+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Cumhuriyet Tarihi Forumunda Toplum hayatında önemli yer tutan marşlar hakkında genel bilgiler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Toplum hayatında önemli yer tutan marşlar hakkında genel bilgiler








    Toplum hayatında önemli yer tutan marşlar hakkında genel bilgiler

    İstiklal Marşı, millet için önemli bir belgedir



    MEHMET ÂKİF’ İN SANATI İLE MİLLÎ MARŞ OLAN ŞİİR
    İnsanları bir araya getiren ortak değerler vardır. Bu değerler millet olmanın da aracıdır.
    Ülkenin hangi bölgesinde olursa olsun insanların üzerinde ittifak edebilecekleri noktalar
    mutlaka vardır. Bunlar gizli sözleşmeler mahiyetinde soyut ama yaşayan değerler olduğu gibi;
    somut, ortak belge niteliğinde olma özelliği ile de herkese açıktır. Her fert bu tür vasıtaları
    kendinden bir parça sayar. Bu vasıta ile diğer insanlara ulaşır, sıkı bir dayanışma içine girer.
    Birlikte yaşamanın esrarlı bir terkibi gizli ya da aşikâr bu tür ittifaklarda yer alır.
    Değişik karakterlerde ve farklı kültürel birikimlerdeki kişilerin bir arada olmasını sağlayacak
    bağlar toplumsal bütünlük için gereklidir. Bu tür bağların çokluğu, yüreklerin aynı heyecanla
    atmasını sağlar. Ortak heyecanlar büyük başarıların yolunu açar. Bu nedenle üzerinde ittifak
    edebileceğimiz değerlerin çokluğu büyük olmanın göstergesidir. Ortak değerlerin çokluğu millet
    bütünlüğünün teminatıdır. Bunları yok saymak, zedelemek, unutturmaya gayret etmek, karşı
    değerler katarak bulandırmak, işin farkına varamayanların gafleti olarak görülmelidir.

    toplum-hayat-nda-nemli-yer-tutan-mar-lar-hakk-nda


    Millet için ortak ittifak belgelerinden biri de İstiklal Marşı’dır. Nice zaferler, acılar,
    fedakârlıklar, hayaller, idealler ve millet olma şuuru bu şiirin bünyesinde toplanmıştır. İstiklal
    Marşı’nın rengi milletin rengidir. Bu marş milletin geçmiş, hâl ve gelecek zaman dilimlerinin
    özeti ve ışığıdır. Milletle marş arasında birbirini tamamlayan ve yaşatan damarlar vardır.
    Milletin üzerinde ittifak edebileceği dayanışma belgelerinin ortaya çıkışı için özel vasıfları
    olan sanatçılara ihtiyaç vardır. Sanatçı milletiyle bütünleşmiş olmalıdır. Milletin rengini iyi
    gözlemeli, yaşananları sanatçı duyarlılığı ile besleyip bir terkipte toplayabilmelidir. Milletin rengi
    sanat eserlerinde hissedildiği oranda eserin millî oluşu gerçekleşir. Sanat eserlerinde millete
    sunulan hedefler, milletin değerleriyle aynı paralelde gidiyorsa karşılıklı uyum sağlanmıştır.
    İstiklal Marşı her insanın yazabileceği bir metin değildir. Çok önemli vasıfları haiz kişilerin
    başaracağı bir iştir. Milletini tanıyan, onun değerleriyle bütünleşmiş, söylediklerini yaşayan,
    samimi, fedakâr, mütevazı, sağlam karakterli, ağlayan, ağlatan, hisseden, söyleyen bir sanatçı
    böyle bir metni yazabilecektir. Bu başarı Mehmet Âkif Ersoy’a nasip olmuştur.
