+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Cumhuriyet Tarihi Forumunda Urfanın direnişleri Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Urfanın direnişleri








    Urfanın direnişleri

    Birinci Dünya Savaşı'nın sonlarına doğru, 11 Ekim 1918'de Halep işgal edilmişti. İngilizlerin Halep'i işgal etmeleriyle yakında Urfa'nın da işgal edileceği söylentileri yayılmaya başladı. Bu söylentiler Urfa halkı üzerinde büyük bir etki yapmış ve herkesi heyecana sevk etmişti. Bütün Urfa halkı Anadolu'nun diğer işgale aday şehir ve kasabaları gibi sessiz bir bekleyiş ve üzüntü içindeydi.


    İşte Urfa'da ilk millî teşkilâtın kurulması ve Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti'nin kuruluş çalışmaları bu tarihlere dayanmaktadır. Çünkü teşkilâtlanma çalışma ve çabaları bu tarihten sonra gizlice sürdürülmeye başlanmıştır. Mütarekeden kısa bir süre sonra Musul'un işgal edilmesi üzerine 6. Ordu bölgesinde hudut ihlâllerinin meydana gelmesiyle bütün ordu sorumluluk bölgesinin işgal edilebileceğini düşünen Ali İhsan Paşa (Sabis), bu ihtimale karşı tedbirler almak üzere harekete geçti. Güneydoğu Anadolu vilâyetlerinin işgaline bahane hazırlayıp, imkân verilmemesi için valilik ve mutasarrıflıklarla ilişki kuran Ali İhsan Paşa, İngiliz ilerlemesinin önüne geçilemediği takdirde bu yörede sivil bir direnişi teşvik maksadıyla bazı görüşmelerde bulundu.


    Bu sırada Urfa'da mutasarrıflık görevini yürüten Nusret Bey, Ali İhsan Paşa'nın direktiflerine uyarak bir çalışma içine girer. O sırada 6. Kolordu Komutanı olan Ali İhsan Paşa, Harp Hâtıralarım adlı kitabında, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey'in dirayet ve bu husustaki çalışmalarım şöyle anlatır: "İngilizler'in mütarekenin verdiği selâhiyetten istifade etmelerinin önüne geçemediğimiz takdirde, her kasaba ve her şehrin, müslüman halkının hukukunun muhafazası için Müdafaa-yı Hukuk Cemiyetleri ve bunlara bağlı mahallî milis teşkilâtlarının kurulmasını valilere ve müstakil mutasarrıflıklara tavsiye ettim. Bu hususta icap eden silâh ve cephaneleri 6. Ordu'nun elindeki kaynaklardan vereceğimi bildirdim. Bu hususta tavsiye ve teşebbüslerimi ilk defa kavrayarak, anlayış ve iyi niyet göstererek, tatbik sahasına geçmek hususunda Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey dirayet göstermişti."
    Urfanın direnişleri.jpg

    1. Urfa'da İlk Teşkilâtlanma Çalışmaları


    Ali İhsan Paşa bu konuda şu bilgileri vermektedir: "Bu işi yerinde teşvik ile tatbik ve yardım sağlamak ve diğerlerine örnek olup, cesarete sevk etmek için 10 Ocak 1919'da Urfa'ya giderek, Mutasarrıf Nusret Bey ve mahallin ileri gelenleriyle görüştüm."


