+ Yorum Gönder
Elektronik ve Teknoloji ve Bilim ve Teknoloji Forumunda Çevre jeofiziğinde gravite uygulamaları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Çevre jeofiziğinde gravite uygulamaları








    Çevre jeofiziğinde gravite uygulamaları

    Günümüzde jeolojik problemlerin çözümünde mekanik ve diğer yöntemlerin kullanılması birçok güçlüğün yanında ekonomik bir yükü de beraberinde getirmektedir. Bu ve birçok amaç için geliştirilmiş olan jeofizik yöntemlerden bir veya birkaçı, sorunların özüne ve kapsamına bağlı olarak seçilerek uygulanırlar.

    Bu yöntemlerden biri olan gravite yöntemi, çevresel problemlerin çözümünde nadiren de olsa kullanılmaktadır.
    2. ÇEVRE SORUNLARI
    İnsan yaratılışından bu yana, doğada yararlanmış, doğayı işlemiş bilgi birikimine ve teknik ilerlemeye koşut olarak doğaya egemen olmaya çalışmıştır.

    evre-jeofizi-inde-gravite-uygulamalar-.jpg
    İnsanın hava, su, toprak olmaksızın yaşamını sürdürmesi olanaksızdır ve ilginç olanı doğanın yanı sıra kendisi gibi yaşamını bu temel öğelere borçlu olan diğer canlı türlerini de kendi çıkarları doğrultusunda kullanmasıdır.

    İnsan faaliyetleri sonucunda çevreye verilen zararlar, doğanın kendini yenileyebilme yeteneği sayesinde başlangıçta fark edilmemiş hatta çevrenin zamanla bu kirliliği yok edeceği düşünülse de, zaman içinde sanılanın tersine, çevreye bırakılan kirliliğin nicel ve nitel olarak artması, çevrenin kendini yenileyebilme yeteneğinin çok üstüne çıkmış, çevre hızla bozulmaya başlamıştır.
    3. GRAVİTE
    Gravite ölçümleri nadiren çevresel problemlerin çözümünde kullanılır. Bunun nedeni sadece oldukça pahalı olması değil ayrıca gömülü çöpler gibi küçük maddeleri tanımadaki zorluklardır.

    Şekil 3.55, Şekil 3.50’nin riskli çöp alanının gravite ölçümlerini göstermektedir. İstasyonlar 200 m7lik gravite profili boyunca 10 m. aralıklarla yerleştirilmiştir. Değerlendirme serbest hava ve Bouguer düzeltmeleriyle kuşatılmıştır. Serbest hava düzeltmelerinden sonra woste deposit (çöp birikintisi = çöp alanı) hala zayıf negatif bir anomali olarak görünür. Fakat başvurulan Bouguer düzeltmelerinden sonra bu tamamen düşürülmüştür.

    Bundan dolayı, ham gravite verilerini serbest hava ve Bouguer düzeltmelerine başvurarak düzeltmek zorunludur. Aksi halde yanlış yorumlar ortaya çıkar. Geomanyetik ölçümü (3-8) Hindistan ve USA’daki toprak dolgu bir gravite çalışması ile araştırılmıştır Birbirine komşu 8 hat üzerinde 5-1/ m aralıklı 200 gravite istasyonundan dolguya kadar olan tam Bouguer konturunu da bu şekilde görüyoruz (3.56). ayrıca bu şekilde (3.56) buzlu tortul ve kayaların litolojik yüzeylerindeki değişikliğe rağmen bölgesel varyasyonları da görüyoruz. Bu eğilim aslında şu şekildeki (3.57) gravite düşey çizgilerini meydana çıkarmak için Bouguer anomalilerinden yararlanılarak yapılmıştır.

    Yeraltındaki toprak dolgunun şekli 2 katlıdır.

    1. Toprak dolgunun (landfill) asıl boyutları hakkındaki bilgileri kullanarak, rezidüol gravite alanındaki değişim, bölgeler arasındaki (kısımlar) yoğunluk farkından ileri gelir.

    Bu iyi sonuçlardan başka atılmış materyallerin daha fazla fiziksel özellikleri gravite verilerinden çıkartılır. Toprak dolgunun kuzeyden güneye olan hesaplanmış yoğunluktaki artış incelenmiştir. Bu, daha yaşlı olan kuzey kısmındaki kuvvetli sıkıştırma ve dolu materyallerdeki değişiklikten kaynaklanır.

    Kuzeyde baskın olarak yüksek yoğunluklu evsel atıklar güneyde düşük yoğunluklu inşaat atıkları çoğunlukla bulunmaktadır. Ayrıca %20 su doyumu ve $43’ten $48’e uzanan gözenekli yapı hesaplanan yoğunluklardan beklenir.

    Sonuçta gravite yöntemi bütün waste (çöp) alanları için uygun olmayabilir. Yalnız burada gravite ölçümü uygun olur. Çünkü homojen buzul tortul ve dolguların arasındaki yoğunluk farkına dayanır.
    3.1. Geotermy
    Jeotermal araştırmalar ise riskli waste (çöp) alanlarının (birikinti) yüzeyindeki kuvvetli sıcaklık akıntılarına bağlıdır. Ne yazık ki bu özel ısı sıklıkla güneş ışınlarının meydana getirdiği sıcaklıktan daha küçüktür. Yağmur ve diğer meteorolojik etkenler güneş ile rekabet halindedir. Ve tayin edilmesi zor olan sıcaklık akıntıları meydana getirir.
    3.2. Case Hıstory Ve Uygulamaları
    MORS TUZ DOMLARI

    Bouguer Anomalisinin Mors tuz domları hakkındaki orijinal yorumu Kuzey Jutland’da 1974’te yapılmıştır.

