+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Bilgi Arşivi Forumunda Takvimdeki Deniz adlı şiirin yazarı olan Kısakürek soyadlı şair yazar ve fikir adam Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Takvimdeki Deniz adlı şiirin yazarı olan Kısakürek soyadlı şair yazar ve fikir adam








    Bana Takvimdeki Deniz adlı şiirin yazarı olan Kısakürek soyadlı şair yazar ve fikir adamı kim olduğunu uzunca anlatır mısınız?







  2. Leyla
    Devamlı Üye





    Takvimdeki Deniz adlı şiirin yazarı olan Kısakürek soyadlı şair yazar ve fikir adam



    Takvimdeki Deniz adlı şiirin yazarı olan Kısakürek soyadlı şair yazar hakkında bilgi

    Takvimdeki Deniz adlı şiirin yazarı olan Kısakürek soyadlı şa.jpg.




    Necip Fazıl Kısakürek, 1905 -
    1905 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.1983 yılları arasında yaşamıştır, Türk şiirinin en önemli isimlerinden biridir.



    Necip Fazıl

    1983 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.26 Mayıs
    26 Mayıs Gregorian Takvimine göre yılın 146. günüdür. Sonraki sene için 219 (Artık yıllarda 220) gün var
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.1905'da doğdu.
    1905 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Maraş'lı bir soydan gelen Necip Fazıl'ın çocukluğu, mahkeme reisliğinden emekli büyük babasının
    Kahramanmaraş Akdeniz Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan ve bir kısmı bu bölgelere ait olan Kahramanmaraş�ın toprakları 27°11� ve 38°36� kuzey enlemleri ile 36°15� ve 37°42� doğu boylamları arasında yer alır. Doğudan Malatya, Adıyaman, Gaziantep; güneyden Adana; batıdan Kayseri; kuzeyden ise Sivas illeri ile çevrilidir.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.İstanbul
    İstanbul, Marmara Bölgesi'nde il ve Türkiye'nin en büyük kenti. Tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan şehir, 133 milyar dolarlık yıllık üretimiyle Dünyada 34. sırada yer alır. Türkiye'nin kültür ve finans merkezidir. İstanbul, 41° K, 29° D koordinatlarında yer alır. Marmara kıyısı ve İstanbul Boğazı (Boğaziçi) boyunca, Haliç'i de çevreleyecek şekilde Türkiye'nin kuzeybatısında kurulmuştur.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Çemberlitaş'ta ki konağında geçti. İlk ve orta öğrenimini Amerikan ve Fransız kolejleri ile Bahriye Mektebi'nde (Askeri Deniz Lisesi) tamamladı. Lisedeki hocaları arasında dönemin ünlülerinden

    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Yahya Kemal Beyatlı, Ahmet Hamdi (Akseki), İbrahim Aşkı gibi isimler vardı.


