+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Bilgi Arşivi Forumunda Samsun'un Kültürel özelliklerden örnekler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Samsun'un Kültürel özelliklerden örnekler








    Samsun'un kültürel özelliklerden örnekler

    Samsun'un kültürel özelliklerı


    Samsun M.Ö. 750-760 yılları arasında İon şehir devletlerinden Miletoslular (Milet) tarafından Amisos adı ile kurulmuş küçük bir yerleşim merkezi iken daha sonra Pers, Makedon, Pontus, Roma, Bizans, Danişment, Selçuklu ve Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır. “Samsun” adının ortaya çıkışı, Türklerin yöreye hakim olmasından sonraki yıllara denk düşmektedir. XII ve XIII. yy. Türk kaynaklarında Samsun ismi kullanılırken, aynı tarihlerdeki batı kaynaklarında ise “Sampson” adı geçmektedir. Samsun ilinin en eski adı M.Ö. VII. yy’a, Miletosluların Karadeniz kıyılarında koloniler kurmaya başladıkları döneme dayanmaktadır. Doğu Karadeniz kıyılarındaki bu kolonilerden biri, bugünkü Samsun kentinin olduğu yere konumlanan Amisos’tur. Roma İmparatoru Pompeius M.Ö. 64 yılında Amisos’a geldiği zaman şehrin ismini Pompeiopolis’e çevrilmişse de bu isim kalıcı olmamış ve Amisos adı bundan sonraki dönemlerde de geçerliliğini korumuştur. Bu kent uzun yüzyıllar boyunca canlı bir ticaret merkezi olmuştur. Bu özelliği nedeniyle de sık sık saldırılara uğramıştır. Bu saldırılardan birinde, XI. yy’da Danişmentliler, Amisos kentini alamayınca kentin 3 km. uzağında, “Yeni Amisos” adıyla yeni bir kent kurmuşlardır. Daha sonraki yüzyıllarda Simisso, Samisun gibi değişikliklere uğrayan kentin adı, İslam kaynaklarında Samsun biçiminde yer almıştır [ Yurt Ansiklopedisi (1982); 6554].Samsun’da ilk yerleşmeler tarih öncesi dönemlere kadar uzanmaktadır. İlk yerleşmenin Samsun’un 14 km doğusunda Tekkeköy’ün hemen güneyinde yer aldığı tespit edilmiştir. Buradaki mağaralarda düz yerleşim yerlerinde yapılan kazılarda Paleolitik[1] ve Mezotolik[2] çağa ait eserler bulunmuştur. Samsun yöresi yerleşmelerinde saptanan ilk Tunç Çağ kültürlerinin üstündeki Hitit kültürü katman ve buluntularıyla, Samsun ilinin yazılı tarih dönemleri başlamaktadır. Samsun’un bilinen en eski halkı Faskalardır. Bu Bölgede son Tunç Çağ’ında (M.Ö. 1600–1200) yabani bir kavim olan Faskaların oturduğu Hitit yazılı kaynaklarında da aktarılmaktadır. Faskalar’ın Mert Irmağı ağzında bugün Dündartepe ve Öksürüktepe olarak bilinen yerde bir site kurdukları ileri sürülmektedir.Samsun ve Karadeniz‘in kıyıları coğrafi konumu nedeniyle bu kıyıları ele geçirmek isteyen bir çok koloninin saldırısına uğramıştır. Doğu Anadolu’ya doğru yönelen Kimmer ve İskit akıncıları, M.Ö. VII. yy’dan sonra Karadeniz’in Anadolu kıyılarına ulaşmışlar ancak bu akıncı kitleler girdikleri topraklarda yerleşik bir kültür oluşturamamışlardır. Önce Friglerin egemenliğine giren bölge (M.