+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Hikayeler Forumunda Kuranda Ha Harfinin Anlamı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Kuranda Ha Harfinin Anlamı










    kuranda ha harfinin anlamı nedir









  2. HaKHaN
    Özel Üye





    Hâ Harfinin Okunuşu Anlamı hakkında bilgi

    Hâ (ﻫ) Arap alfabesinin yirmi altıncı harfi. .

    Arap elifbasında hurûfü'1-hecâ tertibi*nin kullanılmaya başlanmasından önceki halinde ve diğer Sâmf alfabelerde beşinci harf olduğundan ebced sistemindeki sa*yı değeri beştir. Halk arasın*da adı "he" olan ve Türkçe'de diğer "hâ"-lardan ayırt edilmesi için "güzel ne" de de*nilen harfin Halfl b. Ahmed'e göre anlamı "ceylân yanağındaki beyazlık"tır. İbrânice"deki adı olan hf ise "şebeke, ağ" anlamına gelir. Ana Sâmîce'-den gelen h sesi bütün Arap lehçelerinde ilk haliyle kalmış, ancak Akkadca'da h ile birlikte "h"ya, Maltızca'da hemzeye veya "h"ya dönüşmüştür. Buna karşılık Ârâmice ve İbrânice'de h, Amharaca'da da hem h hem h "h"ya dönüşmüşlerdir. Har*fin şeklinin, Batı dillerindeki "E" harfi gibi Mısır hiyeroglif ve Sinâ rumuzlarında gö*rülen "ellerini başına doğru kaldırmış in*san" figüründen geliştiği kabul edilir.

    Boğaz harflerinden olan hâ, gırtlağın ağza en uzak kısmını teşkil eden bölge*sinden (aksa'i-halk. esfelü'l-halk, hançere. larynx) çıkar. Hemze ve elifin de aynı böl*geden çıktığını göz önünde tutan dil ve kıraat âlimleri, bu üç sesin ağza yakınlık dereceleri meselesinde farklı görüşler ileri sürmüşlerdir. Halil b. Ahmed'e göre ağza en uzak olandan başlamak üzere boğaz harflerinin sıralanması hemze, hâ, ayn, hâ, gayn, hâ; Sîbeveyhi'ye göre hemze. hâ. elif şeklindedir. Ahfeş el-Ev-sat hemzenin mahreci konusunda onla*ra katılmış, fakat hâ ile elif hususunda ikisinin aynı yerden çıktığını ileri sürerek onlardan ayrılmıştır. İbn Cinnf ise Ah-feş'e itiraz edip Sîbeveyhi'nin görüşünü isabetli bulmuş ve, "Eğer öyle olsaydı örneğinde görüldüğü gibi elif hemzeye değil "hâ"ya dönerdi" de*miştir. Bu*nunla birlikte dil ve kıraat âlimleri hem*zenin ağza daha uzak. "hâ"nın ise daha yakın yerden çıktığında birleşmektedir*ler.

    Hâ sesini belirleyen başlıca sıfatlar "hems, rihvet. hafâ, terkik, infitâh, isti-fâl ve ısmâftır. Buna göre hâ, mahrece yüklenmeden ve dil damağa yapıştırıl*madan çıkan, ses ve nefes akışı kesin*tisiz ve sızarak devam eden ince, yumuşak, hafif ve sadasız bir soluk sesidir. En belirleyici özelliği yumuşak ve sızıcı (hems ve rihvet) olmasıdır. Bu bakımdan hâ se*sine benzemekle birlikte ondan daha yu*muşak ve incedir. Ayrıca hâ hems, rih*vet, hafâ gibi zayıflık belirten sıfatları kendinde topladığı için "el-hurûf ü'l-meh-tûte"den sayılmıştır.

    İbn Sina'ya göre hâ ve hemze sesle*rinin oluşumu nicelik ve nitelik bakımın*dan birbirine benzemekteyse de "hâ"da havanın hapsedilmesi tam değildir; hava mahrecin sadece yanlarıyla hapsedildi*ğinden ve çıkış yolu kapanmadığından ortaya doğru kaymaksızın mahrecin yan*larına eşit şekilde sürtünerek sızıntı bi*çiminde dışarı çıkar. Hâ sesi havanın ha*va içine veya yine onun gibi engelleyici olmayan bir cismin içine kuvvetle girme*si sırasında meydana gelen sese eş de*ğerlidir J. Cantineau'ya göre hâ sesi. sadasız sızıcı-sürtünücü bir gırtlak ünsüzü (spi-rante glottale sourde) olup Latin. İngiliz ve Alman alfabelerin deki h gibidir ve genel*likle kelime başlarında sadasız, sesliler arasında veya bir sesliyle temas halinde sadalı telaffuz edilir.