    Yahya Kemal Beyatlı (2 Aralık 1884 - 1 Kasım 1958), Türk şair ve yazar. 1884 Üsküp'te dünyaya geldi. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlköğrenimini Üsküp'te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur. Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris'e gitti. Fransa'da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorrel'in etkisinde kaldı ve düşüncelerinde değişmeler oldu.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdikten (
    İstanbul Üniversitesi’nin tarihi, Fatih Sultan Mehmet’in 1453 yılında İstanbul’u fethetmesinden hemen sonra Medaris-i Semaniye (Sahn-ı Semân) adıyla kurduğu eğitim kurumlarına kadar varmaktadır. Dolayısıyla Edebiyat Fakültesi’nin de o yıllarda kurulmuş olduğu kabul edilmektedir. Üniversite’nin Batı tarzında yeniden örgütlenmesi ise, 1845, 1863, 1869, 1900 yıllarındaki düzenlemelerle gerçekleştirilmiştir.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.1924) sonra gönderildiği
    1924 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Fransa'da
    Fransa Cumhuriyeti (Fransızca:République Française) ya da kısaca Fransa, Belçika, Lüksemburg, Almanya, İsviçre, İtalya, Monako, Andorra ve İspanya ile komşu olan, Batı Avrupa'da ülke. Avrupa Birliği'nin kurucu üyesidir.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Sorbonne Üniversitesi Felsefe Bölümünde okudu.
    Collège de Sorbonne Paris Üniversitesi'nin teoloji koleji olarak, 1257 yılında, Robert de Sorbon tarafından kurulmuştur. 1968 yılında Fransa'daki gençlik hareketinin merkezi olarak hatırlanır. 2006 yılında da Fransa'daki olaylarda ilk Collège de Sorbonne işgal edilmiştir.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Paris'te geçen bohem günlerinden sonra,
    Paris Fransa'nın başkenti ve Île-de-France bölgesinin merkezidir ve Seine nehri'nin üzerine kurulmuştur. Tüm dünyada anıtları, sanatsal ve kültürel yaşamı ile tanınmış olan Paris aynı zamanda dünya tarihinde önemli bir şehir olmakla birlikte, başlıca ekonomik ve politik merkezler arasında yeralmakta ve uluslarası taşımacılığın geçiş noktalarından birini oluşturmaktadır. Moda ve lüksün dünya başkentidir ve "Işık Şehir" (Ville de Lumière) diye de anılmaktadır.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Türkiye'ye dönüşünde
    Türkiye Cumhuriyeti, Kuzey yarımkürede, Avrupa ve Asya kıtalarının kesişme noktasında bulunan bir ülke. Ülke topraklarının büyük bir bölümü Anadolu yarımadasında, kalanı ise Balkan Yarımadası'nın uzantısı olan Trakya'da bulunur. Ülkenin üç yanı Akdeniz, Karadeniz ve bu iki denizi birbirine bağlayan Boğazlar ile Marmara Denizi ve Ege Denizi ile çevrilidir. Komşuları Yunanistan, Bulgaristan, Gürcistan, Ermenistan, İran, Irak ve Suriye'dir.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Hollanda,
    Hollanda ya da Hollanda Krallığı (Hollandaca: Nederland), Hollanda, Aruba ve Hollanda Antillerinden oluşur. Hollanda, kuzey ve batıda Kuzey Denizi, güneyde Belçika, doğuda ise Almanya ile komşudur. Ülke topraklarının çoğunluğu deniz seviyesinin altındadır. Hollanda, Belçika ve Lüksemburg ile birlikte Benelüks ülkelerinden bir tanesini oluşturur. Hollanda'nın Rotterdam kenti, Avrupa'nın en büyük limanlarından biridir.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Osmanlı Bankası ve

    Tümünü okumak için linke tıklayınız.İş Bankası'nda müfettiş ve muhasebe müdürü olarak çalıştı. Bir Fransız okulu,
    1924 yılının Temmuz ayında Bakanlar Kurulu'nu toplayan Mustafa Kemal, milli bir banka kurulması konusundaki arzusunu böyle dile getirmişti.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Robert Kolej, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi, Ankara Devlet Konservatuarı,
    İstanbul Amerikan Robert Lisesi veya eski ismiyle Robert Koleji, Robert Akademi ve Amerikan Kız Koleji, Amerika Birleşik Devletleri sınırları dışında kurulan ilk Amerikan okuludur 1. Okul, Christopher Robert tarafından 1863'te kurulmuştur. Okul Arnavutköy kampüsünde eğitim vermeye devam etmektedir.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Ankara Üniversitesi
    Ankara Üniversitesi, Cumhuriyet tarihini ve misyonunu milletiyle özdeşleştirmiş, bütünleştirmiş bir üniversitedir. Nasıl Türkiye Cumhuriyetinin kurulması, salt bir yönetim biçimi değiştirmenin çok ötesinde, çağdaş bilime, çağdaş demokratik değerlere ve kurumlara dayalı büyük bir toplumsal dönüşüm sistemi ise; Ankara Üniversitesinin açılışı da bilinen üniversite amaçlarının çok ötesinde, farklı bir misyonun somutlaşmasını ifade eder. Ankara Üniversitesi, Atatürk ilke ve inkılaplarının daya
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde hocalık yaptı(
    Ankara Üniversitesi'nin fakülte olarak kurulan ilk yükseköğretim kurumu olan Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Büyük Önderimiz'in adını koyduğu ve özel bir misyon yüklediği bir bilim merkezidir.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.1939-
    1939 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.1943). Sonraki yıllarında fikir ve sanat çalışmaları dışında başka bir işle meşgul olmadı.

