+ Yorum Gönder
Güncel Konular ve Bunları Biliyormuydunuz Forumunda Vurgun Yemek Nasıl Olur Konusunu Okuyorsunuz..
  1. AGMEHMET
    Administrator

    Vurgun Yemek Nasıl Olur








    Vurgun Yemek Nasıl Olur Hakkında Bilgi

    Vurgun yemek İnsanlar yüzyıllardır su altına sadece zevk veya merak için değil, inci, mercan, sünger gibi şeyleri çıkarıp, geçimlerini sağlamak için de dalmışlardır.

    Deniz seviyesinde hava basıncı l atmosferdir. İnsan vücudunun solunum ve dolaşım sistemi bu basınca ayarlıdır. Ancak suyun içinde, derine gittikçe, her 10 metrede basınç l atmosfer daha artar. 30 metre derinlikte su basıncı 3 atmosferdir, yani bu derinlikte vücudumuzun her santimetre karesine suyun yaptığı basınç, yüzeye oranla üç mislidir.

    Hiçbir gereç kullanmadan, 30 metre derinliğe inildiğinde, akciğer kapasitesi dörtte birine düşer, kan basıncı artar, vücut ısısı düştüğünden kalbin atış hızı artar, bilinç bulanıklığı başlar. Bu nedenle yardımcı gereç kullanmadan 30 metrenin altına inmek tehlikelidir.

    Ancak tüple dalışın da kendine özgü sorunları vardır. Derinde dış basıncın yüksek olmasından dolayı tüpten solunan havanın içindeki oksijen, azot gibi gazlar, dokulara daha küçülmüş bir hacimle dağılırlar.

    Eğer su yüzeyine süratle çıkılırsa, basıncın azalmasıyla bu gazlar da süratle genleşir. Oksijen dokularda kullanıldığından sorun yaratmaz, ama Özellikle azot gazı damarlarda süratle genleşerek, damar tıkanıklığı, akciğer yırtılması ve hatta felç gibi önemli vücut hasarlarına yol açar.

    Bu şekilde vurgun yiyenler, süratle basınç odalarına alınırlar. Burada tekrar vurgun yediği derinlikteki basınç verilir ve dengeli olarak azaltılır. Bir başka önlem de vurgun yiyeni, aynı derinliğe tekrar indirmektir.

    Vurgun yememek için yüzeye yavaş çıkmalı, hatta belirli derinliklerde beklenmelidir. İdeal çıkış hızı dakikada 20 metre olup, pratikte eğitmenler bunu dalgıç adaylarına 'yüzeye gelen en küçük bir hava kabarcığından daha hızlı çıkma' şeklinde öğretirler.








