+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Hikayeler Forumunda Hikmet İle İlgili Dini Hikayeler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Mine
    Devamlı Üye

    Hikmet İle İlgili Dini Hikayeler








    Bir Hikmeti Vardır hikayesi
    Adamın biri bir pislik böceği görür


    " Bu yaradılışı çirkin pis kokulu bir yaratıktır.Allah bunu niçin yaratmışki ? " der.

    Aradan zaman geçer, adamın yüzünde bir çıban çıkar. Nereye başvurduysa derdine bir derman bulamaz. Çııban yara haline gelir. Bir gün sokakta dolaşırken, yüzündeki yara bir yolcunun dikkatini çeker. ayak üstü sohbetten sonra yolcu kendine yardım edebileceğini, bu tip çıbanların oluşturduğu yaraların tedavisini bildiğini söyler. Adam her ne kadar inanmadıysa Allah'tan umut kesilmez diyerek kabul eder.

    Yolcu bir pislik böceğinin getirilmesini ister.Orada bulunanlar bu isteğe gülerler. Fakat hasta olan adam, o böcek hakkında söylediği sözleri o an hatırlar ve derki ;


    - Adamın isteğini yerine getirin, ne diyorsa yapın.


    Yolcu getirilen böceği yakar ve külünü yaranın üzerine serper ve yara Allah'ın hikmetiyle iyileşir.


    Bunun üzerine hasta olan adam etrafına der ki ;


    - Unutmayın ! Allah'u Teala'nın yarattıklarının, yaratılışında bir hikmet vardır, bir derde deva vardır. Velev ki pislik böceği olsa dahi.








  2. Ziyaretçi





    bir hikayeden başka bişiyyok(allahın hikmetiyleilgili)daha fazla ekleyin




  3. FERAY
    Devamlı Üye


    Hikmet Hakkında Hikaye Örneği


    Çocukluğu yoksulluk içinde geçen bir adam çok çalışarak zengin olmuş. Hanlar, köşkler yaptırmış. Tarlalar, bahçeler satın almış. Yıllar önce yalınayak gezdiği günleri ve o günlerde: “ ALLAH’ım, bana yardım et. Beni yoksulluktan kurtar, zengin et. Söz veriyorum, helal para kazanacağım, kimseye kötülük yapmayacağım. Zengin olursam, yoksullara yardım edeceğim ve hiç kimsenin yalınayak gezmesine izin vermeyeceğim “ diyerek ettiği duayı unutmuş. Kazanmak, hep kazanmak, daha fazla kazanmak istemiş. Gözü paradan-maldan başka bir şey görmez olmuş. Masraf olmasın diye de evlenmemiş.

    Kırk yaşına girdiği gün atlara binip adamlarıyla birlikte kasabaya giderken yolda yaşlı bir adam görmüş. Yaşlı adamın ayakkabısı yokmuş, yalınayakmış. Zengin adam atından inmiş, yaşlı adamın yanına gelmiş:

    “ Beybaba, neden yalınayak gezersin? “
    “ Ah oğlum, fakirim, ayakkabı alacak param yoktur.”
    “ Ne yer, ne içersin? “
    “ Halime acıyanlar olur, bir dilim ekmek, bir kap yemek verirler. Dereden, gölden su içerim. Günde bir öğün yemek yeter bana. Ayakkabım olsaydı halime şükrederdim.”
    “ Bu haline mi şükrederdin? Şükredecek halin mi kalmış senin? “
    “ Oğlum, sen zenginsin herhalde.”
    “ Eh, zenginim, ne olmuş? Çok çalışıp helal para kazandım. Zengin olmak suç mu? “
    “ Gel bir ayakkabı alıver bana, sevaptır. “
    “ ALLAH’tan iste. Ben dilencileri sevmem. “
    “ Oğlum, ben dilenci değilim. İlk defa birinden bir şey istedim. Hani dedim yardım etmek istersin belki. “
    “ Hayır, yalan söylüyorsun. Dilencisin sen. Ona, buna yardım etseydim zengin olamazdım. “
    Daha sonra zengin adam atına binmiş. Adamlarıyla birlikte giderken, yaşlı adam arkasından:
    “ Zenginler de yalınayak gezer, bunu unutma “ diye bağırmış.


