+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Bilgi Arşivi Forumunda Klasik koşullanma kavramları nelerdir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Nevriye Uzun
    Üye

    Klasik koşullanma kavramları nelerdir








    Klasik koşullanma kavramları nelerdir







  2. Asel
    Bayan Üye





    Klasik koşullanma kavramları nelerdir

    Klasik koşullanma kavramları hakkında


    Klasik koşullanma kavramları ile ilgili bilgi

    Klasik koşullanma kavramlar



    1. Bitişiklik: Koşullu ve koşulsuz uyarıcıların verilme zamanı birbirine çok yakın olmalıdır. Koşullanma da koşullu uyaran, koşulsuz uyarandan önce verilmelidir. Yani önce zil sonra et verilmelidir. Klasik koşullanma yoluyla kazanılan davranışlar koşullu uyarıcı – koşulsuz uyarıcı bitişikliği ortadan kaldırıldığı zaman giderek azalır ve kaybolur, söner. Watson’a ait bir açıklama.

    2. Sönme: Koşulsuz uyarıcı (et) olmadan, koşullu uyarıcı (zil) tek başına verildiğinde, bir müddet sonra koşullu tepkinin (salya) azaldığı ve yok olduğu görülür. Koşullu uyarıcının artık tek başına koşullu tepkiyi oluşturmamasıdır. Bir süre zil verilip et verilmezse salya gözlenmez. Örneğin, ilk defa iğne vurulduğunda iğneyi vuran doktordan korkan bir çocuk daha sonra bir doktor gördüğünde korkar. Daha sonra uzun süre doktora gitmediğinde bu korkuyu unutabilir ve korku duygusu sönebilir. Düzenli ders çalışarak girdiği sınavlardan düşük not alan Ahmet bir süre sonra düzenli ders çalışmayı bırakması.

    3. Pekiştirme: Koşulsuz uyaranın meydana getirdiği etkidir. Bir davranışın gelecekte olma olasılığını artıran uyarıcılardır. Klasik koşullanmada pekiştirme koşulsuz uyarıcının tekrar verilmesidir. Koşulsuz uyarıcının meydana getirdiği etki pekiştirme görevini yerine getirir. Böylece köpek salya tepkisine devam eder. Koşulsuz uyarıcı (et) pekiştireçtir. Klasik koşullandırmada pekiştirme tepkiye bağlı olarak verilmez, tepkiden önce verilir.

    Ø I. Pekiştireçler: Temel gereksinimsizleri karşılayan öğrenilmemiş davranışlar. Gıda gibi.

    Ø II. Pekiştireçler: Öğrenilmiş pekiştireçlerdir. I.’den yola çıkarak oluşurlar. Aferin demek.

    4. Habercilik: Koşullu uyarıcı kendisinden sonra gelecek koşulsuz uyarıcının haber vericisi nitelikte olmasıdır. Zil, etin geleceğinin habercisi olması. Koşullu uyaranın (zil) kendisinden sonra koşulsuz uyaranın geleceğini organizmaya anımsatmasıdır. Gök gürültüsünden korkan insanların, gök gürültüsünün habercisi olabilen şimşek çakması, havanın kararmasından da korkması olarak verilebilir.

    5. Genelleme: Koşullu uyarıcı benzer diğer uyarıcılara da koşullu tepkinin verilmesidir. Örneğin; beyaz tüylü her hayvanın tavşana benzetilmesi, köpeğin zil sesine benzer başka uyarıcılara da salya akıtması, sobada eli yanan çocuğun diğer ısı yayıcı aletlerden kaçınmayı öğrenmesi. Köpeğin her zil sesine tepki vermesi.

    6. Dereceli Koşullanma: Organizmaya koşullu tepki yerleştikten sonra aynı sistem içinde yapılan çalışmalarla başka bir koşullu uyarıcıya karşı da koşullanmanın sağlanmasıdır. Zil – et arasında kurulan tepki bağı aynı işlem sonun da ışık (2. koşullu uyarıcı) uyarımına da geliştirilmesi zil etin, ışık ise zilin yerine geçer. Örneğin, otobüs görünce midesi bulanan biri, otobüs terminalini görünce de midesi bulanır.

