+ Yorum Gönder
Çocukların Forumu ve Çocuk Eğitimi Forumunda Okul Olgunluğu Kazanımında Okul Öncesi Kurumlarının Katkısı nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Leyla
    Devamlı Üye

    Okul Olgunluğu Kazanımında Okul Öncesi Kurumlarının Katkısı nedir








    Okul Olgunluğu Kazanımında Okul Öncesi Kurumlarının Katkısı nedir


    Okul çocukların her şeyi öğrenmesine yardımcı olan bir eğiyim yeri
    Okul Olgunluğu Kazanımında Okul Öncesi Kurumlarının Katkıs&#3.jpg.
    Genel anlamıyla okul, “Bağlı bulunduğu ülkenin
    , görmeyi hedeflediği kişileri yetiştiren kurumdur.” diyebiliriz. Yasalara bağlıdır. Devlete okulu da olsa özel de olsa müfredat yasalarca belirlenmiştir. Eğitim süresi bakımından ülkeden ülkeye değişiklik gösterse de zorunludur (Ülkemizde sekiz yıllık eğitimin zorunlu olması gibi). Keyfi değildir. Eğitim yaşına gelen çocuğun okula gitmesi yasalarca zorunlu tutulmuş, aile çocuğunu eğitim hakkından mahrum etmesin diye caydırıcı cezalar konulmuştur.

    Genel anlamıyla okul, “Bağlı bulunduğu ülkenin görmeyi hedeflediği kişileri yetiştiren kurumdur.” diyebiliriz. Yasalara bağlıdır. Devlete okulu da olsa özel de olsa müfredat yasalarca belirlenmiştir. Eğitim süresi bakımından ülkeden ülkeye değişiklik gösterse de zorunludur (Ülkemizde sekiz yıllık eğitimin zorunlu olması gibi). Keyfi değildir. Eğitim yaşına gelen çocuğun okula gitmesi yasalarca zorunlu tutulmuş, aile çocuğunu eğitim hakkından mahrum etmesin diye caydırıcı cezalar konulmuştur.





    Çok değil 30 yıl öncesiyle kıyaslandığında ailelerin,
    çocuğunu okula gönderme konusunda daha bilinçli hareket ettiklerini, kız çocuklarını da erkek çocuklar kadar eğitim alması konusunda desteklediklerini söyleyebiliriz. Bugün ise, bilinçli ailelerin sayısı giderek artmaktadır. Hatta bırakalım zorunlu okul dönemi geldiğinde çocuğu okula göndermeyi, okula hazırlanması için okul öncesi kurumlardan yararlanan aileler çoğalmaktadır.

    Aileler çocuğunu sosyalleşsin, toplum içinde kendini rahatlıkla ifade edebilsin, özgüven kazansın, öz saygısı yükselsin, yeteneklerini tanısın, grup çalışmalarına alışsın, paylaşmayı, beklemeyi, kuralları öğrensin, akranlarıyla bir arada olsun, saygılı-ahlaklı olarak yetişsin, bilgi ve görgü düzeyi yükselsin, karşılaştığı problemlere çözümler üretebilen girişken ve üretken bireyler olsun, zihinsel yeteneklerini geliştirsin, el becerileri kazansın gibi birçok istekle okula yönlendirmekte ve çoğunlukla çocuğunun okul yaşantısı, okul içindeki davranışları, kazanımları…ile yakından ilgilenmektedirler.



    Bilimsel ve teknolojik gelişmeleri takip etmekte zorlandığımız bir dönemdeyiz. Belki bilgisayar dönemi diye adlandırabileceğimiz bu zamanlarda, değişimlerin hızına yetişmek çok kolay değil. Bilgiye ulaşmak çok kolay, bununla birlikte değişime adapte olabilmek, ayak uydurabilmek aynı oranda kolay değil. Bir öğrenci yahut ebeveyn için güne uyumlanmak, yüksek seviyede zihinsel çaba gerektirmekle beraber ciddi bir zaman yönetimi, bedensel ve duygusal hazır oluş da gerektirmektedir. Öğrenci merkezli yaklaştığımızda ilköğretim okuma yazmanın, dört işlem yapmanın öğrenildiği ilk kurumdur. Okumadan yazmadan zamana uyumlanmak maalesef mümkün değildir. Bu sebeple ilköğretim eğitim hayatının en önemli adımıdır.

