+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda Herhangi bir yazarın veya şairin günlük örneği Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Herhangi bir yazarın veya şairin günlük örneği








    herhangi bir yazarın veya şairin günlük örnegi







  2. IŞILAY
    Devamlı Üye





    cevap herhangi bir yazarın veya şairin günlük örneği

    Cumhuriyet'ten bugüne doğru günlük yazarlarının beklendiğince çoğalmadığı görülüyor. Şairlerin değil de daha çok düzyazıyla uğraşanların Türk edebiyatında günlük tutmuş olduğunu saptamak mümkün. Bir öykücünün, Tomris Uyar'ın Gündökümleri adıyla yayımlanan günlükleri, hem niteliği hem niceliği düşünülünce, Türkçenin sayılı günlüklerinden biri olarak adlandırılmayı hak ediyor. Cemil Meriç'in iki cilt halinde yayımlanan Jurnal'i ise sadece Türkçede değil, dünya edebiyatında benzerine zor rastlanacak bir yapıt. Romancılardan ilk akla gelen, Oğuz Atay'ın Günlük'ü. Atay'ın hastalığı sürecinde kaleme getirdiği bu günlük daha çok kendi yapıtları üzerinden şekilleniyor. Şairlerden ise akla gelen, elbette, Cemal Süreya'nın Günler'i; tıpkı şiirleri gibi, dönüp dönüp okunacak bir kitap. Cahit Zarifoğlu'nun Yaşamak adlı, "Ne çok acı var." kült cümlesiyle başlayan günlüğü de Türkçenin benzersiz yapıtlarından biri olarak kalacak. İlhan Berk'in günlüğü El Yazılarına Vuruyor Güneş ise şairin unutulmaz düzyazı kitapları arasında yer alıyor. Hilmi Yavuz'un Geçmiş Yaz Defterleri, felsefe-edebiyat arasında, parçalı yazı'lardan oluşan ve edebiyatımızda türünün tek örneği olan bir günlük sayılabilir. Yavuz'un 30 defteri bulan öteki günlüklerinin yayımlanıp yayımlanmayacağını ise zaman gösterecek. Hulki Aktunç da defter dolusu günlük tutan gizli günlükçü şairlerden. Bunları yayımlamayacağını söylese de, bir ara, Kitaplık dergisinde yayımladığı Kediler Günlüğü'nden bir parça ile okurlarını umutlandırmıştı. Bir başka şair Turgut Uyar'ın günlükleri ise ne yazık ki kitap olarak yayımlanmadı. Sezai Karakoç'un gerçekten Kırmızı Horoz - Doğulu Bir Werther adlı bir günlüğü var mı? Güven Turan vakti gelince günlüklerini yayımlayacak mı? Zaman gösterecek.
    Adalet Ağaoğlu'nun 'dert dökme defterleri'
    Usta romancımız Adalet Ağaoğlu'nun geçtiğimiz haftalarda iki kitap halinde yayımlanan günlükleri, hem yayın dünyasındaki en 'taze' günlükler olması hem de yakın entelektüel tarihimize ışık tutması bakımından önem taşıyor. Damla Damla Günler başlığıyla yayımlanan eser, 1969 yılından, Adalet Ağaoğlu'nu TRT'den istifaya doğru götürecek 'karar zamanı'ndan başlıyor; 22 Temmuz 1996 tarihinde yazarın uğradığı 'trafik saldırısı'yla sona eriyor. Günlüğün ilk cildinde yazarın Ölüme Yatmak adlı romanını nasıl zihninde kurguladığını, 'karnında taşıdığını' okurken, bir yandan da entelektüel çevrelerde kimlerin cunta yanlısı olduğunu, hangi yazarların özgürlükçü bir tutum sergilediğini öğreniyoruz. Damla Damla Günler, Sevgi Soysal'dan Muhsin Ertuğrul'a, Orhan Kemal'den Behçet Necatigil'e kadar isimlerin yer aldığı bir yakın edebiyat tarihi resmigeçidi. Adalet Ağaoğlu'nun, kendi deyişiyle, bu 'dert dökme defterleri', tıpkı romanları gibi edebiyatımızın seçkin bir burcunda hep var olmayı sürdürecek.
    Oktay Akbal, Anılarda Görmek, Geçmişin Kuşları ve Yeryüzü Korkusu adlı üç günlüğünde öykülerindeki sıcak dünyayı yansıttığı kadar edebiyat dünyasına dair birçok anekdot da aktarıyordu. Muzaffer Buyrukçu'nun uzun günlükleri içinse 'anekdot günlükçülüğü' demek daha yerinde olur. Fethi Naci'nin eleştiri günlükleri, Türkçede başka örneği olmayan yapıtlardır. Naci'nin günlüklerini okurken kuram bilgisinin yanında edebiyat lezzeti ve yaşanmışlığın sıcaklığını da buluyor insan. Memet Fuat'ın son yıllarını anlattığı günlüklerinin hayatı boyunca tutulmuş olması, kuşkusuz, edebiyatımız için büyük kazanç olurdu.
    Günlük, yayımlanmak için mi yazılır? Yazanın kendini temize çıkarma çabası mıdır yoksa bir iç döküş mü? Kişi, günlük yazarken ne kertede içten olabilir?
    Bu soruların, yazılmış günlükler kadar çok cevabı var. Ne olursa olsun, günlük bir edebiyat türüdür. Sabır işidir. Yaşanmışlığın tadı kadar gündeliğin ayrıntılarıyla da güzelleşir günlükler. Kimisi, içtiği çayı yazar günlüğüne, bu bile güzeldir. Çünkü bir yazardır o çayı içen. Günlüğün olduğu yerde herkes sustuğundan, yazan devleşir. Bazen de bütün çaresizliğiyle okurunun karşısındadır. Salâh Birsel, günlüklerinden birinde, "Ölmeden bu günlük güzelleşmiş olamaz." yazmıştı. Günlük tutmak, işte bu duygudadır. Günlük, gelecekte bir gün en çok okunan tür olabilir mi? Bir şey söylemek zor. Ancak günlüklerin, edebiyat var oldukça yaşayacağı kuşku götürmez. Çünkü edebiyat, ayrıntı demektir.
    "Her gün not tutun; açık, okunaklı. Tarih atmayı da unutmayın. Hayatımın günlüğünü günü gününe tutmuş olsaydım, şimdilerde bir Larousse sözlüğü olurdu elimde. Duyulmuş, derlenmiş bir kelime, yeniden karşılaşılan bir dünyadır. Ah, neler yitiriyoruz! Bütün o yitirdiğimiz incileri düşünün! Hayatınızın günlüğünü yazın!"Max Jacob, Genç Bir Şaire Öğütler, çev. Salâh Birsel




+ Yorum Gönder