    Hâ harfiyle, isim soylu kelimelerin so*nuna eklenen "yuvarlak tâ" (s) arasın*daki ilgi temas edilmesi gereken önemli meselelerden biridir. Müzekkerlik-müen-neslik, müfredlik-cemîlik. ivaz-bedel. mü*balağa, masdariyet, nisbet, nakil, hırfet, ta'rîb vb. halleri belirtmek üzere bu tür kelimelerin sonuna eklenen tâ harfine yazılışına göre "bitişik tâ" (et-tâü'1-merbû-ta) ve "yuvarlakta" (et-tâü'l-müstedfre) de*nildiği gibi anılan fonksiyonlarına göre "tâü't-te'nfs, tâü'l-vahde, tâü'l-mübâ-lağa, tâü'l-masdar, tâü'l-hırfe" vb. ad*lar da verilmiştir. Bunlar arasında en yay*gın olanı tâü't-te'nfstir ve buna vakıf ha*linde "hâ"ya dönüşmesi sebebiyle Basra okuluna mensup dilciler tarafından "hâ-ü't-te'nfs" denildiği de görülmektedir. Çünkü bu harfin aslı konusunda dilciler ihtilâf et*mişlerdir. Basralı dilciler kelâmda vasıl halini esas kabul etmekte, bu durumda harf tâ olduğu için de aslının tâ olduğu*nu, ancak vakıf halinde "hâ"ya dönüştü*ğünü söylemektedirler. Nitekim fiillerin baş ve sonlarına eklenen dişillik takısının tâ olması da bunu kanıtlamaktadır. Küfe okuluna mensup dil*ciler ise kelâmda vakıf halini esas kabul etmektedirler. Vakıf halinde bu harf hâ olduğuna göre aslı "hâ"dır; ancak vasıl halinde "tâ"ya dönüşmektedir. Ebû Ali el-Fârisîde bu görüştedir. Bir başka görüşe göre de tâü't-te'nis, vakıf ve vasıl halinde daima tâ olarak te*laffuz edilen ve "et-tâü'l-meftûhe, et-tâ-ü'l-mecrûre ve et-tâü't-tavfle" adlan ve*rilen "tâ"dır. Hâü't-te'nfs ise vakıf halin*de "hâ"ya dönüşen tâü't-te'nfstir.

    "Tâ"dan "hâ"ya geçiş, Mağrib ülkele*rinde Doğu Arap ülkelerinden daha er*ken bir zamanda gerçekleşmiştir. Dolayı*sıyla bu harfi ihtiva eden kelimelerin bir kısmı Farsça'ya tâ telaffuzuyla girmiştir. Hâ sesi daha sonra Arapça'nın bütün lehçelerinde kalktığından harfin imlâda*ki varlığı sadece tarihî bir değer olarak sürmektedir. Nitekim konuşma dilinde meselâ m kelimesinde "lugah" yerine "luga" şeklinde vakıf yapıldığı gibi vasıl halinde de "el-lugatü'l-fushâ" yerine "el-luga'l-fushâ" telaffuzu tercih edilmek*tedir. Arapça'da tâ ve hâ harflerinin ko*nuşma dilinde gerçek fonetik değerlerini yitirerek önündekileri fetha ile vokalize eden bir seslendirici işlevini görür hale gelmeleri, bu harflerin Türkçe ve Farsça'daki fonksiyonları ile uygunluk arzet-mektedir. Yine aslında yuvarlak tâ İle (s) yazılırken Kur'an'da açık tâ ile (o) sona erdirilen c-w-j , c~«i gibi kelimelerde kurrânın çoğu hâ şeklinde vakıf yapmak*ta, vakıf halinde hâü't-te'nfsten önceki harfi imâleli bir şekilde telaffuz etmenin de Araplar'ca tabii karşılandığı belirtil*mektedir. Yine bü*tün Arap lehçelerinde tâü't-te'nfs vakıf halinde "hâ"ya dönüşürken sadece Tay kabilesi lehçesinde aynen kalır ve açık tâ "hâ"ya dönüşür.






  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Kuranda geçen daha doğrusu kuranı oluşturan harflerden biride ha harfidir. ha harfinin anamı anlamlı konuşmak işe yarayanı konuşmak anlamına gelmektedir.




+ Yorum Gönder


arapçada ha harfinin anlamı,  ha harfinin anlamı,  he harfinin anlamı,  kuranda ha harfinin okunuşu,  arapça ha harfinin anlamı,  ha harfinin sırları