+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Bilgi Hazinesi Forumunda Yükselen Doğu Ve Medeniyet Çalışması Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Yükselen Doğu Ve Medeniyet Çalışması








    Yükselen Doğu Ve Medeniyet Çalışması nedir? kısaca bilgi verir misiniz arkadaşlar, doğu bölgesinde birçok çalışma sürdürülmektedir bunlar hakkında bilgi verin lütfen







  2. Asel
    Bayan Üye





    Yükselen Doğu Ve Medeniyet Çalışması


    Bilindiği gibi dünya coğrafyası genel anlamda Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmaktadır. Bu ayrımı belirleyen temek ölçüt her ne kadar coğrafî gibi görünse de aslında Doğu ile Batı arasındaki farkı belirleyen temel unsur yaşam felsefesidir. Doğuda, “İnsan yaşat ki devlet yaşasın.’’ Felsefesi hâkim durumda iken Batı’da “Ya bendensin, ya bana karşı yaklaşımıyla “Göze göz dişe diş’’ mantığı hâkim olup ‘Pax Romana’’ anlayışı vardır. Doğu ile Batıyı incelemek ayrı bir yazı konusu olduğundan konuya kısaca değinip geçiyoruz.
    Malumumuz olduğu üzere, dünya terazisinde güç dengeleri her zaman değişmiştir. Yani dünya terazisi hiçbir zaman eşit kollu olmamıştır. Ortaçağ’dan sonra Skolastik bataklığından kurtularak değişmeye, gelişmeye başlayan Avrupa’nın günümüzdeki ihtişamı hepimizin mâlumu. Şekil itibariyle zirveyi yaşayan bu medeniyetin elma şekeri gibi dıştan süslü, içten çürümüş, kokuşmuş olduğu hakikati bir yana, Tarihî kanunlar incelendiğinde Avrupa’nın çöküşe doğru son sürat yol aldığı görülecektir.

    Muhammed İkbal, bir şiirinde şöyle der: “Avrupa, bugün içinde olduğu hali bilseydi aklını oynatırdı.’’ Bu tespitte, hiç kuşkusuz dıştaki ihtişam ve debdebenin perde arkasında bambaşka bir hakikatin olduğu düşüncesi yatıyor olsa gerek. Tarihe yön veren şahsiyetlerin görüşleri incelendiğinde, Batı’nın dünya terazisindeki ağırlığını kaybederek yerini Doğuya bıraktığı, artık şüphe götürmez bir hakikattir ki bunu tahmin etmek de kehanet değildir. .

    Malûm olduğu üzere Batı, eline geçen fırsatı, elde ettiği gücü kötüye kullanarak suiistimal etmiş ve Frankaynştayn’ı oynama tutkusuyla kendi sonunu hazırlamıştır. Bilimi, Tarih ideolojisinin emrine veren Batı dünyası, gücü tekeline aldığında, bunu insanlığın saadeti, ferah ve refahı için kullanacağı yerde kendi kültürü dışındakileri ötekileştirerek sömürme yoluna gitmiş ve evrensel olma yerine tek olma yolunda faaliyet göstermiştir. Tarihin Sonu, Medeniyetler Çatışması tezleri ile Mesihçi Kompleks, Armagedon gibi faaliyetler, Batı’nın ve Batı zihniyetinin ötekilere olan tahammülsüzlüğünü göstermektedir. !

    Bugün itibariyle Batı Dünyası iç çözülme ve Dış Tehdit ile yıkıma gitmektedir. İç çözülme, aile yapısının bozulması, suç oranlarının tava yapması, gayri meşru faaliyetlerin artması gibi konularda gözlenmektedir. Dış tehdit ise Yükselen Doğu’nun güç dengesini zorlaması ve alternatif arayışlarının çoğalmasıyla ortaya çıkmaktadır. !

    Daha düne kadar her ikisi de Batı zihniyetli olan Rusya ile ABD arasında yaşanan Soğuk Savaş döneminin iki kutuplu dünyası yerine bugün dünya tek kutuplu hale gelmiş, ardından, uyanan öteki milletler dengeleri zorlamaya başlamışlardır. Bugün itibariyle Çin, Rusya, Hindistan, İran, Batı’ya meydan okumakta ve ABD’nin arka bahçesinde yumuşak meyve yerine sert ceviz yetişmekte, bu arada Afrika’da köklü atılımlar gerçekleşmektedir. Bu durumda, iç çözülme ile çöküşe geçen Avrupa’nın dış tehdit ile dengelerin dışına itilmesi kaçınılmazdır. Meseleleri böylece özetledikten sonra işin ikinci boyutuna geçebiliriz. !

    Hiçbir kültür, medeniyet ebed müddet olmamıştır. Ölse dahi tabutunun dünyaya sığmayacağı düşünülen Osmanlı’nın bile Tarihe karıştığı düşünüldüğünde, şartlar farklı olsa da bugünkü Batı’nın zevalinin yakın olduğu açıkça görülecektir. !

