+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda Hürriyet kasidesinin açıklaması Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Hürriyet kasidesinin açıklaması








    hürriyet kasidesinin açıklaması







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    hürriyet kasidesinin açıklaması


    hürriyet kasidesi hakkında bilgi


    Namık Kemal'in en kuvvetli şiirlerinden biri olan Vatan / Hürriyet Kasidesi'nin asıl adı Beslet-i Osmaniyye ve Hamiyyet-i İnsaniyye'dir. Besâlet Kasidesi Kaside-i Besâlet diye de anılır.[1]

    1867 yılında Abdülaziz'in baskı yönetiminden kurtulmanın özlemini çeken bazı aydınlar "Genç Osmanlılar Cemiyeti"ni kurmuşlardı. Namık Kemal'in de içinde bulunduğu bu cemiyet "meşrutiyet"i gerçekleştirmek amacıyla çalışmaya başlamıştı. Ancak çok geçmeden Genç Osmanlılar Avrupa'ya kaçmak zorunda kalmışlar Fransa'ya gittikten bir süre sonra İngiltere'ye geçerek Londra'da "Hürriyet" gazetesini çıkarmışlar özlemlerini çektikleri düşünceleri İstanbul'da duyurmaya başlamışlardı.

    Namık Kemal'in aşağıda okuyacağınız "Hürriyet Kasidesi" onun "hükümet kapısı"ndan ayrıldığı ve Avrupa'ya gittiği dönemde yazılmış olabilir. Bu şiir bir bakıma yazıldığı dönemde Namık Kemal gibi aydınların öncülük ettiği çağdaş düşüncelerini anlatan bir şiir sayılır.

    Burada o güne kadar üzerinde çok az durulan "yurt" "yurtseverlik" "hürriyet" gibi kavramlarla birtakım "toplumla ilgili düşünceler" ve "kişisel erdemler" dile getiriliyor; Yurdun mutlu yarınları için "halka hizmet" ve "doğruluk" başta gelir. Millet için fedâkarlık erdemlerin en üstünüdür. Millî birlik ve düşünce hürriyeti ile bütün güçlükler yenilebilir. Yüce yaratılışlı bir millet olarak da bunları daha kolay yapabiliriz.

    Kasidenin son beyitlerinde bu düşünceler yanında "hürriyet" ve "hürriyet"in değeri ile ilgili duygu ve düşünceler yer alıyor. Görülüyor ki bu kasidede eski kasidelerde olduğu gibi bir kişinin ve yapılan işlerin değil; "toplumsal ve kişisel erdemler"in "hürriyet"in övgüsü yapılmaktadır.

    Şiirin hemen her mısrasında yabancı kelime ve tamlamalara rastlıyoruz. Bunlardan "hâk-i vatan" "ittihad-ı kalb-i millet" "meydan-ı hamidiyyet" vb Tanzimat edebiyatının getirdiği yukarda sözü edilen düşünce ve kavramlarla ilgili sözlerdir.

    Şiirin bütünündeki söyleyiş ise kuru öğretici hikâye eden br söyleyiş değil; Namık Kemal'in yurtsever fedâkâr mert kişiliğine uyan coşkun bir hitâbet niteliğindedir.[2]
    Hürriyet Kasidesi

    Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün / Mefâîlün

    1. Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten
    Çekildik izzet ü ikbal ile bâb-ı hükûmetten

    1. Çağın yöneticilerini doğruluk ve güvenlikten uzaklaşmış görüp şerefle ve mutlulukla hükümet kapısından ayrıldık.

    2. Usanmaz kendini insan bilenler halka hizmetten
    Mürüvvet-mend olan mazlûma el çekmez iânetten

    2. Kendini insan bilenler halka hizmetten usanmaz; mert olanlar mazlûmlara yardımdan el çekmez.

    3. Hakîr olduysa millet şânına noksan gelir sanma
    Yere düşmekle cevher sâkıt olmaz kadr-ü kıymetten

    3. Millet hâkîr olduysa şânına noksan gelir sanma. Cevher yere düşmekle değerinden bir şey kaybetmez.

    4. Vücûdun kim hamir-i mâyesi hâk-i vatandandır
    Ne gâm râh-ı vatanda hak olursa cevr ü mihnetten

    4. Vücudun mayasının hamuru vatan toprağındandır. Vücut vatan yolunda aziyet ve sıkıntılardan toprak olursa (yani düşerse) ne gam!