    Beş yıl öncesine kadar herhangi bir sismik sonuç bilinmiyordu. Araştırma tuz domlarındaki radyoaktif çöplerin güvenli düzeni hakkındaki uygulanabilir çalışması ile ilgiliydi. Fakat hidrokarbonlar için yapılan çalışmayla yöntem aynıdır. Tuz domları bir küreye yaklaştırılmıştır. Δgmax x 15 mgal ‘in değeri ve yarı uzunluğu 3,7 km’dir, (2.38A) profilde görüyoruz. Kütle merkezinin derinliğinin araştırılmasında kullanılmıştır. Kürenin derinliğini hesaplamak için materyal ile sarılı tuzun yoğunluğundan yararlanılmıştır. Kürenin yoğunluğu δﻡ = 0,2 μg/m3, yarıçap 4,1 km ve derinlik 0,7 km.dir. Bununla sonradan sismik sonuçlarla uyumun olduğu bulunmuştur.

    Eğer tuz domları uzunluğu 5300 m, derinliği 700 m, yarıçap 4400 m. ve yoğunluğu –0,2 μg/m3 olan dikey bir silindire yaklaştırılsaydı beklenen Δgmax x 19 m Gal civarın da olurdu.

    Yoğunluklardaki şüphe yorumlarda en büyük problemdir. Sonuçta, şu her zaman akla gelmelidir ki herhangi bir jeolojik model sadece çok karışık jeolojik olaylar için yapılan ham (..) yaklaştırmalardır.

    Bu gördüğümüz şekilde ise (2.39) dikey bir silindir modelinin nasıl tuz domlarını tanımlamada iyi olduğunu gösteriyor.

    Açıkça iyi bir jeolojik detay jeolojik veri yorumları ile çözümlenmeyebilir.
    4. MİKROGRAVİMETRE İLE YAPI ZEMİN ETÜDLERİNDE YER ALTI BOŞLUKLARININ TESPİT EDİLMESİ
    Son yıllarda şu soru sık sık sorulmaktadır. Yeraltındaki boşluklar jeofizik yollarla keşfedilebilir mi (birkaç metre çapında ve satıhtan en fazla 10 m. derideki)? Bu soruya olumlu bir cevap alındıktan sonra da sıra şu sorunun cevaplanmasına geliyor. Bu durumda hangi jeofizik yöntemi en ucuz ve aynı zamanda en güvenilir olanıdır?

    Hannover’de toplanan son Mühendislik Jeolojisi Kongresi’nde öğleden önceki tüm oturum süresi yeraltındaki boşlukların bulunması konusuna ayrılmıştır. Bu toplantıda, bu problemin çözümünde gravite yöntemlerine öncelik vermenin önemi vurgulanmıştır. Ayrıca son yıllarda bu konudaki en son yayınlar incelendiğinde çoğunlukla başlıca gravitasyon yöntemlerinin tanımlandığı ve tartışıldığı görülür.

    Bunun nedeni şu gerçekte yatmaktadır. En küçük göreli yoğunluk farkı bile (burada boşluk) nispeten büyük derinlikte ölçülebilen bir gravite etkisi verir. Burada incelenen boşluk ile bu boşluğu çeviren kaya arasındaki yoğunluk farkının büyük ve çok iyi bir şekilde bilinir olmasının şüphesiz büyük önemi vardır.

    Bundan 7-8 yıl öncesine kadar hiçbir jeofizikçi gravite yöntemiyle yeraltında boşluk aramaya kalkışmadı. 2-10 metre derinliğinde ve 1-3 metre çapındaki bir boşluğun vereceği düşünülen gravite etkisi miligolin binde birkaçı ile yüzde birkaçı arasında değişir.

    Jeofizik araştırmalarda kullanılan gravimetreler genellikle tek ölçülerde yüzde 2-3 miligollik hassaslık sınırına sahiptirler. Böyle bir gravimetre ile hassas sonuçlar almak ve hata sınırını küçük anomalileri bile yakalayacak sınırda tutmak için çok sayıda tekrar ölçü yapmak gerekir. Bu takdirde bu araştırmanın ekonomik olmayacağı söz konusudur.

    Ancak mikrogravimetrelerin geliştirilmesiyle en küçük anomalilerin bile saptanabildiği limite erişilebilmiştir. Mikrogravimetreler 0,005 miligal = 5 mikrogallik bir hassasiyet garanti etmektedirler.

    Son zamanlarda PRAKLASEISMOS MİKROGRAVİMETRİK araştırma alanında pratik deneyim kazanma hususunda önemli bir fırsat elde etti. Şirketin bir müşterisi, bir inşaat kompleksinin temel çalışmalarında, yer altı boşluklarının olup olmadığını gravimetrik yoldan araştırılmasını talep etti. Aslında bu inşaatın altında bir yer altı boşluk sisteminin var olduğu biliniyordu. Zira daha önce burada yapı malzemesi temini amacıyla büyük boşluklar ve tüneller oluşturulmuştur. İnceleme alanında, tünel sisteminin bir kısmına yüzeyden erişmek mümkündü. Tünelin bu bölümü, birbirine dik, 10’ar metre aralıklı ve 2x3 metre boyutundaki galeri ağzından oluşmaktaydı.








  2. AZMİYE
    Devamlı Üye





    Günümüzde hızlı kentleşme, çevre kirliliği gibi sorunlar yüzünden gelişmiş olan Çevre Jeofiziği henüz yeni bir kuruluş olmasından dolayı çok fazla bilinmemektedir ancak çevre sorunlarını ortadan kaldırmaya ilişkin olan bu bilim dalı çok büyük çalışmalar yapmayı hedefliyor.




+ Yorum Gönder