    7. Gölgeleme: Zil sesine koşullandırılırken, zil sesinden daha yüksek bir ses var ise ortamda (gök gürültüsü gibi) o zaman köpek gök gürültüsüne koşullanabilir.

    8. Ayırt Etme: Genellemenin tersidir. Organizmanın koşullanma sürecinde kullanılan koşullu uyarıcıyı diğerlerden ayırt ederek tepkide bulunmasıdır. Köpeğin değişik tonda zil seslerini ayırarak koşullandığı sese tepki vermesi. Çocuğun beyaz önlüklü insanların arasından sadece elinde iğne olana tepki vermesi. Okula geç gelmeyi alışkanlık haline getiren Ahmet Tarih hocasından çekindiğinden dolayı onun dersine zamanında gelmeye dikkat etmesi.

    9. Kendiliğinden Geri Gelme: Sönme, tepkinin tamamen bellekten silinmesi değildir. Koşulsuz uyaran yada çağrıştıran bir uyaran yeniden ortaya çıktığında tepki ortaya çıkar. Fakat bu tepki az ve kısa sürelidir. Örneğin, uzun süre zil sesi duymadığından dolayı salya akıtma davranışı sönen bir köpek bir süre sonra zil sesine benzer bir uyaranla karşılaştığında tekrar salya akıtır. Örneğin, şampuanla banyo yaptırılan çocuk, gözleri yandığı için ağlamıştır. Daha sonra annesi gözleri yakmayan şampuanla çocuğuna banyo yaptırmış ve çocuk ağlamamıştır. Bir süre sonra, çocuk şampuanı gördüğünde tekrar ağlamaya başlamıştır.

    10. Karşıt Koşullanma: Bir tepkinin oluşmasına neden olan uyarıcılar değiştirilerek karşı tepkinin oluşturulması sürecine denir. Örneğin, okulunda sinirli, suratı asık ve sürekli bağıran öğretmenler olduğu için nefret eden ve devamsızlık yapan bir öğrenci için, öğretmenlerin sevecen ve yakın ilgi gösterdiği bir okulu olan nefret ve devamsızlık davranışları okula olan ilgiye dönüşür. Sürekli saldırdığı ve havladığı için bir köpekten korkan çocuk için uyumlu ve sevecen köpekle etkileşime geçtiğinde köpeğe olan nefretin yerini köpek sevgisi alır.

    11. Transfer (Aktarma): Gösterilen bir davranışın başka bir davranışı öğrenmeyi kolaylaştırması (olumlu) ya da başka bir davranışı öğrenmeyi zorlaştırması (olumsuz) durumudur. Bisiklet kullanan birinin motosikleti kullanmayı kolay öğrenmesi olumlu transfer, iki parmak daktilodan sonra on parmak daktilo yazmayı öğrenmeye çalışan birinin zorlanması olumsuz transferdir.

    12. Öğrenilmiş Çaresizlik: Klasik koşullanmada organizma çaresizdir. Organizma ne yaparsa yapsın durumu değiştiremeyecektir. Herhangi bir ödül elde etmek ya da cezadan kaçmak için tepki gösterilir. Organizma ne kadar çaba harcarsa harcasın durumu değiştiremeyeceğini öğrenerek pasif kalır ve bu pasifliği de istenmeyen tüm durumlara geneller. Örneğin, okuldaki derslerde ve sınavlarda sürekli başarısız olan bir öğrenci hayatı boyunca başarısız olacağını düşünür. Bir genç erkek kızların kendisini beğenmediğini ve kendisinden sürekli kaçtıklarını düşünerek buna inanır. Öğrenilmiş çaresizliğin başlıca belirtileri; herhangi bir pekiştireci elde etmek ya da cezadan kaçmak için davranış göstermeye isteksiz olma, pasif olma, depresyon, korku, her türlü sonucu kabul etmeye isteklilik, boyun eğmedir. Gökhan, okuldaki derslerde isteksiz davranmakta ve sınavlarda başarısız olmaktadır. Bu nedenle yaşamı boyunca başarısız olacağını düşünerek, bu durumunu düzeltmek için hiçbir çaba içersine girmemektedir. Gökhan’ın bu durumu koşullanma sürecinde öğrenilmişlik çaresizlik ile açıklanabilir.





+ Yorum Gönder


klasik koşullanma nedir,  klasik koşullanma ile ilgili bazı kavramlar