+ Yorum Gönder
Gizliyara Güncel Konu Arşivi ve Ders Notları Forumunda Doğal seleksiyon nedir hakkında bilgi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Doğal seleksiyon nedir hakkında bilgi








    Doğal seleksiyon nedir hakkında bilgi







  2. Dr Zeynep
    Bayan Üye





    Doğal seleksiyon nedir hakkında bilgi

    Doğal Seleksiyon Nedir? Doğal Seleksiyon Hakkında, Doğal Seleksiyon Tanımı

    Doğal seleksiyonun en basit anlamı şudur: canlılar arasında güçlü olanlar yaşamlarını devam ettirebilirler, güçsüzler ise hemen yok olurlar. Bunu şöyle bir örnekle açıklayalım: Diyelim ki bir geyik sürüsü var ve bu geyik sürüsüne sık sık vahşi hayvanlar saldırıyorlar. Bu durumda geyikler hızla kaçacaklardır ve en hızlı koşan, en çevik geyikler kurtulacaklardır. Zaman içerisinde zayıf ve çelimsiz geyikler hep vahşi hayvanlar tarafından avlandıkları için tamamen ortadan kaybolacaklardır. Ortada sadece sağlıklı ve güçlü geyikler kalacaktır. Sonuç olarak geyik sürüsü bir süre sonra hep güçlü geyiklerden oluşacaktır.

    Buraya kadar anlatılanlar doğrudur. Fakat bunun evrimle hiçbir ilgisi yoktur. Ancak evrimciler derler ki, bu geyik sürüsü gelişe gelişe sonunda başka bir canlıya dönüşür; mesela zürafa olur. İŞTE BU YANLIŞTIR. Çünkü hiçbir geyik daha hızlı koştuğu için başka bir canlıya örneğin bir aslana veya bir zürafaya dönüşmez. Bu sadece masallarda olur.


    Hepiniz kurbağa prens masalını bilirsiniz. Bir masalda bir kurbağa prense dönüşebilir. Ama gerçek yaşamda bir geyiğin aslana veya başka bir canlıya dönüşmesi tabi ki imkansızdır. Ama evrimciler, koskoca sakallı profesörler olmalarına rağmen böyle bir masala inanırlar. Bu neye benzer biliyor musunuz? Kurbağa prens masalını dinleyen bir çocuğun ilk bulduğu kurbağayı öpüp prens olmasını beklemesine benzer.
    Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Doğal seleksiyon bir hayvan türünü (örneğin geyikleri) başka bir hayvan türüne (örneğin aslanlara, zürafalara) kesinlikle dönüştüremez. Sadece o türün örneğin geyik sürüsünün daha güçlü olmasına neden olabilir.





  3. Suskun Karizma
    Devamlı Üye
    Doğal seleksiyon ve doğal elenme arasındaki farklar


    Charles Darwin ortaya attığı evrim teorisini doğal seleksiyon mekanizmasına bağlamıştır denilebilir. Bu mekanizmaya verdiği önem kitabına; Türlerin Kökeni, Doğal Seleksiyon Yoluyla ismi vermesinden de açıkça anlaşılmaktadır.
    Doğal seleksiyon doğal seçme demektir. Doğadaki yaşam mücadelesi içinde, doğal şartlara uygun ve güçlü canlıların hayatta kalacağı, diğerlerinin eleneceği varsayımına dayanır. Bu varsayımının doğada canlılar arasında mücadele kadar dayanışmanın da var olduğu göz önüne alınmadan ortaya atıldığı açıktır.
    Darwin bu konuda Türlerin Kökeninde şunları yazmaktadır.
    -Burada görüyoruz ki insanın bir ırkı yöntemli olarak geliştirirken yaptığı gibi tek tek çiftler ayırmanın gereği yoktur. Doğal seçme bütün üstün bireyleri saklayarak ayıracak ve özgürce çaprazlanmaya bırakacaktır ve elverişsiz bütün bireyleri yok edecektir.
    ……………
    -Geleceğe şöyle kâhince bir göz atıp diyebiliriz ki her sınıfın büyük ve başat gruplarından olan çok yayılmış ve sık rastlanan türler sonunda üstün gelecek ve yeni başat türler türeteceklerdir.
    …………..
    -Doğal seleksiyon ise canlılar arasındaki sadece güçlünün yaşam hakkı kazandığı amansız bir yaşam savaşıdır.
    …………….
    -Canlılar devamlı bir yaşam savaşı vermekte, evrimleşmeyi yeterince başaramayan canlılar, başararak üstün duruma gelen canlılar tarafından elemine edilirler. Bu nedenle bu gün yaşayan türlerden çok azı nesillerini çok uzak geleceğe iletebilecektir.
    Darwin evrim teorisinde doğal seleksiyon mekanizmasını kurgularken Malthaus’un Nüfus isimli eserinden oldukça etkilenmiştir diyebiliriz.
    Malthaus adı geçen kitabında canlıların orantısız olarak çoğaldıklarından, Dünyanın belirli bir kapasitesinin olduğundan, canlıların belirli olan bu kapasitesinden yaralanmak için aralarında savaştıklarından, savaşı kazananların ancak yaşama hakkını kazanabildiklerinden bahseder.
    Nitekim Darwin ünlü kitabında:
    -Doğal seçme yaşama savaşının, oda büyük bir hızla çoğalmanın sonucudur diye yazmaktan kendini alamamıştır.
    Görüleceği gibi teoriye doğa sadece güçlü olanlara yaşam hakkı tanımakta, zayıf olanları elemine etmekte, bu elemine sonucunda canlılar zaman içinde güçlenip geliştiği sonuçta evrimleştiği ön görülmektedir. Bu gelişime insanlarda dahildir.
    Bu seçiş canlıların doğallığından olan yaşama ve üreme gayretlerinden kaynaklanmaktadır denilebilir. Bu seçişte bilinç söz konusu değildir. Çünkü evrim en baştan bir planlamayı yani bilinci ret eder. Fakat pek çok bilim insanı aynı fikirde değildir.

