+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Coğrafya Forumunda Uranyum Zenginleştirme Programı nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Uranyum Zenginleştirme Programı nedir









    Uranyum Zenginleştirme Programı Hakkında Bilgiler:

    Uranyum Zenginleştirme Programı nedir? Nükleer Silah Teknolojisi mi? Nükleer Enerji Teknolojisi mi?

    Bugünlerde, (bu sunumun ilk verildiği iki yıl önceki yaz başlarında) İran’ın uranyum zenginleştirme programının Türkiye’ye tehdit oluşturduğu konusunda batı kaynaklı bilgiler ile Türkiyede bir kuşku yaratılmakta idi.

    Bunun doğruluk derecesini irdelemek için atom bombası nedir, nükleer santral nedir, uranyum zenginleştirme nedir konularında teknik aydınlatma bilgisi vermek istedim.

    Önce şunu soralım: İran atom bombası yapsa ve Türkiyeye veya bir komşusuna karşı kullansa ne olur? Prof. Dr. Turhan Çiftçibaşı'nın yazısı

    Bombanın patladığı yerde herkes ölür.


    uranyum zenginlestirme.jpg


    Yakın illerde ve İranda radroaktif serpinti ile çoğunluk kanser olur veya sakat kalır.

    İsraile karşı kullansa ne olur? Filistinde Suriyede herkes sakat kalır.

    Çernobilde zincir reaksiyonu denilen bomba patlaması olmadiği halde, sadece teknik arıza ile nükleer maddenin buharlaşarak atmosfere karışması ile karadeniz sahilimizde etkileri uzun sürdü.

    Dolayısıyla İran Türkiyeye nükleer saldırı yapar mı, vapmaz mı, bu Genel Kurmayın ve Dışişlerinin işidir. Ama bunun teknik detayını bilmekte öncelikle yarar var.

    Biraz kimya bilgisi tazeleyeceğim. Ama lütfen sabırla okuyalım, çok sade ve anlaşılır yazılmıştır:

    Uranyum nedir?

    Nükleer silahın ve nükleer santralların tabiatta bulunan ham maddesi uranyumdur.

    Uranyum atom çekirdeğinde proton ve nötron sayısı toplamı, yani atom ağırlığı en büyük maddelerden. Proton ve nötron sayıları çok büyük olduğundan, bu maddelerin atom yapıları kararlı değil. Zaman içerisinde radyoaktif ışımalar yayarak çekirdekleri parçalanıyor, daha küçük atomlara ayrılıyorlar.

    Uranyum tabiatta doğal olarak bulunan en ağır madde. Bundan daha ağır elementler de var, ama yapay olarak üretiliyorlar ve daha çabuk parçalanıyorlar.

    Uranyum tabiatta U-235 ve U-238 olmak üzere iki biçimde bulunur. Proton ve elektron sayıları eşit (92) olduğundan kimyasal özellikleri tümüyle aynıdır, ama nötron sayısı farklı olduğundan yoğunluğu çok az farklıdır.

    U-235 te 143 nötron, U-238 de 146 nötron vardır.

    Nükleer reaktörlerde ve atom bombasında çok az hafifi olan U-235 kullanılır.

    Diğeri yani U-238 ne işe yarar ? Nükleer santrallarda yüksek teknolojik işleme ile gene atom bombası ve santrallarda kullanılan daha değerli olan plütonyum elde etmekte kullanılır.

    Atom bombası nedir? Nükleer enerji santralı nedir?

    Her ikisi de aynı temele dayanır. Nükleer füzyon ya da zincirleme reaksiyon.

    U-235 maddesine veya yüksek teknolojik tekniklerle üretilmiş daha ağır bir madde olan plütonyum-239 maddesine bir nötron gönderildiğinde bir atom çekirdeğine çarparsa çekirdek parçalanır, büyük bir enerji çıkar, ve daha küçük çekirdeklere ayrılır. Buradan üç nötron yayınlanır. Her biri birer çekirdeğe çarparsa her biri üçer nötron daha fırlatarak parçalanır. Bu zincirleme reaksiyon sonunda muazzam bir enerji ortaya çıkar.

    Ama atomların yapısında büyük boşluk vardır. Atomun çekirdeği bilya büyüklüğü kabul edilirse elektronların yörüngesi stadyum çevresi gibidir. Arası boşluktur, ve gönderilen bir nötronun çekirdeğe çarpma ihtimali çok düşüktür. 1 cm3 herhangi bir maddede 1020 civarında atom bulunduğu da dikkate alınırsa, maddenin kütlesi büyüdükçe gönderilen nötronun birine çarpmazsa diğer çekirdeğe çarpma ihtimali artar. Hesaplara ve uygulamadaki pratiğe gore, malzemenin kütlesi kritik kütle denilen miktara ulaştığında gelen nötron mutlaka birine çarpmaktadır.

