi Miladi takvimin temelini oluşturur.
    -Tıp, eczacılık, geometri ve astronomide ilerlemişlerdir .
    -Persler tarafından yıkılmıştır.

    Bilinen tarih Nom denilen şehir devletleriyle başlar. Firavunların yetkilerinin sınırsız olması (çünkü tanrı-kral sayılıyordu) mutlak bir idareye yol açmıştır. Katip ve memurlar hiyeroglif denilen ve oldukça zor olan resim yazısını kullandıklarından Üst sınıfta yer almışlardır.
    Ahret inancının olması tıp biliminin ve mumyacılık sa*natının gelişmesine yol açmıştır. Ayrıca kral mezarları da (piramitler) ahret inancıyla ilgilidir.

    Güneş yılı takvimini kullanmışlardır.
    Dünyada bilinen ilk yazılı antlaşmayı Hititlerle imzalamışlardır (Kadeş Barışı).



    ÇİN UYGARLIĞI

    Mezopotamya uygarlıklarında olduğu gibi Çin uygarlığında da toplum değişik sınıflardan oluşuyordu ve kölecilik yaygındı Dünyada bilinen ilk derebeylik izlerine Çin'de rastlanır.
    Çinliler kuzeylerinde yer alan Hun ve Moğol göçebelerinden korunmak için Çin Seddi'ni yapmışlar ve Türkler gibi ordular kurmuşlardır Türk tarihi hakkında ilk bilgiler Çin kaynaklarından elde edilmiştir.

    Çin'de Taoizm, Konfüçyüs dini ve Budizm gibi ahlak felsefesine dayanan dinler görülmektedir Barut, pusula, kağıt, matbaa gibi bilimsel ve teknik buluşlar bu uygarlı*ğa aittir. ideografik yazıyı kullanmışlardır
    Orta Asya uygarlığından etkilenmiştir.

    -Çin askeri mimarisinin en önemli eseri Çin Seddi'dir. Hun akınlarından korunmak için yapmışlardır.



    -Çanak-çömlek eşyalar ve özellikle porselen yapımında İleri gitmişlerdir.

    -İpek işlemeciliği ve ticareti, kağıt, barut, pusula, matbaa Çin'de gelişmiştir.
    -Büyük filozoflarının fikirleri din olarak kabul edilmiştir; Lao-Çe ve Konfüçyüs’ün fikirleri gibi.
    -Budizm Çin'de yayılma alanı bulmuştur.

    Not: Çinliler çeşitli yönetimlerle varlıklarını bugüne kadar devam ettiriyorlar. Çünkü geniş bir araziye yayıldıkları için Ülkenin fethine hiçbir yabancı kavim kalkışmamıştır.



    HİNT UYGARLIĞI

    Hindistan'ın en eski geçmişinde Avrupa'dan göç ettiği söylenen Arilerin izleri görülür. Verimli topraklara sahip olması tarih boyunca istilalara uğramasına neden olmuştur. Değişik kavimlerin gelip yerleşmesi de etnik yapının zenginleşmesinin önemli bir nedenidir .

    Kast Sistemi;
    Ari'ler tarafından kurulmuştur. Koyu bir sınıf ayrımını içeren Kast Sistemi, Hindistan'ın günümüze kadar sağlam bir birlik kuramamasına yol açmıştır. Farklı milletlerin istilasına uğraması ve "Kast Örgütü" nedeniyle Hintliler bir millet olma şuuruna erişmemişlerdir.
    Kast Sistemi halkın mesleklerine göre sınıflanması ve kesinlikle bir sınıftan diğer sınıfa geçilmemesi şeklinde belirlenmiştir. Buna göre;
    1. Brahmanlar: Din adamları
    2. Kşatriyalar: Asiller ve askerler
    3. Vaysiyalar: Sanatkarlar ve tüccarlar
    4. Südralar; Kôylüler ve işçiler
    Ayrıca Kastın dışında kalan "Paryalar,(köleler)” vardı.
    olmak üzere toplumu bir araya gelmesi imkansız sınıflara ayırmıştır. Paryalar ise bu sistem de tamamiyle sahipsiz insan gruplarıdır.