Ö. 1182), M.Ö. VII. yy’ın ilk çeyreğinde Frig Devleti’ni yıkan Kimmerlerin eline geçmiştir. M.Ö. VIII. yy ortalarında ise Anadolu’da Yunan kolonileri kurulmaya başlanmıştır. Karadeniz kıyılarında en çok koloni kuran ise İon şehir devletlerinden Miletoslulardır. Anadolu’nun Ege kıyısındaki halkları, özellikle Miletoslular ve Foçalılar, Karadeniz kıyısında yeni yerleşmeler kurmaya ve Karadeniz ticaretini buralardan yürütmeye çalışmışlar ve böylece, kimi tarihçilere göre Miletoslular’ca, kimilerine göre de Fokaeialılar’ca, M.Ö. 670’lerde Sinope (Sinop), Amisos (Samsun) ve Kerassos (Giresun) kurulmuştur [ Yurt Ansiklopedisi (1982); 6556]. Grekler (Yunanlılar) Samsun yöresine geldiklerinde, Kızılırmak’ın batısındaki bölgede Paphlagonlar dedikleri halk yaşamakta; Themiskyra’dan (Terme) doğuya doğru ise Amazonlar, Khalybler, Tibarenoslar ve Mossynoikoslar adı verilen halk toplulukları bulunmaktadır.Antik kaynakların belirttiğine göre ise bu günkü Samsun’un kuzey batısında Kara Samsun denilen yerde, Enete adı verilen küçük bir site bulunmaktadır ve bu yerleşme M.Ö. 6. yy başında Miletoslular tarafından zapt edilerek kolonize edilmiş ve yeniden inşası yapılarak Amisos adı verilmiştir.M.Ö. V. yy’da Atinalılar; M.Ö. IV. yy’dan önce Persler daha sonra da Makedonyalılar (büyük İskender) şehre egemen olmuştur. M.Ö. 331′de Büyük İskender, Persleri zayıflatmış ancak Pers Satraplıklarında Makedonya Yetkesi’ni kuramamıştır. Bu gelişmeler sonunda Amisos eski Persli yöneticilerce bağımsız şehir olarak ilan edilmiştir.Pers soylularından Ktistes M.Ö. 302 yılında İris (Yeşilırmak) çevresinde ve kuzeyde Karadeniz kıyılarında üstünlük sağlamıştır. Böylece, Perslerin büyük Kapadokya Satraplığı’nın kuzey bölgesi, sonraları Pontus Krallığı adını alacak olan Pontus Kapadokyası adıyla yer almıştır. Amisos, Pontus Kralı Mithridates VI. zamanlarında (M.Ö. 120-M.Ö. 63) en parlak dönemini yaşamıştır.Pontus krallığı ile Roma İmparatorluğu arasında uzun süren savaşlar esnasında şehir Pontuslularla Romalılar arasında el değiştirmiştir. Ancak M.Ö. 47′de Sezar’ın Zile yakınlarında Pontus ordularıyla yaptığı savaş sonunda Amisos kesin olarak Roma egemenliğine girmiştir[3]. 395′de Roma İmparatorluğunun Batı ve Doğu Roma olmak üzere ikiye ayrılması ile Amisos şehri Doğu Roma (Bizans) toprakları içinde kalmıştır. Hıristiyanlığın yayıldığı Bizans döneminde Amisos bir Piskoposluk merkezi olmuştur.M.S. VIII. yy’da Karadeniz kıyıları, özellikle Samsun sık sık el değiştirmiş, 718’de Bizanslıların, 733’te Arapların, 739’da da yeniden Bizanslıların eline geçmiştir. M.S. 862–866 yıllarında bölge Arapların eline geçip yağmalamalara maruz kalmış ancak Bizans İmparatoru III. Mikhail Arapları geri çekilmeye zorlamıştır [ Yurt Ansiklopedisi (1982); 6557].M.S. 892–902 yıllarında Araplar Amasya’dan sonra Samsun’dan Trabzon’a kadar olan Karadeniz kıyılarını ele geçirmişlerdir. Ancak, Araplar burada uzun süre kalamamışlardır. Müslümanların Bizans’a karşı düzenlediği seferler 1000 yıllarına kadar aralıklarla devam etmiştir.1000 yıllarının ilk yarısında artık Bizans Anadolu’daki eski üstünlüğünü kaybetmiş durumdadır.1040 yılındaki Dandanakan savaşı ile bağımsız bir devlet olan Selçuklular Anadolu’ya akınlara başlamışlardır. 