    Mehmet Âkif’in, Safahat’ında neler söylediği, İstiklal Marşı’nda neler anlattığı sık sık dile
    getirilmiştir. Bunlarla ilgili sayısız kitap ve makale yazılmış; akademik çalışma, resmî ve özel
    toplantılar yapılmıştır. Mehmet Âkif’in nasıl yazdığına, sanatçı kimliğine ve sanatçı duyarlılığına
    daha az temas edilmiştir. Âkif’in başarısında sanatçı kimliğin de önemini vurgulamak gerekir.
    Duygu, düşünce ve hayalleri sanat eseri hâline nasıl getirdiği incelenmelidir. Böylece anlam
    zenginliği ve değeri yanında üslup özellikleri ve ayrıcalıkları da bilinecektir.
    Millî Marş Olan Şiir
    İstiklal Marşı, millet için önemli bir belgedir. Varoluş belgesidir. Yediden yetmişe milletin
    bütün fertlerinin ortak duygusunu terennüm eder. Üzerinde herkesin anlaştığı, anlaşabileceği
    ya da anlaşması gereken düşünceler, duygular İstiklal Marşı’nı oluşturur. Bir sanatçının bu
    duyguları ve değerleri bütün incelikleriyle bilmesi hâlinde marşı yazması mümkün olacaktır. Bir
    anlamda millet bir sanatçıda bütünleşmiş, sözcülük görevini ona vermiştir. Sanatçıya düşen bu
    ulvî sorumluluğu ifade edecek kelimeleri bulmak ve sanatçı duyarlılığı ile son şeklini vermektir.
    Bu zor bir görevdir. Millet adına sadece bir şiir yazılacak ve bu şiir bütün eksiklerinden uzak
    fazlalıklardan kurtulmuş olacaktır. Bir özel belge olduğu için müdahale edilmesi de mümkün
    olmayacaktır.
    Bu durumda İstiklal Marşı’nı kim yazabilir? Yukarıda sayılan özellikleri şahsında
    toplayabilen sanatçıya düşen bir görevdir bu.
    İstiklal Marşı seçilmiş bir şiirdir. Yüzlerce şiir arasında Millî Marş olmaya layık görülmüş,
    bütün bir maziyi ve geleceği tam bir uyum içinde sunarak milletle bütünleştiği için kabul
    görmüştür. İfade ettiği fikir, gösterdiği hedef ve barındırdığı değerlerle sanatkârane söyleyişi
    buluşturmuştur.
    Âkif, hayatı sanata, sanatı hayata katmıştır. Böylesi özellik çok az sanatçıya aittir. Şiiri
    kurarken merkezde kendisi vardır. Temsil ettiği kitle millettir. Milletin duygularını sanat eserine
    dönüştürmenin gayreti içindedir. Buradaki başarısı bütün benliğiyle şiirde varolmasına bağlıdır.
    Dışarıdakilere seslenirken şiirin merkezindedir. Milletin iftihar edilecek vasıflarını kendi
    kimliğinde toplamakta, bütün vatan coğrafyasında hissedilenleri şiir hâline getirmektedir.
    Realist bir sanatçı oluşu durumu en güzel sunmasına yeterlidir. Zira sanatçı zor günleri,
    endişeyi tereddüdü, ümidi, fedakârlığı, zaferi, imanı, yurdun değişik bölgelerindeki
    görevlerinden derlemiştir.
    Söylediğinde samimidir. Samimi olduğu için de etkilidir. Âkif, “Söz ruhtan çıkarsa ruha
    nüfuz eder, ağızdan çıkarsa kulağın hududunu aşmaz” görüşüne katılır.1 İstiklal Marşı bu
    açıdan değerlendirildiğinde mısralardaki yürekten söyleyiş dikkati çeker:
    “Ruhumun senden ilahî şudur ancak emeli” derken bu özelliğin zirvesine ulaşırız.
    Mehmet Âkif kelimeleri seçerken ona kendince özel anlamlar yükler. Kelimelerin mısraa
    yerleştirilmesi, diziliş, sıralama, vurgular farklı anlam ayrıntılarını ortaya çıkarır.