  2. Asel
    Bayan Üye





    Vurgun Yemek Ne şekilde Olur

    canlılarda şimdiye kadar kimsenin bilip ifade edemediği havadaki azotun canlıdaki görevlerini anlatmak istiyorum. Bunları anlatırken insanda görülen azot sarhoşluğu ve azot ambolisinden söz edeceğim. Asıl olan penguenlerden yola çıkıp insanın özelliklerini anlatacağım. Bu anlatılanları en ufak şekilde bir başka yazar tarafından bulamazsınız. Çünkü anlatılan çalışmalar sadece bize aittir. Ben belki bu çalışmaları yapmış birilerini bilmiyorsam okuyucuların bunu bana bildirmesini isterim.
    Azot gazı atmosferde bilindiği gibi %78 oranında bulunmaktadır. Denize girilip basınç altında 30 metreden sonra azot sarhoşluğuna ait bulgular görülmeye başlar. 50 metreden sonra belirtiler iyice artar. Genelde 80-100 metreden sonra ölüm oluşur. Belirtiler; Uyku isteği çok görülür, kendini iyi hissetme, aşırı kendine güven, şuur kaybı, hafıza kaybı, karar değişiklikleridir. Burada aşırı kendine güven ölüme gidişin en önemli etkilerinden biridir. Azot sarhoşluğunun kişiden kişiye değiştiği, hatta aynı kişinin aldığı gıdalar ve yaşantı şekli ile etki miktarının arttığı bilinen gerçeklerdir. Asıl enteresan hadise aynı kişinin farklı zamanlarda aynı oranda etkilenmemesidir. Bir başka enteresan olay özellikle güney Afrika derin deniz sünger avcılarının yaşantısıdır. Her gün ağır taşlarla 50 metre civarında sünger avcılığı yapmalarına rağmen çok fazla azot sarhoşluğundan etkilenmezler.
    Asıl en enteresan olay penguenlerin her gün avlanmak için 100-150 metre mesafeye ortalama 100 kez dalmalarına rağmen hatta 20 dakika civarında suda kalmalarına rağmen azot sarhoşluğuna niye uğramadıkları sorusudur. Bu sorunun cevabını şu ana kadar bir Allah’ın kulu verememiştir. Tekrar söylüyorum hani bizim evrim yobazlarımız bu sorunun cevabını verseler ya? Ama veremezler.
    Sevgili okurlar sitemizin adı bilindiği üzere manyetik dünyamızdır. Dünyamızın manyetik yapısından daha önceki yazılarımızda biraz söz etmiştik dünyamız manyetik aksı olan ve bu aks belli dereceye kadar dünyanın mevcut yönünde olan dönmeyi sağlayan akstır. Bunun dışında dünyamızın çubuk şeklinde mıknatısa benzer yapısı vardır. Hatta S ve N kutupları olduğunu pusula kanalı ile gayet kolay tespit etmekteyiz. N ve S kutupları herhangi bir işlevi olmaması mümkün değildir. Elektron yüklerinin dağılımı ve azot bağlantı hassasiyetini ayarlar. Dolayısıyla kuzey ve güney yarımküre ve kutuplara yakınlık ve uzaklığa göre değişen azot afinetisi mevcuttur. İnsan bedeni ve canlı bedeninde NO denilen azotoksit sGMP üzerinden atardamar duvarını genişleten bir yapıya sahip olduğunu biliyoruz. Normal şartlarda hızlı nefes alıp verme ile bedenin oksijen miktarı artırılabildiği gibi dolayısıyla azot oksit miktarında da artma olacaktır. Bu durum vücut elektriğinin artması gibi stres durumlarında hipertansif ataklara yol açar.
    Bu yazıda transistör yapımından söz etmek istiyorum. Bunu anlatmaktan maksat sistemin nasıl çalıştığını anlatmak içindir. Transistör yapımında yarı iletken silisyum kullanılırken azot ile pozitif elektron taşıyıcı veya negatif elektron taşıyıcı yapabilmek için azot kullanılır. Ancak azotun değişik formları ile bu iş yapılır. P.N.P veya N.P.N transistörlerden söz etmekten amaç azot artı değerlilik ve negatif değerliliği direkt olarak yarı iletkenin davranış yapısını belirler.
    Şimdi burada penguen veya güney yarım kürenin uçlarına doğru yaşayanlar ile siyahi ırkın özelliklerine gelelim. Dünyamız büyük bir jeneratördü ve güney yarım küre N kutbu idi. Burada bulunan azot ise negatif taşıyıcı etkisi yapar. Kuzey yarım kürede yaşayanlarda ise pozitif elektron taşıyıcı özellik gösterir. Dolayısıyla güney yarım kürede azotun sarhoşluk yapma etkisi bulunulan bölge ile direkt olarak ilgilidir. Yalnız bu sistemin diğer bir özelliği canlı bedeninin yaşadığı ve doğduğu bölgeye göre manyetik hafızalanma özelliği göstermesidir. Yani güney yarım kürede doğup orada yaşamakta olan canlı bulunduğu yerin manyetik özelliklerini kolay kabul etme özelliğindedir. Uzun süreli o bölgede yaşayabiliyorsa manyetik hafızalanma o şekilde değişim gösterir. Güney yarım kürede yaşayanların bedensel enerji yönü hep aşağı olduğundan ihtiyarlanmaları daha kolay olmaktadır. Düşük enerji ile bedenleri çalıştığından, bedensel aktivite gerektiren işlerdeki performansları dolayısıyla yüksek olacaktır. Vitiligo denilen cilt hastalığında muhtemelen bölgesel manyetik alan bozulmasından dolayı bölgesel pigmantasyonda azalma olmaktadır.
    Sevgili okurlar bazı şeylerin anlaşılmadığını bilmekle beraber, anlatmaktan kendimi alamıyorum. Bu yazıların yazılmasındaki maksat daha sonra gelecek insanlara ışık tutmaktır. Bir dönem gelip mutlaka anlaşılacaktır. Çünkü doğru tektir. Hele deneysel doğru tartışılmaz olarak tektir.
    Netice olarak atmosferdeki azotun inert bir madde olarak kabul edip hiçbir işe yaramadığını düşünenlere cevap niteliğinde deriz ki havadaki azot bizim nefes almamızdan kalbimizin çarpma hızından, cinsel hayatımızdan, dünyada sorumludur. Ölümden sonra ise azot üzerinde yapılan yazılım ile dünya hayatımız manyetik ortamda yazılmakta gereğinde okunup değerlendirmesi yapılacak kadar somut bir gerçektir. Çünkü her nefes ve konuşma ile havaya yapılan yazılım ahiret yaşantısı için yazılı belge olacaktır. Değerlendirmenin referans noktası ise karşı yarım küredir.
    Saygılarımla.
    Dr.F.EFser GÖKÇEN

    Alıntı





+ Yorum Gönder