+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Bilgi Hazinesi Forumunda Defterdar nedir defterdar hakkında bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Defterdar nedir defterdar hakkında bilgi








    ya sosyal bilgiler ödevim için baan defterdarı geniş çaplı bir şekilde yazarmısınız







  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    Defterdar nedir defterdar hakkında bilgi


    Selçukilerde bu memura Müstevfi ve mali işlerin görüldüğü yere de Divan-ı Müstevfi denilirdi. ilhanlı Devletinde de mali işleri idare eden memura Müstevfi-i Memalik ismi verilirdi.

    Osmanlılarda mali teşkilat ilk defa Sultan Birinci Murad zamanında kurulmuş ve zaman içinde tekamül etmiştir. Fatih Kanunnamesi, Abdurrahman Paşa ve Eyyübi Efendi Kanunnamelerinde Defterdar, devlet hazinesini padişaha vekaleten idare eden memur olarak görülmektedir. Bu kanunnamelere göre dış Hazine ve maliye kayıtlarının açılıp kapanması Defterdarın eliyle yapılırdı.

    Defterdarın şahsi gelir kaynakları şöyleydi Dirlik olarak has verilirse bu 600.000 akçelik timar olur veya hazineden maaş alacaksa 150.000 ila 200.000 akçe arasında ödeme yapılırdı. Ayrıca iltizam ve emanet usüluyle idare ettiği haslardan imza hakkı ismiyle 100.000 akçede 1000 akçe alırdı. Bundan başka hazineye giren paradan binde yirmi ve padişaha gelen hediye ve haraç ile ağnam vergisinden de hisse alırdı.

    Başdefterdarın derecesi 15. asırda beylerbeyi ile aynı idi ve vezirlerden bir rütbe aşağı idi. Bu dönemde dört vezir olduğu bilindiğine göre defterdarın teşkilat içindeki önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Sultan ikinci Bayezide kadar bir baş defterdar ve maiyetinde hazine ve mal Defterdarı vardı. Fakat Osmanlı ülkesinin genişlemesi ile bu memuriyet Anadolu ve Rumeli Defterdarlığı olmak üzere ikiye ayrıldı.

    Yavuz Sultan Selimin, devleti doğuya ve güneye genişletmesi, buradaki mali işleri idare edecek ve merkezi Halepte olan Arap-Acem Defterdarlığının tesisini zarüri kıldı. Böylelikle defterdar sayısı üçe çıktı. Bunlar rütbelerine göre, senede hazineden Rumeli Defterdarı Şıkk-ı Evvel Defterdarı 160.000 akçe, Anadolu Defterdarı Şıkk-ı Sani Defterdarı 140.000 akçe, Arap-Acem Defterdarı ise 130.000 akçe maaş alırlardı. Eyaletlerde yarı müstakil kenar defterdarlarından gelen ve sorulan meseleler başdefterdar vasıtasıyla padişaha arz edilirdi.

    Sultan Üçüncü Mehmed zamanında Tuna havzası haslarına bakmak üzere Şıkk-ı Salis Defterdarlığı, kurulmuş fakat kısa süre sonra lağvedilmiştir. On altıncı asrın ikinci yarısında da Arap-Acem Defterdarlığı, kaldırılmış ve bunun yerine geçmek üzere diyarbakır, Şam, erzurum, Trablus ve Halep eyaletleri için birer defterdarlık ihdas edilmiştir. 1584 te ise Anadolu Defterdarlığı anadolu, karaman ve sivas kenar defterdarlığı olarak üç kaleme ayrıldı.

    Nizam-ı Cedidin kurulmasıyla Sultan Üçüncü Selim devrinde Şıkk-ı Sani Defterdarı, yeni kurulun Nizam-ı Cedid Hazinesine memur olmuş ve idare ettiği irad-ı Cedid Hazinesinden dolayı irad-ı Cedid Defterdarı ismi verilmiştir.

    Mali muameleler ve şikayetler, Defterdar Kapısı denilen Defterdar, Divanında halledilirdi. Bütün mali hükümler burada yazılır ve her defterdar kendi dairesinden çıkan hükmün arkasına imzasını atardı. Fakat 17. asrın ortasında maliyeden çıkan bütün hükümlere yalnız Başdefterdarın kuyruklu imzasının konulması ve Defterdar Kapısında sadece onun mukataa tevcih etmesi kanun oldu. Maliye kalemlerine memur alınması Şıkk-ı Evvel Defterdarının padişaha arzı ile yapılırdı. On yedinci asırdan itibaren diğer iki defterdar sadece şekilde kalmıştır.

