+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Bilgi Arşivi Forumunda Ne mutlu türküm diyene sözü kime aittir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Ne mutlu türküm diyene sözü kime aittir








    Sizce Ne mutlu türküm diyene sözü kime ait olabilir kısaca açıklar mısınız? Ne mutlu türküm diyen kişi ne demek istemiştir bana bu konuda bilgi verebilirseniz çok memnun olurum.







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Ne mutlu türküm diyene sözü kime aittir

    Ne mutlu türküm diyene sözü kime aittir

    Ne Mutlu Türküm Diyene!.. Mustafa Kemal ATATÜRK

    Ne Mutlu Türküm Diyene!..
    Mustafa Kemal ATATÜRK
    Dünya tarihinin en önemli liderlerinin başında gelen Mustafa Kemal Atatürk, Allah’ın Türk milletine verdiği en değerli hediyesidir. Atatürk Türk milletinin ve Türk adının tarihte devam etmesini sağlayan en önemli isimdir.
    Bu özel ve değerli insanın günümüz Türkiye’sinde dahi değerli yapan en önemli özelliği ise, geniş vizyonu ile ileriyi görebilmesidir. Ülke bütünlüğünü, milli birlik ve beraberlik ruhunu tüm etnik gruplara yansıtmasıdır.

    Bugün bazı Atatürk karşıtları dar vizyon ve sabit görüşleriyle geniş bir bakış açısıyla düşünemiyorlar. Dolayısıyla onun yaptıklarını tam olarak anlayamıyorlar. Anlayamadıkları için de yeteri kadar onun ilkelerine değer vermiyorlar.

    Şimdi bir düşünelim: Atatürk olmasaydı, parçalanmış ülkemizin azınlıkları olarak İngilizlerin mi, Fransızların mı yoksa Rusların mı hakimiyeti altında olacaktık?
    Ya da çok konuşulan dindar dinsiz kavgalarını kime anlatacaktık. Fransızlara mı, İngilizlere mi?

    Atatürk’ün devrimlerini hatırlayalım:
    Bir ülkenin kanunlarının değiştirilmesi dünyanın en riskli ve en zor işidir. Atatürk Arap alfabesini değiştirip, yerine Latin harflerini getirdi. Kılık kıyafette devrim yaptı. Dini kurumsallaştırdı. Din ve devlet işlerini ayırarak laik cumhuriyetin temellerini attı. İlk seçme seçilme hakkını birçok Avrupa ülkesinden önce Türk kadınına verdi. Yine dünyada ilk kadın savaş pilotluk unvanını da Atatürk Türk kadınına layık gördü. Çok kısa zaman içinde hızla üniversiteler, fabrikalar inşa ederek, hem ekonomiyi kalkındırdı hem de bilgi düzeyini artırarak eğitimi hızlandırdı. Ulaşım alanında ise, ülkenin dört bir yanını demir ağlarla ördü.

    Atatürk yüzünü hep batıya döndü. Tüm hayali genç Türkiye Cumhuriyeti’nin “çağdaş uygarlıkların seviyesine” kısa sürede kendi kimliğiyle yükselmesiydi. Çünkü batı ülkelerinin gelişen dünyaya öncülük yaptığını biliyordu. O günlerde olduğu gibi günümüzde de Atatürk’ü eleştirenler, onun bu hayalini anlamaları için modern dünyanın vazgeçilmez teknolojilerinin nereden geldiğine bakmaları gerekir.

    Şimdi soruyorum: Neden İslam birliği değil de Avrupa Birliğine girmek istiyoruz? Neden İslam Ülkerlerinde birleşme ve bütünleşme yoktur? Atatürk batıyı örnek aldığında din elden gidiyor diye yıllarca feryat edenler, şimdi ne oldu da onun fikirlerini kabul eder duruma geldiler?
    Atatürk bizi 84 yıl önce Avrupa birliğine dolaylı olarak sokmuş da bizler farkına varamamışız.

    Şimdi İslam ülkelerine bir bakalım:
    İran sizce ne kadar zengin ve refah bir ülke? Hatta ne kadar dindar bir ülke? Tartışılır… Zorla, baskıyla din yapılır mı? Zorla yapılan din sadece göstermelik olur. Tıpkı İran’daki gençlerin başlarına zorla örttükleri örtü gibi.

    Peki ya Arabistan? Ülkenin tüm servetini birkaç hanedan paylaşmış, zengin ile fakir halk arasında keskin bir uçurum oluşmuş. Afganistan’ın durumu ise tam anlamıyla içler acısı.
    Pakistan yokluk içinde. Gözlerimizin önündeki Irak parçalanmış durumda. Halkı perişan. Müslüman ülkelerinin neredeyse tamamında zengini çok zengin, fakiri çok fakir ve perişan yaşıyor.

    İslam tarihinde din ile ülke yönetimini sadece Hz. Muhammed tam olarak başarmıştır.
    Bu yönetimden tüm kesimler hatta peygamber karşıtları dahi memnun kalmıştır. Bunun dışında hiçbir dini yönetim onun yerini tutamamıştır. Bundan sonra da tutması mümkün değildir.
    Atatürk öyle bir akıl yürütmüş ki, bugün dahi kendini dindar sayanların yapamayacağı kadar İslam dinini korumuştur. Kimlerden korumuş? Hurafelerden, sahte şeyhlerden ve dini parayla satanlardan korumuş.
    İslam dininin modernize olması gerektiğini o dönemde dahi anlayıp; hurafelerin, şeyhlerin, hadislerin yönettiği İslam dinini aslına, özüne yani Kuran’a dönmüştür.

    Peki, Atatürk gerçekte ne yapmak istemişti? O hiçbir ülkeye boyun eğmeyen Türk kimliğini yaratmak istemişti. Şu andaki durum bu hayalin gerçekleşmediğini gösteriyor.
    Yurtdışına gidenler çok iyi bilirler. Türkleri yurtdışında genelde İspanyol, İtalyan veya Yunanlı sanırlar. Türküm dediğinizde asla inanmazlar. Çünkü bizlerin hala Arap toplumuyla aynı olduğumuzu sanıyorlar. Bu imaj günümüz Türkiye’sinde dahi maalesef değişmemiştir.

    Bir İngiliz, bir Fransız hatta bir Yunanlının dahi dünyada kimlikleri vardır. Çin, Hindistan, Japon, Afrikalının kimliği olurken, neden Türk milletinin kendine özel bir kimliği, imajı yoktur?
    Atatürk bu durumu değiştirip kendine özel bir adı olan yani markası olan diliyle, diniyle modern oluşuyla kendine has bir ülke yaratmak istemişti.

    Şimdi olduğu gibi ülkemizde o dönemde de çeşitli etnik gruplar vardı. Bunlar: “Lazlar, Gürcüler, Çerkezler, Arnavutlar, Ermeniler ve Kürtlerdi. ” Bunların tamamı yeni bir ülke olan Türkiye topraklarında Türk bayrağı altında
    “Türk milleti” adını aldılar. Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözüyle hafızalara kazınan bu slogan ülkemizdeki değişimin de en önemli sembolü oldu. Ben inanıyorum ki, bu sembol hala geçerliliğini korumaktadır




  3. Gülşen
    Devamlı Üye
    Ne mutlu türküm diyene sözü Atatürke aittir. Atatürk bu sözü ile türk milletinin büyüklüğünü ve gücünü göstermek istemiştir. Türk milletin önemli bir millet olduğunu göstermek istemiştir. Atatürk türk adını yaşatmak için bu sözü söylemiştir.




+ Yorum Gönder