+ Yorum Gönder
Çocukların Forumu ve Çocuk Eğitimi Forumunda İslam'da Çocuk SEVGİSİ VE ÖNEMİ Konusunu Okuyorsunuz..
  1. sazan
    Yeni Üye

    İslam'da Çocuk SEVGİSİ VE ÖNEMİ









    İslam'da Çocuk nasıl olmalı ne zaman ve ne şekilde islami öğretmek gerekir



    Doğumundan bülûğ yaşına kadar insan yavrusu, evlât.
    Allah'u Teâlâ Hz. Âdem (a.s.)'e bizzat hayat verdikten sonra, muayyen bir yolla erkekle kadının birleşmesi, erkek ve dişideki sperm denen canlı hücrelerin birbirleriyle buluşması yoluyla insanın yaratılışının devamlı olarak tekrarını murad etti. Erkek ve kadının birleşmesi tamamlanınca, insan yaratılışının sebebi olan olay da tamamlanıyor.
    İnsanlar, işte bu birleşme ile nesillerini devam ettiriyorlar. İslâm bu birleşme için bir ölçü koymuştur. Bu ölçü de nikâhtır. Nikâhdan maksat da, her canlı için gerekli olan neslin devamını sağlamaktır. İnsandaki devamlılığın gayesi ise, Allah'a ibadet ve dünyayı Allah için imar ederek insanların yardımına koşmaktır. Bu, esas gaye olunca çocuk ve nesil arzusu, salih ve hayırlı bir neslin talep edilmesini gerektirmektedir.
    Kur'ân-ı Kerîm'de çocuk arzusu ile ilgili âyetlerde bu hayırlı ve salih çocuk meselesine her seferinde ayrı ve tevhidî bir önem verilir:
    Onlar ki: "-Ey Rabbimiz, bize zevcelerimizden ve nesillerimizden gözlerimizin bebeği olarak (salih insanlar) ihsan et, bizi takva sahiplerine rehber kıl derler" (el-Furkan, 25/74)
    Bu âyette çocuk kelimesi yerine "gözbebeği gibi kıymetli" anlamında "kurretu aynin" kelimesi kullanılmıştır. Bu ise arzularımıza uygun, ve gerçekten Allah'tan korkan takva sahibi bir nesil demektir.
    İstenmesi gereken neslin ana vasıfları, başka âyetlerde de kaydedilmiştir: "Ya Rabbi, bana kendi katından temiz bir soy bahşet. Doğrusu sen duayı işitirsin. " (Ali İmrân, 3/38)
    Bu âyette istenecek neslin "temiz" olduğu belirtilmektedir. Mümin, ancak temiz bir nesil talebinde bulunur. Bu dua, Zekeriyya (a.s.)'ın duasıdır.
    "Ey Rabbimiz, ikimizi de sana teslimiyette sabit kıl. Soyumuzdan da müslüman bir ümmet yetiştir. " (el-Bakara, 2/128)
    "Müslüman nesil" isteğini dile getiren İbrahim ve İsmail (a.s.) bize bu bakımdan birer örnektirler. Ayrıca Cenâb-ı Allah bize: "İbrahim ve onunla birlikte olanlarda sizin için uyulacak güzel örnekler vardır" (el-Mümtehine, 60/4). buyurmaktadır.
    Kur'ân-ı Kerîm'de, elde edilecek çocuk ve arkadan gelen nesille alâkalı olarak yapılması gereken duayı öğretici mahiyetteki bir âyet, neslin "salih" olmasına dikkat çeker. Kırk yaşına basan kimsenin, yapması gereken dualar meyanında şöyle demesi istenir:
    "Bana verdiğin gibi, soyuma da salâh ver. " (el-Ahkâf, 46/15).
    Bu talepteki salâhtan, iyi amel üzere olan hayırlı nesil anlaşılacağı gibi, yaratılış yönünden bedeni sağlam, tam, kusursuz, sakat olmayan anlamı da çıkarılmaktadır.
    Hz. Âişe validemize bir doğum haberi ulaşınca, kız mı erkek mi diye hiç sormayıp, "Yaratılışı tamam mı?" diye sorduğu; "Evet!" cevabı alınca da, "Âlemlerin Rabbine hamdolsun" diye dua ettiği bilinmektedir. Hz. Âdem (a.s.) ve Havva validemiz de zaten bu şekilde dua etmişlerdir:
    "Bize salih, bedence kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki, şükredenlerden oluruz" (el-Âraf, 7/189).
    İhtiyarlığına rağmen kendisine Cenâb-ı Hakk'ın iki çocuk vermesi karşısında Hz. İbrahim (a.s.) şu duayı yapmıştır:
    "İhtiyarlığıma rağmen bana İsmail'i ve İshak'ı bahşeden Allah'a hamd olsun. Doğrusu Rabbim duaları işitendir" (İbrahim, 14/39)
    Bu teslimiyet içindeki bir baba Allah Teâlâ'ya şu niyazda bulunmaktadır:
    "Rabbim, beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Duamı kabul buyur Rabbimiz" (İbrahim, 14/40)