    Hindistan'ın en eski dini Veda Dini veya Brahmanizm'dir. Bu dinden ve Brahmanların üstünlüğünden dolayı, Buda Dini Hindistan'da doğmuş olmasına rağmen ilk kez Çin'de yayılmıştır.
    Hindistan'da Veda, Brahmanizm ve Buda dinleri görülür Buda dini Hindistan'da ortaya çıkmasına rağmen, Brahman rahiplerinin karşı çıkması nedeniyle Çin ve Japonya'da yayılmıştır.




    DOĞU AKDENİZ UYGARLIKLARI


    FENİKE UYGARLIĞI


    Lübnan dağları ile Akdeniz arasındaki kıyı şeridinde kurulmuştur. Sayda, Sur, Biblos gibi şehir devletlerine sahip olan Fenikeliler, ülkeleri dağlık ve tarıma elverişli olmadığı için denizcilikle uğraşmış ve deniz ticaretinde en ileri giden toplum olmuşlardır. Akdeniz kıyılarında kurdukları ticaret kolonileri ve antrepolar sayesinde doğu ile batı arasındaki ticareti ellerine geçirdiler. Bunlardan başlıcaları Kartaca, Sidon ve Tir'dir.
    M.Ö VIII. yüzyıldan itibaren Asur, Babil ve Perslerin hakimiyeti altına girerek üstünlüklerini kaybettiler.
    Tarihte ilk harf yazısını bulan Fenikelilerdir. Sesli ve sessiz harflerden oluşan Fenike Alfabesi daha sonra diğer uygarlıklar tarafından benimsenmiş ve kullanılmıştır. İonlar, Yunanlılar ve Romalılar bu alfabeyi geliştirip Latin alfabesi haline getirmişlerdir. Ayrıca cam yapımını gerçekleştirdiler ve kırmızı boyayı buldular .
    Mezopotamya uygarlığını Akdeniz havzasına taşımışlardır.




    İBRANİ UYGARLIĞI


    İbraniler Hz. Musa peygamberin bildirmesiyle Musevilik dinine mensup olmuşlardır.
    Hz. Davud döneminde krallık haline gelen İbrani Devleti, Hz. Süleyman zamanında altın çağını yaşamıştır, Onun ölümünden sonra İsrail ve Yahudi devletleri olmak üzere ikiye ayrıldı.
    Asurlular İsrail’i (M:Ö: 721 ), Babilliler Yahudileri (MÖ .687) ortadan kaldırdı. Yahudiler yurtlarına dönecekler, ancak 2. kez Romalılar tarafından sürülecek ve dünyaya yayılacaklardır.

    Tektanrı inancına sahip olan ilk uygarlıktır. Yahova (Allah) sadece İbranilerin tanrısıdır. Kitapları Tevrat'tır. En önemli sanat eseri Kudüs'teki Süleyman Tapınağı (Mescid-i Aksa)'dır. Burası Müslümanlar için de önemlidir.
    Günümüzdeki Suriye ve Filistin topraklarında ortaya çıkmıştır. Dünyada ilk tek tanrılı din olan Yahudiliği kabul etmişlerdir. Yahudiler kendilerini diğer kavimlerden üstün gördüklerinden bu din diğer tek tanrılı dinler olan Hıristiyanlık ve Müslümanlık kadar yayılmamıştır