    Kritik kütle uranyum-235 için 50 kg., plütonyum-239 için 16 kg. dır.

    U-239 ile kaplanmış plütonyum-239 için 10 kg. yeterli olmaktadır.

    Nükleer santralda bu malzemeler nasıl kullanılır ?

    60 kg. Uranyum 30’ar kilogramlık iki parça halinde (18 kg. Plütonyum 9’ar kilogramlık iki parça halinde) suyun içinde bulunurlar. Bir taraftan nötron tabancası ile üzerlerine nötron gönderilirken iki parça yaklaştırılarak kritik kütleye yaklaşılır, uzaklaşılır. Kütle miktarı, kritik kütleye yaklaştıkça madde ısınmaya başlar. Kritik kütleyi henüz aşmamışken bir çarpma ile oluşan üç nötronun hepsi yeni atoma çarpamaz. Nükleer santralda bir nötron hep bir nötron olarak devam etsin amaçlanır. Gerekirse iki kütle arasına nötron yutucu malzemeler ile kontrol sistemi şeklinde kurulur. Gerektiğinde nötron tabancasından gönderilen nötron da kesilerek ısınma hızı ayarlanır.

    Isınan su ile elde edilen buhar buradan kapalı devre sisteme gönderilerek tirbün çevrilerek elektrik enerjisine çevrilerek kullanılır.

    Nötron tabancası olmasa bile kritik kütlenin üzerinde bulunan radyoaktif madde arada bir kendi çözülmesi ile yayınladığı nötronlar ile kendi kendine füzyon reaksiyonuna neden olabilir. Ama bunun kendiliğinden oluşması için yanyana getirmek mümkün olmaz, daha iki kütle birbirine yaklaştırılırken kritik kütleye yaklaşırken, arada bir kendi çözülmesi ile yayınladığı nötronlar kısmi zincirleme reaksiyonu oluşturmaya başlarlar. Oluşan ısı nedeniyle Uranyum sıvı ve buhar olup dağılır.



    Atom bombası nedir?

    Toplamı kritik kütlenin üzerinde olan iki veya daha fazla kütlenin biri diğerinin üzerine (veya aynı merkezi noktaya) dinamit topu ile fırlatılırken birleşme noktası nötron tabancası ile nötron yağmuruna tutulur. Eriyip buharlaşamadan kritik kütle oluşur ve atom bombası patlar.

    Yani nükleer santral ile atom bombasi teknolojisi birbirine çok yakındır.

    Dolayısıyla İran “nükleer silah yapma kapasitesine yaklaşacak“ ifadesi ile “nükleer santral kurma kapasitesine yaklaşacak“ ifadesi arasında fark yok.

    İran’ın nükleer birikimi santral yapmaya mı, silah yapmaya mı dönüktür. Hangisine inanacağımıza biz karar vereceğiz.

    Biraz da uranyum zenginleştirmenin detayını ve zorluklarını anlatmam gerekli.

    Uranyum zenginleştirme nedir ?

    Türkiyede de çok bulunduğu söylenen uranyumu işlemenin ilk aşamaları zor değildir. Eriterek dibe çöken ağır kısımların seçilmesi veya kimyasal tekniklerle adım adım saflaştırma işlemidir.

    Fakat uranyum oranı her yerde çok seyrektir.

    25 ton uranyum madeninden (toprak) 50 kilogram uranyum elde edilir. Saflaştırılmış bu uranyuma “sarı pasta” denmektedir.

    Ama saflaştırılmış bu uranyumun %99.3 ü atom bombası ve reaktörde doğrudan kullanılamayan U-238 dir.

    Yani kullanılabilecek U- 235 oranı % 0,7 (binde 7) sidir.

    Sonuç olarak 25 ton madenden süzerek 350 gram ilk etapta kullanılabilir U-235 elde edilmektedir.

    Bir nükleer silah yapımı için veya nükleer reaktörde kullanım için 60 kg. U 235 gereklidir. Dolayısıyla, bir atom bombası yapmak (ya da nükleer santralda kullanmak) için 4300 ton maden işlemek gereklidir. Bunun zorluklarını da ayrıca aşağıda sunuyorum:

    Size kısaca ve en anlaşılabilir biçimde, uranyum zenginleştirme basamaklarini sunmak istiyorum.

    Biraz önce belirttiğim gibi,

    25 ton uranyum madeninden (toprak) 50 kilogram uranyum (sarı pasta) elde edilir demiştim.

