+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda Bildiğim tek şey hiçbirşey bilmediğimdir konusuyla ilgili kompozisyon Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Bildiğim tek şey hiçbirşey bilmediğimdir konusuyla ilgili kompozisyon








    bildiğim tek şey hiçbirşey bilmediğimdir konusuyla ilgili kompozisyon







  2. Asel
    Bayan Üye





    bildiğim tek şey hiçbirşey bilmediğimdir konusuyla ilgili kompozisyon

    Bildiğim Tek Şey Hiçbir Şey Bilmediğimdir Kompozisyon


    Sokrates’in “Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir” sözü üzerine okul hayatında herkes kompozisyon yazmıştır. Belki de tekrar tekrar yazmalıydılar, çünkü bu basit gibi görünen söz insan olmanın anlamına varabilecek bir potansiyel taşır. Dizgeler bütünseldir ve onun bir yerini anlayan örneğin bu cümlenin ifade ettiğini anlayan oradan ilerleyerek genel dizgeye de ulaşabilir. Bu sözü incelersek göreceğimiz bilginin sonsuzluğu, ancak buna karşın insanın bilgide kendini sonsuzca ilerletebileceğidir. Böyledir çünkü bilmediğini söylemek eksikliğini kabul etmekle birlikte, bu eksikliği kapatabileceğini de ifade eder. Günümüzde kabul edildiği gibi “bilmiyorum” demek umursamazlığı, bilmiyorum ve ilgilenmiyorum gibi bir anlamı taşımaz. Çağımızda bilmiyorum demek bir suçtur! Yetişkin bir birey hele iş hayatında asla bilmiyorum dememelidir! “Modern İnsan”ın kutsalı bilmediğini biliyor gibi göstermektir. Onun için önemli olan doğru olan; düzgün olan, ahlaki olan değil, durumu kurtarmaya yarayandır. Bu yaklaşımın öğrenme potansiyelini yok ettiğini farkına varmaz. Zaten bu birey için öğrenmek sınırlı anlaklarıyla belirledikleri hedefe ulaşmada gerekli olan verilerden oluşur. Bu hedefin dışında kalan bilgilerinin nasıl bir fayda sağlayacağını anlamaktan sığ olan yaklaşımıyla basit çıkarlarına hizmet etmeyen her bilgiyi anlamsız görür.
    “Modern İnsana” göre bilmediğini kabul etmek seni topluluk önünde küçük düşürür, onların gözünde topluluk zafiyet göstereni parçalamak için hazır bekleyen kurt sürüsünden oluşur. Oysa insan doğuştan zafiyetlerle doğar. Ailesini bakımına ihtiyaç duyar, doğaya karşı çaresizdir, genel olarak yardıma muhtaçtır. İnsan kendi türünün yardımlarıyla bütünleştikçe yükselir, onun en önemli özelliklerinden birisi toplumsallığı, sosyal varlığıdır. İnsanlık hayvanlardaki grup çalışmasını iletişim, kültürel, birikimsel vb. birçok anlamda en üst noktaya taşımıştır (hala hayvanlarınkinden daha ilkel tepkileri bu grup çalışması içerisinde gösterdikleri halde). Tarihimiz kolektif çalışmamızın tarihidir. Kolektif çalışmanın modernleşmesi bütün toplumu da beraberinde modernleştirir, bunu sanayi toplumunu hazırlayan önemli olgulardan biri olan iş bölümünün modernleşmesinde yaşandığını görebiliriz. Çalışma hem bilginin kullanıldığı ve yeni bilgelerin çıkarıldığı, somutta artı değeri oluşturan, bireysel olarak bireyi geliştiren, gerçekleştiren bir süreçtir. Bu süreç bireylerin birbirlerinin önüne geçmek için değil birbirlerinden faydalanarak birbirlerini geliştirmesi için vardır.
    İnsanlar özünde iyidir. İyidir, çünkü eğitimsiz halleriyle iyi oldukları için değil, medeniyeti ve kültürü oluşturabilecek usa sahip ve bu kültürü özümsedikçe iyi bireylere dönüşecekleri için öyledirler. İyiliğe giden bu yol ise ancak insan olarak insanlığa muhtaçlığı bilenler için açıktır. Kültürümüz ve usumuz toplumsallığımız içinde gelişirler ve gelişim bilmeyi isteyen bireyin ve bunu isteyebilmek için bilmediğini itiraf etmesiyle başlar. Bundan sonra kültürel insanın hedefi birlik içinde üretip, tüketip ve yaşabileceğimiz alanı sağlamak, bireyler olarak birbirimizi geliştirerek, toplumumuzun geliştireceğimiz düzene ulaşmaktır. İnsanca olanı budur, hayvanca olanı yaşadığımız dünyada bir de bu hayvanlığı övmek, gönüllü hayvanların insanlığa yaptığı büyük kötülüktür. Üretimde mevcut olan düzene biat eden, memnun olan ve savunan bu kadar insan varken, kapitalizmden ötesine ulaşmayı beklemek masaldır.




+ Yorum Gönder