+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Bilgi Hazinesi Forumunda Atatürkün çoçukluk yılları ile ilgili kısa özgeçmiş Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Atatürkün çoçukluk yılları ile ilgili kısa özgeçmiş








    Atatürk'ün çocukluk yılları ile ilgili anıları .Atatürk'ün çocukluk anılarından yararlanarak bir öz geçmiş yazmam gerekiyor bana yardımcı olurmusunuz.ama sadece çocukluk yılları olması gerekiyor.Teşekürler Atatürk nasıl bir çocukluk geçirmiştir. bana atatürkün çocukluğu konusunda bilgi verebilir misiniz.







  2. Asel
    Bayan Üye





    atatürkün çoçukluk yılları ile ilgili kısa özgeçmişleri..


    Mustafa okula başlama çağına gelince, geleneklere bağlı annesiyle modern düşünceli babası arasında bir çatışma olur. Zübeyde Hanım, küçük Mustafa'nın, ilâhiyle Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebine, Ali Rıza Efendi ise modern öğretimde bulunan Şemsi Efendi'nin özel okuluna gitmesini ister. Sonunda Ali Rıza Efendi, bir çıkar yol bulur: Küçük Mustafa, ilk öğrenimine bir süre annesinin arzusuna uyarak Hafız Mehmet Efendi'nin mahalle mektebinde devam etti; fakat çok geçmeden babasının isteği ile Selânik'te çağdaş eğitim yapan Şemsi Efendi Mektebi'ne geçti ve ilkokulu burada bitirdi. Şemsi Efendi, yeni öğrencisinin yeteneklerini ve zekâsını takdir ettiğinden, küçük Mustafa'nın kendi okulunda bulunmasından son derece memnundu.
    Küçük Mustafa, bu okulda okurken babasını kaybetmiştir. Bu sıralarda isimleri Makbule ve Naciye olmak üzere kendisinden küçük iki kız kardeşi bulunuyordu. Babaları öldüğü zaman küçük Mustafa yedi, Makbule bir yaşını henüz doldurmuştu; Naciye ise kırk günlüktü. Bu en küçük kardeşleri genç kız iken Selânik'te vefat etmiştir.
    1888 yılında Ali Rıza Efendi'nin ölmesi üzerine, yedi-sekiz yaşlarında yetim kalan küçük Mustafa'nın büyütülmesi ve yetiştirilmesi görevi, büyük Türk kadını Zübeyde Hanım'a düştü. Bunun üzerine, Zübeyde Hanım, üç çocuğu ile bir süre Selânik yakınlarındaki Rapla çiftliğinde subaşılık yapan kardeşi Hüseyin Efendi'nin yanına yerleşti. Çiftlik hayatı nedeniyle küçük Mustafa'nın öğrenimi ister istemez bir süre aksamıştı. Fakat çok geçmeden Selânik'e dönerek halasının yanında, bıraktığı yerden öğrenimine devam etti.



    MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ÜN ÖĞRENİM HAYATI

    Küçük Mustafa, Şemsi Efendi İlkokulu'ndan sonra bir süre Selânik Mülkiye Rüştiyesi'ne devam etti ise de Kaymak Hafız adlı Arapça öğretmeninin kendisine haksız yere sopa ile vurması üzerine bu okuldan ayrıldı ve Askerî rüştiyeye giden bir komşu çocuğunun giyimini ve genel olarak subayların kılığını pek beğenen küçük Mustafa, askerî rüştiiyeye girmek ister; askerlikten ürken annesi ise bunu istemez, ancak Mustafa bir akrabasının delaletiyle okulun kabul zamanında askerî rüştiyeye gidip imtihan verir ve okula alınır (1893). Böylelikle annesine karşı bir olup-bitti yapmış ve kendisine en uygun gelecek yola girmiş bulunur. Yazları, dayısı Hüseyin Efendi'nin yanına gider, okul zamanına kadar çiftlikte kalırdı. Mustafa bu okulu gerçekten sevmişti. Arkadaşları arasında zekâsı ve üstün yetenekleri ile kısa zamanda kendisini gösterdi ve öğretmenlerinin sevgisini kazandı; öğretmenleri neredeyse kendisine bir arkadaş muamelesi yapma gereğini hissetmişlerdi.
    Bu okulda matematik öğretmenliği yapan Yüzbaşı Mustafa Efendi, genç öğrencisinin yetenekleri ve zekâsı karşısında sınıftaki diğer Mustafa'larla aralarındaki farkı belirtmek üzere öğrencisinin adının sonuna "Kemal" ismini ilâve etti. Artık genç öğrenci Mustafa Kemal olmuştu.