    Buraya kadarı basit eritme ve ve en ağır kısmını seçme veya kimyasal tepkime ile uranyumu seçme işlemidir.

    Bundan sonrası, yani bunun da %99.3 unu oluşturan U-238 i ayırarak binde yedisi olan ve işe yarayan U-235 elde etmek, iğne ile kuyu kazmaktan zor ve meşakkatlidir.

    Proton ve elektron sayıları eşit olduğundan tüm kimyasal özellikler eşdeğerdir. Sadece yoğunluğu birazcık daha azdır. Dolayısıyla bu ikisini kimyasal yollarla ayıramayız.

    Bilinen (sır olmaktan çikmiş) fiziksel yollardan bazıları şunlar:

    Uranyum hexaflorid gazı elde edilerek çok düşük bir basınç altında çok ince yüzlerce süzgeçten geçirilmekte. Hafif olan U-235 bu süzgeçleri daha çabuk geçtiği için çıkışta U-235 yoğunluğu artmaktadır. Bu işlem yüzlerce kez tekrarlanarak her adında biraz daha U-235 yoğunluğu artırılmaktadır.

    Daha sonra uranyum tetraklorit haline getirilerek elektriksel olarak yüklenmekte, çok zayıf mıknatısların önünden geçerken daha ağır olanlar yavaşlamakta, daha hafif olan U-235 yoğunluğu artırılmaktadır. Bu işlem de yüzlerce kez tekrarlanmaktadır.

    Üçüncü aşamada yüzlerce kez santrfüj uygulaması ile biraz daha ağır olan U-235 biraz daha ayıklanmaktadır.

    Bu bilgiler öğrenilmiş kamuya açık bilgilerdir. Muhtemelen gizli tutulan daha iyi teknikler bulunmuştur ve İran’ın bu bilgileri kendisinin keşfetmesi gerekecektir.

    Üstelik tüm bu işlemlerin, çalışanların radyoaktif radyasyondan korunması için kurşunlu camların ötesindeki uzaktan kumandalı robot elleri ile yapılması gerekmektedir.








  2. Harbi @ kız
    Bayan Üye





    Yani İran’in bu seviyeye gelmesi için çok uzun yol katetmesi gereklidir.

    Tüm bu bilgiler batının bize doğru diye aktardığı bilgiler. Belki üretimin daha kolay yolları bulundu, ama nükleer silahların sınırlandırılması anlaşmasına imza attığımız için bizim araştırmamız dahi yasak. Onların verdiği bilgiler abartı da olabilir.

    Keşke bizim yöneticilerimiz de İran’in gösterdiği bu cesareti gösterebilse.

    Nükleer enerjiye karşı olanlar nükleer santralın 30 yılda kendisini amorti ettiğini söylüyorlar. Kendi santral teknolojine sahip olmazsan, santralını onlar kurar, yakıtını onlar verir, yakıtın bitmişini onlara geri vermek zorunda isen sana elbette pahalı gelir. (yakıtın bitmişi aslında en değerli ve yüksek teknolojik yeni maddeler içeren kısmıdır.)

    Şunu da ekleyelim. Rusya kendi enerjisini nükleer enerjiden elde ederken, pahalı enerjisi olan doğalgazı bize satıyor.

    Peki ülkemizde nükleer enerjiye karşı olanlar kötü niyetli mi ?

    Bir söz vardir. Cehenneme giden yol iyi niyet taşlarıyla örülmüştür denir.

    Diyorlar ki, nükleer santralda olacak bir kaza o bölgemizi yaşanmaz hale getirecektir.

    Peki biz kurmuyoruz. Ama Ermenistanda sınırımızın dibinde, Çernobil ile aynı eskimiş teknolojide nükleer santral var.

    Bulgaristanda sınırımızın dibinde nükleer santral var.

    Riskine ortağız. Gelirine değil.

    Greenpeace ve Türkiyedeki iyi niyetli olduğunu umduğum arkadaşlar nükleer enerjiye karşi çıkarken söyledikleri bazı doğru sözler var.

    Amerika 1978 den beri yaklaşık 30 yıldır yeni nükleer santral kurmadı diyorlar.

    Almanya 1982 den beri yaklaşık 25 yıldır yeni nükleer santral kurmadı diyorlar.

    Ama söylemedikleri şeyler de var. Dünyada 400 den fazla nükleer santral var. Türkiyede nükleer enerji santralı kurulmasını engellemeye çalışan ülkelerden ABD'de 109, İsveçte 11, Japonyada 55, Fransada 59 nükleer santral var. Onlarda gereğinden fazla santral zaten var. Nükleer santrallar onlara evet, bize hayır.