    5. Muini zâlimin dünyada erbâb-ı denaettir
    Köpektir zevk alan sayyâd-ı bi-insâfa hizmetten

    5. Dünyada zâlimin yardımcısı alçaklardır. İnsafsız avcıya hizmet etmekten zevk alanlar köpektir.

    6. Hemen bir feyz-i bâkî terk eder bir zevk-i fânîye
    Hayatın kadrini âli bilenler hüsn-i şöhretten

    6. Hayatın değerini şöhretin güzelliğinden üstün tutanlar ile geçici zevklere ebedî feyiz tercih edilir.

    7. Nedendir halkta tul-i hayata bunca rağbetler
    Nedir insana bilmem menfaat hıfz-ı emanetten

    7. İnsanlarda hayatın uzamasına bunca düşkünlük nedendir; insan emaneti koruyacağı yerde ondan niçin menfaat bekler?

    8. Cihânda kendini her ferdden alçak görür ol kim
    Utanmaz kendi nefsinden de ar eyler melâmetten

    8. Kişi dünyada herkesten kendini alçak görür ayıplanmaktan kaçınır; fakat kendi nefsinden utanmaz.

    9. Felekten intikam almak demektir ehl-i idrâke
    Edip tezyid-i gayret müstefid olmak nedâmetten

    9. Akıllı ve bilinçli olanların yaptıklarından pişman olup çalışmalarını artırması ve bunlardan ders alması felekten intikam almak demektir.

    10. Durup ahkâm-ı nusret ittihâd-ı kalb-i millette
    Çıkar âsâr-ı rahmet ihtilaf-ı rey-i ümmetten

    10. Başarının üstünlüğün değeri milletin gönül birliğinde durur; koruma ve kollama eserleri ise ümmetin düşüncesinin çarpışması ile çıkar.

    11. Eder tedvîr-i âlem bir mekînin kuvve-i azmi
    Cihân titrer sebât-ı pây-ı erbâb-ı metânetten

    11. İktidar sahibi bir kişinin azim gücü dünyanın bir düzene girmesini sağlar; metanet sahibi kişilerin ayaklarını sağlam basması ile cihan titrer.

    12. Kaza her feyzini her lütfunu bir vakt için saklar
    Fütûr etme sakın milletteki za'f u betâetten

    12. Kader her feyzini her lütfunu bir zaman için saklar; milletteki gevşeklikten zayıflıktan sakın korkma!

    13. Değildir şîr-i der-zencire töhmet acz-i akdâmı
    Felekte baht utansın bi-nasib- erbâb-ı himmetten

    13. Zincire vurulmuş aslana ayaklarının güçsüzlüğü töhmet değildir; bu dünyada nasipsiz himmet sahiplerinden talih utansın.

    14. Ziya dûr ise evc-i rif'atinden iztırâridir
    hicâb etsin tabiat yerde kalmış kâbiliyetten

    14. Işık yüksekliğin doruğundan uzaksa çaresizliktendir; tabiat yerde sürünen kabiliyetten utansın.

    15. Biz ol nesl-i kerîm-i dûde-i Osmaniyânız kim
    Muhammerdir serâpâ mâyemiz hûn-ı hamiyetten

    16. Biz o Osmanlılar boyunun ulu soyundanız; mayamız bütünüyle şehadet kanıyla karılmıştır.

    16. Biz ol âl-i himem erbâb-ı cidd ü içtihâdız kim
    Cihangirâne bir devlet çıkardık bir aşiretten

    16. Biz o yüce hamiyetli çalışkan ve güçlü kişileriz ki bir küçük aşiretten dünyaya hükmeden bir devlet meydana getirdik.

