+ Yorum Gönder
Güncel Konular ve Bunları Biliyormuydunuz Forumunda Vesvese Nedir? Konusunu Okuyorsunuz..
  1. AGMEHMET
    Administrator

    Vesvese Nedir?








    Vesvese Nedir? Hakkında Bilgi


    Yapılan araştırmalara göre bu bilgiler elimize geçmiştir.Vesvese,lügatlerde şöyle tarif edilir:“Şüphe, tereddüt,kuruntu.Aslı olmayan ihtimal.İnsanın kalbine gelen kötü düşünceler.Vesvese kalbe,şeytan ve insanın kendi nefsi tarafından verilir.”Vesvesenin tıptaki adı,biraz farklıysa da,obsesyondur.Obsesyon;irade dışı gelen,kişiyi tedirgin eden,benliğine yabancı,şuurlu gayretle kovulamayan ve tekrarlayan düşüncelere verilen addır.
    Mesela,abdest alınırken ,namaz kılarken inatla kişinin aklına gelen küfürlü sözler,inkarcı fikirler bu türdendir.
    Vesvesesi olan kişi,çoğu zaman dıştan fark edilmez. Halbuki kişi kendisiyle savaş halindedir, huzursuzdur.Kimseye derdini anlatamaz.Kime anlatsa“Bırak bu saçma sapan düşünceleri”derler.Oysa bu düşüncelerin saçma ve mantıksız olduğunu kendisi de biliyordur,fakat elinde değildir,kovmakla gitmezler.
    Aslında vesvesenin azı zararlı değildir;hatta faydalıdır.Bu sayede insanlar titizlenir.Kapıyı, pencereyi,elektrikleri,tüpgazı kontrol ederler. Temizliklerine,abdestlerine dikkat ederler. Fakat hududu aşıldı mı felaket gelir.

    TEMİZLİK DÜŞKÜNLÜĞÜ
    Vesvese,en çok temizlik konusunda olur.Böyle kişiler,defalarca abdest alırlar.Tuvalete girdiklerinde saatlerini harcarlar.Gusül abdesti almak için çok uzun süre banyoda kalmaları dikkat çeker.
    Vesvesesi olan bir hastam,abdeste başlıyor veo kadar tekrarlıyordu ki ancak namaz vakti bitmek üzere iken abdesti alıp namaza durabiliyordu.Namazdan sonra yine“Abdestim bozulmuştur”zannıyla tekrar adeste başlıyor ve namaza durabilmesi ancak diğer namazın vaktine doğru gerçekleşebiliyordu.
    Böylelikle bütün günü su ile haşir neşir halde geçiriyordu.
    Diğer bir hastam ise namaza başladığında yellendiği zannıyla ara veriyor,yine uzun uzun abdest aldıktan sonra tekrar namaza duruyordu.Bir sonraki namaz vakti gelmesine rağmen namazı kılmaya muvaffak olamıyordu.
    Bu tip vesveseli kişilerin gusül abdesti almaları da saatler sürer.“Acaba koluma,bacağıma su değmedi mi”diye tekrar tekrar su döker,guslü uzattıkça uzatırlar.
    Halbuki temizliğin faydaları saymakla bitmez ve yaşamak için de mecburiyettir.Temizliği ihmal ettiğimiz takdirde,hem toplumla uyumumuz hem sağlığımız bozulur.Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Temizlik imandandır.”buyurmuştur.
    Fakat temizliği aşırıya vardırma vesvesenin bir şeklidir.Bazı vesveseli hanımlar,hergün ev yıkarlar. Elleri bir şeye değdi mi sabunlarlar.Hayatlarını da bu titizlikleriyle zehir ederler.Kırk yaşlarındaki bir hanım hastamın,ellerinin sabunla yıkanmaktan soyulduğunu biliyorum.Artık günleri banyoda ve lavoba önünde geçirmeye başlamıştı.
    Özellikle dindarlarda görülen vesvesenin bir kısmı temizlikte aşırı titizliktir.Bebekleribelki kirlidir diye kucaklarına almazlar.Bir hastam“İnanın doktor bey çocuğumu kucağıma alamıyorum demişti”demişti.
    Bu kişilerin en başta vesveseli olduklarını kabül etmeleri gerekir.Bu konuda telkin yapmalı, uyguladıkları aşırılıkları,bu gözle değerlendirmeleri sağlanmalıdır.Yine vesveseli kişilerin bu fikirleri,“Vesvesedendir”deyip kısa kesmeleri şarttır.İslam,neyin temiz neyin pis olduğunu açıklamıştır.Bunun dışında çıkmak hem insanın kendine işkencedir,hem de dini açıdan uygun olmayan bir durumdur.