    ATATÜRK’ÜN ÇOCUKLUK ANISI

    Mustafa’nın kız kardeşi Makbule rahatsızlandığı için çiftlikte kalmıştı. Bugün Mustafa tek başına bakla tarlasında bekçilik yapacaktı. Şu karga kovalama işinin pek bir zorluğu kalmamıştı. Bakla tarlasına gelmeye başladığı ilk günlerde kargalar Mustafa’nın ne derece zorlu bir rakip olduğunu anlamışlar ve onun uyguladığı yöntemi müthiş bir mücadele örneği göstermelerine karşın boşa çıkaramamışlar, çekilip gitmişlerdi. Mustafa sabah erkenden bakla tarlasına gelince tarlanın tam ortasında bulunan kulübenin önüne bir sandalye çıkarıp oturdu. Aradan yarım saat geçmeden canı sıkılmaya başladı. Böyle boş oturmak O’na göre değildi. O, bir şeylerle meşgul olsun, bir işe yarasın, faydalı olsun isterdi. Dayısının bakla tarlasında bekçilik yapmakla bir işe yarıyordu, faydalı oluyordu, fakat bunlar yeterli miydi? Hayır, yeterli değildi. Ne yapabilirdi? Kulübede birkaç tane ders kitabı vardı. Kitap en iyi arkadaştı. Okurdun, öğrenirdin, fikirlerin gelişirdi. Mustafa bir kitap alıp okumaya başladı. Böylesi çok daha iyiydi, hem artık canı da sıkılmıyordu. Aradan iki saat geçmişti. Mustafa ilerdeki tarlaların arasındaki patika yoldan yaşlı bir adamın geldiğini gördü. Yaşlı adamın yanında bir kuzu vardı. Onun gelip tarlanın kenarındaki bir ağacın altına oturmasını fırsat bilen Mustafa yerinden kalktı, kitabı kulübeye bıraktı ve yaşlı adamın yanına gitti. Mustafa söze şöyle bir giriş yaptı: “ Merhaba dede, nereye böyle? “ Yaşlı adam: “ Yolcuyum ben evlat, kasabaya oğlumun yanına gidiyorum. Bu kuzuyu toruna hediye olarak götürüyorum. Geçen ay köye gelmişlerdi, bir hafta kaldılar. Torun kuzu diye tutturmuştu. Ben de, şimdi çok küçükler, biraz büyüsünler bir tane sana getiririm dediydim. Alsın kuzuyu besleyip büyütsün. Dünyada en önemli şey sevgidir. Sevgisiz kalmış bir insan kuru bir ağaca benzer. Zamanında onun kalbine sevgi tohumu ekilmemiştir, sevmek öğretilmemiştir. Bir bilinmezlik içinde bocalar durur. Yüzyıllardır süregelen anlamsız kargaşayı sevgi yoksunu insanlar çıkardılar. Toplumları birbirine düşman ettiler. Sonuçta bunun acısını insanlık çekti. İnsanlara sevgiyle yaklaşmalı, onların kalplerine sevgi tohumu ekmeliyiz. Sevmek çok güzel bir duygudur ve insanı hayata bağlar. Sevelim, sevilelim, hayatın tadına varalım. “ Yaşlı adam konuşurken Mustafa oturmuş ve anlattıklarını ilgiyle dinlemişti. Şimdi söz hakkı Mustafa’nındı: “ Dede, bazı insanlar nedense vatanlarını sevmiyorlar. Ben vatanımı çok seviyorum ve bu vatanın evladı olduğum için gurur duyuyorum. Şimdi vatanlarını sevmeyenler vatanını sevmeyi nasıl öğrenecek ve ben vatan sevgimi nasıl geliştirebilirim. Tavsiyelerin neler olacak? “ Mustafa’ nın coşku dolu konuşması yaşlı adamı şaşırtmıştı. On yaşlarındaki bir çocuğun bu derece bilgili ve kültürlü olması, düşüncesini korkusuzca söyleyebilmesi, öğrendiklerini yeterli bulmaması, yeni bir şeyler daha öğrenmek için soru sorması akıl alır gibi değildi. Hani bu yaşlardaki kaç çocuğun aklına gelirdi vatan sevgisi? Yaşlı adam düşüncelerinden sıyrılınca, gülümseyerek: “ Evlat, adını demedin bana, neydi adın? “ deyince Mustafa: “ Dede, benim adım Mustafa “ dedi. Bunun üzerine yaşlı adam: “ Sana tavsiyem Büyük Vatan Şairi Namık Kemal olacak. Namık Kemal, türlü engellemelere karşın vatanını çok sevdiğini haykırmaktan çekinmedi. Bu uğurda çok acı çekti, fakat hiçbir acı O’nu vatanına hizmetten alıkoyamadı. “ Mustafa: “ Bundan sonra Namık Kemal’in şiirlerini daha bir önem vererek okuyacağıma söz veriyorum. Dede, mutluluk nedir sence? Ben mutlu olmak insandan insana değişebilir diyorum “ dedi. Yaşlı adamın mutluluk hakkında söyledikleri şunlar oldu: “ Mutluluk yaşamsal bir gerçektir yani yaşamda mutluluk vardır ve her insanın mutluluğu ayrıdır. Hakkın olan mutluluğu başkalarının mutluluğuna gölge düşürmeden istemek sana kalmıştır. Mutlu olmak için büyük şeyler istemek gerekmez. İnsan isterse bir kelebeğin uçuşunu görüp mutlu olabilir. Herneyse Mustafa yavaş yavaş kalkayım. Hava kararmadan kasabaya varmalıyım. Anlattıklarımın sana bir parça faydası olduysa ne mutlu bana. İyi günler dilerim. “ Mustafa: “ Ne demek dede, hem de çok faydası oldu. Ben de sana iyi günler dilerim. Yolun açık olsun “ dedi. Mustafa yaşlı adam gittikten sonra kulübeye döndü ve sandalyesine oturarak konuşulanları düşünmeye başladı