    “Arkadaş yurduma alçakları uğratma sakın” derken “Arkadaş” kelimesine sanatçının
    yüklediği değerler ve ton farklarının katkısı bu zenginliği ifade eder. Bu kelimenin vurgusu
    önemlidir. Âkif’in sanat gücü bu tür vurgularda gizlidir. Böylece kelimeye, samimiyet, tabiilik,
    ikaz, yakınlık, kesinlik, uyarma anlamları yüklenmiştir.
    “Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı” mısraındaki tabiilik hepimizin dikkatini çeker.
    Bir şiir mısraı bu kadar konuşuyor gibi rahat ve tabii söylenmiş olabilir.
    Edebî eserin oluşumuna etki eden faktörleri bu şiirde bulmak mümkündür. Bir sanat
    eserine dönemin problemleri yön verir. Toplumsal ve sosyal meseleler insanları derinden
    etkiler. Döneme ve daha sonraki yıllara damgasını vuran olaylar yumağı uzun süre eserlere
    konu teşkil eder. İstiklal Marşı böyle bir sürecin içinden süzülmüş duygular birikimidir. Tarih,
    medeniyet ve milletin hafızası telmihlerle canlı tutulmuş, güncel olaylarla zenginleştirilmiş,
    geleceğe ait hedef ve arzularla sunulmuştur.
    Sanatçının başarısı, kabiliyeti olduğu sahaya vukufuyla da orantılıdır. Bu saha güzel
    sanatların değişik şubeleri olabileceği gibi, bir şube içinde farklı türler de olabilir. Duygu ve
    düşünceleri dışa vurmada her sanatçının farklı malzeme ve vasıta kullanmasındaki sebep de
    budur. Sanatkâr olarak tanınan birinin ilgili sanat şubelerinin birinde ya da bir kaçında başarılı
    olduğunu görürüz. Onun güzel sanatların bütün şubelerinde başarılı olmasını istemek haksızlık
    olur. Mehmet Âkif dönemin şiir ustaları arasındadır. Eserleri okuyucular tarafından hasretle
    okunmakta, yeni yeni şiirleri beklenmektedir. İstiklal Marşı’nın söz konusu olduğu günlerde
    Mehmet Âkif’ten de şiir talep edilmesinin sebebi budur. Devrin şairleri arasında onun farklı bir
    yeri vardır. Onun katılmadığı bir yarışmanın maksadı hasıl olmamış demektir. Mehmet Âkif,
    kimliği, ruhu, geçmişi ve hassasiyetleriyle İstiklal Marşı’nı en iyi yazabilecek kişi olarak kabul
    ediliyordu. Bu beklenti üzerine yarışmaya’ “Maarif Vekaleti”nin talebi ve arkadaşlarının ısrarı ile
    katılmıştır.
    Sanat eserini oluşturmada sanatçının felsefi pozisyonu önemlidir. Yazacağı tür ve konu ile
    bütünleşmiş olması başarısını artırmaktadır. Bilindiği gibi Âkif İstiklal Marşı’nı sadece
    yazmamış, bütün ayrıntıları ile yaşamıştır. Söylediklerini görmüş, gördüklerini yaşamış bütün
    olayları ruhunda hissetmiştir. Şiirlerinin çoğunu bu özel hâl ile yazdığı, arkadaşları tarafından
    nakledilmiştir. Binlerce kilometre uzakta Çanakkale Zaferi şiirini yazarken gece âdeta cezbe
    hâlinde, bir vecd içinde şiiri tamamladığı nakledilmektedir.
    İstiklal Marşı olabilecek 724 şiir teklif edilmiştir. Bunlar arasından bir tanesi Millî Marş
    olmaya layık bulunmuştur. Bunda şiirin dış unsurları, içeriği tabiî ki üslubu önemli bir etkendir.
    Şiire özgünlük katan Âkif’in samimiyetidir. Bu tavır şiirin üslubunu belirlemede ilk sıradadır.