    YELLENME MESELESİ
    Vesveseli kişilerde sık görülen bir özellik de yellendiklerini zannederek abdest tutamamaktır.Bu kişilerin namazı yarı bıraktıkları bile olur.Onların yellenme zannettikleri şey,makat bölgesini çevreleyen ince kasların otomatik kasılmaları dır. Vesveseli kişilerde zaten dikkat makat çevresine yöneldiği için bir takım kıpırtılar hissetmeleri tabiidir.Bu durum yellenme değil,oradaki kasların kıpırdanması dır.Hemen abdestin bozulduğunu kabul etmeyeceklerdir.Kokuyu veya sesi duymaları şarttır.Kıpırtı hallerinde inadına abdestli olduklarını kabul ederek namazlarını kılacaklardır.

    İNKAR FİKİRLERİ
    Bir diğer vesvese de,özellikle de namaz kılarken gelen küfür sözleri,inkar düşünceleridir.Kişi tam namaza durur,kafasında Allah’ın varlığını inkar ettiğini zanneder veya hayaline çirkin tasavvurlar gelir.Bu durum kişiyi rahatsız eder,bunalıma sürükler.Ne yapacağını şaşırtır.Ya iyi Müslüman olmadığını düşünür veya nifak içinde olduğunu zanneder.
    Bunlar doğru değildir.Küfe ve şirke düşme endişesinin kendisi,zaten insanın hayaline ve zannına düşen şeyleri isleyerek tasavvur etmediğini gösterir. Vesvese tam tersine imanı sağlam,inancı kuvvetli kişilerde olur.Şeytan,kişiyi amel yapmaya sevk edemediği için vesvese vermiştir.Vesvesenin ilacı da bu düşüncelere aldırış etmemek,ciddiye almamaktır.

    NE YAPMALI?
    Vesvese bir rahatsızlıktır,kuruntu halidir.Bu rahatsızlıkta,kişinin kafasına garip,mantık dışı fikirler gelir.Bu fikirler irade dışıdır.
    Kişiye yabancı olan fikirlerden rahatsızlık duyulur.Bu fikirler atılmak istenir,ancak başarılı olunmaz Kendisini zorladıkça fikirler hem artar hem çeşitlenir.
    Kişi mantığıyla ve aklıyla bu fikirleri değerlendiğinde daima saçma ve mantıksız olduğunun farkındadır.
    Bir kimsenin kalbine gelen Allah’ı ve ahireti inkar,küfre müteallik sözler gibi düşünceler de vesvesedir.İşin garip yanı vesvese imanı kuvvetli kişilerde olur.İmansızlar bu şekilde vesveselere tutulmazlar.Yani vesvese,bir iman işaretidir.
    Yirmi yaşındaki erkek hastam kafasına gelen inkar düşüncelerden çok rahatsızdı ve“Acaba ben imansız mıyım?”diye soruyordu.Kendisine inkarcı birinin bu halden rahatsızlık duymayacağını,ancak inançlı olanın bu şekilde şikayetçi olarak doktora müracaat edebileceğini anlattım.