    EGE UYGARLIĞI

    Girit, Miken ve Yunan uygarlıklarından oluşur. Yunan Uygarlığı
    Eski Yunan'da Sümerler ve İyonlarda olduğu gibi şehir devletleri görülür (polis). Merkezi yapının olmaması daha özgür bir ortama; bu durum ise bilim ve felsefenin gelişmesine yol açmışlar.
    Eski Yunanda olimpiyat oyunları Yunan kültüründe bütünleşmeye yol açmıştır. Nüfusun artması, Yunanis*tan'ın dağlık bir ülke olması ve artan ticaret ihtiyacı gibi nedenlerle kolonicilik hareketleri başlamış ve yeni yerleşim merkezleri kurulmuştur.
    Yunanlılarda çoğu Eskiçağ kavmi gibi çok Tanrıcılığa inanıyorlardı. Eski Yunandaki sınıflar mücadelesi yeni yasaların yapılmasıyla sonuçlanmıştır. Drakon yasaları ile soyluların keyfi yönetimi orta sınıflar lehine sınırlandırılmış, Solon yasalarıyla kölelik kaldırılırken doğuştan soyluluk yasaklanmış, Kilistenes reformlarıyla da halk meclisi en önemli organ haline getirilmiştir. Eski Yunan, dünyada ilk demokrasi örneğine de sahne olmuştur
    Girit, Miken Yunan ve Helenizm medeniyeti olarak dört bölümde incelenir.
    Girit Medeniyeti:

    Ege medeniyetinin ilk önemli merkezidir .Giritliler kendilerine özgü orijinal bir yazı sistemi geliştirmişler, güçlü donanma ve ticaret filosuna sahip olmuşlardır. En muhteşem sarayları Knossos saraylarıdır. Akalar tarafından uygarlıklarına son verilmiştir.
    Miken Medeniyeti:

    M.Ö. II. binde Akalar tarafından kurulmuştur. Miken Krallığı ile Truvalılar arasında Çanakkale b9ğazınaegemen olmaktan kaynaklanan çatış*malar bu devletin en önemli siyasi olayıdır (M.O. 15. yüzyıl). Girit uygarlığından etkilenmişlerdir.
    En önemli eserleri şato denilen kral saraylarıdır. (Miken ve Tirins şatoları) Kuyu mezarları yapmaları ve Grekçe'nin temelini atmaları bu uygarlığın diğer özelliklerindendir. M.Ö 1200'de Dor göçleri sonunda yıkılmışlardır.
    Yunan Medeniyeti:
    -Dorların Mora ve çevresini işgal etmelerin.; den sonra oluşan uygarlıktır. En parlak devrini M.Ö. 5 ve 4. yüzyıllarda yaşamıştır.

    -Yunanistan polis adı verilen şehir devletlerinin birleşmesiyle kurulmuştur. En önemlileri Atina, Isparta, Larissa, Korint ve Tebai'dir.
    -Tarım alanları az olduğundan ticarette gelişmişler ve koloniler kurarak zenginleşmişlerdir.
    -Yunanlılarda toplum sınıflara ayrılmıştır ve sınıflar arasında eşitsizlik vardır Yönetim şekli asillerin üstünlüğüne dayalı demokrasiydi. Ama bu herkesin ihtiyacına cevap vermiyordu (Aristokratik Demokrasi).
    Arhon adı verilen yüksek dereceli memurlar bu sınıf farklılıklarını ortadan kaldırmaya çalıştılar; Drakon: Kan davalarını önlemeye yönelik ceza kanunlarını çıkardı. Ancak asillerin haklarını koru*duğu için karşı çıkıldı..
    Solon: Borç yüzünden doğan köleliği kaldırdı, halkı kazançlarına göre sınıflara ayırdı. Klistenes ise: Asillerin seçtiği Dört yüzler Meclisi yerine, halkın seçtiği Beş yüzler Meclisi'ni kurdu. Zenginlikten doğan sınıf farklarını kaldırdı.

    Yunanlılar çok tanrılı dinlere inanırlar ve tanrıları insan şeklinde düşünürlerdi. Tabiattaki varlıklara benzetilen tanrılarının en büyüğü Zeus'tu. Olimpiyatlar, Tanrıları adına yaptıkları spor, müzik ve şiir yarışmalarının adıydı. Yunanlılar pozitif bilimler, edebiyat ve güzel sanatlarda ilerlemişlerdi.