    İstiklâl Marşı olarak yazılan diğer şiirlerde de konu hemen hemen aynı olmasına rağmen hiçbir
    şiir, millî hafızayı, geleceğe ait hedefleri, görev ve sorumlulukları, heyecanlı, samimi ve realist
    biçimde sanatkârane ifade edememiştir. Burada şu gerçeği hatırlamak gerekiyor;
    Shakespeare’dan önce Romeo ve Jülyette hakkında iki yüze yakın eser yazılmıştır. Doğu
    kültür coğrafyasında Leyla ile Mecnun hakkında birçok eser yazılmıştır. Alman edebiyatında








  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Geothe’nin Faust’undan önce aynı konuda birçok eserin yazıldığı bilinmektedir. Romeo ve
    Jülyette denince Shakespeare, Leyla ile Mecnun denince Fuzuli, Faust denilince Goethe öne
    çıkmaktadır. Bizde de İstiklal Marşı denince aynı konuda yazılmış diğer şiirleri aşan bir şiir
    olarak Mehmet Âkif’in yazdığı şiir dikkati çekmiştir. Adı geçen sanatçıların kendileriyle
    özdeşleşen eserlerine kattıkları değeri ve özgünlüğü Âkif, Millî Marş olarak düşündüğü şiire
    sindirmiştir.
    Şiirde duygu ve düşünce aktarımı birinci şahıs anlatıcı tarafından yapılmıştır. Anlatıma
    yakınlık ve samimiyet katan bu tarz, şiirde samimimiyeti esas alan Mehmet Âkif ‘in üslubuna
    daha yatkındır. Bu uygulama şiirin tamamına ses tekrarlarından oluşan bir ahenk de katmıştır.
    Mehmet Âkif okuyucuya çok yakın bir sanatçıdır. Safahat’ın içinde, “Ey karii “, “Ey sevgili
    karii” gibi hitaplarla diyaloğu sağlar. İstiklâl Marşı’nda “Korkma”, “Çatma”, “Arkadaş”, “Bastığın
    yerleri toprak deyip geçme, tanı!” gibi söyleyişler Âkif ‘in okuyucu ile yakınlığını ifade eder.
    Sanat eserinde okuyucu ile buluşma noktaları eseri değerli kılan yanlardır. Bu tür bağların
    çokluğu eser için önemli bir değerdir. Okuyucu veya dinleyici bu noktalarda daha bir dikkatle ve
    ilgiyle sanat eserine bağlanır. Âkif bu buluşmayı hitabelerle, soru cümleleriyle, konuşma
    cümleleriyle sağlamıştır. Hemen her kıtada bu özelliği görmek mümkündür. Tekdüze bir
    anlatım şiire durgunluk verir. Soru cümleleriyle fiillerle, heyecan veren cümlelerle söylemi daha
    canlı hâle getirmek mümkündür. Âkif ustalığını bu yönde de göstermiş, Safahat’ında yer alan
    şiirlerde bu yolu uygulamıştır. İstiklal Marşı gibi şekil ve muhtevası çok başka önem arz eden
    bu şiirde Âkif bütün sanatkârlığını göstermiştir. Yiğitçe bir eda, sonra bir niyaz cümlesi,
    alımlayıcıyı-muhatabı - sürüklemektedir
    Söylemek istediklerini okuyucuya ya da dinleyiciye ulaştırırken sanatçının yansıttığı tavır
    önemlidir. Duygu ve düşüncelerini rahat bir söyleyişle ifade eden sanatçı başarılı kabul edilir.
    Neşe, hüzün, heyecan, nedamet, nida ve öfaaai ifade ederken sanatçının vermek istediği
    mesaja uygun eda üretmesi beklenir.