  3. Asel
    Bayan Üye
    Atatürkün çocukluk anıları kısa

    Atatürk’ün kızkardeşi Makbule Atadan’ın “Ağabeyim Mustafa Kemal” isimli anıları Selis Kitaplar’dan çıktı Merhum Makbule Atadan’ın vefatından önce gazeteci Şemsi Belli’ye anlattığı anıları ilk kez 1959′da yayınlanmıştı 1885′te Selanik’te doğan ve 1930′da Ağabeyinin emriyle Fethi Okyar tarafından kurulan Serbest Cumhuriyet Fırkası’na giren Makbule Hanım, kısa süren siyaset hayatının ardından köşesine çekilmiş ve 1935′te Mecdi Boysan ile evlenmişti 1956′da vefat eden Makbule Atadan, kitapta ağabeyinin farklı yönlerini anlatıyor

    Sekiz yıl sonra eve dönüş sevinci

    Makbule Hanım ve annesi Zübeyde Hanım, Birinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra Selanik’ten İstanbul’a gelerek Beşiktaş Akaretler’de bir eve yerleşirler Bu dönemde çeşitli cephelerde savaşan Atatürk, Makbule Hanım’ın anlattığına göre tam sekiz yıl evinden uzak kalmış Makbule Hanım, Ağabeyinin dönüşünü şöyle anlatıyor: “İstanbula geleceğini haber aldığımız zaman sevincimize payan yoktu On gün on gece hazırlık yaptık Her tarafı sildik, süpürdük Sevdiği yemekleri yaptık Sekiz senelik bir ayrılıktan ve zaferden sonra Ağabeyimin dönüşü bizi sevinçten deliye çevirmişti adeta Ah! O gün O güzel ve mesut günü şu anda bile hatırladıkça içimde çok derin bir sızı hissediyorum”

    Silahla oynarken tabanca patladı

    Makbule Hanım Ağabeyi Atatürk’ün bir insan olarak çeşitli yönlerini de içtenlikle anlatır Ağabeyinin çocukluk yıllarına dair pek çok anekdotu dile getirir Makbule Hanım ağabeyinin çocukluk yıllarında her çeşit oyuncağa, özellikle de silaha düşkün olduğunu belirterek, daha o yıllarda askerliğe sempati duyduğunu dile getirir Ne varki Atatürk’ün silahla oynaması az kalsın bir felakete yolaçacaktır Atatürk, elindeki eski bir silahı temizlemesine yardım etmesi için kızkardeşini yanına çağırır İşte o anı Makbule Hanım şöyle anlatır: “Karşısına geçtm O elindeki lüveri temzilemeye başladı Ne yaptı nasıl etti, bilmiyorum Birden korkınç bir ses duydum Annem korku ve heyecan içinde: ‘Eyvah ! Kardeşini öldürdün Mustafa’ dedi Ben ise ‘Ağabeyim öldü’ diye ağlıyordum Tabancanın dumanı kalkınca baktık ki ikimiz de sağız”

    Fareden çok korkardı

    Ağabeyi Mustafa Kemal’in köy türkülerini dilinden düşürmediğini, sanata ve sanatçılara karşı büyük saygı duyduğunu ifade eden Makbule Hanım’ın anlattığına göre çocuk Mustafa Kemal en çok fareden korkarmış Anne Makbule hanım ise küçük Mustafa Kemal’i “Sen asker olacaksın! Asker korkar mı hiç?” diyerek teskin edermiş

    ‘Biri beni, diğeri mevkimi sevdi’

    Makbule Hanım, Atatürk’le fırtınalı geçen bir evlilik yaşayan Uşşakızade Latife Hanım’la ilgili çok az şeyler nakleder Atatürk’e aşık olan ve daha sonra intihar eden akrabası Fikriye de yer almaz bu anılarda Atatürk’ün ikisi hakkında kendisine sadece şunu söylediğini nakleder: “Biri beni mevkim ve param için sevmiştir Diğeri yalnız ben olduğum için Yani biri mevkimi ve paramı, diğeri de hakikaten beni sevmiştir”

    Enver Paşa’ya kızdı içkiye başladı

    Ağabeyinin evde en çok irmik helvası ve yoğurdu sevdiğini söyleyen Makbule Hanım, kuru fasulyeye ise askeri mektepte alıştığını ifade eder Atatürk’ün leblebi düşkünlüğü ise içkiye başladıktan sonradır Makbule Hanım’ın aktardığına göre Atatürk’ün içkiye başlamasının nedeni Harbiye Nazırı Enver Paşa ile didişmesidir Gerçekten de Atatürk, Enver Paşa ile savaş dönemi politikaları yüzünden çok kere karşı karşıya geldi Alman subayların cephelerde komutanlık ve idarecilik yapmalarına şiddetle karşı çıktı




  4. Gülşen
    Devamlı Üye
    Atatürk 1881 yılında selanikte doğmuştur. Atatürk ilk okula başlayacağı zaman annesi onu dini mektebe yollamak istediysede babası karşı çıkmıştır. Atatürk mahalle mektebine gönderilmiş ve bu okulda okurken babasını kaybetmiştir. Annesi oğlunu alarak dayısının yanına taşınmıştır. Atatürk manastır eğitimide almıştır. Atatürkün babası öldüğünde kardeşi makbüle 1 yaşındaydı diğer kardeşi naciye ise henüz yeni doğmuştur ve selanikte ölmüştür. Atatürk annesi ile dayısının yanına yerleşmiş ve burada eğitimine devam etmiş daha sonra askeri rüştiye okuluna giderek eğitimini burada almıştır.

  5. Ziyaretçi
    Ataturkun çocukluğuna ait bir öz geçmişini bulmam gerekiyor bana yardım edermisiniz

  6. Ziyaretçi
    gülşen arkadaşımızınki daha güzel kısa dedik uzun çıktı bu ne

+ Yorum Gönder


atatürkün çocukluk yıllarıyla ilgili anıları,  atatürkün çocukluk yılları,  atatürkün çoçukluk yılları ile ilgili kısa özgeçmiş,  atatürkün çocukluk yılları ile ilgili anılar,  atatürkün çocukluğu özet,  atatürkün çocukluğu kısaca