+ Yorum Gönder
Ekoloji ve Çevre ve Çevre Bilimi Forumunda Toprağın insana faydaları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mine
    Devamlı Üye

    Toprağın insana faydaları








    Toprağın insana faydaları

    Toprak-insan ilişkisi ekonomik ve sosyal gelişmeyi etkilediği gibi, kişilerin siyasi tercihlerini ortaya koymasını engeller ve toplumun belli bir kesimini baskı altında tutabilir. Bundan dolayı bazı politikacılar, toprak mülkiyet dağılımını yeniden düzenleyerek, yani bir çiftçi ailesine ait belli büyüklük sının üzerindeki arazileri kamulaştırıp, sonra bu arazileri az topraklı ve topraksız çiftçilere dağıtarak sözkonusu kötü durumun iyileştirilebileceğine inanmaktadırlar. Bu gaye ile 1973 yılında “Toprak ve Tarım Reformu Kanunu” çıkarılmıştır. Ancak hemen belirtelim ki, bu kanunla istenilen hedefe ulaşılamamıştır. Bu kanun 1978 yılında usul yönünden iptal edilmiş ve sonra da yeni bir kanun çıkarılamamıştır. Bu süre içerisinde 1.960.105 dekâr arazi kamulaştırılmış, buna mukabil 176.548 dekâr arazi, yani kamulaştırılanın 1/10’i kadarı dağıtılabilmiştir. Üstelik 1984 yılında “Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu” çıkarılmış ve bu kanunla daha önce kamulaştırılan, ancak dağıtılamayan arazilerin ilk sahiplerine geri verilme imkânı sağlanmıştır. Bu kanun çerçevesinde, kamulaştırılan arazilerin 2/3 kadarı eski sahiplerine geri verilmiştir.

    Şimdiki duruma bakılırsa, GAP alanındaki toprak dağılımının Türkiye geneline göre çok daha kötü olduğu görülür. Bölgedeki topraksız çiftçi aileleri, toplam çiftçi ailesi sayısının yüzde 40’ı kadardır. Bu oran Diyarbakır ve Siirt’te yüzde 45, Urfa’da yüzde 42’dir. Diğer taraftan GAP genelinde 1000 dekâr ve daha fazla araziye sahip aileler toplam aile sayısının binde 6’sını oluştururken bunların elinde bulunan arazi, toplam arazinin yüzde 17 ,5’ini teşkil etmektedir. Bu rakamlar, bölgede arazinin belli ellerde toplandığını göstermektedir. Halbuki Harran Ovası’nda kum şartlarda 151 dekâr, suluda 45 dekâr arazinin bir çiftçi ailesine istihdam imkânı ve nisbeten müreffeh bir geçim sağlayacağı, işletmesini geliştirmek ve hayat standardını yükseltmek için tasarruf imkanı verebileceği hesaplanmıştır.

    GAP’a başka bir açıdan bakılacak olursa, çok fazla para harcayarak gerçekleştirilen yatırımların ülkenin ekonomik yönden gelişmesine katkı sağlayacağı açıktır. Ancak, özellikle sulama ve tarım yatırımlarından bölge halkı adaletli olarak faydalanabilecek mi? Bu sorunun cevabı bölgedeki toprak-insan ilişkisi ile yakından ilgilidir. Eğer arazi mülkiyetinin dağılımında bir denge varsa, devletin tarım alanlarına yaptığı yatırımlardan faydalanma da adaletli olur. Aksine arazi belli ellerde toplanmışsa, sulama ile onun değeri 5-10 kat artacağından varlıklı olanlar daha da zengin hale gelecek, fakat toprağı olmayanların durumu değişmeyip başkalarına bağımlı olarak yaşamak zorunda kalacaklardır.

