+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Bilgi Hazinesi Forumunda Çölleşmeyi nasıl önlenir çölleşme sorunları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Çölleşmeyi nasıl önlenir çölleşme sorunları








    Çölleşmeyi nasıl önleyebiliriz? neler yapmamız gerekir? dünyamız her geçen gün biraz daha çölleşmeye başladı. Çölleşmenin önüne nasıl geçebiliriz?







  2. Zehramestel
    Devamlı Üye





    agac dikmek sünnettir hem sevap kazandirir hem cölesmesine engel olur




  3. Mineli
    Devamlı Üye
    ÇÖLLEŞME ve EROZYON



    Çölleşme ve erozyonu kısaca tanımlamak gerekirse, kurak yarı kurak ve az yağılşlı alanlarda iklim değişiklikleri ve insan faaliyetleri de dâhil olmak üzere çeşitli faktörlerden kaynaklanan toprak bozulmasına çölleşme, toprağın bulunduğu yerden, yağışlar, sel suları, rüzgâr çığ vb. etkenlerle taşınmasına da kısaca erozyon denir.

    Bana göre her iki oluşumun yani felaketin ana sorumlusu insandır.

    O yüzdende toprak erozyonunu doğal afet çölleşmeyi de felaket olarak adlandırmak doğru bir tanımlama değildir.
    Doğal afetler ve felaketlerin ne zaman ve nasıl geleceği belli değildir.
    Oysa erozyon ve çölleşme için aynı şeyi söylemek doğru olmaz.

    Çünkü toprağı yanlış kullanarak, yeşil örtüden ayırırken, ormanları bilinçsizce katlederken doğal dengeyi bozup erozyona ve çölleşmeye davet çıkarıyoruz.

    Oysa üzerinde yaşadığımız topraklar bilinçli kullanıldığında hem bizlere yeter hem de bizden sonra gelecek nesillere yeter.
    Doğa katliamı ne kadar kısa zamanda gerçekleşirse devamında da erozyon ve çölleşmede o kadar kısa sürede gerçekleşiyor.

    Peki, erozyon ve çölleşmeye karşı önlem alınamaz mı?
    Yada erozyon ve çölleşme önlenemez mi?
    Elbette önlenir.

    İnsan tahrip etmeyi başardığı gibi, oluşan tahribata karşı önlem de alabilir.
    Önleyebilirde.

    Yalnız burada tek fark var.
    Tahribat sonucunda yaşanan felaket çok kısa zamanda oluştuğu halde önlemler ve yapılan çalışmalar sonucunda yine verimli hale gelmesi, ormanların yemyeşil olması uzun yıllar alır.

    Plan program gerektirir, sabır gerektirir, emek gerektirir, özveri gerektirir.

    Yani imkânsız değildir, zordur.

    Ben bir BEŞİKTAŞ’lıyım, bir BEŞİKTAŞ’lı olarak bozulan doğal denge benim için ne kadar önemliyse BEŞİKTAŞ’ta bozulan denge de bir o kadar önemli.
    Çünkü gelecek nesillere temiz bir dünya bırakmak gerekiyorsa temiz bir BEŞIKTAŞ bırakmakta o kadar önemlidir.

    O yüzden konuyu daha fazla uzatmadan BEŞİKTAŞ’a getirmek istiyorum.

    Son yıllarda BEŞİKTAŞ’ımızda da yüz yılda biriktirilen maddi manevi değerlerin bilinçsiz kullanılmasının sonucudur bugün yaşanan.
    Kaynaklarımızı bilinçsiz ve hesapsız harcadık. Kısa vadeli başarıların peşinden koştuk sonuçta da bu günlere geldik.

    Sesimizi yükseltip hak arayacak yerde özür diledik, özür dilenecek yerde sustuk.
    Yapılanlar, yaşananlar BEŞİKTAŞ’ın büyüklüğüne yakışmadı çok zaman.

    Oysa BEŞİKTAŞ’a yakışan kazanırken de kaybederken de BEŞIKTAŞ duruşundan taviz vermemektir.

    Sportif başarı elbette önemlidir, ama başarı gelsin de nasıl gelirse gelsin gibi bir düşünce BEŞİKTAŞ’a ve BEŞIKTAŞ’lıya yakışmaz.
    BEŞİKTAŞ’ın başarısının da başarısızlığının da bir çizgisi olmalı.