    Fatih Kanunnamesine göre, Başdefterdarlığa sadece Mal veya hazine defterdarı, şehremini ve 300 akçe yevmiyeli kadılardan tayin yapılırken, sonraki devirlerde ikinci defterdar, başmuhasip kalemi reisi, hatta maliye ile ilgisi olmayan devlet adamlarından tayinler yapıldığı görülmüştür.

    Her üç defterdar da Divan-ı Hümayün azasıydı ve bütün toplantılara katılırlardı. Divanhanede kazaskerlerin altında ve sadrazamın solunda otururlardı. Arz günlerinde vezirlerle beraber, tek olarak padişahın yanına girer ve mali konularla ilgili maruzatta bulunurdu. Mali konularda Başdefterdar padişahla görüşmeden önce sadrazamın görüşünü almak zorundaydı. Başdefterdar her akşam aldığı hazine muamelelerine dair icmallere dayanarak, haftada 2-3 gün sadrazama malumat verirdi.

    Padişah veya sadrazam sefere gittiğinde maliye ve hazine defterdarı ile birlikte Başdefterdar da gider, yerine merkezdeki işleri yürütmek üzere ikinci defterdar veya münasip bir başkası vekil olarak kalır ve bu vekile Rikab-ı Hümayun Defterdarı adı verilirdi.

    Defterdarlık 1838 de kaldırılmış ve bu memüriyetin vazifesini görmek üzere Maliye Nezareti tesis edilmiş ilk Maliye Nazırı olarak da Nafiz Paşa tayin edilmiştir. Defterdarlıklar
    günümüzde Maliye ve gümrük Bakanlığının illerdeki temsilciliği olarak görev yapmaktadırlar 1993





  3. Ziyaretçi
    süper ya




  4. Zeyneb
    Bayan Üye
    Defterdar hakkında bilgi

    Defterdar hakkında ansiklopedik bilgi


    Defterdar Alm. 1. Regionalle Schatzführer, Fr. Trésorier-payeur général, İng. District treasurer. “Defter Tutan” mânâsında Osmanlılarda devletin bütün mâlî işlerine nezâret eden ve günümüzde Mâliye Bakanına karşılık olan memur. Defterdarlık görevlerinin yapılmasından ve yürütülmesinden il taşra örgütünün başında bulunan sorumlu ve yetkili kişi olup, emrindeki tüm görevlilerin amiridir. Defterdar, 2996 sayılı Maliye Bakanlığı Teşkilat ve Vazifesi Hakkında Kanun’a göre, bulunduğu ilde Maliye Bakanlığı’nın en yüksek memurudur.

    Tarihçe

    İslâm devletlerinde defterdârlık, ilk defâ halîfe hazret-i Ömer devrinde ihdas olunmuştur. Hazret-i Ömer devletin gelirinin artmasıyla gelir ve giderin bir deftere kaydedilmesini istemiş, böylelikle defterdârlık müessesesi doğmuştur. Defterdârlığın ihdâsı bir rivâyete göre 641 (H. 20)de diğer rivâyete göre 636 (H. 15)da olmuştur.

    Daha sonraki İslâm devletlerinde de müessese devâm etti.

    Selçukîlerde bu memura “Müstevfi” ve mâlî işlerin görüldüğü yere de “Dîvân-ı Müstevfi” denilirdi. İlhanlı Devletinde de mâlî işleri idâre eden memura “Müstevfi-i Memâlik” ismi verilirdi.

    Osmanlılarda mâlî teşkîlat ilk defâ Sultan Birinci Murad zamânında kurulmuş ve zaman içinde tekâmül etmiştir. Fâtih Kânunnâmesi, Abdurrahmân Paşa ve Eyyûbî Efendi Kânunnâmelerinde defterdâr, devlet hazînesini pâdişâha vekâleten idâre eden memur olarak görülmektedir. Bu kânunnâmelere göre dış hazîne ve mâliye kayıtlarının açılıp kapanması defterdârın eliyle yapılırdı.

    Defterdârın şahsî gelir kaynakları şöyleydi: Dirlik olarak has verilirse bu 600.000 akçelik timar olur veya hazîneden maaş alacaksa 150.000 ilâ 200.000 akçe arasında ödeme yapılırdı. Ayrıca iltizam ve emânet usûluyle idâre ettiği haslardan imzâ hakkı ismiyle 100.000 akçede 1000 akçe alırdı. Bundan başka hazîneye giren paradan binde yirmi ve pâdişâha gelen hediye ve haraç ile ağnam vergisinden de hisse alırdı.

    Başdefterdârın derecesi 15. asırda beylerbeyi ile aynı idi ve vezirlerden bir rütbe aşağı idi. Bu dönemde dört vezir olduğu bilindiğine göre defterdârın teşkilât içindeki önemi daha iyi anlaşılmaktadır. Sultan İkinci Bâyezîd’e kadar bir baş defterdâr ve maiyetinde hazîne ve mal defterdârı vardı. Fakat Osmanlı ülkesinin genişlemesi ile bu memuriyet Anadolu ve Rumeli Defterdârlığı olmak üzere ikiye ayrıldı.