    Kendi ifadesiyle "Çemberlitaş'ta,
    1943 yılında meydana gelen olaylar.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Sultanahmet'e doğru inen sokaklardan birinde, kocaman bir konakta" doğmuştur (
    Sultanahmet, tarihi yarımadanın batı ucu, farklı İmparatorlukların en önemli dini, idari ve sivil yapılarının yer aldığı ve bugün de izlerine rastlanan Meydan.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.1904). Çeşitli okullarda, bu arada
    1904 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Amerikan Koleji'nde okumuş ve orta öğrenimini Bahriye Mektebi'nde yapmıştır (

    Tümünü okumak için linke tıklayınız.1922). Bu askeri okulda, din derslerini,
    1922 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Aksekili Ahmed Hamdi, tarih derslerini Yahya Kemal'den görmüş, ama asıl anlamda "edebiyat ve felsefeden riyaziyeye ve fiziğe kadar iç ve dış bir çok ilimde derin ve mahrem mıntıkalara kadar nüfuz edebilmiş" dediği İbrahim Aşkî'nin etkisinde kalmıştır. İbrahim Aşkî, verdiği kitaplarla onun "deri üstü deri bir plânda da olsa" tasavvufla ilk temasını sağlamıştır. Kısakürek Bahriye Mektebi'nin "namzet ve harp sınıflarını bitirdikten sonra" Darülfünun Felsefe Bölümü'ne girmiş ve oradan mezun olmuştur (
    1908’den itibaren çıkmaya başlayan Sırat-ı Müstakim ekibi içinde yer aldı, daha sonra Sebilürreşad adıyla devam eden bu dergide çokça yazı yazdı. Balkan Harbi’nden önce Bulgaristan’ı dolaştı. Oradaki intibalarını bu mecmuada neşretti. “Bulgaristan Mektupları” adıyla yayınladığı bu yazısında henüz başlamadan Balkan Savaşlarının çıkacağını anlayarak gerekli mercileri bilgilendirmiştir. Ayrıca bu dergide “Akaid-i İslamiye” ve “İslam’da Teaddüd-i Zevcat’ın Mahiyeti” tefrika edilmesine rağmen kitapla
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.1921-
    1921 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.1924).
    1924 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Felsefedeki en yakın arkadaşlarından biri
    Felsefe, varlık, anlam ve öz sorunlarının eleştirel bir yaklaşımla araştırılmasına ve varılan sonuçların sistemli bir biçimde ortaya konmasına yönelik düşünsel etkinlik. Yokluğa karşıt olarak var olan şey. Oluşa karşıt bir şey olarak, değişmeden aynı kalan gerçeklik. Boşluğa karşıt bir şey olarak, mekanda bir yer işgal eden kalıcı gerçeklik.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Hasan Ali Yücel'dir.
    Hasan Ali Yücel (1897 - 1961) Cumhûriyet dönemi eğitimci, yazar ve devlet adamlarından. 18 Aralık 1897’de İstanbul’da doğdu. İlk tahsilden sora orta öğrenimini İstanbul’da Vefa Lisesinde gördü
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.Milli Eğitim Bakanlığı bursu ile bir yıl da Paris'te öğrenim yapmıştır (
    Milli Eğitim Bakanlığı, Türkiye'de eğitim-öğretimle (talim-terbiye) ilgilenen bakanlıktır.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.1924-
    1924 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.1925). Yurda döndükten sonra Hollanda, Osmanlı ve İş Bankalarında memurluk ve müfettişlik gibi görevlerde bulunmuş (
    1925 yılında meydana gelen olaylar, doğumlar ve ölümler.
    Tümünü okumak için linke tıklayınız.1926- 1939), Ankara'da Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi, Devlet Konservatuvarı ile İstanbul'da Güzel Sanatlar Akademisi'nde ders vermiştir (1939- 1942). Daha gençlik yıllarında basınla ilişkiye gelen Kısakürek, bu tarihten sonra memurlukla ilişkisini kesmiş, yaşamını yazarlık ve dergicilikten kazanmaya başlamıştır.