1072 yılında Amisos, Anadolu’da kurulan Türk devletlerinden Danişmetlilerin bölgesinde yer almıştır. 1086′da Danişmetliler Amisos’u kuşatmışlarsa da ele geçirememişler ancak Amisos’un 3 km. yakınında yeni bir devlet kurmuşlardır. Bundan sonra eski kente “Hıristiyan Samsun” denmeye başlanmıştır.Güçlenen Anadolu Selçuklu Devleti 1178’de Danişmetli egemenliğine son vererek bu alanı, devletin başındaki II. Kılıç Arslan’ın 11 oğlu arasında paylaştırmışlardır. Yarı bağımsız olarak yönetilecek olan yerleşimlerden Tokat ve yöresi, 1185’te de Samsun, Kılıç Aslan’ın oğullarından Rüknettin Süleyman Şah’ın payına düşer. Hıristiyan Samsun önce Bizanslıların, XIV. yy’ın ilk yıllarından başlayarak da uzun süre Cenevizlilerin yönetiminde kalmıştır [ Yurt Ansiklopedisi (1982); 6558]. Anadolu Selçuklu Devleti’nin zamanında Anadolu’da inşa ettiği Türk birliğinin Moğol istilasıyla 1243‘de dağılmaya başlamasıyla Müslüman Samsun sırasıyla İlhanlılar’ın, Pervane Oğulları’nın (1297), Candaroğulları’nın (1322) ve Tacettinoğulları’nın (1348) denetimine girmiştir .Osmanlıların güçlenerek genişlemeye başladığı dönemde 1393’te bölge Canik beyliklerinden Kubat Oğulları’nın eline geçmiştir. Yıldırım Beyazıt 1398’de Müslüman Samsun’u tekrar almıştır ancak Hıristiyan Samsun’a dokunmamıştır. Yıldırım Beyazıt tarafından tekrar oluşturulan Anadolu’daki Türk birliği Yıldırım Beyazıt’ın 1402 de Timur ile yaptığı Ankara Savaşı‘nda yenilmesiyle bozulmuştur.1417–1419 yılları arasında bölgeye yapılan seferlerle Osmanlılar Hıristiyan Samsun’u almak istemişler; fazla direnemeyeceklerini anlayan Cenevizliler de kenti ateşe verdikten sonra yerleşmeleri terk etmişlerdir.Hıristiyan Samsun’un yakılması ve boşaltılmasıyla ticaret yaşamı tümüyle durmuş, Müslüman Samsun’un da fazla bir önemi kalmamıştır. Samsun bu dönemde liman açısından Sinop’tan sonra ikinci planda kalmıştır [ Yurt Ansiklopedisi (1982); 6559]. Eski önemi kalmamasına karşın 1418 yılında Çelebi Mehmet Müslüman Samsun’u da almıştır. Çelebi Sultan Mehmet, Canik’i oğlu Şehzade Murat’ın idaresindeki Amasya sancağına bağlayarak şehrin valiliğini Tacettinoğlu Hüsamettin Hasan Bey’e vermiştir. Ancak 1421′de Osmanlı’da çıkan karışıklıklardan yaralanmaya çalışan Tacettinoğlu Hüsamettin Bey bağımsızlığını ilan etmiştir. Bunun üzerine Amasya sancakbeyi Samsun’a gönderilir ve 1428’de Çarşamba’nın da ele geçirilmesiyle Samsun ve yöresi kesin olarak Osmanlılara bağlanmış olur.