    VESVESE KONUSUNDA HADİS-İ ŞERİFLER
    Vesvesenin günahı yoktur.Kişi kendisine gelen vesveselerden dolayı dinen mesul sayılmaz.Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.)şu hadis-i şerifleri açıktır.
    “Vesvese imanın ta kendisidir.”
    “Namazda vesvese dindar ve sarih imandandır”
    “Ağızla söylemedikçe,buna uygun hareket edilmedikçe,Allahü Teala ümmetimin içinde olan vesveseleri affeder.”
    “Vesvese şeytandandır.Abdest alırken,guslederken ve necaset temizlerken şeytanın vesveselerinden sakının!”
    “İşlerin hayırlısı vasat olanıdır.”
    “Allahü Teala’nın size verdiği kolaylıklardan,ruhsatlardan istifade edin!”
    “Allahü Teala,azimetle hareket edilmesini de sever.”
    “Bir zaman gelecek ki,insan temizlikte fazla titiz hareket edecek,(vesveseye düşerek)dinde haddi aşacaklardır.”
    “İnsan kalben ve fikren hakaik-ı ilahiyeye bakıp düşündüğü zaman,bilhassa namaz ve ibadet esnasında,gerek şeytan tarafından,gerekse nefsi tarafından pek fena,pis ve çirkin vesveseler,hatıralar,sinekler gibi kalbe,akla hucüm ederler.Bu gibi hevai,vehmi ve çirkin şeylerin defiyle uğraşan adam,o vesveselere mağlup olur.Ancak onları mağlup edip kaçırmak çaresi müdafaayı terk edip onlar ile uğraşmamaktadır.Evet,arılar ile uğraşıldıkça onlar hücumlarını arttırırlar.Onlara karışılmadığı takdirde,insanı terk eder,giderler.Hem o vesveselerin ne hakaik-i İlahiyye nede senin kalbine bir mazarratı (zararı)yoktur.Evet,pis bir menzilin deliklerinden semanın güneş ve yıldızlarına cennetin gül ve çiçeklerine bakılırsa o deliklerdeki pislik ne bakana ve ne de bakılana bulaşmaz.Ve fena bir tesir etmez.
    (Haşiye):O çirkin sözler senin senin kalbinin sözleri değil.Çünkü senin kalbin ondan müteessir ve müteessifdir. Belki kalbe yakın olan lümme-i şeytaniden geliyor.Mesela,aynanın içindeki yılanın timsali ısırmaz.Ateşin misali yakmaz.Ve necasetin görünmesi ayineyi telvis etmez.”
    (Bediüzzaman Said Nursi Vesvese Risalesi)

    VESVESE DAHA ÇOK KİMLERDE OLUR?
    Vesvese,daha çok kendini cani gönülden dine vermiş,imanı kavi ve dizginleri şeytanın elinden koparıp almış,Allah’a karşı ubudiyetini az çok yapan ve iman mevzuunda da terakki edip,safette ulaşan bazı Müslümanlarda olur.Kalbi istidadlarıyla iç aleminde ilerleme yolunda da olan,arşiye ve kavsiyeler çizerek insan-ı kamil mertebesine tırmanan müminler,yolun puslu noktalarında şeytanın vesvesesi ile yüz yüze gelirler.
    Vesvese kafirde olmaz.Kafirin küfrü vesvese değil,belki hesaplı,planlı ve inadi bir küfürdür.

    VESVESENİN TEDAVİSİ
    Vesvesenin üzerinde durulmaması ve dert haline getirilmemesi gerekir.Vesvese,büyütülmemeli,aksine küçüm senmelidir.Vesveseden dolayı üzülmek doğru değildir.
    En tesirli metod yaşayarak üstüne gitmektir.Bu metoda hasta bütün şikayetlerini hafiften ağıra,kolaydan zora doğru bir liste halinde sıraya sokar.En hafif ve en kolay belirtilerden giderek ağırlaşanve zorlayan şikayetlere doğru üstüne gitme egzersizleri yapılır.Mesela;elleri kirlenecek diye bir yere dokunmayan bir kişiye önce kolay dokunabileceği şeylere dokunma,el yıkama sürelerini giderek azaltma talimleri yaptırılır.Dokunma ile ortaya bunaltı çıkar,buna dayanması istenir.Hatta bunaltı ve sıkıntıyı arttıracak fiiller yapması,bunu yaşaması sağlanır.
    Söz gelimi abdesti bir kere aldıktan sonra namaz kılması istenir.Kişi sıkıntı duyar,bunalır ama namaz kılar.Ayrıca hastanın sorunu çözmesine yardımcı olacak,zemin hazırlayacak ilaçlar verilir.İlaçların çok faydası vardır ve tedaviyi kolaylaştırırlar.








  2. Asel
    Bayan Üye





    Vesvese ve psikoloji


    "Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Orhan Öztürk, kişilerin tekrar tekrar aynı şeyleri yapmasına sebep olan bu hastalığın tıbben obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) şeklinde adlandırıldığını söylüyor."

