+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda Atatürkün insan sevgisini anlatan hikayeler ve anılar Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Atatürkün insan sevgisini anlatan hikayeler ve anılar








    atatürkün insan sevgisini anlatan hikayeler yada anılar







  2. Mine
    Devamlı Üye





    atatürkün insan sevgisini anlatan hikayeler ve anılar

    “Ben İnsan Değil miyim?”
    Atatürkün İnsan Sevgisini Anlatan Anısı
    Yıl 1922. 14 Ocak gece yarısı. Mustafa Kemal’in özel treni Eskişehir’e doğru gidiyor. Bu yolculuk bir kamuoyu yolculuğu olacak ve Gazi savaş sonrası Anadolu’sunda bazı şehirlerin nabzını yoklaya yoklaya İzmir’e gidip annesini görecek. Ve Latife’yi.

    Ama o gece çok sıkıntısı var Mustafa Kemal’in ve bir türlü uyku tutturamıyor.

    Ali Çavuş kompartımanın kapısı önünde sigara üstüne sigara içiyor. Kapıya dayanmış karanlığı seyreder ken bir yandan da kendi kendine mırıldanıp duruyor.

    “Bu işin bu kadar çabuk oluvereceğini hiç düşünmedim.

    İşte sonunda şifreli telgraf geldi. Zübeyde anamızı yitirdik. Peki ne duruyorum. İçeri girip onu uyandırmalıyım. Ama işe bak giremiyorum. Kıyamıyorum paşama. Nasıl derim ki: ‘Anamız öldü paşam!’ diyemem. Onun yüreği anası için atar. Hep söyler. Vatanı kurtarmakla anasını kurtarmak aynı anlama gelir onun için. Kapıyı açsam telgrafı uzatsam ‘Paşam sen sağ ol’ desem ‘Eyvah demez mi?’ ‘Koca vatanı kurtardım ama anamı kurtaramadım demez mi?"

    Ali Çavuş anlattığına göre birden yerinden sıçramış. İçeriden bir ses geliyor. Mustafa Kemal sesleniyor.

    Çavuş kompartıman kapısını açıp selam duruyor:

    “Emret Paşam”.

    Mustafa Kemal yatağa oturmuş soruyor telaş ile:

    “Ne demeye kapıda bekliyorsun sen?”

    “Uyku tutturamadım da Paşam”

    “Annemden bir haber var mı?”

    “Az önce bir telgraf geldi dediler şifreyi çözünce size sunacaklar.”

    “Boşuna kıvranma Ali benden de saklamaya çalışma. Ben haberi aldım.”

    Ali Çavuş bir şey yokmuş gibi durmaya çalışıyor ve merakla soruyor:

    “Ne olan ne haber aldın ki paşam? Hayır haber inşallah.”

    Mustafa Kemal usul usul anlatıyor.

    “Az önce dalmışım rüyamda yeşil bir ovada anamla el ele geziniyorduk. Hep olduğu gibi bana birşeyler anlatıyordu. Birden bir fırtına çıktı. Bir sel bastırdı anamızı aldı ***ürdü. Hiçbir şey yapamadım. Hiç hiç!..”

    Çavuşu bir titremedir almıştı. Derken.. Mustafa Kemal emri verdi:

    “Çocuk! Al getir şu telgrafı hemen!”

    Ali Çavuş kompartımandan çıkar çıkmaz çözümü getiren görevliyle karşılaştı.

    “Ver onu” dedi. “Paşamız bekliyor.”

    Kağıdı aldı içeri girdi selam durdu ve: “Sen sağol paşam” dedi.

    “Millet sağ olsun.”

    Gözünden iri bir damla göz yaşı akıvermişti. Çavuş “Ağlama paşam” diye yalvardı.

    “Neden? Ben insan değil miyim? Anam öldü. Ben buna ağlarım. Ama Anavatan kurtuldu. Bununla da te selli bulurum. Benim için ikisi bir.”