    Yine Ali İhsan Paşa'nın sözünü ettiğim kitabında, Urfa Kalesi'nde çekilmiş olan bir fotoğraf da bulunmaktadır. Kalabalık bir grubun bulunduğu bu fotoğrafın altında "Urfa'da İlk Müdafaa-yı Hukuk 3 Aralık 1918" ibaresi yer almaktadır. Bu kayıttan da anlaşılacağı gibi, Urfa'daki teşkilâtlanma çalışmaları daha Mondros Mütarekesi'nden sonra yoğunluk kazanmış ve bu yolda önemli adımlar atılmıştır. Gelişen olaylar ve bu yönde yapılan çalışmalar neticesinde Nusret Bey, Urfa Jandarma Tabur Kumandanı Binbaşı Ali Rıza Bey'i de yanına alarak, eşrafın ileri gelenlerinin de hazır bulunduğu bir toplantı düzenledi. Urfa'nın yakında işgal edilebileceğini anlatan Nusret Bey, tedbir olarak, halktan gönüllü bir milis taburunun oluşturulması gerektigini hatırlatarak, bu kuvvetin Jandarma Kumandanı Ali Rıza Bey'in idaresinde olacağını belirtti. Bu kuvvet işgalden çok, şehir ve civarında meydana gelebilecek asayişsizlikleri önleyecek ve dışarıdan şehre yapılabilecek herhangi bir saldırıya karşı koymaya çalışacaktı. Teklif kabul edildi ve Urfa'da bir milis alayı kuruldu.


    Bu olaydan kısa bir süre sonra İngiliz'ler Urfa'yı işgal ettiler. Kurulmuş bulunan bu milis kuvvetinin mümkün mertebe gizlenerek muhafazasına çalışıldı. Ne var ki, İngiliz işgal kuvvetleri komutanı ile ilk günden sürtüşmede olan Mutasarrıf Nusret Bey'in, "tehcir suçlusu" olduğu gerekçesiyle tevkif edilip, İstanbul'a gönderilmesiyle bu milis alayı dağıldı. Bu milis alayı (taburu) nın yalnız tedbir olmak üzere bazı fertlerinin silâhları alınmamıştı.


    Mutasarrıf Ali Rıza Bey zamanında Erzurum Kongresi'ne katılacak Urfa delegelerinin tesbiti için yapılan çalışmalar sırasında bu yöndeki milis çalışmaları yeniden hız kazanmaya başladı. Bu teşkilâtlanma çalışmaları bu safhada da Jandarma Tabur Kumandanı Binbaşı Ali Rıza Bey'in önderliğinde yapılmaktaydı. Ali Rıza Bey, İngilizler'in Urfa ve çevresinde yapmakta oldukları olumsuz çalışmaları etkisiz bırakmak maksadıyla Urfa şehir merkezinde gizli bir cemiyet kurmaya çalışıyordu. İngilizler şimdilik Ali Rıza Bey'in bu çalışmalarından habersiz bulunuyorlardı. Bu sırada Anadolu'nun birçok yerinde teşkilâtlanma çalışmaları sürmekteydi.


    Ali Rıza Bey, teşkilâtlanma çalışmalarını düşündüğü sırada Sancak İdare Meclisi üyesi olan Hacıkâmilzâde Hacı Mustafa Efendi ile temasa geçer. Hacı Mustafa Efendi ile birlikte oniki kişiden oluşan gizli bir Müdafaa-yı Hukuk cemiyeti oluşturulur. 4/5 Eylül gecesi kurulan bu gizli teşekkül, ilk toplantısını Kaleboynu Mahallesindeki Güllü Osman Efendi'nin evinde yapar. Bu oniki kişi Kur'ân-ı Kerim'e el basarak, millî gayenin gerçekleştirilmesi için şimdilik gizlice Jandarma Tabur Kumandanı Ali Rıza Bey'in idaresinde çalışacaklarına yemin ederler. Bu toplantı sonrasında cemiyetin kuruluşunun Sivas'ta bulunan Mustafa Kemal Paşa'ya da bildirilmesi karar altına alınır.

