+ Yorum Gönder
Tarih Arşivi ve Cumhuriyet Tarihi Forumunda Atatürk zamanında yasaklanan yayınlar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Atatürk zamanında yasaklanan yayınlar








    Atatürk zamanında yasaklanan yayınlar

    Atatürk zamanında yasaklanan yayınlar hakkında bilgi


    Siyasal ve sosyal hayatta önemli bir fonksiyona sahip olan basının yasama, yürütme ve yargı sonrası dördüncü kuvvet olarak algılandığı bilinmektedir. Osmanlı Devleti’nin gündemine girmesi batılı ülkelere nazaran biraz geç olarak gerçekleşmiştir. Bunun çeşitli sebepleri olmakla birlikte matbaanın geç gelişinin rolünün büyük olduğu söylenebilir. Okuma yazma oranının düşük olması da bu gecikmeyi pekiştiren bir diğer faktördür. Türkiye’de ilk gazete Fransızca olarak İzmir’de yayınlanmış ve bunu aynı şehirde çıkan diğer Fransızca gazeteler takip etmiştir.(Ertuğ: s.174) İlk Türkçe-Arapça gazete 1828’de Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa tarafından Vakay-i Mısriyye adıyla çıkarılmıştır. Daha çok resmi bildirileri, yasal uygulamaları ve Mehmet Ali Paşa’nın kendi çalışmalarını yansıtmaya yönelik bir yayındır.(Koloğlu: s.69)
    İlk Türkçe gazete olma özelliğine sahip olan Takvim-i Vekayi’nin çıkışı, (Koloğlu: 1981) Avrupa’da yayınlanan ilk süreli yayından tam olarak 200 yıl sonra gerçekleşmiştir. Resmi bir yayın organı olan gazete, kamuoyu oluşturmanın yanı sıra bir tarih belgesi olarak düşünülmüştür. Gazete Osmanlı Devleti’nin etnik yapısı ve dış çevreleri etkileme ihtiyacı nedeniyle Türkçe’den başka Fransızca, Rumca, Ermenice, Arapça ve Farsça olarak yayınlanmıştır.
    Atatürk zamanında yasaklanan yayınlar.jpg

    (Ertuğ: 1970, s.153)
    Takvim-i Vekayi 1840’a kadar basın hayatında yalnızlığını sürdürmüş, bu tarihte Ceride-i Havadis çıkmaya başlamıştır. Her iki gazete Tanzimat dönemi yönetici ve düşünür kadrosunu olumlu yönde etkilemiştir.(Oral: 1967, s.77-79) Devletin kontrolü altında olan ve hükümeti eleştirmeleri dahi söz konusu olmayan bu gazetelerden sonra özel girişimle Şinasi ve Agah Efendi tarafından 1860 yılında Tercüman-ı Ahval çıkarılmıştır. Bu gazete ötekilerden farklı olarak bir övgü gazetesi değil, düşünce ve tartışma gazetesi olduğunu vurgulamış ve halka yönelme amacını belirtmiştir.(Koloğlu: s.79) Tercüman-ı Ahval’in yirmi beşinci sayısından sonra gazeteden ayrılan Şinasi 1861’de Tasvir-i Efkar’ı kurmuştur.
    Tanzimat dönemi basını olarak adlandırılan bu dönemin tipik özelliği siyasal ve sosyal konularda yazı yazabilecek yazar kadrosunun edebiyatçılardan oluşmasıdır. Aydınları, ülkenin içinde bulunduğu siyasal koşullar ve özgürlüklerin kısıtlanması gazete

    yöneltmiş, buna paralel olarak da gazeteler edebiyatın egemenliği altında yayınlanmıştır. Türkiye’de basın edebiyatın egemenliğinden kurtulurken, batıda teknolojik gelişmelerin hayata geçirilmesi ile birlikte basına ilim ve edebiyat hakim olmuştur.(İnuğur:1978, s.236)
    Şinasi ile birlikte basında özgürlüklerin dile getirilmesi ve yönetime ilişki eleştiriler basına yönelik düzenlemeleri de beraberinde getirmiştir. 1864 yılında Fransız Basın Yasasından çevrilen Matbuat Nizamnamesi (Balkanlı: 1951,s.23) gazete çıkarma işini kurallara bağlamış, basın suçları ile bunlara verilecek cezalar belirlenmiştir.(Kabacalı:1999, s.17-18)
    1860’lı yıllarda basın Tercüman-ı Ahval ve Tasvir-i Efkar’ın açtığı yolda önemli ölçüde dinamizm kazanmış ve dergiler dahil olmak üzere pek çok süreli yayın, basın hayatına girmiştir. Basın hayatının zenginleşmesinde artan özgürlük taleplerinin dile getirilmesi etkili olmuştur. Bu dönemde Yeni Osmanlılar Hürriyet ve Muhbir başta olmak üzere fikirlerinin yaymak amacıyla pek çok gazete çıkarmışlardır.(Jeltyakov: 1979, s.65-83) 1868’de Terakki, 1869’da Mümeyyiz, 1870’de Basiret, İbret, Asır, Memalik-i Mahsusa, Hakayık’ul Vakayi, Hulasatü’l Efkar, Diyojen gibi gazete ve dergiler yayınlanmıştır.(Nüzhet:1931) Basın hayatında çeşitliliğin artması üzerine basının üzerindeki denetim de artmıştır. 27 Mart 1867 tarihli Ali Kararnamesi ile İstanbul’da yayınlanan gazeteleri kontrol altına alan ve iktidara gazete kapatma yetkisi veren bir dönem başlamıştır. Yine 1876 Kanunu Esasi’sinin “Matbuat kanun dairesinde serbesttir” hükmüne rağmen kısa süren parlamentoya dayalı hayat sonrası II. Abdülhamit’in istibdat yönetimi ile basın üzerinde daha baskıcı bir dönem başlamıştır.1 Bu yeni döneme bağlı olarak ülke içerisinde faaliyet yürütmenin güçlüğü basının önde gelen kalemlerini yurt dışına kaçarak davalarını oralarda sürdürmeye sevk etmiştir.(Gevgilili: 1983, s.205-206)
    İkinci Meşrutiyet’in ilanıyla doğan hürriyet atmosferi nedeniyle basında sansür kaldırılmış, bu da uzun süre görüşlerini rahatça dile getiremeyen basında adeta bir patlamaya yol açmıştır. Gazete tirajları on binlerin üzerine çıkmış, İstanbul’da dört adet günlük gazete bulunurken, dergi ve gazete sayısı ilk üç yılda 500’lere varmıştır.(Karpat: 1964) Bu özgür ortam 31 Mart ayaklanması sonrasında çıkarılan 1909 Matbuat Kanununa kadar devam etmiştir. Yeni Matbuat Kanunu cevap hakkı gibi nispeten liberal hükümler içeren bir kanun olmakla birlikte zamanla Osmanlı Devleti’ni sarsan siyasi buhranlar nedeniyle değişikliğe uğramış ve diğer alanlarda örneğin yasama yürütme ilişkisi yürütme lehine bozulmuş,








  2. Acil

    Atatürk zamanında yasaklanan yayınlar isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder