+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Bilgi Hazinesi Forumunda Araplar Osmanlı'ya ihanet etti mi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Araplar Osmanlı'ya ihanet etti mi








    Araplar Osmanlı'ya ihanet etti mi? böyle bir şey var mıdır? Araplar ve Osmanlı İmparatorluğu hakkında kısaca bilgi verir misiniz?







  2. Asel
    Bayan Üye





    Araplar Osmanlı'ya ihanet etti mi


    OSMANLI’NIN çöküş döneminde Türk olmayan Müslüman unsurlar arasında gerçekten isyanlar başgöstermişse de bu unsurların bir bütün olarak “ihanet ettikleri” kesinlikle söylenemez. Hatta Araplar söz konusu olduğunda Osmanlı’ya isyan edenlerin küçük bir azınlık olduğunu buna karşılık Arap kabilelerinin çoğunun Osmanlılık ve Müslümanlık bağıyla İstanbul'a sadakat gösterdiklerini söyleyebiliriz.
    Ortadoğu uzmanı tecrübeli gazeteci Cengiz Çandar “Arapların ihaneti” söylemi ile tarihsel gerçek arasındaki önemli farka şöyle işaret eder:

    “Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in Hicaz’da bazı Arap bedevi kabilelerini ayaklandırarak 1916’da İngilizlerle işbirliği yaptığı doğrudur. Ancak I. Dünya Savaşı konusunda genel bir bilgisi ve fikri olan herkes bunun ‘askeri açıdan’ tayin edici bir değer taşımadığını bilir. İngilizlerin daha sonra yerine getirmediği ‘bağımsızlık vaadi’ ile işbirliğine çektikleri Şerif Hüseyin’in ve oğullarının komuta ettiği bedevi kabileleri Mekke-Maan hattında yani ‘asıl cephenin gerisi’nde İngiliz kuvvetlerine yardımcı olmuştur.

    ‘Asıl cephe’ önce Şüveyş Kanalı ve Kanal Harbi’nde Türk-Osmanlı kuvvetlerinin geri çekilmesinden sonra Filistin’de kurulmuştur. Filistin’de tek bir Arap ayaklanmamıştır. Suriye’de Irak’ta Lübnan’da Türk kuvvetlerini ‘arkadan vuran’ herhangi bir olay olmamıştır. Arapların ezici çoğunluğu İstanbul’a yani Türkiye’ye sadık kalmıştır Arabistan Yarımadası’nın Hicaz bölümünden Akabe’ye kadar olan ‘cephe gerisi’ dışında Arapların Türkleri arkadan vurduğuna dair tarihte herhangi bir kayıt yoktur.”1



    Aynı gerçek American-Israeli Cooperative Enterprise (Amerikan-İsrail İşbirliği Girişimi) adlı düşünce kuruluşunun başkanı Ortadoğu analisti Mitchell G. Bard tarafından da sözkonusu kuruluşun sitesinde şöyle vurgulanıyor:

    “O dönemin romantik kurgusunun aksine Arapların çoğu I. Dünya Savaşı’nda Türklere karşı müttefiklerin yanında savaşmadılar. İngiliz Başbakanı David Lloyd George’un belirttiği gibi Arapların çoğu Türk yöneticileri için savaştı. [Osmanlı İmparatorluğu’na isyan eden] Faysal’ın Arabistan’daki taraftarları bir istisnaydı.”

    Araplar’ın topluca ihanet etmesi bir yana bazıları Osmanlı ordularını fiilen desteklemiştir de. Konu hakkındaki uzmanlardan biri olan Dr. Zekeriya Kurşun’un ifadesiyle “I. Dünya Savaşı’nda Türk ordusu ile beraber çeşitli cephelerde Türklerle omuz omuza çarpışan Arapların büyük yararlıklar gösterdikleri bir hakikattir.” 2


    Bu konuyla ilgili başka bir hakikat de Araplar içinde milliyetçiliği başlatanların Müslüman Araplar değil Hıristiyan Araplar olmasıdır. Bu konuda büyük bir otorite olan Prof. Kemal Karpat Osmanlı İmparatorluğu'ndaki Arap milliyetçiliğinin Hıristiyan Araplarınki hariç aslında en son noktaya kadar “ayrılıkçı” olmadığına dikkat çekerek şöyle demektedir:

    “Görülüyor ki Arapların ‘milli’ hareketi esasında ayrılıkçı bir hareket değildi. Arapların birçoğu Osmanlı hükümdarlarını yabancı bir sömürgeci güç olarak değil sadece Arap kökeninden olmayan iktidarda bir hanedan olarak görüyorlardı ve Osmanlı Devleti ve hanedanı Müslüman kaldıkça ve Arapların hayat tarzına saygılı oldukça özlemlerini yerine getirmeye söz verdikçe ve onları Avrupa işgaline karşı korudukça itaat etmekten geri kalmıyorlardı. Geçmişte şan ve şereflerini ilk hatırlayan veya hayal edenler ve tarihlerinin modern bir versiyonunu yaratmaya çalışanlar Müslüman değil Hıristiyan Araplardı.3

    İngiliz tarihçi Peter Mansfield’e göre Osmanlı’daki Arap milliyetçiliğinin sınırlı kalmasının iki nedeni vardı:

    “Birincisi bu Avrupa kökenli milliyetçilik fikirlerinin bu yerlere (henüz) işlememiş olması; ikincisi de Sultan II. Abdülhamid’in İmparatorluğun elinde kalanını bir arada tutmak için uyguladığı başarılı ve kurnazca yöntemlerdi.”4

    Tarihçi Zekeriya Kurşun da “Abdülhamid’in saltanatı boyunca Arap milliyetçiliğinin önceki hızını kaybettiğine” dikkat çeker ve “Abdülhamid Arap milliyetçiliğinin harekete geçmesini geciktirmiştir” yorumunu yapar.5

    Sultan Abdülhamid'in politikasının temeli 19. yüzyılda hâlâ devam eden dini bağlılık ve geleneksel siyasi sadakat faktörünü canlandırarak Osmanlı devletini ve ülke bütünlüğünü kurtarmaktı. Kurtuluş Savaşı sırasında ne bir Arap ihaneti ne de bir Kürt ihaneti yaşanmamasının arkasında da bu çaba yatıyordu.




+ Yorum Gönder