    Devlet Su İşlerinin hizmetleri içerisinde ana sulama şebekesinin yatırım maliyeti, barajlar dahil olmak üzere hektar başına 1992 yılı fiyatlarıyla ortalama 13 milyon TL’dir. Tarla içi yollar, arazi tesviyesi, tarla içi sulama, drenaj tesisleri için ise hektar başına ortalama 1.75 milyon TL harcanmaktadır. GAP’ta ise bu rakamların iki katına ulaştığı ifade edilmektedir. Eğer GAP için hektar başına toplam yatırımı 1992 yılı fiyatlarıyla en iyimser olarak 30 milyon TL alırsak, 1000 dekâr alana 3 milyar TL harcandığı ortaya çıkar. Üstelik devlet bu yatırımları karşılıksız yapmakta, arazi sahiplerinden bir bedel almamaktadır.

    GAP’ta 1.700.000 hektar alan sulamaya açılacaktır. Bu arazinin yaklaşık 300.000 hektarı, 1000 dekâr ve daha fazla araziye sahip binde 6 nisbetindeki az bir çiftçi grubunun elindedir. Buna göre devletin sulama ve tarım yatırımlarının en az 1/6’lık kısmından bölgedeki tarım kesiminin sadece binde 6’sı, geriye kalan yaklaşık 5/6’lık payından binde 994’ü faydalanacaktır.

    Bu ifadelerden, fazla toprağı olan kişilerin arazilerinin elinden alınıp topraksız kişilere dağıtılsın, yani mecburi bir reform yapılsın manası çıkarılmamalıdır. Ancak yapılan işlerin, sağlam hukuki temellere oturtulması, hakkaniyetin gözetilmesi ve adaletin gerçekleştirilmesi gerekir. O halde neler yapılabilir?

    İlk olarak, GAP’a uygulanacak politikaların tutarlılığı, geniş çerçeveli çalışmaları ve çok fazla faktörün birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir. Barajların ve sulama sistemlerinin bitirilmesi ile ne kadar enerji üretileceği, ne kadar alanın sulanacağı ve ne kadar verim artışı olacağının ortaya konması kadar, bunlarla gelen refah artışının toplumdaki dağılımı, nüfus hareketleri, toplumun eğilimlerinde ne gibi değişimlerin olacağı ve sosyal dengeye nasıl tesir edeceği tespit edilmeli ve ortaya çıkacak olumsuzluklar için şimdiden tedbirler alınmalıdır.

    Bu çerçevede yapılacak işlerin başında insan unsurunun tanınması ve insanî değerlerin yükseltilmesi gelmektedir. Sosyal dengenin ve adaletin sağlanabilmesi, toplumun ruhen buna hazırlanması gerekli motivasyonun yapılmasıyla mümkün olabilir. Bunun için zaten toplumun inanç sisteminde var olan yardımlaşma, malını severek başkalarıyla paylaşma, yoksulu-fakiri gözetme gibi insanî değerler geliştirilmeli ve hayata geçirilmelidir. Nasıl ki muhacirler Mekke’den Medine’ye göç ederken yanlarına hiçbir mal alamadıklarından dolayı fakir duruma düştüklerinde Medineli ensar, insan ruhunda gizli bulunan cimrilik duygusunu aşmış ve büyük bir cömertlikle sahip olduktan herşeyi muhacir kardeşleriyle gönül hoşluğu içinde paylaşmışlardır. Bu halleriyle onlar, inancın ruhlarda nasıl bir tesir meydana getirdiğine ve gayeye ulaşmada zorlukların nasıl aşıldığına güzel bir misal oldular. Bugün hala halkımızın özünde var olan ve tarihimizi süsleyen böyle güzel hasletler yeniden niçin canlandırılmasın? Ve böyle olgun ruhlu insanlar, etrafında ihtiyaç içinde olanlara niçin maddi-manevi yardımda bulunmasın? Elbette bunlar oluyor ve olacaktır. Yeter ki, yüksek insani değerlerimizi tanıyıp onları hayata geçirebilelim.