    İstiklal Marşı’nda kavramlar, hedefler ve istekler, belli bir tertip ve düzen içinde
    yerleştirilmiştir. Başlangıçta yüksek kavramlara değinilmiştir. Alsancak ve Hilalin; bunların
    temsil ettiği bağımsızlık, hürriyet gibi değerlerle alımlayıcı - okuyucu ya da dinleyici- sarsılmış,
    kendine gelmesi için emir cümleleri ile ifade zenginleştirilmiştir.
    Marşın kuruluşu ustacadır. On kıta içinde bir millet için gerekli moral değerler yer almıştır.
    Ümit, cesaret, yüce değerler, kimlik tanımı, kendini bilme, vatanın önemi, toprağın vatan
    oluşunu sağlayan unsurlar; rahat, müsterih, asude eda ve şükrün ifadesi ile final kıtasına
    ulaşır.
    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilal!
    Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal
    Ebediyyen sana yok ırkıma yok izmihlal
    Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet
    Hakkıdır Hakk ‘a tapan milletimin İstiklal
    Bu mısralarla son bulan marşta, başlangıçtaki tereddüt ve endişe gitmiştir.
    Akşam karanlığı ile başlayan şiir sabah aydınlığı ile tamamlanmıştır. Tereddüt, yerini
    sükûnete ve rahatlığa bırakmıştır. Yapılan fedakârlıkların karşılığı alınmıştır. İnsanın sahip
    olduğu özelliklerle vardığı netice dile getirilmiştir.
    İstiklal Marşı’nda sanatçının planladığı bir kompozisyon vardır. Şiirlerinde plan yapma
    özelliği Âkif’in daima dikkat ettiği bir uygulamadır. Marşın kompozisyonunda Âkif okuyucuyu
    veya dinleyiciyi zihnen ve bedenen canlı bir ortamda gezdirir.
    Sanat eserinin edası önemli bir vasıftır. Kelimelere özel anlamlar ve vurgular yükleme
    imkânı sanatçının becerisi olarak kabul edilir. Mehmet Âkif, yeri geldiğinde çocukça bir eda,
    yeri geldiğinde nadim bir kul, bazen heybetli bir adam tavrı ile şiirde hissedilir. Marşın
    tamamında meydan okuma, tembih, ikaz, niyaz, davet gibi özel anlamları buluruz.
    Sanatçının heyecanlarının, hislerinin tam olarak esere yansıması istenir. Bu noktada
    başarılı olan sanatçı kabul görür, kalıcı eserler meydana getirir. Şiir mısralarında sanatçı ruh
    anaforunun yer alması eserde tempoyu dengeler. Birkaç mısra içinde hareket, heyecan, inişler,
    çıkışlar dikkati çeker. Böylesi bir üslupla sanatçı okuyucuyu peşine takar. Onunla coşar, onunla
    sakinleşir. Bu özellik sanat eserinde muhatabı etkileyen ve esere bağlayan bir estetik öge
    olarak önemlidir. Mehmet Âkif bu özelliği Safahat’ında uygulamıştır. İstiklal Marşı’nda da kıtalar
    arasında okuyucuyu coşturan dinamik hâle getiren, sonra sakin, asude bir hâle bırakan özellik
    vardır.
    İstiklal Marşı’nda monotonluğu ortadan kaldırmak için Âkif’in kısa şiir cümleleri kurduğunu
    görürüz. Kısa cümleler fiil sayısını artırmış, bu durum akıcılığı sağlamıştır. Sanatçı tarafından
    önemine dikkat çekilen fikirlerin tekrirlerle sunulduğu görülür. Böylesi bir uygulama, fikrin
    hatırda kalmasını, dikkatin o noktaya toplanmasını sağlar, ahengi besler.
    Mehmet Âkif şiiri daha tesirli kılmak için benzetmeler ve karşılaştırmalar yapar. Kelimelerin
    yan anlamlarını okuyucunun dikkatine sunar. İkinci kıtadaki “hilâl” kelimesini, dörtlüğün anahtar
    kelimesi yaparak okuyucunun dikkatini üst seviyede toplar. “Hilâl” kelimesi ile millet hafızasında
    yer alan çağrışımlar gündeme getirilir.