    Güllü Osman Efendi'nin evindeki toplantıya katılarak, gizlice Urfa Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti'ni kuran ve "Onikiler" diye adlandırılan kişiler şunlardır: Urfa Jandarma tabur kumandanı Binbaşı Ali Rıza Bey, Eski Meclis (Belediye Meclisi) İdare Âzâsı ve hâlen Belediye Başkanı Hacıkâmilzâde Hacı Mustafa Efendi (Büyük Hacı Mustafa), eşraftan Mollazâde Hacı Mahmut Efendi, eşraftan Hacıkâmilzâde Hacı Reşit Efendi'nin mahdumu Hacı Mustafa Efendi (Küçük Hacı Mustafa), polis komiserliğinden müstafi Arabizâde Şakir Efendi, tüccardan Barutçuzâde Hacı İmam Efendi, Güllüzâde Osman Efendi, esnaftan Şellizâde Ali Ağa, tüccardan Nebozâde Hacı İmam Efendi, Jandarma Tabur Mülhakı Mülazim Hulusi Efendi, Jandarma Takım Kumandanlarından Mülazim Pertev Efendi, eşraftan Bedirağazâde Halil Ağa. Bu heyetin idarecisi ve başkanı Jandarma Tabur Kumandanı Ali Rıza Bey, başkan yardımcısı Hacıkâmilzâde Hacı Mustafa ve kâtibi de Jandarma Tabur Mülhakı Hulusi Efendi idiler.


    Cemiyet, gizlice oluşturulduktan sonra, İngilizler'in haberdar olmamaları için genellikle geceleri toplantılar yapmaya ve kararlar almaya başladı. Programını hazırlayan cemiyet, asker sayısını mümkün mertebe arttırmaya, ani bir hareket esnasında iaşe ve cephane sağlamaya yönelik tedbirler düşünüp almaya başladığı bir sırada, Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza Bey'in de durumdan resmen haberdar edilmesi ve kendisinin iknası hususunda karar aldı. Böylece Mutasarrıf Ali Rıza Bey vasıtasıyla durumun Mustafa Kemal Paşa'ya bildirilmesi sağlandı. Cemiyet, Urfa Postahanesi İngiliz işgalinde olduğu için, Urfa ile Siverek arasındaki Karacurun (Hilvan)'da bir telgraf merkezi açmayı mutasarrıfa kabul ettirmiş ve cemiyet ileri gelenlerinin ricası üzerine Ali Rıza Bey, Urfa'daki mevcut Müdafaa-yı Hukuk çalışmalarını aşağıdaki telgrafla Sivas'ta bulunan Hey'et-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal Paşaya bildirmiştir:







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Şimdilik mevcudu 600 silâhlı olmak üzere Tabur Kumandanı Binbaşı Ali Rıza Bey'in emrinde ve oniki reis idaresinde bulunmak üzere gizli bir Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti teşkil edilmiş olup, bu husustaki emirlerinizin adı geçen Ali Rıza Bey'e gönderilmesini istirham ederim, 3 Ekim 1919
    Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza"

    Bu telgrafı alan Mustafa Kemal Paşa, cevap olarak Urfa mutasarrıflığına gönderdiği telgrafta (8 Ekim 1919), vatanperverce çalışmalara teşekkür ettikten sonra, teşkilâtın genişletilmesi için gerekli çabanın gösterilmesini istemiştir. Haberleşmenin sürdürülerek, Diyarbakır'da 13. Kolordu Kurmay Başkanlığı ve Mardin'deki 5. Tümen Komutanlığı ile ilişki kurulması söylenmiştir. Bu sebeple cemiyet Diyarbakır'daki 13. Kolordu ile temasa geçmiş ve bu amaçla muhabereler yapmak üzere Siverek'e iki temsilcisini göndermiştir. Bundan sonra cemiyet faaliyetlerini yoğunlaştırarak, çeşitli makamlara protesto telgrafları göndermeye ve gizlice hazırlıklara başlamıştır.