    Son 20 yılda okul öncesi eğitim alanında y,apılan “okul öncesi eğitim alan çocukların okul öncesi eğitim almayan çocuklarla birçok yönden karşılaştırıldığı araştırmalar” ilköğretime hazırlığın ne denli önemli olduğunu ortaya koymuş ve okul öncesi eğitim, eğitim hayatının ilk ve en önemli basamağı haline gelmiştir.



    Türk eğitim sisteminde okul başarısı; okuma yazma öğrenme, dört işlem yapabilme ve okul içi davranışlar-arkadaş uyumu konusunda yeterli olabilmekle ölçülmektedir. Her yıl ilköğretime severek, isteyerek başlayan öğrencileri düşünelim. Bu minikler, bir yılın sonunda aynı ölçüde başarılı değillerdir. Kimi çok çok iyidir. Okuma yazma öğrenmiş, dört işlem yapabilir hale gelmiş, okul içi davranışlarında beklenenin ötesinde uyum sağlamıştır. Kimi vasattır. Çok iyi okuyamaz çok iyi yazamaz; ama desteklense yol kat edeceğini göstermiştir. Kimi vasatın altında başarılı olur. Çocukların başarı düzeylerinin bu denli farklı olmasını en basit yaklaşımla farklı ailelerden gelişlerine, ailenin çocuğa gösterdiği desteğe, zeka düzeylerinin farklı oluşuna, dil-duygusal ve bedensel gelişimlerinin farklı oluşlarına bağlayabiliriz. Ayrıca her çocuk okul ve okulun öğrenciden beklentilerine farklı tepkiler verir. Kimi okumayı sever. Kimi iki satır yazı yazmak istemez. Kimi ödevlerini yapar, kiminin umurunda değildir. Kimi çocuk dört işlemle ilgilidir, kimi dikkatini toplayamaz. Çok geniş bir perspektifle öğrencilerin her biri okulun ve okumanın gerekleri konusunda farklı hazırlığa sahiptir.



    “Okula Hazırlıklı Olma Dönemi” veya “Okul Olgunluğu” olarak adlandırılan dönem, öğrencinin okulda rahatlıkla yeterince öğrenebileceği, zihinsel-duygusal-sosyal-dil gelişimi bakımından en uygun dönemdir. Son birkaç yıldır çocuk için bu dönemin 6 yaş olduğuna karar verilerek ilköğretim yaşı yedi yaştan 6 yaşa indirilmiş, bugünlerde 5 yaşa çekilmesi gündemdedir.



