+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sohbetler Forumunda Zühd sahabelerinin genel ahlâkıydı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Zühd sahabelerinin genel ahlâkıydı








    Zühd sahabelerinin genel ahlâkıydı


    İslâm, bir taraftan dünyalıklara aldanıp Allah (c.c.)’a ibadetten uzaklaşmayı yasaklarken ve dünyalıklara ait sevginin kalpten uzak tutulmasını isterken, diğer taraftan müminlere zekâtı, malın çok sevilmesine rağmen ondan Allah (c.c.) yolunda sadaka vermeyi, maddi ve manevi olarak kuvvetli olmayı, sürekli çalışmayı, hatta Kıyametin kopacağı bilinse bile eldeki fidanın toprağa dikilmesini emrediyor. Demek ki hakkını vermek şartıyla zengin olmak, yani dünyalık elde etmeye çalışmak kötü bir şey değildir.



    Şüpheli olmak korkusu ile mübâh şeylerin çoğundan sakınmak, dünyadan ve dünyalık olan şeylerden uzak durmak mânâsına gelen zühd hakkında, Hâris el-Muhâsibî (r.a.) şunları söylemektedir; Zühd, insanın kalbini dünya sıkıntılarından uzak tutar. Allah Teâlâ’nın yüceliğini ve büyüklüğünü tanımayı, tövbe etmeyi temin eder.



    Büyük velilerden Süfyân-ı Sevrî (r.a.) buyur*dular ki; Zühd, yamalı elbise giymek, arpa ekmeği yemek değil, dünyanın faydasız şeylerine gönül bağlamamak ve uzun emel sahibi olma*maktır. Para, mal ve mülk, kişinin zâhid olmasına mâni değildir. Dünyalığı bulunmayan da zâhid sayılmaz. Dünyanın faydasız şeylerine aşırı düş*künlük olup olmadığı araştırılıp, ona göre hüküm verilir. Bir kimsenin elinde dünyalığı vardır. Fakat zâhiddir. Bir kimsenin de dünyalığı yoktur. Fakat zâhid değildir. Mal, insanın silâhı gibidir. Yani, insan canını, sıhha*tini, dinini ve şerefini mal ile korur.



    Endülüs’te ve Mısır’da yetişmiş olan büyük velîlerden, Mâlikî mez*hebi fıkıh âlimi Ebü’l-Abbâs-ı Mürsî (r.a.) sohbetle*rinin birinde buyurdular ki; Zâhid dünyâda gurbettedir. Çünkü onun asıl vatanı âhirettir. Yani o âhirete yönelmiştir. Zâhidin dünyada gurbette ol*ması, kendisi gibi âhirete yönelmiş olanların yok denecek kadar az olup, insanların çoğunun dünyaya dalmış olması sebebiyledir. Kendisi gibi olanlar bulunmadığı için, dünyada gurbette sayılmıştır.



    Osmanlı velî ve alimlerinden Muhammed Zâhidü’l-Kevserî (r.a.) İslâmiyetin emirlerine uymakta, yasaklarından sakınmakta, zühd, dünyadan uzaklaşmakta ve takvâda âdetâ isminin canlı bir misâliydi. Dünya malına ve makamlarına değer vermez, dünyâ ehlinden uzak olmaya çalışırdı. Bu yönüyle seçkin bir kişiliğe sahipti. Hiç kimseye şahsî kin beslemezdi. Bir kimsenin kendisini aldattığını anlarsa, onu tahkik ederek araştırır, o kimseyle bir daha münasebet kurmazdı. Darlık ve sıkıntılara sabreder, kendisinde bulunan ilmî ve ahlâkî üstünlük sebebiyle diğer insanlardan kendini üstün görmezdi. İlmini istismar vasıtası yapmaktan şiddetle sakınırdı. Bu sebeple çevresi oldukça geniş*lemişti. Hiçbir ücret almadan ders verirdi. Yaptığı kitap tashihlerinden bile herhangi bir para veya karşılık almazdı. Hayatının son günlerinde hastalığı iyice artınca, tedâvî masraflarını karşılayabilmek için kitaplarını satmaya karar vermişti. O halde iken dahi talebelerinin maddî yardımla*rını kabul etmemişti. Sıkıntılı günlerinde Fuâd Üniversitesinden iki profe*sör, kendisini ziyaret ederek üniversitede ders vermesini istediler. Zâhidü’l-Kevserî özür dileyerek bunu yapamayacağını belirtti. Onlar git*tikten sonra; ‘Niçin kabul etmediniz?’ diye sorulunca; ‘İçinde bulundu*ğum durumdan dolayı kesinlikle ücretli olarak ders vermemi istiyorlardı. Bunun için kabul etmedim. Böyle bir işi asla kabul edemem.’ diye cevap verdi.



    Dünya varlıkları, mal ve servetler bir denize benzer. İnsan da bu denizde yol alan bir gemi gibidir. Denizin suyu geminin altında, yani dışında olursa gemi yüzer, ama aynı su geminin içinde olursa gemiyi batırır. İşte müminin dünyalıklar karşısındaki tutumu böyledir. Mala, servete sahip olmak caizdir; fakat mal ile şımarmamak, aldanmamak ve aşkını kalbe koymamak, onlar için deli divane olmamak, onların peşine koşmayı hayatın en kutsal hedefi yapmamak ve mal emanetiyle Allah’ın rızasını aramak şartıyla.



    Zühd, Peygamberimiz (s.a.v.)’in ve sahabelerinin genel ahlâkıydı. Müminler böyle bir ahlâka sahip olmaya çalışmakla ancak imanlarını güçlendirebilirler ve peygamberlerine layık bir ümmet olabilirler.








  2. Hakim
    Devamlı Üye





    Zühd sahabelerin genel ahlakı konusu dünyada olan kişilerin dünya malına aldanması ve o malın da Allah tarafından yollandığını hatırlayamamaları ve zekat lerini vermemeleridir.




+ Yorum Gönder