    İşte ben bunun için:

    ‘Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini’ diye cevap vermedim mi Namık Kemal’e? Birden Mustafa Kemal ile Ali Çavuş birbirlerine sarıldılar ve açık açık hıçkırıklarla içli içli ağlıyorlardı.


    ..




  3. Ziyaretçi
    lütfen ekleyin ben sizden şiir istedim özdeyiş veya söz istemedim




  4. Ziyaretçi
    Atatürk Çocuk Olmuş Şiiri

    Çocuk Bayramı'nda
    Gelmiş katılmış aramıza,
    Atatürk çocuk olmuş bakın:
    Sallanıyor salıncakta!

    Gülüyor gözlerinin içi,
    Gülüyor,
    Gökler, denizler kadar mavi
    Diyor ki: "Çocuklar, ben verdim size
    Bayramların en güzelini"

    "Dilerim, yurdumun çocukları,
    Tüm çocukları dünyanın
    Gülüp oynasınlar bugünkü gibi;
    Acıda, sevinçte kardeş olsunlar
    Çınlasın yeryüzünde barış türküleri"

    Aziz SİVASLIOĞLU

  5. Ziyaretçi
    ben anı istiyorum ama kısa olsun kitaba sığmıyor

  6. Ziyaretçi
    KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR

    Bir gece beraber oturuyorduk. Yanımızda Siirt milletvekili Mahmut Soydan, şimdiki Macaristan elçimiz Ruşen Eşref Onaydın, bir de Soysallı vardı. Atatürk, ertesi günü Büyük Millet Meclisi'nde okuyacağı söylevi hazırlıyordu. Mahmut'la Ruşen Eşref not tutuyorlardı. Atatürk ara sıra bana da, "Ne dersin?" diye soruyordu. Ben ne diyebilirim? Hiç Sonra Atatürk bana döndü ve dedi ki:

    - Bu memleketin efendisi kimdir?

    Düşündüm. Karşılığı o verdi:
    - Türk köylüsüdür, dedi. Ve devam etti:

    - Türk köylüsü "Efendi" yerine getirilmedikçe memleket ve millet yükselmez!

  7. Forumacil
    Devamlı Üye
    İNSAN SEVGİSİ

    (ATATÜRK’ÜN ANILARI)



    Devlet Bürokrasisi Cumhuriyetin ilanından sonra idi. Karadeniz’de bir gezintiye çıkmıştı. Kendisine eşlik edenler arasında bulunuyordum. Rize’ye geldik. Yolların düzgünlüğü ilgisini çekmişti. Valiye:



    "Yollarınızı nasıl bu hale getirebildiniz?" diye sordu.



    Vali de anlattı; yakın köylüleri jandarmalarla toplattırmış ve yol onarımında çalıştırmış.



    Atanın kaşları çatıldı. Oldukça (bilgi yelpazesi.net) sert bir dille:



    "Vali Bey" dedi. " Corvee nedir bilir misin? Öyle ise ben söyleyeyim: Angarya demektir. Ve şu anda bilmeniz lazım ki, kanunsuz hiçbir vatandaşı işten alıkoyamaz, onu çalışmaya zorlayamazsınız. Cumhuriyette angarya diye bir şey yoktur."