    Çocuk, babasının sırrı ve hususiyetlerinin sahibidir. Hayatı boyunca onun gözbebeği, ölümünden sonra da mevcudiyetini devam ettiren ve ebediliğe doğru götüren bir parçasıdır. Bütün hususiyetleri (iyi ve çirkinini) ondan âdeta miras yolu ile aktarır. Zira o, kalbinin bir parçasıdır. Bundan dolayı Allahu Teâlâ, neseplerin korunmasını, neslin tevhid üzre yetişmesini emretmiştir. Bunun için aile halkına, özellikle yeni yetişen çocuklara her şeyden önce öğretilmesi gereken şey, iman esasları ve bilhassa "tevhid" inancıdır. Yani Allah'ın varlığı ve sıfatlarıyla tanıtılması, hiç bir şekilde O'nun ortağı yardımcısı, O'na giden yolda aracının olmadığı, insanların O'nun hükümleri, emir ve yasaklarıyla yönetilmesi gerektiği inancıdır. Yaş ve idrak yönüyle bir şeyler öğrenme durumuna gelen bir çocuğa, öncelikle bu inanç kazandırılmalıdır. Nitekim bir kısım rivayetler, Rasûlullah (s.a.s.)'ın kendi yakınlarından bir çocuk konuşmaya başlar başlamaz çocuğa tevhîd'i öğrettiğini ve bu maksatla:
    "Çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, acizlikten ötürü bir yardımcısı da bulunmayan Allah'a hamd olsun" (el-İsra, 17/111) âyetini okuduğu kaydedilmektedir.
    Tevhidle birlikte, şirkin kötülüğü, batıllığı, şirke düşmenin ne büyük bir zulüm ve cinayet olduğu da, öncelikle öğretilmesi gereken bilgiler olmaktadır. Bu konuda Kur'ân'ın verdiği en güzel örnek Hz. Lokman (a.s.)'dır.
    "Hani Lokman oğluna -ona öğüt verirken- şöyle demişti: "-Oğulcuğum, Allah'a ortak koşma. Çünkü Şirk büyük bir zulümdür" (Lokman, 31/13)
    Hz. Nuh (a.s.) da kavmini Allah'a davet etmiş, davetini kabul ederek inanan insanları tufandan kurtulmaları için gemisine almış, bu arada öz oğlunun da inanarak gemiye binmesini istemişti. Ancak oğlu, inanmadığı için gemiye bilmeyerek, kendi helâkini kendi elleriyle hazırlamıştır. Şefkatinin eseri olarak oğlunun affedilmesi için; "Ya Rabb, oğlum benim ailemdendir. " diye dua etmiş, Allah da "Ey Nuh, o senin ailenden değildir, onun yaptığı yaramaz iştir" (Hûd, 11/42-46) buyurarak, evlâd olabilmek için sadece babanın sulbünden gelmiş olmanın yetmediğini; bilâkis babanın gösterdiği eğitimi ve akideyi kabul etmeyi gerektiğini vurgulamıştır.
    Bir çok insan, evlâd sahibi olmayı toplum içerisinde bir iftihar vesîlesi (el-Hadid, 57/20) olarak düşünmüş, Allah'ın ebeveyne emaneti olan bu varlıklara İslâmî terbiye ve eğitimi vermediği için de, onları kendilerine adeta düşman yapmıştır. Allah, böyleleri için buyurmaktadır: "Eşlerinizden ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır, onlardan sakının " (et-Teğabun, 64/14). Gerçekte evlât, insan için bir imtihan vasıtasıdır. "Mal ve çocuklar birer fitnedir" (el-Enfâl, 8/28).
    Peygamber de, (s.a.s.), bütün insanların, emri altındakilerin çobanı olduğunu ifade etmiştir. (Buharî, Cumua, 11)
    Ebeveynin evlâda bırakacağı en güzel mirâs, hiç şüphesiz ki, onu güzel terbiye etmesidir (Tirmizî, Birr, 33). Güzel terbiye edilen Gocuk, ebeveyni için âhiret mutluluğunun sebebidir. Ölen insanın amel defteri kapandığı halde salih evlât bırakanın defteri kapanmaz; onun yaptığı hayırlı işlerden ebeveyn de mutlak fayda görür (Müslim, V, 73; Ahmed b. Hanbel, IV, 105).
    Evlâdın ruh terbiyesine önem verildiği gibi, zamanın meşhur olan bilgilerinin de ona kazandırılması geçimini temin edebileceği helâl kazanç yollarının öğretilmesi gerekir.
    Diğer taraftan, yine Kur'ân-ı Kerîm, rasûl inancı olmadan Allah'a inanmanın hiç bir değer ifade etmediğini, Allah'a inanmanın mutlaka rasûllere de inanmayı gerektirdiğini bildirir:
    "Allah'ı ve Rasûlü'nü inkâr eden Allah ile rasûllerinin arasını ayırmak isteyen Bir kısmına inanıp, bir kısmını inkâr ederiz." diyerek, ikisi arasında bir yol tutmak isteyenler, kâfirlerdir. Kâfirlere ağır bir azap hazırlamışızdır. "Allah'a ve rasûllerine inanıp onlardan hiç birini ayırmayanlara, işte onlara, Allah ecrini verecektir. O, bağışlar ve merhamet eder" (en-Nisâ, 4/150-152).








  2. sazan
    Yeni Üye





    Okul öncesi çocuk eğitiminin önemi çoktur. Çocuklar evde anne ve babaya bağımlı onların ilgisi altından biraz uzaklaşarak kendilerine özgüveni artarak daha paylaşımcı birer birey olacaklardır.




  3. SuSKuN bELa
    Devamlı Üye
    Çocuk evin neşesidir çocuk bir evin en mutlu edici simgesidir çocuklar neslin devamını sağlayan bir neşe kaynağıdır Allah çocuğu olmayan bütün herkese nasip etsin.




+ Yorum Gönder


islamda çocuğun önemi,  islamda çocuk sevgisi,  islamda çocuk önemi