    ______

    Darwin’e göre canlılar hayatları boyunca müthiş bir yaşam mücadelesi içindedirler. Güçlü olanlar yaşar, güçsüz olanlar ise elemine edilir, hayat sahnesinden silinirler.
    Örneğin aslanlar tarafından tehdit edilen bir geyik sürüsünde zayıf ya da hastalıklı olanlar (hızlı kaçamayanlar) yakalanacak, daha hızlı koşabilen sağlıklı ve güçlü geyikler kurtulacak, dolaysıyla hayatta kalacaklardır. Böylece zayıflar elenecek, hızlı ve güçlü olanlar yaşamlarını devam edecek, geyik sürüsü hızlı, güçlü ve sağlıklı bireylerden oluşacak; bu bireyler hızlarını, güçlerini ve sağlıklarını diğer nesillere aktarma fırsatı bulduklarından daha gelişkin (evrimleşmiş) geyik sürüsü ortaya çıkacaktır.
    Burada yakalama işi avcının geyik sürüsü içindeki zayıfları, güçsüzleri, sağlıklarını kaybedenleri diğerlerinden ayırabildiği şeklindedir. Diğer ifade ile avcılar zayıf ve hastalıklı olanları diğerlerinden ayırabilmekte, bunları avlayarak sürünün sağlıklı ve güçlü bireylerden oluşmasını sağlamakta, bu yolla doğal seleksiyonu gerçekleştirmektedirler.
    Bir avcı av sürüsünün içindeki zayıf ya da hastalıklı olanları sağlıklı ve güçlü olanlardan ayırabilir mi? Bu soruya vereceğimiz cevap evettir ve doğal bir melekenin sonucudur. Bu meleke hızlı koşma, keskin dişler, sivri pençeler ve bunlara uygun vücut yapısı gibi avcılara verilmiş avını daha kolay yakalamasına sağlayan özelliklerden sadece birisidir.
    Böyle bir özelliğin veriliş amacının nedeni de basittir. Böyle bir özellik sayesinde avcılar yaralı, hasta ya da zayıf bireyleri seçip üzerlerine odaklanarak daha kolay avlanmaktadırlar. Şüphesiz ki hızlı kaçamayanları hızlı kaçanlara göre avlamak daha kolaydır. Bu derece basit bir gerçeği allayıp pullayarak evrimin en güçlü mekanizmalarından biri olarak göstermek son derece ilginçtir.
    Yukarıda verilen örneği göz önüne aldığımızda avcı tarafından avın seçilerek yani doğal seleksiyon sonucu yakalanmasından çok; hızlı kaçamayan hastalıklı ve zayıfların yakalanıyor olması daha mantıklı ve doğal değil midir?
    Diğer ifade ile avcılar sürüdeki hasta ya da zayıfları kendilerine var oluşlarında verilen avlanmalarına kolaylaştıran özel melekelerle diğerlerinden seçip ayırabilmekte, hasta ve zayıf olanlar kaçamadıklarından daha kolay yakalanmakta, diğer ifade ile avcı daha kolay avlanmaktadır.
    Görüleceği gibi yakalanma ya da yakalanmama işini bir seçişten çok kaçıp kaçamama olarak görmek daha doğru ve mantıklı olacağı kesindir.
    Gerçekte doğal seleksiyonun bilime ve mantığa uygun çok daha akılcı bir açıklaması vardır.
    Tersinim teorisi paralelinde olduğundan evrim teorisi taraftarları bunu kabul ederler mi bilemeyiz. Doğruluğu kanıtlanmamış bir varsayıma körü körüne bağlanıp doğru kabul etmenim sonuçları önemli değildir. Bu öngörümüzün delilleri canlıların inkâr edilemeyen kompleks yapılarıdır.
    Bütün canlılar mükemmel olarak yaratılmışlar, yaşamak ve üremek için gerekli olan bütün mekanizmalar, yaşamsal avantajlar kendilerine eksiksiz verilmiştir.
    Fakat zaman yeninin eskimesi gibi canlıları da eskitmekte, zaman içinde ihtiyarlamakta, yaşam avantajları zayıflamakta ve hatta bir kısmını kaybetmektedirler. Dış şartların (mutasyonlar) çeşitliliği, gücü ve zaman tersinim olarak tarif ettiğimiz bu negatif değişimi derinden etkilemektedir. Diğer ifade ile canlılar zaman içinde evrimleşme bir yana sahip oldukları yaşamsal avantajlarını kaybetmekte ya da zayıflatmakta tersinime uğramaktadırlar.