    İstiklal Marşı'nın muhatabı bütün bir millettir. Her seviyede okuyucu ya da dinleyici için
    ifadeler ve işaretler taşıması gayet tabiidir. Halkın günlük konuşma dilindeki deyimler, terimler,
    konuşma edasıyla oluşturulmuş sözler ve üst seviyede felsefi tespitler şiirin geniş bir muhatap
    kitlesi olduğunu gösterir. Bu anlayış şiirin geniş kitlelere, nesilden nesile intikali yanında aynı
    kuşağın farklı insanları arasında da iletişim kurulmasını sağlar. Her kuşak ve kuşak içi farklı
    topluluk, kendince şiirin bir yerinden tutunur.
    İstiklal Marşı bir dil birikiminin ürünüdür. Zengin bir dil mirasının kelimeleriyle yazılmıştır.
    Âkif’in dile hakimiyeti İstiklal Marşı’nda belli olur. Kelimelerde kültürler gizlidir. Kavramların
    içinde bir milletin hafızası sindirilmiştir. Birinci kıtadan itibaren bazı örnekler vermek gerekirse
    sancak, ocak, millet, kurban, hilâl, helâl, Hak, İstiklal, iman, şehit, cennet, vatan, mabet, ezan,
    şehadet, din, hürriyyet, gibi kelimeler kültürel boyutuyla ve tarihî birikimiyle özel anlamlar arz
    etmektedir. Bu kelimelerde asırların hatırası vardır. Zaferler, acılar, kültürel değerler esrarlı bir
    terkiple nesilden nesile aktarılır. İstiklal Marşı’nın mısralarına serpiştirilmiş bu anahtar
    kelimelerle kuşaklar arası değerler aktarımı yapılmaktadır. Dil zevkini canlı tutan, anadil için
    musiki numunesi olan kelimeler Âkif tarafından şiire yerleştirilmiştir.
    Mehmet Âkif Türkçeye hâkim bir şairdir. Dile olan kabiliyeti bilinmektedir. Anadilinden
    başka Arapça, Farsça, Fransızca dillerini de iyi bilmesi Türkçenin inceliklerini sanat eserine
    yansıtmasına yardımcı olmuştur.
    Safahat’ta değişik iş, meslek ve cinslerin olması binlerce mısralık bir hacmin verdiği
    imkândır. Bu çeşitliliği Âkif İstiklal Marş’ına taşırken, o insanların deyimlerini, terimlerini günlük
    konuşmalardaki cümlelerini şiire almıştır. Sanatçı
    “Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak”
    “Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım”
    “Yırtarım dağları enginlere sığmam taşarım”
    gibi mısralarda en sade ve basit söyleyişi yakalamıştır. Marşın üçte birini geçmeyen Arapça ve
    Farsça kaynaklı kelimelerin de özel bir anlamda eserde yer aldığını söyleyebiliriz. Hakk, istiklal,
    na-mahrem, şehadet, vecd, na’ş, izmihlal gibi kelimeler kültürel altyapı ile bütünleşmiş derin
    anlamları nedeniyle şiirde yer almıştır.
    Mehmet Âkif’in lisanı, hitabet lisanıdır. Aynı sesi Namık Kemal’de de görürüz.





  3. Dr Zeynep
    Bayan Üye
    Safahat şairi,
    karşısında geniş kalabalıklar varmış gibi cümleler kurar. Seçtiği zamirler ve fiil şahıs zamanları
    bu amaca yöneliktir. Yazdığı şiir, bir millî marş niteliği taşıyorsa sanatçı daha da coşar.
    “Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım
    Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım”
    mısralarıyla bir meydan okuma ve yiğitçe bir eda, hitabet lisanının imkânlarıyla sanat eserine
    yerleşir.