    Bu sırada Fransızlarla İngilizler kendi aralarında anlaşarak, diğer illerle beraberi Urfa'nın da Fransızlara devredilmesini kararlaştırdılar. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa, bütün Anadolu şehir ve kasabalarına gönderdiği bir telgraflar dizisiyle durumun şiddetle protesto edilmesini istemiş ve bu arada Urfa Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti Başkanlığı'na, "Çok aceledir" kaydıyla gönderdiği telgrafla olayın kınanmasını istemişti. Bunun üzerine cemiyet, eşrafı bir toplantıya çağırmış ve çalışmalardan Urfa ileri gelenlerini haberdar etmişti. Urfa ileri gelenlerinin bu defa davet edildiği yer Hacı Mustafa'nın eviydi. Bu toplantıda cemiyetin gayesi ve çalışmaları hakkında bilgi verildi ve onlardan destek istendi. Tartışmalardan sonra, başta Müftü Hasan Efendi olmak üzere, cemiyetin çalışma ve amaçlarının benimsendiği görüldü. Ertesi gün Müftü Hasan Efendi'nin kaleminden yıkan protesto telgrafları Mustafa Kemal Paşa'nın isteğine uygun olarak ilgili makamlara yollandı.


    Cemiyet, Fransız işgaliyle beraber Urfa civarını kapsayacak şekilde kuruluş payesine uygun olarak faaliyet sahasını genişletirken, Urfa merkezinde millî harekete uygun bir ortam sağlamış bulunuyordu. Şimdi civar aşiretleri de kapsayacak şekilde bir örgütlenmeye yönelmeye başlamıştı. Bu sırada cemiyet, her hafta Hey'et-i Temsiliye Reisi Mustafa Kemal Paşaya düzenli raporlar yollamaya ve Urfa ve havalisi hakkında malûmat vermeye başladı. Urfa Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti Başkanı sıfatı ile Binbaşı Ali Rıza Bey, Hey'et-i Temsiliye Başkanlığı'na gönderdiği bu raporlardan birinde, Urfa civarındaki aşiretlerin Kuva-yı Millîye ve hükûmetten yana olduklarını belirtmiştir.


    Urfa civarındaki aşiretlerden önemli bir kısmı ile temasa geçen Urfa Müdafaayı Hukuk Cemiyeti, Baziki, Suruç civarındaki aşiretler, Düğerli, Badıllı ve Milli aşiretleriyle teması sağlayarak, diğer aşiretlerle beraber millî amaç uğrunda birleşmelerini sağlamıştı. Sadece çok ufak iki aşiret bu birleşmenin dışında kalmıştı.


    Cemiyetin bu çalışmaları sürerken, bir aşiret reisi birleşmeye yanaşmayarak, Ali Rıza Bey'i Fransızlara ihbar ederek, onun Urfa yöresindeki faaliyetlerini ve aşiretler üzerindeki çalışmalarını anlatmış, bunun üzerine Fransızlar Ali Rıza Bey'i sorguya çekerek tutuklamış ve Urfa'dan uzaklaştırılmasını sağlamıştır. Böylece Urfa Jandarma Tabur Kumandanı Ali Rıza Bey görevinden Fransızlar tarafından uzaklaştırılmıştır (25 Kasım 1919). Urfa dışına firar etmek zorunda kalan Ali Rıza Bey'in yerine Siverekli Ali Fuat Bey tutuklanır.