    Şairliğe ilk adımını on yedi yaşında iken, annesinin arzusuyla başladı ve ilk şiirleri Yeni Mecmua'da yayımlandı. Milli Mecmua ve Yeni Hayat dergilerinde çıkan şiirleriyle kendinden söz ettirdikten sonra, Paris dönüşü yayımladığı Örümcek Ağı ve Kaldırımlar adlı şiir kitapları onu çok genç yaşta çağdaşı şairlerin en önüne çıkararak edebiyat çevrelerinde büyük bir hayranlık ve heyecan uyandırdı. Henüz otuz yaşına basmadan çıkardığı yeni şiir kitabı Ben ve Ötesi (1932) ile en az öncekiler kadar takdir toplamayı sürdürdü

    Şöhretinin zirvesinde iken felsefi arayışlarını sürdürüp içinde yeni bir dönemin doğum sancısını hisseden Necip Fazıl için 1934 yılı gerçekten de hayatının yeni bir dönemine başlangıç olur. Bohem hayatını en koyu rengiyle yaşadığı günlerde Beyoğlu Ağa Camii'nde vaaz vermekte olan Abdülhakim Arvasi ile tanışır ve bir daha ondan kopamaz. Necip Fazıl'ın hemen tümünde üstün bir ahlak felsefesinin savunulduğu tiyatro eserlerini birbiri ardına edebiyatımıza kazandırması bu döneme rastlar. Tohum, Para, Bir Adam Yaratmak gibi piyesleri büyük ilgi görür. Bu eserlerden Bir Adam Yaratmak, Türk tiyatrosunun en güçlü oyunlarındandır.

    Necip Fazıl'ın şairliği ve oyun yazarlığı kadar önemli yönü, çıkardığı dergiler ve bu dergilerde çıkan yazılarla sürdürdüğü mücadeledir. Haftalık Ağaç dergisi(1936, 17 sayı) dönemin ünlü edebiyatçılarının toplandığı bir okul olmuştur. Büyük Doğu dergisinde çıkan yazılarıyla İsmet İnönü ve tek parti (CHP) yönetimine şiddetli bir muhalefet sürdürmesi sonucu hakkında açılan çok sayıda davada yüzlerce yıl hapsi istendi, Cinnet Mustatili adlı eserinde hapishane anıları yer alır. Sık sık kapatılan ve toplatılan Büyük Doğu'nun çıkmadığı sürelerde günlük fıkra ve çeşitli yazılarını Yeni İstanbul, Son Posta, Babıalide Sabah, Bugün, Milli Gazete, Hergün ve Tercüman gazetelerinde yayımlandı. Büyük Doğu'da çıkan yazılarında kendi imzası dışında Adıdeğmez, Mürid, Ahmet Abdülbaki gibi müstear isimler kullandı. 1962 yılından itibaren de hemen hemen tüm Anadolu şehirlerinde verdiği konferanslarla büyük ilgi topladı.

    Necip Fazıl Kısakürek "uzun süren, fakat fikrîfaaliyetini ve yazı yazmasını engellemeyen bir hastalıktan sonra Erenköy'deki evinde ölmüş ( 25 Mayıs 1983), hadiseli bir cenaze merasiminden sonra Eyüp sırtlarındaki kabristana defnedilmiştir.