    “Bir şey kemale erdiğinde zevalini bekle!’’ tespiti bir yana, yükselen topun belli bir yükseklikten sonra aşağı düşmekte olduğu hakikati, olayların gidişatı hakkında önemli ipuçları vermektedir. .

    Arnold Toynbe’ye göre Medeniyetler inişli çıkışlı bir yapı izler. Ona göre Kurtuluş Tanrı’da ve Hıristiyanlıktadır. Ancak bugün itibariyle Batı’nın batıllarıyla olan ilişkisi, Toynbe’nin ümitlerini boşa çıkarmıştır. C.W.Ceram’ın şu tespiti ise Batı’nın akıbetini göstermektedir. “Her Medeniyetin en yüksek noktasında çöküş belirir.’’ Hükümdarların danışmanı olan Tarihin seyrine bakıldığında, farklı güzergâhlar izlense de, bu tespitin ne derece doğru olduğu anlaşılmaktadır. İleri derecede ileri görüşlülüğüyle tanınan Atatürk’ün, “Emperyalizm yeryüzünden silinecek ve yerine insanlar arasında renk farkı gözetmeyen yepyeni bir ahenk gelecektir.’’ Tespiti de, yıllarca, hatta yüzyıllarca dünyanın kaymağını yiyen Batı’nın Tarih sahnesindeki başat rolünü kaybetmekte olduğunu akıllara getirmektedir. !

    İç çözülme, dış tehdit, tabiat kanunları bir yana, ötekileştirilen bir kültür ve medeniyetin fertleri olarak bugün her Doğulunun Tarihi vazifesini yapmasının zamanı gelmiştir. Batı, eline geçen fırsatı insanlığın felaketi için kullanmıştır; ancak devlet yaşatmayı insan yaşatmaya endeksleyen bir kültürün mensubu olarak bizler, tüm insanlığı felaket ve helakate sürükleyen kontrolsüz gücün yaptığının aksi yönünde hareket ederek dünya barışı yolunda hareket edebiliriz. !

    Kendisine müjde verilen bir zatın oturup o günü beklemesi yapılacak en son iştir. Aksine bir silkinişle, asırlık çilelerin semeresi olacak olan ödüle doğru yol alınması, yapılacak en akıllıca iştir. Yalnızca Doğulu ulusların değil, tüm milletlerin saadeti, Doğu Zihniyetinin evrenselliği yakalamasıyla gerçekleşecektir. Batı dışı alternatif oluşumların zihni yapısı da göz önüne alındığında, kalıcı barış ve çifte standartsız hoşgörünün mümessili ve uygulayıcısı rolünde olan Türkiye’nin sorumluluğu ortaya çıkacaktır. Batı dışı dünyada açığa çıkan enerjiyi insanlığın saadeti yolunda değerlendirebilecek olan Türkiye’nin Doğulu toplumları evrensel şemsiyesi altına alması an meselesidir. !

    Kısaca özetlersek, Batı’nın sonu yakındır. Bu durumda yapılması gereken, Medeniyet Çatışmalarının mucidi olan bir tahrip medeniyetinin sahneden çekilmesini hızlandırmak olacaktır. Bu da Medeniyet Çalışmasıyla, sebepler dairesinde, hızlanacaktır. Türk, Kürt, Arap, Çeçen, Boşnak vd Doğulu zihniyetteki milletlerin toptan çabalarıyla dünya refah ve feraha kavuşacaktır. !

    Sezai Karakoç’un şu tespiti, konumuzun özünü oluşturmaktadır. !

    “İnsanlığın dirilişi Ortadoğu’nun ve Müslümanların dirilişiyle doğru, Avrupa’nın dirilişiyle ters orantılıdır. Ne zaman Ortadoğu dirilmişse insanlık dirilmiş, ne zaman bunlar ezilmişse insanlık da ezilmiştir.’’!

    Bu durumda yapılması gereken, Batı’nın şiddetini Doğu’nun adaletiyle sona erdirmek olacaktır. Bu yolda herkesin yapacağı bir şeyler elbette vardır. Herkesin, yaptığı pozitif işi en iyi şekilde yapmaya çalışması bu yolda atılacak olumlu bir adımdır. Yine tüm olumsuzluklara rağmen battığı bataklıktan başını kaldırıp son bir çırpınışla “Ben buradayım!’’ diyebilenlerin çabası, önemli bir gelişmedir. Yabancılaşmaya karşı öze dönüş yolunda atılan her adım, aslında huzur ve saadete doğru atılan bir adımdır. Unutma ki, “Büyük işler küçük başlangıçlarla olur ve “Her şey seninle başlar!’’




+ Yorum Gönder