    Hastalığın “saplantı (takıntı) ve zorlantı” olmak üzere iki ana belirtisi olduğunu anlatan Öztürk, takıntıyı, “irade dışı olan, bireyi tedirgin eden, bilinçli çaba ile kovulamayan düşünceler” olarak tanımlıyor. Zorlantıyı ise şöyle tarif ediyor: “Kişinin aklına gelen bu düşüncelerinden kurtulmak için yaptığı ve sık sık yinelediği davranışlardır. Örneğin temiz olduğunu bildiği halde kişinin, bir şeye dokunduğunda elinin kirlendiğini düşünmesi takıntı. Böyle düşünerek elini tutkulu bir şekilde tekrar tekrar yıkaması ise zorlantıdır.”

    Öztürk, bazı hastaların günde bir iki kalıp sabunu bile bitirebildiğine, hatta çok yıkamaktan ellerinin yara olduğuna dikkat çekiyor. İnsanda, sadece temizliğe yönelik takıntılar bulunmuyor. Başkalarına, özellikle de yakınlarına zarar verebileceği düşüncesi, kendisinin ya da yakınlarının başına kötü bir şey gelebileceği endişesi, bir şeyi yanlış ya da eksik yapmaktan şüphe etme, rahatsız edici dinî düşünceler gibi birçok takıntı şekli sıralanıyor. Takıntılar (obsesyonlar), kişide bunaltı meydana getirirken, zorlantılar (kompulsif) bunaltıyı kısa bir süre de olsa geçiriyor. Bazen de bu tür davranışlar, günün büyük bir bölümünü olumsuz etkiliyor; iş-okul başarısını düşürebiliyor, sosyal ilişkileri bozabiliyor.

    Diğer yandan, kişilerin yaşadıkları durumu bir hastalık olarak görmemeleri ya da yoğun sıkıntı ve bunaltı uyandıran obsesif düşünceleri saçma, anlamsız, bazen de utanç verici bulmaları ve doktora açılmaktan çekinmeleri, vakaların görülme sıklığının daha fazla olabileceği tahminlerini beraberinde getiriyor.

    Özel Fatih Üniversitesi Hastanesi Psikayatri Uzmanı Dr. Gökçe Silsüpür toplumda bu hastalığın hayli yaygın olduğunu ifade ederken bu sıklığın kendilerine gelen hasta sayısından daha fazla olduğu gerçeğini yineliyor: “Çünkü, bu hastaların çoğu doktora gitmeyi pek tercih etmiyor, uzunca bir süre bu düşünce ve davranışlarının saçma olduğuna inanıyor. Rahatsızlıktır ve tedavi edilebilir düşüncesini taşımıyorlar. Tuhaf buldukları hareketlerinin, yalnızca kendilerinin başına gelmiş bir durum olduğunu zannediyor ve bunu biriyle paylaşmak onlara pek kolay gelmiyor.”

    Psikiyatrik bir rahatsızlığa sahip olmayı kabullenmeme düşüncesinin de bunda etkili olduğunu belirten Silsüpür, kişilerin ‘düşündüğü veya aklından geçirdiği şeyleri yapmış gibi hissediyor olmasını’ da buna ekliyor. “Bu tip hastalar, düşüncelerinden dolayı yadırganıp yargılanacağını, suçlanacağını ve ayıplanacağını düşündükleri için doktora gelmiyor.” diyen Silsüpür, hastalara “Düşünmekten korkmayın. Düşünmek yapmak anlamına gelmez.” çağrısında bulunuyor.

    Psikoterapi önemli

    Psikiyatrik hastalıklar arasında yer alan ve bazı uzmanlara göre, ‘en acı veren psikiyatrik rahatsızlık’ olarak ifade edilen takıntı hastalığı, yaşamın her döneminde kişilerin karşısına çıkabiliyor. Kişi tarafından tanımlanmadıkça hastalığın, muayenelerde tanınması hemen hemen imkansız görülüyor. İşte bu noktada, hastalarla yaşayan kişilere çok iş düşüyor. Uzmanlar, hasta yakınlarını, ‘belirtilerin saçma-anlamsız olduğunu ifade ederek ikna yoluna gitmenin’ sakıncaları konusunda uyarıyor.