    Hellen Uygarlığı



    Makedonya Kralı Büyük İskender’in Doğu Seferi (Asya Seferi) sonucu Yunan uygarlığı ile eski Ön Asya uygarlıklarının kaynaşması ile meydana gelmiştir. Pozitif ve deneysel bilimlerin geliştiği bu dönem İslam uygarlığının doğuşu ve gelişiminde etkili olmuştur
    Makedonya Kralı İskender’in Asya seferi sonunda doğu-batı kültürlerinin kaynaşmasından doğan uygarlıktır. Bu uygarlık İskender imparatorluğu son bulduktan sonra bile Romalılar, Sasaniler ve Müslümanları etkiledi.
    Yunanistan, İran, Mezopotamya, Mısır Anadolu İskender imparatorluğunun egemenlik alanına girdi.
    Bu dônemde, pozitif bilimler, tarih ve felsefede büyük ilerlemeler görüldü. Arşimet ve Batlamyus bu dönemde yetişti.
    Mısır'daki İskenderiye merkez olmak üzere yeni .şehirler ve kültür merkezleri kuruldu. İskenderiye ve Bergama kütüphanelerinde devrin el yazması eserleri toplandı. İskender doğudaki merkezi krallık ve imparatorluk ve tanrı-kral anlayışını benimsedi. Böylelikle demokrasiden geri dönülmüş oldu.



    ROMA UYGARLIĞI

    İtalik, Etrüsk ve Latinlerce oluşturulup, İtalya' da kurulmuştur.
    Roma, M.Ö X. yüzyılda Tiber ırmağı kıyısında Latinler tarafından kuruldu. İlk kralları Romulüs'tür. Roma, Etrüsk krallar zamanında bayındırlık alanında çok gelişti. Etrafı surlarla çevrildi.
    Romalılar, önce Latinlerle savaştılar. Etrüskleri egemenlikleri altına aldılar. Roma üzerine saldıran Gal’lere mağlup oldular. Gal’ler istilasının sarsıntısı giderildikten sonra fetihlere devam edildi. İtalya’nın güneyindeki Yunan kolonileri ele geçirildi. M.Ö 275 yılında Romalılar, İtalya birliğini kurmayı başardılar. Batı Akdeniz hakimiyeti için Romalılarla Kartacalılar arasında Pön Savaşları başladı. M.Ö 264*164 yılları arasında devam eden savaşlar, Romalıların üstünlüğü ile sona erdi. Romalılar bundan sonra Doğu Akdeniz hakimiyeti için Makedonyalılarla savaştılar. Balkanlar, Anadolu, Suriye, Mısır ve Kuzey Afrika'nın fethi ile Akdeniz bir Roma gölü halini aldı.