    Daha fazla dibe vurmadan, bu olan bitene dur demenin zaman geldi de geçiyor.
    Her ne kadar geçmişte olan bitene hayıflanıp ahlar vahlar çekmek bir işe yaramayıp, geçmişi geri gelmese de, geçmişte olan bitenden ders almamakta kaçınılmaz bir zorunluluktur.

    Şu anda yaşanan durumu felaket olarak değerlendirmek elbette doğru değildir.
    Fakat şu andan itibaren gerekli önlemler alınmazsa yani bu anlayış devam ederse işte o zaman BEŞİKTAŞ’ın geleceği felaket olur.

    Bu gidiş iyi gidiş değil.
    Öyleyse ne yapmak gerekir?

    Yapılması gereken nasıl erozyon ve çölleşme ile mücadele plan program, sabır, özveri ve çok çalışma gerektiriyorsa.

    BEŞİKTAŞ’ın geleceğini garanti altına almak içinde günlük, popülist, kısa vadede başarı beklentilerini bir kenara bırakıp uzun yıllar için plan program yapmak gerekir.
    Gelecek yıllarda UEFA kriterlerinin uygulanması kaçınılmaz bir yükümlülük.

    Bundan kaçış yok.

    Öyleyse nasıl erozyonu önlemek için bir iki ağaç dikmek yetmezse BEŞİKTAŞ’taki erozyonu önlemek içinde bir iki genç futbolcuyu PAF takımdan alıp A takıma katmakta yetmez.

    Ben kendi adıma Mehmet Sedef ve Rıza Şen’in kutsal formayı giymesinden çok mutlu oldum.
    Fakat bu maalesef yeterli değil.

    Bunu uzun yıllara yayıp her yıl yeni Mehmet’ler, Rıza’lar çıkarmak gerekir.
    Elbette sadece altyapıdan çıkan futbolcular ile başarıya ulaşmak mümkün değildir.

    Gerektiğinde transferde yapmak gerekir ama bunu yapmak, yapabilmek için mali yapınızın güçlü olması gerekir.
    Uzun uzadıya araştırılmadan, katkısı olur mu, olmaz mı diye düşünmeden sadece günü kurtarmak için yapılan transferlerde isabet sağlamakla kumar oynamak arasında pek fark yok.

    Ya tutarsa !!!

    Tutmuyor bir türlü. Tutmadığında da olan BEŞIKTAŞ’ımıza oluyor.

    Zaten az olan gelir kaynaklarımızı da hesapsız kitapsız transferlere harcıyoruz ve ekonomik yapı her geçen gün daha da zayıflıyor.

    UEFA kriterleri incelendiğinde iki kriter ön plana çıkıyor.

    Sportif kriterler: Burada genç futbolcuların yetiştirilmesi ve korunması ön planda. Genç futbolcu yetiştirilmesi, bu gençlerin ehil teknik adamlarca eğitilmesi, gençlerin okul öğrenimlerinin ve kültürel eğitimlerinin sağlanması, gençlerin iyi koşullarda futbol oynamaları hedefleniyor.

    Mali kriterler: Kulüplerin gelir ve giderlerinin, bilânçolarının, borçlarının dengeli ve saydam olması amaçlanıyor.

    Yaşadiğım Hollanda basınında çıkan bir haber dikkatimi çekti.
    Bir kaç yıl önce Shaktar Donesk ismini duyduğumuzda sanırım bir çoğumuz için bir şey ifade etmezdi.

    Ama Lucescu BEŞIKTAŞ’tan gönderilip Shaktar’a teknik direktör olunca Shaktar ismini çok duymaya başladık.
    Artık bu isme yabancı değiliz.

    Bende Hollanda basınında Shaktar ismini görünce habere kayıtsız kalamadım.
    Haber gazetenin bir köşesine iliştirilmiş. Okuyanların birçoğu için bir önem ifade etmemiştir.

    Fakat benim için çok şey ifade etti.
    Evet Shaktar kulübü Feyenoord’un alt yapi sorumlusu Henk van Stee’ye transfer teklifi yapmış.
    Yani Shaktar futbolcu transfer etme yerine alt yapısını uzun yıllar A takıma futbolcu yetiştiren bir okul haline getirme yoluna gitmiş.

    Buda gösteriyor ki gelecekte ayakta kalmak için mali yapınız iyi olacak ve alt yapınız sağlam olacak.
    Bunu da yapmak için profesyonellere ihtiyaç var.