    Sonuç
    Sanat eserini meydana getiren psikolojik, felsefî, etik, politik ve sosyal unsurların İstiklâl
    Marşı’nda yer aldığını görürüz. Sanatçının ülkesi için samimiyeti, fedakârlığı, vefa ve sadakati,
    diğer topluluk ve anlayışlarla karşılaştırmalar yapması eserde ciddi bir tertibin işaretidir.
    Âkif bir çok eserin plansızlık yüzünden değerini kaybettiğini söyler. İstiklal Marşı, şiir olarak
    iyi planlanmış bir sanat eseridir. Diğer şiirlerde bulduğumuz tertip ve düzeni bu şiirde de
    buluruz. Girişten itibaren hitap ettiği kavramlarla, gösterdiği hedeflerle, öğündüğü değerlerle
    dikkati çeker. Bir millî marş olarak nesillere aktarılacak değerleri sıralaması ve yaşatması
    bakımından önemlidir. Gittikçe aydınlanan ve ümide doğru gelişen şiirde iyi bir plan olduğu
    görülür.
    Mehmet Âkif İstiklal Marşı’nda milleti çok iyi temsil etmiştir. Milletin rengi bütün tonlarıyla
    şiire yerleşmiştir. Marş bu hâliyle millete küçük ama önemli bir rehber niteliğindedir. Buna bir
    küçük anayasa da diyebiliriz.
    Sanat eserinde sanatçının duygularının tam yansıtılması esastır. Sanatçının samimiyeti
    yaşadıkları, müşahedeleri, hayalleri tam olarak şiire sindirilmiştir. Mazi, hâl, gelecek şiirin
    kıtaları arasına değerler bütünü olarak yerleştirilmiştir. Eserde okuyucuyu kucaklayan bir tabiilik
    vardır. Milletin değerleriyle bütünleşen yönü, olduğu gibi milletin asırlardır işlenmiş diliyle,
    deyimleriyle ifade edilmiştir. Çok rahat şiir cümleleri kuruyormuş hissi, okuyucuyu ayrıca
    kendine çeker. Tabii söyleyiş konuşmalardaki rahatlığı şiirde hissettirir. Âkif’in sözünü
    sakındırmaz bir realist oluşu İstiklal Marşı’nda ülaaae göz dikenlere layık oldukları cevabı verir.
    Medeni olduklarını iddia edenlerin davranışları en üst seviyede kınanmaktadır. Bu cesur üslup
    İstiklâl Marşı’nın genel havasını tamamlamaktadır.
    İstiklal Marşı’ndan kurtulmak isteyen bazı gayret sahipleri var. Bunlar sadece İstiklâl
    Marşı’ndan kaçmıyorlar. Milletin tarihinden, kültüründen, inancından kısacası mazisinden
    kaçıyorlar.
    Dil ile oynama, İstiklal Marşı’nın dili ile mesafeyi açtı. Maksatlı müdahalelerden sonra
    aradaki dengesizliği marşı feda ederek gidermek hiç de vefalı bir davranış değildir.
    Kalıcı eserlerin bütün zamanlara ve nesillere hitap etmesi gerekmektedir. Aynı duyarlılığı
    paylaşan bir akış içinde İstiklal Marşı zamanla eskimeyecek bir şiirdir. İnandığı ve güvendiği
    fikirleri başkalarına da telkin etmek ve benimsetmek, gelecek kuşaklara aktarmak için en içten
    anlatım, şairi tarafından sağlanmıştır. Hayalle alışverişi olmayan ve sözü hakikat seviyesinde
    tutan bir şairin inanarak yazdığı böyle bir şiirin Millî Marş olmasından daha tabii bir şey yoktur





+ Yorum Gönder


toplum hayatında önemli yer tutan marşlarımız nelerdir,  toplum hayatında önemli yer tutan marşlarımız,  toplum hayatımızda önemli yer tutan marşlar,  toplum hayatında önemli yer tutan marşlar,  toplum hayatımızda yer tutan marşlarımız,  toplum hayatımızda önemli yer tutan marşlarımız