    Şu örneği de hatırlayalım. Türkiyede siyanür ile altın aranmasına karşı direnişleri Alman vakıfları desteklerken, Avrupanın altın borsasına hakim olan Almanyada hala siyanürle üretim sürdürülüyor.

    Düşünelim:

    Tüm çabaları harcayarak iğne ile kuyu kazarak 60 kg. Uranyum 235 ürettiniz. Bunu bedava enerji kaynağı olarak yıllarca kullanmak, ya da bir atımlık bomba olarak kullanmak. Hangisi mantıklı?

    Uluslararası sermayenin istediği şey, nükleer enerji teknolojisine bu coğrafyanın sahip olmamasıdır. Aksi halde petrol ve doğal gaz bağımlılığı azalacaktır. Köleleştirme sağlanamayacaktır.

    Bir konu daha var: Uranyum 235 santralda ve silahta kullanılabilen izotop, diğeri yani Uranyum 238, zincirleme reaksiyona daha kapalı. Ama nükleer santral için U235 izotopunu yüzde yüz saflaştırmak da gerekmiyor. Yüzde yetmiş saflık yetiyor. Zaten amaç zincirleme reaksiyon değil, bir nötronun ayakta kalması olduğundan bu yeterli. Ama işte burada kritik nokta: İstemediğimiz U 238 santralda U 235 ile Karışık halde kullanılırken, U 238 maddesi Plütonyum 239 a dönüşüyor. Hatırlayalım: plütonyumun kritik kütlesi 16 kg. Yani silah için de, santral için de çok daha kullanışlı. Ayrıca bunun saflaştırılmasında mekanik zorluklar yok. Basit kimyasal operasyonlarla saflaştırılabiliyor. Sanayide, tıpta kullanılan nükleer madde üretimi için de kaynak olarak en fazla bu kullanılıyor.

    Batının nükleer devleri kuralı koymuş. Yakıt çubuğunu biz kira ile vereceğiz. Yakıtı bittikten sonra siz saklamayı beceremezsiniz gerekçesi ile geri alacağız yenisini gene kira ile vereceğiz. Yani aldıkları ne? En değerli kısmı. Plütonyuma dönüşmüş kısmı.

    Atlantik ötesi güç tarafından, bu yalan nükleer karşıtı gönüllülerimize empoze ediliyor: Bitmiş yakıt saklanması zor olduğu için ancak Amerikaya gider, orada depolanır.

    SONUÇ:

    İRAN, RUSYA VE TÜRKİYE BU ÜLKEDE DOMİNYON OLMAMIŞ ÜÇ ÜLKESİDİR. TÜRK HALKININ BİR BAŞKA ÜLKEDEN YÖNETİCİLERİ OLMAMIŞ ONLARA SAHİP DİYE HİTAP ETMEMİŞTİR.

    BU ÜÇ ÜLKE DÜNYANIN KANA DOYMAYAN DEV CANAVARI OLAN EMPERYALİZMİN OYUNUNA GELİP BİRBİRİNE SALDIRMAMALIDIR. RUSYA VE İRANIN VARLIĞI, TÜRKİYENİN DE DİRENME GÜCÜNÜ ARTIRACAKTIR.

    YÜKSEK TEKNOLOJİDE VE NÜKLEER TEKNOLOJİDE İLERLEMEK BİZİM DE, İRANIN DA HAKKIDIR.

    Ek notlar:

    - Nükleer santral kaza ile atom bombası olarak patlamaz. Barut ateş görürse patlar, dinamit ateş görürse patlar. Yani ateş ateşi tetikler. Ama atom bombasının patlaması için kütlelerin birbirine füze hızıyla yaklaşmaları gerekir. Bunun dışında kritik kütle üzeri malzemeyi birbirine yaklaştırmaya çalışıldığında eriyip laboratuara dağılma dışında riski yok.

    - İranın "gerekirse isteyenlere nükleer santral için yakıt (uranium) satarız" söyleminden sonra İran üzerine baskı iyice arttı. Tatlı kazancın kesilme tehlikesi Nükleer Devler için en önemlisi değil midir?

    - Rusyaya da çok güvenmemek gerek. İrana yıllar önce sözleşmesini yapıp başladığı santralı, son aşamasında vazgeçtim deyip bıraktı.

    Saygılarımla.

    Prof. Dr. Turhan Çiftçibaşı

    Not. Sayın Çiftçibaşı bu yazısını yazduıktan 2 ay sonra bilinmeyen bir sebepten ölmüştür.





+ Yorum Gönder


Uranyum