+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Cumhuriyet Tarihi Forumunda 1.dünya savaşı sonrasında fransa Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    1.dünya savaşı sonrasında fransa








    1.Dünya Savaşı Sonrasında Fransa

    1.dünya savaşı sonrasında fransA3.jpg
    Ocak 1915’ten itibaren, Fransa’daki Türk asıllı Osmanlı vatandaşları tutuklanıp toplama kamplarına gönderildiler. Bu sivil Türk esirleri 30 Ekim 1918’e kadar, La Chartrouse, Garaison ve Pontmain’deki toplama kamplarında yaşadılar.
    Arkadaşımız Ali Özuyar, bu sivil esir Türklerin öykülerini araştırdı
    Birinci Dünya Savaşı’nda Fransa, İngiltere ve Rusya’da yaşayan ‘İttifak Devletleri’ grubunun [Almanya, Osmanlı ve Avusturya-Macaristan imparatorlukları ile Bulgaristan] vatandaşları büyük bir tehdit altındaydı. Aynı tehdit, ‘İttifak Devletleri’ grubunun sınırları içinde yaşayan ‘İtilâf Devletleri’ vatandaşları için de geçerliydi. Ancak uygulama devletten devlete değişiyordu

    Savaş başladığında, önce İngiltere, ardından da Fransa ve Rusya, sınırları içinde yaşayan Alman, Osmanlı ve Avusturya-Macaristan uyruklu sivil yabancıları, ‘potansiyel’ casus olarak görüp, dikenli tellerin ardına hapsettiler.
    İlk sivil esir kampı, İngilizler tarafından kuruldu. Ardından Fransa ve Rusya da, ülkelerindeki ‘yabancı’ sivilleri ‘düşman’ sayarak, yaşam koşulları hiç de elverişli olmayan toplama kamplarında enterne etmeye başladılar.

    İtilâf Devletleri grubunun bu politikalarına ilk tepki, Almanya’dan geldi: Almanya misilleme olarak, ülkesinde yaşayan yaklaşık beş bin İngiliz’i tutukladı ve Berlin yakınlarındaki ‘Ruhleben Sivil Esir Kampı’na yerleştirdi.
    İngiltere, Fransa ve Rusya’nın ‘yabancı düşmanlara karşı’ uyguladığı bu politikaya bire bir mukabele etmeyerek konuya daha esnek bir biçimde yaklaşan devletler ise, Avusturya-Macaristan ve Osmanlı imparatorlukları oldu.
    Her iki imparatorluk da, sınırları içinde yaşayan yabancılar için esir kampı, toplama kampı tarzı girişimlere baş vurmadı. Ancak söz konusu yabancıları gözetim altında tutarak, kendilerinden, bulundukları yerleri terk etmemelerini istedi. Şüpheli gördüklerini ise, sürgüne gönderdi

    Savaş başladığında Fransa’da yaklaşık on bin; bazı kaynaklara göre de, sekiz bin Osmanlı vatandaşı bulunuyordu. Ermeni, Rum, Süryani, Yahudi ve Maruni asıllı Osmanlı vatandaşları, bunların büyük çoğunluğunu oluşturuyor.
    Türk kökenli Osmanlı vatandaşları ise azınlıktaydılar ve tehdit altında olanlar da, onlardı. Çünkü dönemin Fransız Hükümeti, Ermeni, Rum, Yahudi, Süryani ve Maruni asıllı Osmanlı vatandaşlarına; “kendi milliyetlerini ispat” ve ikamet ettikleri yerlerdeki tanınmış bir Fransız vatandaşından sertifika getirmek suretiyle, çalışma ve oturma izni veriyordu.
    1915’in ilk ayından itibaren, Fransa’daki Türk asıllı Osmanlı vatandaşları tutuklanmaya ve ardından da toplama kamplarına gönderilmeye başlandı. Bu sivil Türk esirleri; La Chartrouse, Garaison ve Pontmain’deki toplama kamplarına yerleştirildiler