    Ali Rıza Bey'in Urfa'dan ayrılmak zorunda kalmasıyla Urfa'daki Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti başsız bırakılmış ve çalışmalarına sekte vurulmuş oldu. Buna rağmen diğer cemiyet üyeleri kurtuluş için çareler araştırırken, Kadirli'de görevli iken buradan Urfa Jandarma Tabur Kumandanlığıma atanan Ali Saip Bey (Yüzbaşı) 20 Aralık 1919 günü Urfa'ya gelerek, buradaki görevine başlamıştır. İlk iş olarak şehrin ileri gelenleriyle görüşüp tanışan Ali Saip, o sırada Urfa'da görev yapan Maliye Müfettişi Faik Bey, Ceza Reisi İsmail Hakkı Bey ve Sulh Hâkimi Feyzi Bey'lerle temas ederek, Urfa'da millî bir teşkilât kurmak ve bir kıyam hazırlamak için görevlendirildim, diyerek fikrini açıklamıştır. Ali Saip, onlardan nasıl bir teşkilâtlanma içine girebileceğini sormuş ve bundan önce yapılan çalışmalar hakkında bilgi almıştır. Urfa Mutasarrıfı Ali Rıza Bey'le görüşüp onun desteğini alan Ali Saip, bundan sonra sivil kesim, yani eşraf ve aşiret reislerine yönelmiştir. İlk defa Badıllı aşireti Reisi Sait Bey'le temas kurup haberleşmeye başlayan Ali Saip, diğer civar aşiretleriyle ilişki kurdu. Ali Saip, şehirde herhangi bir harekete girişmeden önce Urfa ileri gelenleriyle tanışarak, şehirde bir danışma meclisi oluşturmak isteğinden dolayı böyle bir heyet oluşturmak için harekete geçtiği bir sırada Belediye Reisi Hacı Mustafa'nın da yardımıyla cemiyetin eski üyeleriyle tanıştırıldı. Onlar da yemin ederek, yeni oluşturulan kurula katıldılar. Böylece resmî kanatta, binbaşı emeklisi İhsan Bey, Askerlik Şubesi Başkanı İlyas Bey, Mülkiye Kaymakamlarından Şevket Bey, Baytar Müfettişi Âdil ve Jandarma Teğmeni Hulusi Bey'ler arasında gerçekleştirilen birliğe sivil kanattan Belediye Başkanı Hacı Mustafa, Barutçu Hacı İmam ve Hacıbedirzâde Halil Ağa ile diğerleri de katılmış oldu. Daha önce cemiyette çalışmış olan bu üyelerle işbirliğine girişen Ali Saip, Urfa Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti Başkanlığına getirildi. Bundan sonra millî kurtuluş çalışmalarını yürüten cemiyet önemli görevler ifa etmiş ve üzerine düşeni yapmıştır. Müdafaa-yı Hukuk yeniden oluşturulduktan sonra Ali Saip aşiret reislerine mektuplar yazarak, yapılacak millî ayaklanmanın plân ve programını göstermiştir.


    Yapılan çalışmalar ve Urfa'da yeniden oluşturulan birlik, bu birliğin verdiği güç ile Ali Saip millî ayaklanma gününü de arkadaşlarıyla kararlaştırmış ve neticeyi Mustafa Kemal Paşa'ya bildirmiştir. Fakat bilindiği gibi, Fransızların tazyiki ile Ali Saip de Urfa1 dan ayrılmak zorunda kalmış ve 15 Ocak 1920'de yapılması plânlanan ayaklanma gerçekleştirilememiştir. 23 günlük gecikmeden sonra, 8/9 Şubat gecesi millî kuvvetler Urfa'ya girebilmiştir.


    Kuva-yı Millîye'nin Urfa'ya girişinden sonra ancak Müdafaa-yı Hukuk açıkça ilân edilmiş ve bir komisyon oluşturularak Kuva-yı Millîye'nin iaşesinin sağlanması kararlaştırılmıştır. Urfa Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti idare ve iaşe kurulları oluşturularak, para toplanmaya başlandı. Kurullara şu kişiler seçilmişti: Belediye Reisi Hacıkâmilzâde Hacı Mustafa Bey, Barutçu Hacı İmam Bey, Hacıreşitkâmilzâde Eski Müftü Şeyh Müslüm Efendi, Güllüzâde Osman Bey, Bedirağazâde Halil Ağa, Binbaşızâde Halil Bey, Güllüzâde Hacı İbrahim Bey, Mollazâde Mahmut Bey, Hacı Esat Bey, Hacısaitpaşazâde Ali Ağa, Şeyho Ramazan Ağa, Mahmutağazâde Mustafa Ağa, Arabizâde Reşit Efendi, İmam Nebo Efendi, Ali Şelli Ağa, Müstantik Urfalı Nurettin Bey.