    Örneğin bir canlı yaralanır, bir yerini kırar ya da hastalanırsa yaşam avantajlarının en önemlilerinden bir kısmını yitirmiş olur. Bu arada savunma mekanizmaları zayıflar ya da tamamen kaybolabilir. Yaşam avantajını kaybeden bir canlının sonu da şu ya da bu yolla ölümü yani yok olma demektir.
    Anlatmaya çalıştığımız doğal seleksiyon yerine koyduğumuz doğal elenme mekanizması Darwin’in görmezlikten geldiği ekolojik düzen ile de tam manasıyla örtüşür.
    Doğal seleksiyonun evrime neden olup olmadığı ise bir başka tartışma konusudur ama tüm doğal kanun ve ilkelere uyumlu olan, bu kanun ve ilkelerle desteklenen tersinim varsayımının evrime göre çok daha akılcı ve bilimsel olduğu açıktır.
    Darwin de bu gerçeğin farkındaydı ve Türlerin Kökeni adlı kitabının sonlarında faydalı değişiklikler oluşmadığı sürece doğal seleksiyon hiçbir şey yapamaz demek zorunda kalmıştır. Her zaman olduğu gibi bu günde rastlantılarla faydalı değişikliklerin nasıl oluştuğu konusunda evrim teorisi taraftarlarının birkaç zayıf varsayım dışında söyleyecek fazla sözleri yoktur.
    Amerikalı ünlü biyokimya uzmanı Michael J. Behe Darwin'in Kara Kutusu adlı kitabında, doğal seleksiyon ile ilgili şunları söylemiştir:
    -Eksiltilemez bir biçimde kompleks olan biyolojik bir sistemin varlığı, Darwin'in evrimine çok güçlü bir tehdit oluşturacaktır. Çünkü biliyorduk ki, doğal seleksiyon sadece zaten önceden de çalışan sistemleri geçebilir. O halde, eğer bir biyolojik sistem aşama, aşama oluşmamışsa, geriye tek bir alternatif kalıyor demektir. Tek seferde tam ve eksiksiz bir şekilde ortaya çıkmıştır ki, doğal seleksiyonun bunda hiçbir rolü yoktur.
    Gerek teorinin kurucusu Darwin, gerekse günümüzün pek çok bilim adamı doğal seleksiyon mekanizmasının evrimleştirici bir gücü olmadığını bizzat kendileri de itiraf etmişlerdir:
    Bu Konuda Charles Darwin:
    -Teorimle ilgili güçlükler ve itirazlar şöyle sınıflanabilir.
    Doğal Seçmenin bir yandan zürafanın kuyruğu gibi sinek kovmaya yarayan pek az önemli bir organ ve öte yanda, göz gibi şaşılası bir organ türetebildiğine inanabilir miyiz?
    Günümüzün önde gelen evrimcilerinden biri olan, jeoloji ve paleoantropoloji profesörü Stephen Jay Gould ise doğal seleksiyonun evrimleştirici gücü olamayacağını şöyle ifade eder:
    -Eğer evrimin her biri doğal seleksiyon tarafından desteklenen uzun bir ara aşamalar dizisi içinde ilerlemesi gerekiyorsa, nasıl yoktan böyle ayrıntılı bir şey elde ediyorsunuz?
    Bir kanadın %2'si ile uçamazsınız. Başka bir ifadeyle, sadece (şu an onları gözlemleyemediğimiz için) çok daha ayrıntılı formlarda kullanılabilen yapıların bu başlangıç aşamalarını doğal seleksiyon nasıl açıklayabiliyor?
    Bu aşamada bir nokta diğerlerinden önde geliyor: başlangıç evrelerinin çıkmazı. Mivart bu problemi en önemli problem olarak saptadı ve bu bugün hala devam ediyor.
    Yukarıdaki eleştirilerin evrime gönülden inanmış bir bilim insanı tarafından yapıldığını dikkat çekeriz. Eleştirmenin bu özelliği 0eleştirileri daha geniş ve derin bir boyutluk kazandırır.





+ Yorum Gönder