    Okul öncesi dönem çocuklarına uyguladığımız,
    gelişim testleri, bize çocukların aynı yaşta olsalar bile aynı hızda gelişmediklerini göstermektedir. 3 yaşında tek ayak üzerinde 34 saniye dengeli bir şekilde durabilen çocuklarla karşılaştığım gibi 6 yaşında 2 saniye duramayan çocuklarla da karşılaştım. 2 yaşında anne-baba ve birkaç kelime söyleyen çocuklar olduğu gibi 2 yaşında tam anlaşılır konuşan miniklerle de. bu testler bize çocuklarımızı hangi yönde desteklememiz gerektiği konusunda ışık tutmaktadır. İlköğretimin ana hedefi olan okuma yazma öğrenme gelişen bir prosestir ;yani Okul Olgunluğu veya okula hazır oluş çocuğun sadece olgunlaşmayla ulaşabileceği bir nokta değildir. Çocuk bu hazır oluşa okul öncesi dönemde yapılacak ön öğrenmelerle de ulaşabilir. Tamamen aile zoru ve desteğiyle, ite ite derse zorlanan öğrencilerden de başarılı notlar alanlar elbette olur; fakat bu çocuklar bir yönden (sosyal-duygusal…) okula hazırlığı tamamlamış çocuklardır. Ancak okuma yazmayı öğrenme hazır, motive, okulun beklentilerine cevap vermeye hevesli öğrenciler okulda kendiliğinden başarılı olmaktadır. Okulda başarıyı yakalamak için öğrencinin alt yapısının kurulmuş olması gerekmektedir ki üzerine bir şeyler inşa edilebilsin. Örneğin çocuk harfleri ve sözcükleri ayırt edebilmelidir. El-göz koordinasyonu yeterli düzeyde olmalıdır. Dikkatini belli bir noktada belli bir süre toplayabilmelidir. Kalemi doğru şekilde tutabilmeli bunun için ince kasları yeterince güçlü olmalıdır. Alıcı dili yeterince gelişmiş olmalı, yönergeleri doğru şekilde takip edebilmelidir. Kısa süreli ve uzun süreli hafızası yeterince gelişmiş olmalıdır. Sözcüklerin fiziksel görüntülerinin ötesine geçerek, nesne ve fikirleri bağlayabilmelidir. Uygun uzaklıktan yazıya odaklanabilmeli, soldan sağa doğru yazıyı takip edebilmelidir.





    Peki tüm bunlar bir çocukta gelişmezse ne olur? Muhtemelen çocuğumuzun okulda başarıyı yakalaması kolay olmayacaktır. Bu beraberinde onda özgüven sorunlarının gelişmesine, öz saygısının düşmesine, ailenin tavrına bağlı olarak örneğin mükemmelliyetçi bir anne babaya sahipse okuldan kaçınma, okula gitmek istememe, okuldan soğuma, ağlama, hırçınlaşmagibi davranışların gelişimine sebep olabilecektir. Okumasını, iyi bir eğitim almasını, ilerde iyi bir lise ve sonra iyi bir üniversite eğitimi almasını istediğimiz çocuklarımızın ilk okula hazırlıkta donanımlı olmasına, ondaki yeterlilik hissinin gelişimine gerçekten dikkat ediyor muyuz? Elbette her ebeveyn çocuğunun okulda başarılı olmasını ister ve onun okul başarısıyla mutlu olur.


    Peki çocuğumuzu okula ne kadar hazırlıyoruz? O kendisini okula nasıl hazırlayacağını,
    bilemez. Bunu en iyi yetişkin bilebilir; yani ebeveyni, çocuklarımızı bıraksak bütün çizgi film izlerler ya da bilgisayar oyunlarıyla vakit geçirirler, onlar haz odaklılar. Ona iyi bir eğitim vermek, iyi bir eğitim aldırmak, bu bizim sorumluluğumuzda. O halde çocuğumuzu gerçekten okul öncesi eğitiminden anlayan usta ellere mi yoksa sadece evimize yakın olduğu için her hangi bir okul öncesi kurumuna mı teslim ettiğimizi kendimize soralım. Okuldaki davranışlarını, faaliyetlerini takip etmeyi alışkanlık haline getirelim. Öğretmenleriyle iyi diyaloglar oluşturalım. Okul psikoloğu ile düzenli olarak görüşelim, tavsiyelerini dikkate alarak hayata geçirelim.








  2. Fatma
    Administrator





    İyi bir eğitim için, okul öncesi eğitim oldukça önemlidir. Okul öncesi eğitimin en önemli avantajı çocuklar ilköğretime hazırlanırken, birlikte çalışmayı öğrenirler.




  3. Merve Altıok
    Devamlı Üye
    belki bütün çocukların korkusudur okula ilk başlandığında tek başına kalma korkusu.Devlet, ilk okul dönemindeki çocukların okula başlama konusunda zorluk çekmemeleri ve daha bir sürü amaç için okul öncesi eğitim dönemini başlatmıştır. Çocuklar daha en başından okul ile ilgili olan kafalarındaki bütün olumsuz düşüncelerini burada silmeye başlar ve ilk okul dönemini daha rahat geçirir




+ Yorum Gönder