    Necip Fazıl Sabır Taşı adlı oyunuyla 1947 yılında C.H.P. Piyes Yarışmacı Birincilik Ödülü'nü almıştır. Kısakürek'e doğumunun 75. yıldönümü dolayısıyla Kültür Bakanlığı'nca "Büyük Kültür Armağanı" (25 Maysı 1980) ve Türk Edebiyatı Vakfı'nca "Türkçenin Yaşayan En Büyük Şairi" ünvanını vermiştir.
    Yazın Yaşamı
    Kendi sözleriyle "büyükbabasından en küçük yaşlarda okuma yazma öğrenen" Kısakürek, daha çocukluğundan itibaren önce "Fransızların aşağı tabaka muharrirlerine ait tümen tümen tercümeler" olmak üzere oniki yaşına kadar "ölçüsüz, abur cubur bir okuma hastası" olmuştur. Şöyle yazmaktadır: "(Pol ve Virjini), (Graziyella), (La-dam-d-kamelya), (Zavallı Necdet) gibi hissîlik ve edebîlik iddiasındaki eserlere kadar tırmanan alâkam, nihayet hastalığa dönüşmüş, gecelerimi ve gündüzlerimi bir ağ sarmıştı". Edebiyata böylesine bir okuma tutkusuyla giren Necip Fazıl, "şairliğinin on iki yaşında başladığını", hastanede yatan annesini ziyarete gittiği sırada onun yanındaki yatakta yatan "veremli bir kızın şiir defterini" göstererek "senin şair olmanı ne kadar isterdim" dediğini belirterek, şunları eklemektedir: "Annemin dileği bana, içimde besleyip de on iki yaşıma kadar farkında olmadığım bir şey gibi göründü. Varlık hikmetinin ta kendisi. Gözlerim, hastane odasının penceresinde savrulan kar ve uluyan rüzgâra karşı içimden kararı verdim; Şair olacağım! Ve oldum".


    Necip Fazıl'ın yayımlanan ilk şiir Örümcek Ağı adlı kitabına "Bir Mezar Taşı" başlığıyla alacağı "Kitabe" şiiridir ve 1 Temmuz 1923 tarihli Yeni Mecmua'da çıkmıştır. "benim de yerim bu el oldu yâhu/Gençlik bahçesinde sel oldu yâhu" dizeleriyle başlayan bu şiir dolayısıyla Ahmet Haşim'in "Çocuk Bu Sesi nerden buldun sen?" dediğini yazmaktadır Necip Fazıl anılarında. Kısakürek bu tarihten itibaren 1939 yılına kadar Yeni Mecmua, Milhi Mecmua, Anadolu, Hayat, Varlık gibi dergilerle Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan şiir ve yazılarıyla ününü genişletmiştir.

    Necip Fazıl 1925 yılında Paris'ten yurda döndükten sonra, aralıklı şekilde ama uzun sürelerle Ankara'da kalmış, üçüncü gelişinde, bazı bankaların da desteğini sağlayarak 14 Mart 1936 tarihinde Ağaç adlı bir dergi çıkarmıştır. Yazarları arasında Ahmet Hamdi Tanpınar, Ahmet Kutsi Tecer, Mustafa Şekip Tunç'un da bulunduğu Ağaç, yeni kapanmış olan Yakup Kadri'nin sahipliğindeki kadro dergisinin Burhan Belge, Vedat Nedim Tör, Şevket Süreyya Aydemir ve İsmail Husrev Tökin gibi yazarlarının savunduğu ve dönemin etellektüellerini hayli etkilemiş bulunan materyalist ve marksizan düşüncelerine karşı spiritüalist ve idealist bir çizgi izlemeyi öngörmüştür. Ankara'da altı sayı çıkan Ağaç dergisini Kısakürek daha sonra İstanbul'a nakletmiş, ancak fazla okur bulamayan dergi 17'nci sayıda kapanmıştır.