    17. Biz ol ulvi-nihâdânız ki meydân-ı hamiyette
    Bize hâk-i mezar ehven gelir hâk-i mezelletten

    17. Biz o yüce yaratılışlı milletiz ki hamiyet meydanında ayaklar altında toprak olmaktan bize ölüm daha iyi gelir.

    18. Ne gâm pür âteş-i hevl olsa da gavgâ-yı hürriyet
    Kaçar mı merd olan bir cân için meydân-ı gayretten

    18. Hürriyet mücadelesi korkulu ateş olsa ne dert; yiğit olan bir insan gayret meydanından kaçar mı?

    19. Kemend-i can-güdâz-ı ejder-i kahr olsa cellâdın
    Müreccahtır yine bin kerre zencîr-i esâretten

    19. Cellâdın can yakan kemendi acımasız bir ejder bile olsa yine bin defa esaret zincirinden daha iyidir.

    20. Felek her türlü esbâb-ı cefasın toplasın gelsin
    Dönersem kahbeyim millet yolunda bir azîmetten

    21. Felek her türlü eziyet yollarını toplasın gelsin millet yolunda hizmetten dönersem kahpeyim.

    21. Anılsın mesleğimde çektiğim cevr ü meşakkatler
    Ki ednâ zevki aladır vezâretten sadâretten

    21. Bu yolda çektiğim acılar sıkıntılar anılsın; bunun en basit zevki bile vezirlikten sadrazamlıktan daha iyidir yücedir.

    22. Vatan bir bî-vefâ nâzende-i tannâza dönmüş kim
    Ayırmaz sâdıkân-ı Sadece Üyeler Linkleri ve Resimleri Görebilir ını âlâm-ı gurbetten

    22. Vatan bir vefasız alaycı sevgiliye dönmüş Sadece Üyeler Linkleri ve Resimleri Görebilir ına bağlı olanları gurbet acılarından ayırmıyor.

    23. Müberrâyım recâ vü havfden indimde âlidir
    Vazifem menfaatten hakkım agrâz-ı hükümetten

    23. Korkudan yalvarma yakarmadan uzağım; benim yanımda görevim menfaatimden hakkım hükûmetin kötü niyetlerinden daha üstündür.

    24. Civânmerdân-ı milletle hazer gavgâdan ye bidâd
    Erir şemşîr-i zulmün âteş-i hûn-i hamiyetten

    24. Ey adaletsiz milletin yiğitleriyle mücadeleden sakın; senin zulmünün kılıcı hamiyet kanının ateşi karşısında erir.

    25. Ne mümkün zulm ile bidâd ile imhâ-yı hürriyet
    Çalış idrâki kaldır muktedirsen âdemiyetten

    25. Zulümle cefâ ile hürriyeti yok etmek ne mümkün. Gücün varsa çalış insanlıktan anlayışı kaldır. (Yani insanda anlayış bulundukça hürriyet fikrini kafalarından silmek imkansızdır.)

    26. Gönülde cevher-i elmâsa benzer cevher-i gayret
    Ezilmez şiddet-i tazyikten te'sir-i sıkletten

    26. Gayret cevheri gönülde elmas cevherine benzer. Basıncın şiddeti ağırlığın tesiriyle ezilmez.

    27. Ne efsunkâr imişsin ah ey didâr-ı hürriyet
    Esîr-i Sadece Üyeler Linkleri ve Resimleri Görebilir ın olduk gerçi kurtulduk esâretten

    27. Ah ey hürriyetin güzel yüzü sen ne gözbağcıymışsın. Gerçi esirlikten kurtulduk (fakat) Sadece Üyeler Linkleri ve Resimleri Görebilir ının esiri olduk.

    28. Senindir şimdi cezb-i kalbe kudret setr-i hüsn etme
    Cemâlin ta ebed dûr olmasın enzâr-ı ümmetten

    28. Gönülleri çekmek kuvveti şimdi senindir (yani herkesin sevgilisi sensin) güzelliğini gizleme. Güzelliğin halkın bakışlarından sonuna kadar uzak olmasın.

    29. Ne yâr-ı cân imişsin ah ey ümmid-i istikbâl
    Cihanı sensin azad eyleyen bin ye's ü mihnetten

    29. Ah ey geleneğin ümidi ne candan sevgiliymişsin. Dünyayı bin (türlü) keder ve sıkıntıdan kurtaran sensin.

    30. Senindir devr-i devlet hükmünü dünyaya infâz et
    Hüdâ ikbâlini hıfzeylesin hür türlü âfetten

    30. Devlet devri senindir (yani mutluluk çağı gelmiştir) dünyaya sözünü geçir. Allah bahtlılığını her türlü felaketlerden korusun.

    31. Kilâb-ı zulme kaldı gezdiğin nâzende sahrâlar
    Uyan ey yâreli şîr-i jeyân bu hâb-ı gafletten [1]

    Ey yaralı kızgın aslan senin gezdiğin nazlı sahrâlar zulüm köpeklerine kaldı. Artık bu gaflet uykusundan uyan.




+ Yorum Gönder