+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Bilgi Arşivi Forumunda Türklerde İslam anlayışının oluşmasında etkili olan şahsiyetlerin ortak özellikleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Bilge Kağan
    Devamlı Üye

    Türklerde İslam anlayışının oluşmasında etkili olan şahsiyetlerin ortak özellikleri








    Türklerde İslam anlayışının oluşmasında etkili olan şahsiyetlerin ortak özellikleri nelerdir







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Türklerde İslam anlayışının oluşmasında etkili olan şahsiyetlerin ortak özellikleri

    Türklerin İslam'ı doğru anlayıp yaşamaları, dinin özünün anlatılması, kavratılması hususunda İslam alimlerinin, mutasavvıfların büyük etkileri olmuştur. Bu alimlerden bazıları;

    · Ebu Hanife

    Maturîdî

    Şafiî

    Eş'arî

    Ahî Evran

    Hacı Bektaş Veli

    Mevlânâ

    Yunus Emre

    Hacı Bayram Veli




  3. Ziyaretçi
    imam azam, malik, ssafi, hanbeli, buhari, muslim, serahsi, dehlevi, ibn hacer. ahlaken ortak ozelliklerini bilmek istiyorum. cok tskler cevaplariniza




  4. Mesport
    Moderators
    ortak olan özellikleri de vardır. Bu özellikleri şöyle sıralayabiliriz:

    1)Allah’ın zatıyla kaim olan sıfatları vardır.

    2)Kur’an’ı Kerim Allah’ın Kelam sıfatının tecellisidir.

    3)Kur’an mahluk değil kadimdir.

    4)Allah ahirette görünecektir.

    5)Sahabe arasında KEREM ve ADALET cihetiyle hiç bir fark yoktur. Hepside ADİL,hepside Sahabe-i Kiram’dır.

    6)Sahabenin en uluları Hz.Ebubekir,Hz.Ömer,Hz.Osman ve Hz Ali’dir.

    7)Sahabenin arasındaki ihtilaflar İslam alemini ne kadar karıştırmış olursa olsun Müslümanları ilgilendirmez;onların ihtilafı rahmettir.

    8)Sıffeyn savaşında,hakem meselesinde haklı olan taraf Hz.Ali’dir.

    9)Hilafet ümmetin oyu ile gerçekleşir.

    10)Sahabenin ve tabiunun oyları hüccettir.

    3)MEZHEP LİDERLERİNİN ÇÖZMEK ZORUNDA OLDUKLARI SORUNLAR NELERDİR?

    Sünni mezhebin kurucusu olduğu söylenen zatlar, hükümlerini öncelikle Kur’an’a dayandırmaya çalışmışlardır. Hükümlerine gerekçe olarak Kur’an ayetlerini göstermek istemişlerdir.

    Ancak somut olayların hepsini Kur’an ayetleri kapsamaz. Günlük yaşamdaki tüm olayların karşılıkları Kur’an’da yoktur. Örneğin,yürürken yere tükürmek mi yoksa tükürmemek mi gerekir? Bu konuda somut olarak Kur’an’da hüküm yoktur. Ama “Dört kadınla evlenmek caiz midir?”sorusunun karşılığı Kur’an’da vardır. (Bu sorunun cevabı “Kur’an’da Kadın” isimli çalışmamızda ayrıntılı olarak irdelenmiştir) Kur’an ayetlerinde bulunmayan somut olaylar ile ilgili olarak karar verirken gerekçesi nasıl hazırlanacaktır?Mezhep liderleri geçmişte işte bu soru ile karşı karşıya kalmışlardır.

    4)HADİS VE SÜNNETLER NEDEN ORTAYA ÇIKMIŞTIR?

    İşte bu sorunu çözmek mezhep imamlarını ve geçmişte yaşayıp da hüküm verme konumunda bulunan insanları çok uğraştırmıştır. “Bir somut olay hakkında, Kur’an’da kural yoksa somut olayın gerekçesi nasıl Kur’an’a dayandırılacaktır?” İzlenen yol şu olmuştur; bakmışlar, bu somut olay ile ilgili olarak Muhammed nasıl bir tavır sergilemiş? O tavra göre olayı çözmeğe ve karara varmaya uğraşmışlardır. Yere tükürme ile ilgili Muhammed bir davranış sergilemiş mi? Sergilemiş ise bu davranışı kimler görmüş duymuş? Bu gören ve duyan insanlar güvenilir mi güvenilmez mi? Ortada Muhammedin davranışlarını belirten yazılı bir kaynakta yok.

    Yazılı kaynak neden yok?

    Muhammedin bizatihi kendisi, kendi davranışlarını çevresindekilerin yazmalarını ve kendisinden sonrakilerin de yazmalarını yasaklamıştır. Çünkü ,kendi davranışlarını yazarlarsa sonra gelenler Kur’an’ı bırakır işin kolaycılığına kaçarlar. Şablon olarak Muhammedin davranışlarını alırlar. Bir konuda Muhammed ne yapmışsa aynısını yapmaya başlarlar. Giderek insanlar robotlaşır.

    Muhammed bu işin bilincindeydi. Toplumunu çok iyi tanıyordu. Bu nedenle tek yazılı kaynak olarak kendisinden sonra gelenlere Kur’an’ı bırakmıştır.

    İşte Muhammedden sonra gelenler ve bu arada mezhep liderleri ,öncelikle ve birinci kaynak olarak Kur’an’ı almışlardır. Ancak Kur’an’da hüküm bulunmayan durumlarda nasıl davranılacaktır?