    Necip Fazıl, 1943 yılında bu kez, dinsel ve siyasal kimliği de olan Büyük Doğu adlı dergiyi çıkarmış, 1978 yılına kadar aralıklarla haftalık, günlük ve aylık olarak çıkardığı Büyük Doğu'da iktidarlara cephe almış, yazı ve yayınları yüzünden mahkemelere düşmüş, dergi birçok kez kapatılmıştır. Özellikle laikliğe karşı çıkan, Sultan Abbdülhamit'i savunan Necip Fazıl giderek İslamcı kesimin önderlerinden biri olmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki, Ağaç'ta olduğu gibi Büyük Doğu'nun ilk sayılarında da yazar kadrosu haylı kozmopolittir. Bedri Rahmi'nin Sait Faik'e yeni edebiyatın bir çok imzası dergi sayfalarında görülmektedir.

    Ancak, Necip Fazıl Büyük Doğu'yu özellikle dinsel bir kavga organı duruma getirdikçe bu yazarlar bir bir çekilmiştir sayfalardan. Necip Fazıl 1947 yılında Büyük Doğu'nun toplatılması üzerine Kasım-Aralık ayları arasında üç sayı çıkarabildiği Borazan diye bir siyasal mizah dergisi de çıkarmıştır.
    Yapıtları
    Şiir
    Örümcek Ağı (1925), Kaldırımlar (1928), Ben ve Ötesi (1932), Sonsuzluk Kervanı (1955), Çile (1962), Şiirlerim (1969), Esselâm (1973), Çile (1974), Bu Yağmur.
    Oyun




    Takvimdeki Deniz

    Hasreti denizlerin,
    Denizler kadar derin.
    Ve o kadar bucaksız.
    Ta karşımda yapraksız
    Kullanılmış bir takvim.
    Üzerinde bir resim;
    Azgın, sonsuz birdeniz.
    Kaygısız, düşüncesiz,
    Çalkanıyor boşlukta
    Resimdeyse bir nokta;
    Yana yatmış bir gemi,
    Kaybettiği alemi
    Arıyor deryalarda.
    Bu resim rüyalarda
    Gibi aklımı çeldi,
    Bana sahici geldi.
    Geçtim kendi kendimden,
    Yüzüme o resimden,
    Köpükler vurdu sandım.
    Duymuş gibi tıkandım,
    Ciğerimde bir yosun.
    Artık beni kim tutsun.
    Denizler oldu tasam,
    Yakar onu bulmazsam
    Beni bu hasret dedim
    Varırım elbet dedim.
    Bir ömür geze geze
    Takvimdeki denize.
    Ne var bana ne oldu
    Odama nasıl doldu
    Birden bire bu meltem
    Ve dalgalandı perdem
    Havalandı kağıtlar.
    Odamda kıyamet var.
    Ah yolculuk yolculuk
    Ne kadar baygın soluk
    O gün bizde betbeniz
    Ve ne titrek kalbimiz.
    Ve eşyamız ne küskün.
    Yola çıktığımız gün
    Bir sıraya dizilmiş
    Gözyaşlarını silmiş,
    Bakarlar sinsi sinsi
    Niçin o anda hepsi
    Bir kuş gibi hafifler
    Arkandan geleyim der
    Niçin o güne kadar
    Dilsiz duran ne kadar
    Eşya varsa dirilir
    Yolumuza serpilir
    Ufak böcükler gibi
    Gezer onların kalbi
    Üstünde döşemenin
    Gizli bir didişmenin
    Saati çalar o an
    Birden bakar ki insan
    Herşey karmakarışık.
    Ayırmak olmaz artık
    Bir kalbi bir taraktan
    Ve kalb ağlayaraktan
    Çekilir geri geri
    Terkeder bu mahşeri.
    Bu mahşerin içinden
    O gün ben de geçtim ben,
    Nem varsa evim, anam,
    Çocukluğum, hatııram,
    Ve ne sevdalar serde
    Bıraktım gerilerde
    Kaçar gibi yangından.
    Rüzgarların ardından
    Baktım da süzgün süzgün
    Kurşun yükünü gönlün
    Tüy gibi hafiflettim.
    Denize hicret ettim.

    Necip Fazıl Kısakürek






+ Yorum Gönder


soyadı kısakürek olan şair