İran’da Safevi hanedanından Şeyh Cüneyd XV. yy’da topladığı güçlerle Samsun ve Trabzon yöresine gelerek Pontus İmparatorluğunu ele geçirmek istemiş ancak Trabzon Kalesi’ni alamadığından geri çekilmek zorunda kalmıştır.Osmanlı yönetiminde Samsun; Canik bölgesinin merkezi olarak Amasya’ya sonra da Sivas’a (Paşa Sancağı) bağlanmıştır. 1514 yılında ise Erzincan eyaletine bağlanmıştır.Samsun en zor dönemini XVII. yy’da yaşamıştır. Kazak ve Abaza saldırılarından büyük zarar gören kasaba, 1642–1643 arasında bir köy düzeyine kadar inmiştir [ Yurt Ansiklopedisi (1982); 6560].XVIII. yy’da Samsun limanı kuzey limanları ile (özellikle Kırım) önemli ticari ilişkiler kurmuştur. Ancak Osmanlı’nın 1774’te Kırım’ı terk etmesi ticareti canlanmaya başlayan kenti olumsuz yönde etkilemiştir.Samsun XIX yy. ilk yarısında Hazinedar oğulları yönetiminde kalmıştır. Bu dönemde buharlı gemilerin Karadeniz’de ticareti canlandırması; ayrıca, kaliteli tütün ekiminin Bafra çevresinde başlayarak Samsun yöresine yayılması kentte gelişmelere neden olmuştur. Samsun’un Türk nüfusu arttığı gibi Avrupalı tütün alıcıları ve çeşitli ham madde tüccarları Samsun’a yerleşmeye başlamıştır .Samsun XIX. yy’ın ikinci yarısından başlayarak, Kafkas göçmenlerinin transit limanı işlevini üstlenmiştir. Kırım savaşı ve Şeyh Kamil ayaklanması ertesinde başlayan göçmen akınları, Karadeniz kıyısında başlıca Samsun ve Trabzon limanlarına yöneliktir.1869’da çıkan bir yangında Samsun’un hemen hemen tamamı yanmıştır. Ancak o dönemde zengin bir ticaret merkezi haline gelmiş olan Samsun yangından sonra çabuk kalkınmıştır.I. Dünya savaşı sırasında deniz ticareti felce uğradığı için, ekonomik yönden büyük sıkıntılar çeken Samsun, 1915’te Rus savaş gemileri tarafından 4 kez topa tutulmuş ve büyük ölçüde hasar görmüştür.I Dünya Savaşından sonra Mustafa Kemal Paşa 9. ordu müfettişi sıfatıyla Bandırma Vapuru’yla 19 Mayıs 1919’da Samsun’a gelerek, Milli Mücadele’yi başlatmıştır. Samsun bu özelliği nedeniyle Kurtuluş Savaşı’nın bir simgesi durumuna gelmiştir ve Cumhuriyet dönemi Türk tarihi içinde ayrı bir yere sahiptir.Samsun, Milli Mücadele döneminde herhangi bir yabancı gücün işgaline uğramamıştır. Ancak, yörede bağımsız bir Rum devleti kurmaya çalışan Pontus Rum örgütleri[4] Samsun ve kazalarında oldukça etkili olmuştur. Yeni Türk Cumhuriyeti’nin kurulmasından sonra 1923’te Pontus Rumlarının eylemlerine son verilerek Karadeniz’deki çok sayıda Rum da Yunanistan’a göç ettirilmiş, yeni ayaklanmaların önü kesilmiştir.19 yy. sonlarında Trabzon vilayetine bağlı mutasarraflık olarak yönetilen Samsun, 1925’te il olmuştur.








  2. VUSLAT
    Bayan Üye





    samsun bölge olarak karadeniz bölgesinde bulunmasına rağmen kültürel yapı pek karadeniz özelliği göstermez aynık zamanda coğrafi yapıda karadenize göre karma bir yapı gösterir




+ Yorum Gönder