    Yavuz Sultan Selim’in, devleti doğuya ve güneye genişletmesi, buradaki mâlî işleri idâre edecek ve merkezi Halep’te olan “Arap-Acem Defterdârlığının tesisini zarûrî kıldı. Böylelikle defterdâr sayısı üçe çıktı. Bunlar rütbelerine göre, senede hazîneden Rumeli Defterdârı (Şıkk-ı Evvel Defterdârı) 160.000 akçe, Anadolu Defterdârı (Şıkk-ı Sâni Defterdârı) 140.000 akçe, Arap-Acem Defterdârı ise 130.000 akçe maaş alırlardı. Eyâletlerde yarı müstakil kenar defterdârlarından gelen ve sorulan meseleler başdefterdâr vâsıtasıyla pâdişâha arz edilirdi.

    Sultan Üçüncü Mehmed zamânında Tuna havzası haslarına bakmak üzere Şıkk-ı Sâlis Defterdârlığı kurulmuş fakat kısa süre sonra lâğvedilmiştir. On altıncı asrın ikinci yarısında da Arap-Acem Defterdârlığı kaldırılmış ve bunun yerine geçmek üzere Diyarbakır, Şam, Erzurum, Trablus ve Halep eyâletleri için birer defterdârlık ihdâs edilmiştir. 1584’te ise Anadolu Defterdârlığı; Anadolu, Karaman ve Sivas kenar defterdârlığı olarak üç kaleme ayrıldı.

    Nizâm-ı Cedîd’in kurulmasıyla Sultan Üçüncü Selim devrinde Şıkk-ı Sâni Defterdârı, yeni kurulun Nizâm-ı Cedîd Hazînesine memur olmuş ve idâre ettiği İrâd-ı Cedîd Hazînesinden dolayı İrâd-ı Cedîd Defterdârı ismi verilmiştir.

    Mâlî muâmeleler ve şikâyetler, “Defterdâr Kapısı” denilen Defterdâr Dîvânında halledilirdi. Bütün mâlî hükümler burada yazılır ve her defterdâr kendi dâiresinden çıkan hükmün arkasına imzâsını atardı. Fakat 17. asrın ortasında mâliyeden çıkan bütün hükümlere yalnız Başdefterdârın kuyruklu imzâsının konulması ve Defterdâr Kapısında sâdece onun mukâtaa tevcih etmesi kânun oldu. Mâliye kalemlerine memur alınması Şıkk-ı Evvel Defterdârının pâdişaha arzı ile yapılırdı. On yedinci asırdan îtibâren diğer iki defterdâr sâdece şekilde kalmıştır.

    Fâtih Kânunnâmesi’ne göre, Başdefterdârlığa sâdece mal veya hazine defterdârı, şehremini ve 300 akçe yevmiyeli kâdılardan tâyin yapılırken, sonraki devirlerde ikinci defterdâr, başmuhasip kalemi reisi, hattâ mâliye ile ilgisi olmayan devlet adamlarından tâyinler yapıldığı görülmüştür.

    Her üç defterdâr da Dîvân-ı Hümâyûn âzâsıydı ve bütün toplantılara katılırlardı. Dîvânhâne’de kazaskerlerin altında ve sadrâzamın solunda otururlardı. Arz günlerinde vezirlerle berâber, tek olarak pâdişahın yanına girer ve mâlî konularla ilgili mâruzâtta bulunurdu. Mâlî konularda Başdefterdâr pâdişahla görüşmeden önce sadrâzamın görüşünü almak zorundaydı. Başdefterdâr her akşam aldığı hazîne muâmelelerine dâir icmallere dayanarak, haftada 2-3 gün sadrâzama mâlumat verirdi.

    Pâdişah veya sadrâzam sefere gittiğinde mâliye ve hazîne defterdârı ile birlikte Başdefterdâr da gider, yerine merkezdeki işleri yürütmek üzere ikinci defterdâr veya münâsip bir başkası vekil olarak kalır ve bu vekile Rikâb-ı Hümâyun Defterdârı adı verilirdi.

    Defterdârlık 1838’de kaldırılmış ve bu memûriyetin vazîfesini görmek üzere Mâliye Nezâreti tesis edilmiş ilk Mâliye Nâzırı olarak da Nâfiz Paşa tâyin edilmiştir. Defterdârlıklar, günümüzde Mâliye ve Gümrük Bakanlığının illerdeki temsilciliği olarak görev yapmaktadırlar (1993).


+ Yorum Gönder