+ Yorum Gönder
Okul ve Eğitim ve Coğrafya Forumunda Enerji ve çevre ilişkisi hakkında bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Zeyneb
    Bayan Üye

    Enerji ve çevre ilişkisi hakkında bilgi









    Enerji ve çevre ilişkisi


    Enerji ve çevre ilişkisi ilk insandan günümüze kadar sürekli artan oranda devam eden dünyasallaşmanın temel sorunudur. Teknolojinin ilerlemesi, nüfusunun artması, insanın dünyaya hakim olma düşüncesi enerjiye olan talebin hızını artırmaktadır. Muhakkak her enerji elde etme türünün çevreye belli oranda negatif etkisi olmaktadır. Burada önemli olan karar vericilerin enerji politikası güderken hangi kesimin çıkarlarını koruduğudur. Dikkat çeken bir hususta çevreye zararı neredeyse yok denecek kadar az olan yenilenebilir enerji türlerinin çevreye zarar verme ihtimalleri yüksek olanlara göre ticari kaygılarla daha az uygulanır oluşudur.

    Enerji ve çevre ilişkisi.jpg
    1972 yılında, Birleşmiş Milletler tarafından toplanan Stockholm Konferansı ile "Çevre ve İnsan" kavramı ilk kez uluslararası düzeyde gündeme alınırken, mevcut kalkınma paradigması sorgulanmış, dünyanın doğal dengesinin korunması için; insan ve doğal varlıklara öncelik veren bir anlayışın egemen olması gereği ortaya koyulmuştur. Bu konferansta, kapitalist kalkınma anlayışını sorgulayan dönemin Hindistan Devlet Başkanı İndra Gandhi bugün hâlâ geçerliliğini koruyan tespiti ile en önemli çevre sorununun, yoksulluk, açlık ve barınma olduğunu dile getirmiştir. Aradan geçen 30 yılda teknolojinin artmasına, refah seviyesinin yükselmesine rağmen bu durumun devam etmesi dünya sisteminin mutlu azınlığa hizmet eden kurgusundan kaynaklanmaktadır. Savaşlar, çevrenin tahrip olmasının başlıca sebeplerinden biridir. Ne doğal çevreyi, ne de yüzyılların mirası olan tarihi ve kültürel çevreyi gözetmeden ülkelerin üzerine yağdırılan bombalar, onulmaz yaralar açmaktadır.
    Hidrolik santrallerin çevreye etkileri
    Baraj gölü nedeniyle su yüzeyinin genişlemesi insanlar için zararlı bazı organizmaların üremesine neden olabilmektedir. Suda üreyebilen hastalık mikropları, gerek taşıyıcı gerek taşıyıcısız olarak malarya (şiştozom) ve nehir körlüğü gibi hastalıkların yayılmasına yolaçabilirler.
    Bir nehrin önüne set çekilmesi durumunda nehrin aşağı kesimlerinde bulunan toprakların suyun taşıdığı faydalı organizmalardan mahrum kalması demek olacak, bu durum ise açığın suni gübreleme ile kapatılmasını gerektirecektir. n Nehir akıntısının geçtiği çevre sistemi ciddi olarak tehlikeye girmektedir. Civardaki doğal bitki örtüsü ile sucul karasal hayvan varlığı ani bir değişim içine girmektedir. Nehirde bazı balık türleri ölmektedir.
    Baraj rezervuarlarından sera etkisi oluşturan gazların özellikle metan gazının çıkması ciddi sorun teşkil etmektedir.
    Barajın inşaat aşamasından itibaren sosyo- ekonomik kültürel etkiler ortaya çıkarmakta yöre halkının üretim alanı olan araziler su altında kalmakta işsizlik göç ve psikolojik sorunlar ortaya çıkmaktadır.
    Tabiat ve kültürel değerlerin korunamaması yeraltı zenginlikleri ve tarihi eserlerin elden çıkması anlamana gelmektedir.
    Rüzgar türbinlerinin çevreye etkileri
    Rüzgar türbinleri, atmosferdeki sıcaklık ve basınç farkından oluşan rüzgarın kinetik enerjisini mekanik enerjiye dönüştürürler. Rüzgar enerjisinin diğer enerji türlerine göre en önemli avantajı soğutma suyuna ihtiyaç olmamasıdır. Dezavantajı ise şöyle sıralanabilir:
    Çok büyük alanlara ihtiyaç duyulması bu alanlara insanların girmesinin tehlikeli olması,
    Çıkardığı gürültü ve sesin yapmış olduğu titreşimlerin insanlara binalara ve kuşlara menfi tesir etmesi,
    Rüzgar çiftlikleri yakınında elektro-manyetik alana tesir etmesi Radyo-TV alıcılarında parazit yapması.
    Yakın bölgelerdeki göllerin yüzeyindeki buharlaşmanın azalması neticesinde göl sıcaklığının artması ve toprak neminin yükselmesi ekosistemin olumsuz etkilenmesine yol açar.
    Nükleer santrallerin çevreye etkileri
    Nükleer santrallerin Çernobil türü kaza dışında çevreye bir yılda yaydığı radyasyon miktarı bir röntgen filmi çekiminde alınanın ellide biri kadardır. Nükleer santrallerin riksleri; Güvensiz eski teknoloji (Çernobil türü), Deprem fırtına, sel vb. gibi doğal afetlere karşı yeterli güvenlikte olmayan türde inşaası.
    Kömüre dayalı termik santraller
    Kalitesi düşük kömürler yakılarak ısı enerjisi termik santrallerde elektrik enerjisine dönüştürülür. Genelde kömür yataklarına yakın inşa edilir. Teknolojik makine ve ekipman dışında yerli olması dışa bağımlı olmaması kullanılmayan kömürün ekonomiye kazandırılması avantajları dışında dezavantajları şunlardır;
    Kömürün yakılması ile insan sağlığını etkileyen , küresel ısınmaya ve asit yağmurlarına sebep olan CO2, SO2 ve NO2 gazları açığa çıkar.
    Kömür büyük bir radyasyon kaynağıdır. Çevre Koruma Ajansı'nın analizine göre 1000 MW elektirik üreten kömür santralinde 5.2 ton uranyum 12.8 ton toryum ve yaklaşık 0.33 ton radyoaktif potasyum açığa çıkmaktadır. Yakılan kömürün külündeki radyoaktif maddeler rüzgarla besinlere ve yeraltı suyuna karışmaktadır