    Ruh ve sinir hastalıkları uzmanı Dr. Kemal Şahin, “Hastalar, zaten bu düşünce ve davranışın saçma olduğunu biliyor. Davranış tedavisinde amaç takıntılı düşünceleri ortadan kaldırmak değil, hastanın bu düşüncelerine barışık yaşamasını sağlamak.” diyor. Şahin, bir de örnek veriyor: “Çöp bidonunun yanından geçerken eline kir bulaştığını düşünerek defalarca elini yıkayan bir hastaya ‘hayır kir bulaşmadı’ demek yerine ‘eline kir bulaşıp bulaşmadığına karar vermek için çaba harcamalısın, kir bulaştığını kabul etsen bile elini tekrar tekrar yıkamamak için direnmelisin’ düşüncesinin aşılanması gerekir.”

    Prof. Dr. M. Orhan Öztürk ise bu hastalığın kişiye acı veren inatçı, zor bir rahatsızlık olduğunu belirtiyor. Tedavisi için uzun ve sürekli bir mücadele gerektiğinin altını çizerken de ekliyor: “Yalnızca ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılırsa çok da olumlu sonuç vermeyebilir. İlaçlarla birlikte hastanın psikoterapi görmesi gerekiyor. İlacı bıraktıktan sonra hastalık yineleyebilir; o yüzden psikoterapi bu hastalık için oldukça önem taşıyor.” Yine, Öztürk’e göre, tedavide iyi gelen şeylerden biri de “meşgul olmak” çünkü bu tür takıntılar boş zamanlarında daha çok geliyor. Kişi, meşgul olduğunda bu takıntılar daha da azalıyor.

    Takıntı, sorumluluk duygusu yüksek olan, çabuk endişeye kapılan, gergin, içe dönük, karamsar, aşırı titiz, mükemmeliyetçi, kontrollü, kuralcı, ayrıntıcı ve kusursuzluk arayan kişilik yapısındakilerde daha fazla görülebiliyor. Prof. Dr. M.Orhan Öztürk, hastaları en iyi ‘ince eleyip sık dokumak’, ‘kılı kırk yarmak’, ‘dipsiz kiler, boş ambar’ deyimlerinin anlattığını aktarıyor.

    Temizlik: Saatlerce el yıkamak, banyo yapmak veya tekrar tekrar ev temizlemek.

    Tekrarlama: Takıntılı düşünce ile oluşan sıkıntıyı gidermek için tekrarlayan davranışta bulunmak veya akıldan başka düşünceler geçirmek. Yakınlarının başına kötü birşey gelebileceğini düşünen bir hasta bunun olmaması için halen yapmakta olduğu davranışı ikinci kez yaparak bu düşünceden kurtulabilir.

    Kontrol etme: Evine bir şey olacak veya yangın çıkacak korkusu ile kapıyı veya tüpün kapalı olup olmadığını tekrar tekrar kontrol etmek.

    Biriktirme: İşe yaramayan birçok eşyayı biriktirmek. Örneğin bazı kişilerde yeterli yeri olmadığı halde gazeteler, boş kavanozlar veya konserve kutuları gibi işe yaramayan şeyleri atamama davranışı görülebilir. Hatta son birkaç yıl içerisinde gazetelere yansıyan çöplük evler buna en güzel örnek olarak değerlendiriliyor.

    Sayma: Yolda yürürken kaldırım taşlarını saymak ve araba plakalarını okumak, günlük işleri yaparken belli sayılarda tekrar etmek. Kazağını üç kere giyip çıkarmak veya aynı yere beş kere gitmemek.

    Tamamlama: Bu hastalar ise davranışı mükemmel olana kadar tekrar tekrar yaparlar. Örneğin kirlilik takıntısı olan bazı hastalar önce musluğu, lavaboyu ve sabunu yıkar (genelde belli sayıda), daha sonra elini belli sayıda yıkar ve sonra aynı işlemi tekrarlar.

    Aşırı tertipli ve düzenli olma: Örneğin çalışma odasında her şeyin simetrik durması veya masanın üstündeki her şeyin belirli bir sıra ile dizilmesi gibi.

    TAKINTILARA VESVESE DİYEBİLİR MİYİZ?

    Evet bazı yönleriyle vesveseye benziyor. Bir şeyin gerçek yönü iyi anlaşılırsa, o vesvese olmaktan çıkar ve bize zarar veremez. Bu nedenle vesvesenin ne olduğunu bilmek gerekiyor.
    alıntı





+ Yorum Gönder


vesvese ile mücadelede en tesirli metod,  vesvesenin ustune gitmek,  yakinlarimiz bir sey olur vesvesesi