    Toplumun ekonomik ve sosyal dengesinin sağlanmasında fertlerin şahsi fedakârlıkları yanında belli kaide veya kanunlara dayalı düzenleme ve su ücretleriyle ilgili ayarlamalara ihtiyaç vardır. Baraj ve ana kanallardan olmasa bile, daha alt seviyedeki kanal ve tarla içi geliştirme hizmetlerinin bedelleri, arazi büyüklükleri nispetinde arazi sahiplerinden geri alınmalıdır. Hatta belli büyüklüğün üstünde araziye sahip olanlardan alınacak bedel, hektar başına daha yüksek tutulabilir. Böylece araziden fazla beklentisi olmayanlar elindeki arazinin bir miktarını kendi rızasıyla satabilir. Bu da toprağı olmayanlara bir toprak arzı oluşturur. Diğer yandan, devlet bütçesinden büyük kaynaklar ayrılarak tarlaya getirilen sudan ücret alınmalıdır. Tıpkı evde olduğu gibi tarla sulamasında kullanılan sudan da miktarıyla orantılı olarak bir ücret alınmalıdır. Su da diğer tarım girdileri gibi satın alınan bir üretim faktörü olmalıdır. Hem bazı yatırımlardan, hem de sudan alınan ücret bir fonda toplanarak, bölgenin gelişmesi için bir kaynak oluşturulabilir. Bu fonun sadece bu bölge için kullanılabileceği garanti edilmeli ve buna halk inandırılmalıdır Hatta bu fonun denetimi halkın temsilcilerine de verilebilmelidir. Aslında kararların alınması ve uygulanmasında halkın görüşlerine yer vermeyen ve katılımını sağlamayan projeler başarıya zor ulaşır. GAP’la ilgili alınacak karar ve planlamalarda bu husus gözardı edilmemelidir.

    Diğer bir husus arazinin verimli kullanılması esasıyla ilgilidir. Gerek Selçuklular, gerekse Osmanlılar döneminde bu yola başvurulmuş, üst üste üç yıl boş bırakılan arazi sahibinden alınıp bir başkasına verilmiştir. Bugünün şartlarına göre toprağı verimli kullanma kriterleri yeniden belirlenebilir. Artık yapılan araştırmalarla her bölgede herbir üründen dekâr başına alınacak verim tespit edilmiştir. Bu değerler esas alınarak arazinin verimli kullanılıp kullanılmadığı kontrol edilebilir. Özellikle devletin hizmet götürdüğü büyük arazilerin verimli kullanılması için hukuki ve idari tedbirler alınmalıdır.

    Netice olarak GAP’la bugün bölgede yeni şartlar oluşmakta ve birtakım değişimlerin yaşanması kaçınılmaz hale gelmektedir. Bu değişim mevcut sosyal yapıdan daha kötü bir yapının oluşması yönünde de gelişebilir. Aslında GAP bölgesinin sosyal ve ekonomik durumunun düzeltilmesi ve köklü çözümlerin alınması için bir fırsattır. Ancak insani değerlerin yükseltilmesi yönündeki çalışmalar ön plana çıkarılmalıdır. Toprağın verimli kullanılması, vergilendirilmesi, su ücreti ve paylaşımı, kiracılık, ortakçılık gibi konularla ilgili adil ve kalıcı bir sistem ortaya konabilirse bu fırsat değerlendirilmiş olursizıntı







  2. Emine4747
    Devamlı Üye





    Taşlı, çakıllı, iri ve ince taneli moloz kırıntılı ve masif olarak tanımlanır. Kolaylıkla tanınabilen bir özellik olup biyolojik ve kimyasal özelliklerle de ilişkilidir. Açık renkli topraklar sıcak değildir.




+ Yorum Gönder


toprağın insanlara faydaları,  toprağın insanlara faydaları nelerdir,  toprağın insanlara faydası ,  toprağın faydaları nelerdir,  toprağın insanlara faydası nelerdir,  toprağın insana faydaları