    La Chartrouse kampı, Arles kenti civarında, Bouches-du-Rhône bölgesindeki Saliers’de kurulmuştu ve çok sonraları, II. Dünya Savaşı yıllarında, 1942 ilâ 1944 arasında, Vichy Fransa’sında bu toplama kampı, Fransız çingeneleri için de kullanıldı
    Pirene Dağları’ndaki [Hautes Pyrénées] Garaison kasabasında, eski ve büyük bir manastırda ve çevresinde kurulan Garaison Kampı’nda ise, daha çok Alman kökenli aileler interne edilmişti.
    Fransız devlet adamı Pierre Mendès France’ın savaş günlüklerinde de yer alacak olan bu toplama kampı, 1914 ilâ 1919 arasında, kesintisiz faaliyet halindeydi. Çok sonraları Nobel Barış Ödülü de alacak olan Afrika âşığı Dr. Albert Schweitzer de birkaç ayını Garaison’daki toplama kampında geçirecekti
    Enterne edilmiş sivil Osmanlı vatandaşı Türklerin büyük çoğunluğu, Pontmain’deki kamptaydı. Batı Loire bölgesinde, Mayenne Vadisi’nde yer alan Pontmain Kampı’ndaki sivil esirler, olumsuz kamp koşullarına rağmen İngiltere’dekilere esirlerden daha şanslıydılar. Çünkü en azından, aileleriyle birlikte enterne edilmişlerdi

    1917 Şubat’ında Fransa’daki sivil Türk esirlerin sayısı 324’e yükseldi. Osmanlı Arşivi’ndeki belgelere göre, Pontmain’deki kampta 150 Türk esirin yanı sıra, 2 evli Türk çifti ile 3 Türk ailesi bulunuyordu.
    Olumsuz kamp koşullarında, Türk esirlerini en çok zora sokan para idi. Dönemin Fransız Hükümeti, enterne edip her türlü özgürlüklerini ellerinden aldığı bu siviller için, herhangi bir ödemede bulunmuyordu.
    Pontmain Kampı’ndaki bu durum, Osmanlı basınında da yankılandı. Tanin gazetesi, “Fransa’daki Düvel-i Merkeziye Tebaası” başlığıyla Türk esirlerin içinde bulundukları sıkıntıları kamuoyuna duyurdu.

    Bu habere ilk tepki, Osmanlı topraklarındaki Fransız çıkarlarını ve Fransız vatandaşlarını himaye eden Felemenk Sefareti’nden geldi. Sefaret, gazetedeki haberin asılsız olduğunu öne sürerek Fransız Hükümeti’nin böyle bir şey yapmayacağını bir yazıyla Osmanlı Hariciye Nezareti’ne bildirdi Bu kamp da, 1914’ten 1920’ye kadar faaliyet gösterdi.
    Osmanlı Hükümeti Pontmain’de esir tutulan Osmanlı tebaası için, 1916 yılında İstanbul’daki ABD Sefareti aracılığıyla, esirlere dağıtılmak üzere, 12 bin 826 Fransız Frangı [50 bin Osmanlı Kuruşu] göndermiş; ancak bu miktarın tamamı esirlere dağıtılamamıştı.

    Amerika’nın 1917 yılında İtilâf Devletleri safında savaşa girmesi üzerine, iki ülke arasındaki ilişkiler kesildi. Dönemin Amerikan Hükümeti, sivil Türk esirlere yardım için gönderilen ve elinde kalan paranın [7 bin 541 Fransız Frangı] yarısını İspanya Sefareti’ne devretti. İspanya Sefareti aracılığıyla da, Pontmain’deki sivil Türk esirlerine aylık bağlandı.
    Buna göre, tek başına olan sivillere 10, eşiyle birlikte bulunanlara 20 ve kamptaki üç aileye de 30’ar Frank aylık bağlandı.

    Savaşın son yılında, Pontmain Kampı’ndan ülkelerine dönen iki Avusturya vatandaşının Viyana’daki Osmanlı Elçiliği’ne gönderdikleri mektuplarda da, “Müslüman-Türk esirlerin sefalet ve ihtiyaç içinde bulunduklarından” bahsedilerek, “insanlık dışı ve tahammülü imkansız” davranışlarla karşılaşan Fransa’daki bu esirlerin durumlarının iyileştirilmesi gerektiğinden söz ediliyordu.
    Bu tür bilgiler doğrultusunda harekete geçen Osmanlı Hariciye Nezareti de, bütçesinden para ayıramadığından, daha önceleri Meclis-i Vükelâ’nın almış olduğu karar uygulandı. Harbiye Nezareti ve seferberlik bütçesinden, Pontmain’deki sivil Türk esirlerine para yardımı yapıldı








  2. Zahra
    Üye





    Fransa Birinci Dünya savaşından önce Almanyanın varlığından çok korkmaktaydı çünkü Almanya güçlüydü ve Fransayı istediği takdirde hemen ele geçirebilirdi. Ancak Fransa Devriminden sonra yönetimi ele geçiren Napolyon, ülkeyi güçlü bir Sömürge devleti haline getirmiştir.




+ Yorum Gönder