    ENERJİ İSRAFI ÖNLENMELİ
    Önce enerji israfının önüne geçilmeli. Bunu göstermelik enerji tasarrufu haftası kutlamaları düzeyinde değil teşviklerle ödüllerle desteklemeli, kojenerasyona önem verilmeli, enerji israfını önleyici yatırım yapanlara vergi indirimi yapılmalıdır.
    Enerji yatırımlarında çok titiz davranılmalı üretilen enerji depolanamadığı için taleple uyumlu olmalı, yerli kaynaklara dayalı dışa bağımlılığı minimum seviyede olmalıdır.
    Kömüre dayalı termik santrallerde kullanılan kömürlerden uranyum, toryum ve radyoaktif potasyum gibi elementler çıkarıldıktan sonra yakılmalı, bunlar da nükleer santrallerde kullanılmalıdır.
    Güvenli yapılmış bir nükleer santral çevreye en az zarar veren enerji santralidir. Çeşitli lobilerin tesiri ile hareket eden sözde çevrecilerin oyunlarına gelinmemelidir.
    Büyük miktarda tarım arazisini sular altında bırakan hidroelektirik santrallerinden kaçınılmalı bunun yerine derin vadiler tercih edilmeli veya bir büyük baraj yerine üç orta ölçekte baraj yapılmalıdır.
    Gelişmiş ülkelerde dogalgaza dayalı termik santrallerin oranı %20'lerle sınırlıdır, bizde ise %60'lara dayanmaktadır. Bu herhangi bir kriz anında felaket anlamındadır. Enerjinin elde edilmesinde çeşitliliğe dikkat edilmelidir.
    Rüzgar türbini yapılmaya uygun tarım yapılmayan rüzgar potansiyeli yüksek yerler kamulaştırılarak bu işe tahsis edilmelidir.








  2. GÜLDEREN
    Üye





    enerji bir nevi çevreyi kirleten ve ondan çıkan önemli zararların sebebinin başını üstlenir enerjinin olduğu yerde çevreden bahsetmek imkansızdır ve çevre birbirine zıt ikililerdir.




+ Yorum Gönder


enerji ve nüfus ilişkisi hakkında bilgi