    Aradan aylar geçmiş. Zengin adam daha da zenginleşmiş ve o ülkenin en zengin adamı olmuş. Fakat yaşlı adamın son sözü hiç aklından çıkmamış. Bir gün yalınayak gezmemek için hanlarına, köşklerine yüzlerce çift ayakkabı doldurmuş. Mağaralara, ağaç kovuklarına tahta sandıklar içinde ayakkabı saklamış.Toprağa ayakkabı gömmüş. Artık huzur bulmuş çünkü malını, mülkünü kaybetse, hiç parası kalmasa bile oraya-buraya sakladığı ayakkabılar ona ömrünün sonuna kadar yetermiş.

    Bu arada zengin adamın başına bir dert peydah olmuş. Ayak tırnakları gün geçtikçe uzuyormuş, ama kesilmiyormuş. Hani demiri kesen alet bile faydasız olmuş. Özel ayakkabı yaptırmış, daha büyük, daha büyük derken, ayakkabılar ağır gelmeye başlamış. Sonunda iki yol kalmış: Ya hiç yürümeyecek oturacak, ya da yalınayak gezecek. Oturmayı denemiş ama bu ona çok zor gelmiş. Başlamış yalınayak gezmeye. Önceleri biraz sıkılmış, utanmış, fakat zamanla alışmış. Yalınayak gezdikçe ayak tırnakları gittikçe kısalmış ve eski haline dönmüş. Zengin adam ayak tırnaklarının iyice kısaldığı günler ayakkabı giyerse, ertesi sabah uyandığında ayak tırnakları uzamış oluyormuş.

    Günlerden bir gün adamlarıyla birlikte giderken yaşlı adam karşısına çıkmış. Yaşlı adamla zengin adam arasında şu konuşmalar geçmiş.

    Yaşlı adam: “ Oğlum, bana ayakkabı alır mısın? “ diye sormuş.
    Zengin adam: “ Aman beybaba, ne demek? İstersen sana yüz çift ayakkabı alayım. ”
    “ Oğlum, ben yüz çift değil, bir çift ayakkabı istedim. Hani yalınayak gezmek kolay değildir. Bunu ayakkabısı olanlar bilemezler. Bilmem anlatabildim mi? “
    “ Anlattın beybaba, hem de çok iyi anlattın. İlerde bir ayakkabıcı var. Önden sen buyur da oradan sana ayakkabı alayım. “
    “ Ah oğlum, beni ne kadar sevindirdiğini tahmin edemezsin. ALLAH da seni sevindirsin. ”


    Yaşlı adam ayakkabıcıdan bir çift ayakkabı seçip giymiş ve zengin adamla vedalaştıktan sonra yürüyüp gitmiş. Zengin adam o günden sonra fakirlere bol bol yardım etmiş, fakirleri hanlarında, köşklerinde barındırmış. Onlara her gün bedava yemek vermiş. Güzel elbiseler, cici ayakkabılar dağıtmış, adı fakir babasına çıkmış. Fakir babası bir gün ayakkabı giymeyi denemiş ve aradan günler geçtiği halde ayak tırnaklarının uzamadığını görmüş.

    Yazan: Serdar Yıldırım





  4. Nesrin
    Devamlı Üye
    Allah tarafından başımıza gelen her bir şeyin bir hikmeti vardır. insan neyin hayırlı olduğunu neyin şer olduğunu bilemez . örneğin çok kötü bir şey yaşadık ve hemen onun bizim için bir şer olduğunu düşündük . bunu yapmamız yanlış bir şeydir. çünkü allahın verdiği her şeyde bir hikmet vardır sadece biz bunu göremeyecek kadar körüz.

+ Yorum Gönder


hikmetli hikayeler,  hikmet ile ilgili hikayeler,  hikmet ile alakali sohbetler,  hikmetle ilgili kissalar,  allahın hikmetleri hikayeler