    2. Urfa ve Çevresinin İşgaline Tepkiler


    İşgallerle birlikte Urfa ve Urfalıların cesaret, azim, fedakârlık, mücadele ve vatanseverliği, milletimizce büyük bir takdir ve alâka ile takip edilmiştir. Urfa ve yöresinin işgali, birvücut olan bütün Anadolu'da hissedilmiş; çeşitli şehir, kuruluş ve kişilerce işgal hareketleri, nefret ve şiddetle protesto edilerek kınanmıştır.


    Mustafa Kemal Paşa ve Temsil Heyeti'nin Tepkileri

    İstanbul Hükümeti, Urfa ve diğer Güney Anadolu illerinde meydana gelen olaylardan ve işgallerden pek etkilenmiyordu. Temsil Heyeti ve onun başkanı olan Mustafa Kemal Paşa ise, buralarda cereyan eden hâdiseleri dikkatle takip ediyor; bir yandan İtilâf Devletlerinin tutumlarını protesto ederken, bir yandan da yöredeki ilgilileri direktifler vermek sureliyle yönlendirmeye ve tehliaaae karşı harekete geçirmeye çalışıyordu. Temsil Heyeti, daha İngilizler yöreyi Fransızlara devretmeden ünce, "Urfa, Antep ve Maraş'ı Fransızlar'a işgal ettirmemek ve işgal etseler bile barındırmamak için icabeden her türlü tedbirlere, hemen başvurulacaktır" yollu kararını alıp, ilgililere duyurmakla, kesin tavrını ortaya koymuş bulunuyordu




  3. Dr Zeynep
    Bayan Üye
    "Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti'nin bu işgallere karşı topyekün savunma ve mukavemet esasım kabul etmiş olmakla birlikte, bu meseleye bigâne kalamıyacağı ve sözü edilen mevkiler halkının önce ciddî şekilde bunu protesto edeceği; protestolara Fransızlar tarafından ehemmiyet verilmediği takdirde, milletin bütün mevcudiyetiyle Fransız işgal kuvvetlerine karşı fiilî olarak kendini müdafaya selâhiyatdar addedecektir" diyen Mustafa Kemal Paşa, bu kararı Anadolu'daki bütün Müdafaa-yı Hukuk şubelerine duyurmuştur.



    Mustafa Kemal Paşa, 19 Kasım 1919 tarihinde de, "Anadolu ve Rümeli Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi nâmına" kendi imzasıyla uzun bir protesto beyannâmesini basına vermiş ve bu bildiri gazetelerde neşredilmiştir. Bu bildiride Mustafa Kemal Paşa özetle, mütareke hükümlerine aykırı olarak Urfa ve diğer güney illerinin, bu defa da Fransızlar tarafından haksızca işgal edildiğini; itilâf Devletlerinin, milletimizi vatanımızın en güzel parçalarından mahrum bırakmak niyetinde olduklarını; vatanımızın bedeninden koparılacak parçalarla, kendilerine menfaat sağlamak istediklerini; milletimizin bölünme, parçalanma ve esarete razı olmaktansa, meşru haklarını bütün varlığıyla, azimle savunacağını; Ermenileri siyasî parlarına âlet edenlerin, bu güne kadar yapmış ve yapmakta oldukları haksız muameleleri şiddetle protesto ettiğini bildirmiştir. Urfa Mutasarrıflığı'na gönderdiği 28 Kasım 1919 tarihli talimatında da, "Gayemiz, vatanın kurtulmasıdır Mütareaaae ve milletlerrarası hukuka aykırı en ufak hareketi bile protesto etmekten çekinmeyiniz. Milli teşkilâtı kuvvetlendirmeğe hizmet ediniz" demiştir.