    Bizimde BEŞIKTAŞ kulübü olarak çok geç olmadan gerekli önlemleri almamız gerekir.
    Şu anda içinde bulunduğumuz durum iç açıcı olmasa bile karalar bağlayıp ahlarla vahlarla vakit geçirilecek zamanda değildir.

    Şu anda yapılması gereken bir plan program yapıp sabırla özveriyle azimle BEŞIKTAŞ’ımızı içinde bulunduğu durumdan kurtarıp gelecek nesillere TERTEMIZ BIR BEŞIKTAŞ bırakmaktır.

    Yukarıdaki saydıklarım benim bir taraftar olarak naçizane fikirlerimdir.

    Bunları uygulama yetkisi tabiî ki şu anda başımızda bulunan mevcut yönetimde ve bundan sonra gelecek BEŞIKTAŞ KULÜBÜ BAŞKANI VE YONETIM KURULLARINDADIR.

    Kişiler gidicidir fakat kurumlar kalıcıdır.
    Kurumların kalıcı olabilmesi içinde bazı şeylerden asla taviz vermeden yola devam etmek gerekir.

    Başkan yönetim kurulları bilmelidir ki; BEŞIKTAŞ taraftarı için BEŞIKTAŞ gelenekleri, BEŞİKTAŞ’lı duruşu her şeyden önce gelir.

    BEŞIKTAŞ TARAFTARI gerektiğinde bir yıl değil üç yıl değil gerekirse 13 yıl sabreder.

    Yeter ki kararlılıkla BEŞIKTAŞ’ımızı gelecek yıllara taşımak için gerekli önlemler alınıp uygulamaya konulsun.

    Bir BEŞİKTAŞ’lı için BEŞIKTAŞ her şeyden önce gelir.
    BEŞIKTAŞ bir spor kulübü olsa da BEŞIKTAŞ’lılık bir yaşam biçimidir.

    Bir sevdadır BEŞIKTAŞ.

    Dilerim bundan sonra da BEŞIKTAŞ geleneklerinden, BEŞIKTAŞ duruşundan taviz vermeden geleceğe güvenle bakarak yolumuza devam ederiz.
    BEŞIKTAŞ babamızdan kalan miras değil, evlatlarımıza olan borcumuzsa eğer!

    O zaman hepimizin BEŞIKTAŞ için yapabileceği bir şey vardır.
    Bir satır BEŞIKTAŞ yazısıdır bazen, bazen mabette yeri göğü inletmektir.
    Bazen düğün değil bayram değilken, maç gününe de üç gün varken kutsal formayı giyip göğsünü gere gere gezmektir.

    Bazen bir BEŞIKTAŞ şarkısı söylemektir.
    Elinizden hiç bir şey gelmiyorsa, bir şeyler yapmak için çabalayanları desteklemektir bazen.
    Moral vermek bile çok şeydir bazen.

    Bazen kutsal formayı giyen futbolculara BEŞİKTAŞ’lıya yakışmayacak sözleri söylemektense susmaktır.
    Bazen avuçların kızarıncaya kadar alkışlamaktır.

    “BEŞIKTAŞ BIZIM HERŞEYIMIZ”.
    Diyorsak boşuna demiyoruz.

    HERŞEYIMIZ için de yapılması gereken neyse üzerimize düşeni çok geç olmadan yapmak zorundayız.




  4. Ziyaretçi
    helal olsun
    güzel konuşma helallllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllllll llllllllllllllll olsun!

  5. Ziyaretçi
    çok beğendim istediğim bilgilere ulaştım ödevim güzel oldu

  6. Ziyaretçi
    yha sen beşiktaşımı anlatıon çölleşmeiimi anlamadın bende bursalı bi kızım, ama ödevimde ve yazacağım yazılarda bursaspordan bahsetmiyorum örnek vermiş olabilirsin ama bukadarda uzun deil yhan iii D

  7. Ziyaretçi
    sana katılıyorum bencede ödevim var siz beşiktaştan bahsediyorsunuz örnek veriyorsunuz ama bu kadar uzun olmaz yani

+ Yorum Gönder


çölleşme nasıl önlenir,  çölleşme nasıl engellenir,  çölleşme nasıl oluşur,  çölleşmeyi nasıl önlenir ,  çölleşme nasıl olur,  çölleşmeyi nasıl önleyebiliriz