  8. Ziyaretçi
    Atatürk, kendi milletini ve bütün insanları samimî duygularla seven, iyi kalpli bir insandı Bütün milletleri bir vücut, her milleti de bu vücudun bir organı olarak görürdü Dünyanın herhangi bir yerinde bir rahatsızlık varsa ilgisiz kalamazdı “İnsanları mesut edecek tek vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamaya yarayan hareket ve enerjidir” derken insanlar için ne kadar iyi duygular beslediğini açıklıyordu
    Atatürk, çocukları ve gençleri çok sever, onların en iyi şartlarda yetişip yükselmesini isterdi Çünkü bir milletin ancak iyi nesiller yetiştirebilirse yükseleceği düşüncesini taşıyordu
    Atatürk, insanlara değer vermiş, insanlığın hizmetinde çalışmayı amaç edinmiştir Romanya dışişleri bakanı ile yaptığı bir konuşmada insanlık ailesinin yerini ve değerini şu sözlerle belirtmiştir: “İnsan, mensup olduğu milletin varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar, bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli ve kendi milletinin mutluluğuna ne kadar kıymet veriyorsa, bütün dünya milletlerinin mutluluğuna hizmet etmeye elinden geldiği kadar çalışmalıdır Bütün akıllı adamlar takdir ederler ki bu yolda çalışmakla hiçbir şey kaybedilmez Çünkü dünya milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu temine çalışmak demektir”
    Atatürk, barışa önem veren bir liderdi Ona göre barışın bozulmasından bütün dünya ülkeleriıstırap duymalıydı Anlaşmazlıkların ortadan kalkması, insanlığın başlıca dileği olmalıydı Dünyada yalnızca sevgi egemen olmalıydı Atatürk’ün bu sevgi anlayışının nedeni insana duyduğu saygıdır Onun “Yurttasulh, cihanda sulh” sözü barış idealinin simgesi hâline gelmiştir

  9. Ziyaretçi
    sınıftaki ödevimi yapamayacağım biraz kısa olsaydı ne olurdu düzeltin lütfen

  10. Ziyaretçi
    Atatürkün insan sevgisini anlatan yazı



    Atatürk, kendi milletini ve bütün insanları samimî duygularla seven, iyi kalpli bir insandı. Bütün milletleri bir vücut, her milleti de bu vücudun bir organı olarak görürdü. Dünyanın herhangi bir yerinde bir rahatsızlık varsa ilgisiz kalamazdı. "İnsanları mesut edecek tek vasıta, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamaya yarayan hareket ve enerjidir" derken insanlar için ne kadar iyi duygular beslediğini açıklıyordu.

    Atatürk, çocukları ve gençleri çok sever, onların en iyi şartlarda yetişip yükselmesini isterdi. Çünkü bir milletin ancak iyi nesiller yetiştirebilirse yükseleceği düşüncesini taşıyordu.

    Atatürk, insanlara değer vermiş, insanlığın hizmetinde çalışmayı amaç edinmiştir. Romanya dışişleri bakanı ile yaptığı bir konuşmada insanlık ailesinin yerini ve değerini şu sözlerle belirtmiştir: "İnsan, mensup olduğu milletin varlığını ve mutluluğunu düşündüğü kadar, bütün dünya milletlerinin huzur ve refahını düşünmeli ve kendi milletinin mutluluğuna ne kadar kıymet veriyorsa, bütün dünya milletlerinin mutluluğuna hizmet etmeye elinden geldiği kadar çalışmalıdır. Bütün akıllı adamlar takdir ederler ki bu yolda çalışmakla hiçbir şey kaybedilmez. Çünkü dünya milletlerinin mutluluğuna çalışmak, diğer bir yoldan kendi huzur ve mutluluğunu temine çalışmak demektir"

    Atatürk, barışa önem veren bir liderdi. Ona göre barışın bozulmasından bütün dünya ülkeleri ıstırap duymalıydı. Anlaşmazlıkların ortadan kalkması, insanlığın başlıca dileği olmalıydı. Dünyada yalnızca sevgi egemen olmalıydı. Atatürk'ün bu sevgi anlayışının nedeni insana duyduğu saygıdır. Onun "Yurtta sulh, cihanda sulh" sözü barış idealinin simgesi hâline gelmiştir.


    alıntı

+ Yorum Gönder
1. Sayfa 12 SonuncuSonuncu


atatürkün insan sevgisini anlatan anı,  atatürkün insan sevgisi anıları,  atatürkün insan sevgisini anlatan anıları,  atatürkün insan sevgisi ile ilgili kısa anıları,  atatürkün insan sevgisi ile ilgili öykü,  insan sevgisi ile ilgili hikayeler