    Roma'da krallık, cumhuriyet ve imparatorluk dönemleri yaşanmıştır. Adı cumhuriyet olan ilk yönelim şekli Roma'da görülür. ilkçağın en büyük köleci devletidir
    Roma'da ilk yazılı kanunlar MÖ V.yüzyıldaki 12 levha Kanunlarıdır. Yahudilikten sonraki tek tanrılı bir din olan Hıristiyanlık ilk önce baskılara uğradıysa da daha sonra Romalıların resmi dini olmuştur
    Roma'da patriciler tüm vatandaşlık haklarına sahipti. Askere alınmayan ve oy hakkı olmayan plebler ise ticaret ve mülkiyet gibi haklara sahipti. Yanaşmalar ve kölelerin hiç bir hakları yoktu Patrici-pleb mücadelesi Roma uygarlığının ve dolayısıyla tarihinin özünü oluşturmuştur.
    Romalılar kendilerinden önceki kavimlerin alfabe, hukuk ve takvim alanlarındaki çalışmalarını daha da geliştirerek günümüzdeki temellerini almışlardır Sözgelimi, Latin alfabesi, Roma hukuku ve Jülien Takvimi günümüz dünyasının yaşayış ve kültüründe Varlıklarını sürdürmektedir.
    Eskiçağın en büyük devleti olan Roma imparatorluğu Kavimler Göçü'nden sonra önce ikiye ayrıldı 476'da Batı Roma yıkıldı.Doğu Roma (Bizans) ise izlediği ihtiyatlı siyaset sayesinde Ortaçağ boyunca yaşadı Fatih’in İstanbul’u almasıyla o da sona erdi.
    Bir yandan.Yunanlılar, diğer yandan Kartacalılar Romalılar, Anadolu, Iran, Kafkasya, Suriye.Filistin ve Mısır'a egemen oldular.
    -Krallık,Cumhuriyet, imparatorluk şeklinde siyasi tarihi 3 döneme ayrılmıştır .
    -Krallık dôneminde, kralın yanında asillerden oluşan bir senato ve Kuriya denilen halk meclisince yönetilirdi.
    -Cumhuriyet devrinde kralın yerini iki konsül aldı. Olağanüstü durumlarda diktatörler yönetimi ele geçirirdi.
    -imparatorluk döneminde senatonun önemi azaldı.
    -Roma'da da toplumlar arasında sınıf farkları vardı. Patriciler (Asiller) ve Plebler (orta sınıf), köleler (en alt tabaka) oluştururdu. Bu sınıflar dışında imparatorluk sınıfları içinde yaşayan ancak vatandaş kabul edilmeyen "Barbarlar" vardı.
    -12 Levha Kanunları Roma Hukuku'nun temelini oluşturur. Aynı zamanda Roma Hukuku bütün Avrupa Hukukunu etkilemiştir.
    -Fenikelilerden ionlar ve Yunanlılara geçen alfabeyi geliştirerek Latin Alfabesi haline getirmişlerdir.
    -Mısır'dan alınan güneş takvimi Julius Sezar ve Papa XIII.Gregor'un katkıları ile, "Miladi Takvim" şeklinde geliştirilmiştir .
    -Lejyon adı verilen paralı askerlerden oluşan disiplinli ve düzenli orduya sahiplerdi,
    -Anadolu'da askeri ve siyasi amaçlı yollar yapmışlardır. ,
    -Aspendos Tiyatrosu, Bozdoğan Kemeri (Valens su kemeri), Çemberli taş, Ankara'da Ogüst Mabedi ile Roma Hamamı. Ankara Elmadağ su yolu Romalılardan kalmıştır.
    -Ayasofya kilisesi, Yere batan sarayı ve. Dikilitaş (Mısır'dan getirilmiştir.) Bizans imparatorluğundan kalmıştır.
    -Hıristiyanlığın çıkışına tepki göstermelerine ve Hıristiyanlara çeşitli işkenceler yapmalarına rağmen Konstantin zamanında MS. 313 yılında Hıristiyanlık kabul edilerek İmparatorluğun resmi dini haline geldi.
    -Bundan sonra Hıristiyanlığı bütün Avrupa'ya yayanlar Romalılar oldu.
    Devlet Yönetimi: Roma, önceleri krallıkla yö*netilmekteydi. Kralların emretme yetkilerine imperium denirdi. Krallar, Halk Meclisi tarafından seçilirdi. Halk Meclisi, kanunların hazırlandığı önemli işlerin görüşüldüğü bir meclisti. Halk Meclisi'nde oylar; fert olarak değil, topluluk oyu olarak verilirdi. Ayrıca danışma meclisi olarak İhtiyarlar Meclisi (Senatus) vardı.
    Cumhuriyet döneminde yönetim yetkileri bir yıllığına seçilen konsüllere verildi. Sayıları iki tane olup, dokunulmazlıkları vardı. Yaptıkları işlerden dolayı ancak görevden ayrıldıktan sonra hesap verirlerdi. Bir konsül, diğerinin aldığı kararı veto edebilirdi.
    M.Ö 44 yılında Sezar'ın öldürülmesi ile iç karışıklıklar başladı. Octavianus'un iktidarı ele geçirmesi ile cumhuriyet dönemi sona erdi. İmparatorluk dönemi başladı.
    Dil ve Edebiyat: Konuşulan dil Latince’dir. Edebiyatta Yunan edebiyatının etkisi altında kaldılar. Söz sanatı (hitabet) ve tarih yazıcılığında bü*yük bir başarı gösterdiler.
    Güzel Sanatlar: Yapı nizamları ve sütun başlıklarında Yunan mimarisi taklit edildi. Yapı sanatında kubbe ve kemeri kullandılar. Bu sayede çok büyük anıtlar yapabildiler. Cumhuriyet devrinde başlayan gelişme imparatorluk döneminde ülkenin her bir yanına yayıldı.
    Heykeltraşlıkta, mimari kadar başarılı olamadılar.


    BİZANS UYGARLIĞI

    Doğu Roma İmparatorluğu zamanla Bizans İmparatorluğu haline geldi. İmparatorluk, eski Yunan ve Helenizm kültürü ile yoğrulmuş Ortodoks Rumlarla, çeşitli dil, din ve inançlara bağlı kalmış kavimlerden meydana gelmiştir. Kuzey Afrika, İspanya’nın kıyı bölgeleri ve İtalya’nın fethi ile en geniş sınırlara ulaşıldı. VII. yüzyıldan itibaren Türk ve Müslümanlarla ilişkiler başladı. Emeviler zamanında İstanbul iki kez kuşatıldı. X. yüzyıldan itibaren Türkler, Anadolu'ya girmeye başladılar. Bizanslılar, Malazgirt'te Türklere yenilerek Anadolu üzerindeki hakimiyetlerini kaybettiler (1071 ).

    İmparatorluğun son zamanlarında din kavgaları önemli bir sorun halini aldı. İmparatorluk devamlı toprak kaybına uğradı. Venedik ve Cenevizliler Bi*zans'ın durumundan yararlanarak sömürgelerini genişlettiler. İmparatorun İstanbul dışında kalan şehirler üzerinde nüfuzu kalmadı. Tekfurlar bölgelerini diledikleri gibi yönetmeye başladılar. Sonunda Anadolu ve Rumeli'yi eline geçiren Osmanlılar tarafından yıkıldı (1453).
    Devlet Yönetimi: Düzenli bir veraset sistemi yoktu. Kuvvetli olan herkes, imparator olabilirdi. Bu yüzden Bizans'ta devamlı taht kavgaları vardı. Ge*niş bir teşkilata sahip olan Bizans sarayı, sıkı bir düzene ve törene bağlı idi. Din işleri, patrik tarafından yönetilirdi. Patriklerin görevlerine atanmaları ve görevden alınmaları imparatorun elinde idi.
    Memleket Yönetimi: İmparatorluk valiler tara*fından yönetilen büyük eyaletlere (temlere) ayrıl*mıştı. Sınırda bulunan temler, dük adı verilen askeri valilerin yönetimi altında idi. Bunlar diğer temlerden daha fazla önem taşımakta idi. En önemli temler, Asya ve Kuzey Afrika temleri idi. Bizans İmparatorluğunda ilk zamanlar, Roma kanunları uygulanmakta iken, jüstinyen devrinde yeni kanunlar düzenlendi.
    Din ve İnançlar: Hıristiyanlık, çıkışından itibaren birçok ayrılıklar gösterdi. Hz. İsa’nın kişiliğinden ileri gelen bu ayrılıklar, yeni mezheplerin ortaya çıkmasına sebep oldu.
    Güzel Sanatlar:

    Bizans sanatı, eski Yunan, Helenizm ve doğu sanatlarının karışmasından doğ*muştur. Bizans mimarisinde, kubbelerde doğu sanatının, yapıların iç süslemelerinde batı sanatının etkileri görülür. Bizans mimarisinin en güzel örnekleri kiliseler ve saraylardır.




  3. Gülşen
    Devamlı Üye
    Sümerler kütahyada yaşamış ve kütahyada onlardan kalma pek çok eserin olduğu bir uygarlıktır. Sümerlerden kalma kütahyada çok fazla eser bulunmaktadır. Kütahyada Frig vadisi olarak bilinen bir vadide friglerden kalma pek çok eser bulunmaktadır. Frigler bereket temsilcisi olarak bilinirlerdi.




+ Yorum Gönder


sümerlerden kalan tarihi eserler,  friglerden günümüze kalan eserler,  friglerden kalan eserler,  FRİGLERDEN KALMA KAYA ESERLERİ,  sümerlerden kalma kalıntılar