    Mezhep liderleri , kendi bilgilerine eğitim düzeylerine,geleneklerine göre sorunu yoluna girmişlerdir.Mezhep liderleri benzer konularda farklı hüküm vermişlerdir. Bu doğaldır.Çünkü liderin eğitim durumu, bulundukları yerin gelenekleri,bulundukları zamanın gelenekleri ve çözmeye uğraştıkları olayın özellikleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle farklı hükümlerin verilmesi değil verilmemesi şaşırtıcı olurdu. Ancak sorun, verilen farklı hükümlerin gerekçesi ,Kur’an’a ve İslama nasıl uygun olacaktı? Biraz önce söylediğimiz gibi Kur’an’da hüküm bulunan meselelerde ayetler verilen hükme gerekçe olabiliyordu. Örneğin,çok evlilik. Ancak çoğu mesele Kur’an’da tek tek sayılmamıştır. Zaten Kur’an ayetlerinin büyük bir bölümü inanç meselelerine ilişkindir. Öğüt ve tavsiye niteliğindedir.

    Kur’an’da hüküm bulunmayan somut olayların çözümünda yapılması gereken şu olmalıydı; Kur’an’ın genel hükümleri aynı zamanda İslamın genel ilkeleridir. Bu genel ilkeler dahilinde ve bu genel ilkelere aykırı olmamak kaydıyla somut olay çözümlenecek ve Kur’an ayetleri aklın çalıştırılması yoluyla yorumlanarak özel olaylara uygulanacaktı. Muhakeme yoluyla olaylar çözülecekti. Örneğin,yere tükürmek iyi bir davranış mıdır değil midir? Veya yere tükürene ne yapmalı? Bu konuda Kur’an’ın temizlik ve çevreye saygı vs. genel ilkeleri hatırlanıp, yere tükürme eyleminin bu nedenle yanlış olduğunu belirtmeli,İslama ve dolayısıyla doğaya aykırı olduğu gerekçe olarak ileri sürülmeliydi.İcabediyorsa insan elinin ve aklının ürünü olan ve ihtiyaca göre değiştirilebilen yazılı kanunlar oluşturulabilmeliydi. (Çünkü o zaman yazılı kanunlar henüz yoktu)

    Ama hüküm vericiler ve bu arada mezhep liderleri , hüküm verirken İslami ve Kur’an’i olan bu yolu seçmediler. Muhammedin davranışlarından kendilerine şablon davranış arama yolunu seçtiler. Kur’an’da hüküm bulunmayan sorunları şablonculuk yoluyla çözme yolu,hadis arama ve üretme sistemini ateşledi. Muhammedin yasaklamasına rağmen,hadis anlatımı ve yazımı arttı.Üstelik bu usül sonraki kuşaklara da aktarıldı.Siyasi otoritelerin de müdahalesiyle hadis üretimi meslek halini aldı.

    İnsanlar,bir somut olayda hüküm verirken,araştırma,inceleme akıl yürütme yolu seçmediler.Muhammedin davranışlarını şablon olarak alıp onu taklit yolunu seçtiler. Enerjilerini Muhammedin davranışlarının ne olduğunu keşfetmeğe yönelttiler. Yere tükürme konusunda Muhammed acaba ne demiştir? Nasıl bir davranış sergilemiştir? Bunu araştırmaya yöneldiler. Muhammedin bir konuda rivayet edilen davranışını da muhakeme etmeden kabul ettiler. Böylece ortaya HADİS VE SÜNNET çıktı.

    Muhammedden sonra hüküm vericiler ve bu arada dört mezhep lideri hükümlerine gerekçe olarak, ikinci kaynak olarak; hadislerle(söz) desteklenen ,ortaya konan ,sünnetleri (Muhammedin yaptığı söylenen davranışları) kabul ettiler. Böylece bir somut olayda Muhammedin nasıl davrandığı araştırılacaktı? O nasıl davranmışsa öyle hüküm kurulacaktı. Muhammedin nasıl davrandığı ise yazılı olarak ispatlanamıyor, rivayetlere dayandırılıyordu. Olay şu mantığa göre çözülüyordu; “Muhammed bir konuda şöyle davranmıştır.Onun bu şekilde davrandığını A kişisi görmüştür.A kişisi gördüğünü B’ye söylemiş.B ölmeden önce Muhammedin bu şekilde davrandığını A’dan dinlediğini oğlu C’ye nakletmiş.C’de olayın bu şekilde olduğunu ölmeden önce D’ye anlatmıştır.D’de şu anda sağ olmayan E’ye nakletmiştir.E’de bu nakillere dayanarak bir kitap yazmış. Nakillere dayanarak yazılan kitaba göre böylece Muhammedin bir konuda nasıl davrandığı tespit edilmiş oluyor.Muhammedin davranışı bu anlatılanlara göre tespit edildiğine göre,tüm insanlarda bu şekilde davranmalı ve somut olayı anlatılan şekilde çözümlemelidirler.”Ancak Muhammed gerçekten belirtilen şekilde mi davranmıştır?Rivayet sahipleri gerçekten de rivayet etmişler midir?


    alıntıdır


+ Yorum Gönder


türklerde islam anlayışının oluşmasında etkili olan şahsiyetler,  türklerin islam anlayışının oluşmasında etkili olan şahsiyetler,  türklerin müslüman olmasında etkili olan şahsiyetler,  islam anlayışının oluşmasında etkili olan kişiler,  türklerin islamiyeti kabul etmesinde etkili olan şahsiyetler,  türklerin müslüman oluşunda etkili olan kişiler