    Mustafa Kemal Pasa bir başka direktifinde de, gerilla harbinin nasıl yapılacağına ilişkin şu talimatı vermiştir. "Fransızlar aleyhine Kuvva-i Millîye'nin harekâtına, her yerde fiilen cevap vermek mecburiyetindeyiz Kıyam (millî ayaklanma), peyder pey tayin olunacaktır. Birinci devre Urfa millî ayaklanmasıdır (hareketidir). Bu devrede çeşitli cephelerin vazife, maksat ve hareket tarzları, aşağıda belirtilmiştir" diyerek, ilk hareketin Urfa'da başlatılmasını hedeflemiştir. Nitekim, 13. Kolordu Komutanlığı'na da Urfa'daki millî mücadeleye katkıda bulunulması için gerekli direktifleri vermiş ve Urfa millî mücadelesine katkıyı sağlamıştır.

    Urfa ve Havalisinden Tepkiler

    İşgaller üzerine Urfa'daki aşiret reislerinden bazıları, Osmanlı İçişleri Bakanlığı'na gönderdikleri bir telgrafta, Urfa'nın, Selçuklulardan beri Türk vatanı olduğunu, camileri ve medreseleriyle bir Osmanlı memleketi olan bu beldenin, bundan sonra da Osmanlı Devleti'ne bağlı kalacağını bildirmişlerdir. Urfa şehir merkezinden gönderilen bir başka telgrafta da, Ermenilerin durumuna dikkat çekilerek, "Ermenilerin, Urfa'da dükkânlarını kapatıp evlerine çekilmelerinin, işgali kolaylaştırmak ve haklı göstermek için düzenlenen bir oyun olduğu" şeklinde değerlendirilmiştir.


    Ras'ul'ayn'de, Fransız üniforması altında Ermeni askerlerinin trenle gelmesi üzerine, 500 kadar halk süvari ve piyade olarak, hükümet binası önünde toplanmış; devlete bağlı olduklarım ve son nefeslerine kadar fedâyi can etme pahasına da olsa esareti kabul etmeyeceklerini belirtmişlerdir. Bu topluluğun, kırmızı zemin üzerine "Nasrun min Altahî ve Fethûn Karibun" (Allahın yardımı ve fetih yakındır) yazılı bir bayrak taşıdığı görülmüştür.

    Siverek'ten de, işgali kınayan telgraflar çekilmiştir. İzoli Aşireti Reisi Hacı Kaya Bey de gönderdiği bir telgrafta, işgalleri kınadığını belirttikten sonra telgrafını. "Yaşamak için ölmeğe karar verdik" diyerek tamamlamıştır.

    Millî Mücadele Basınının Tepkileri

    Anadolu basını da, işgaller karşısında suskun durmamış ve o günün imkânları nisbetinde, üzerine düşeni yapmaya çalışmıştır. Erzurum'da yayımlanan haftalık Albayrak gazetesi, 20 Ekim 1919 tarihindeki bir yorumunda, ". Toros Dağlar'ın güneyinde taşıyla, toprağıyla, kanıyla ve herşeyi ile Türk olan mübarek yurtlarımızdan biri de Urfa'dır. Bu sancağın ruhu o kadar millîdir ki, türküleri ve mayaları okunduğunda, bütün Anadolu Türk'ünün ruhunda derin heyecanlar, bediî hazlar husûle gelir" demekte ve onu izleyen günlerde bir başka sayısında da, başladığı "Türk varlığından ayrılık kabul etmeyen vatan bucaklarından: İzmir, Adana, Maraş, Urfa, Antep" başlıklı seri ve haftalarca süren makalelerinde işgali protesto etmiş ve yermiştir. Albayrak gazetesinde bu günlerde "Albayrak" başlığı altında yer alan ve âdeta bir slogan hâline getirilen şu kısa şiir de çok manalıdır:




+ Yorum Gönder


urfanın işgali,  urfa işgali,  urfa direnişi