+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sohbetler Forumunda Peygamberimizin Örnek Ahlakı (Vaaz) Konusunu Okuyorsunuz..
  1. D.K.F.Q
    Devamlı Üye

    Peygamberimizin Örnek Ahlakı (Vaaz)










    Peygamberimizin Örnek Ahlakı kısa vaaz



    Allah-u Teala yarattığı insanlar için en güzel bir yaşam şekli sunmuştur. Göndermiş olduğu kitaplar ve o kitapları insanlığı aktaran peygamberler aracılığı ile Yaratan, insanlığı hep dünya ve ahiret mutluluğuna çağırmıştır. En son gönderilen İslam dini ve o dini tebliğ eden Hz. Peygamber (s.a.s.)’in en ilk gayesi ahlaklı bir toplum oluşturmak olmuştur. Nitekim Peygamber Efendimizin gönderilme amacı olarak ahlaki güzelliklerin tamamlanması ilkesinin ön planda tutulması bu hususun en güzel delilidir.
    Ahlak Sözlükte "huy, seciye, tabiat, mizaç, karakter" gibi anlamlara gelen hulk veya huluk kelimesinin çoğuludur. Bir terim olarak ise ahlak "insanın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesine sebep olan manevî vasıfları, huyları ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışlarının bütününe" verilen addır.[1] İslam Dininde ahlakın temel kaynakları Kur’an ve Sünnet olarak ifade edilmiştir. Nitekim Kur’an insanlığı dünya ve ahirette iyiliğe götürecek bir hidayet rehberidir. Sevgili Peygamberimiz ise, Kur’an-ı en iyi anlayan ve hayatında en iyi yaşayan, sonuç itibariyle Kur’an’ın en büyük tefsirini yapandır. Bu sebeple Hz. Peygamber’e tabi olmak hem O’nun sünnetine tabi olmak hem de Kur’an’a tabi olmak anlamına gelmektedir.
    Ahlaki ilkelerin en güzeli ve en doğrusu Sevgili Peygamberimizin yaşantısında saklıdır. Nitekim Yüce Rabbimiz bir ayette Efendimizin ahlakının nasıllılığını bizlere şöyle bildirmektedir.
    وَإِنَّ لَكَ لَأَجْراً غَيْرَ مَمْنُونٍ {} وَإِنَّكَ لَعَلى خُلُقٍ عَظِيمٍ
    "Hiç şüphesiz senin için bitmez tükenmez bir mükâfat vardır. Ve hiç şüphesiz sen pek büyük bir ahlâk üzerindesin."[2]
    Sevgili Peygamberimiz sadece dinin tebliği için vazifelendirilmiş değildir. İslam Dininin yaşantıya aktarılış şeklini, dünyada yaşantımızı nasıl şekillendireceğimizi, hangi prensipleri yerine getirirsek kendimizin, toplumda hayat sürdürdüğümüz insanlarla beraber Rabbimizin razı olacağı bir hayatı yine O’nun hayatından öğrenmekteyiz. Allah-u Teala’da bir ayette Sevgili Peygamberimizin örnekliliğini şöyle ifade etmektedir.
    لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌحَسَنَةٌ لِّمَن كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيراً
    “Andolsun, Allah’ın Resülünde sizin için; Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah’ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır.”[3]
    Sevgili Peygamberimizin ahlakının ne kadar önemli olduğunu yine Kur’an-ı Kerimden öğreniyoruz. Çünkü 23 yıl gibi kısa bir sürede yüz binlerce insanı düşmüş olduğu yanlışlıklardan doğruya çıkarma başarısı en yüce ahlak üzerinde olan bir Peygambere nasip olmuştu. Bir ayette bu hususa şöyle işaret edilmektedir.
    فَبِمَا رَحْمَةٍ مِّنَاللّهِ لِنتَ لَهُمْ وَلَوْ كُنتَ فَظّاً غَلِيظَ الْقَلْبِ لاَنفَضُّواْ مِنْ حَوْلِكَفَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الأَمْرِ فَإِذَا عَزَمْتَفَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ
    “Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen onları affet. Onlar için Allah’tan bağışlama dile. İş konusunda onlarla müşavere et. Bir kere de karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.”[4]
    Hz. Peygamber Efendimizin ahlakının ne kadar üstün olduğunu O’nu inkar edenler dahi dile getirmişlerdir. Hz. Peygamber (s.a.s.)’in İslamiyet’i yaymaya başladığı ilk anlardaki cereyan eden bir olay bu hususa çok güzel bir örnek teşkil etmektedir. “Efendimiz bir gün Kabe’nin tam karşısındaki Safa tepeciğine çıkmış, eski bir adet vechile, pek mühim bir bildirisi olduğunu gelip kendisini dinlemelerini şehir ahalisine ilan etmişti. Herkes koşup geldi. Kalabalığa şu suali sormak suretiyle söze başladı:
    “-Şayet ben size, şu tepenin arkasında, şehri istila etmek isteyen bir düşman ordusu gelip karargah kurmuş desem bana inanır mısınız?”
    Şöyle cevap aldı:
    “-Sen asla yalan söylemedin, senin söyleyeceğin her şeye inanırız”
    Efendimiz devam ederek şöyle dedi:
    “-Allah beni, sizi ikaz edip belli şeylerden çekindirmek ve şayet beni dinleyecek olursanız öfkesinin sizi tehdit ettiğini söylemek üzere gönderilmiş bulunuyorum”[5]
    Sevgili Peygamberimizin ahlakı Kur’an idi. O’nun ahlakının temel kaynağı kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim idi. Nitekim Hz. Aişe Validemiz Sevgili Peygamberimizin ahlakının nasıl olduğuna dair kendisine sorulan soruya şöyle cevap vermiştir. “Sa’d Medine’ye gelmişken Hz. Âişe’yi ziyaret etmek ve ona zihnindeki bazı sualleri sormak istedi. Âişe annemize gece namazı ve vitir namazı hakkında da sorular sormuş olan Sa’d ona ilk olarak:
    - Ey Mü’minlerin annesi! Bana Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in ahlâkını (yaşayışını) anlat, dedi. Hz. Âişe:
    - Sen Kur’an’ı okuyorsun değil mi? diye sorunca Sa’d:
    - Evet, okuyorum, diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Âişe yukarıdaki sözü söyleyerek:
    - Nebiyy-i Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem’in ahlâkı Kur’an idi, dedi.”[6]
    Bu sebeple Sevgili Peygamberimizin ahlakını örnek olarak tatbik edeceksek önce, kitabımız Kur’an-ı Kerim’i en güzel şekilde öğrenmeye, anlamaya çalışmalıyız. Bir başka yönden bakılırsa, Sevgili Peygamberimizin ahlakı ile ne kadar çok ahlaklanırsak Kur’an-ı Kerimi de hayatımıza o kadar aktarmışız demektir. Çünkü Efendimiz Kur’an-ı Kerim’in uygun gördüğü her şeyi hayatında yaşamış, çirkin gördüğü ve nehyettiği her şeyi de hayatından uzaklaştırmıştır.
    Sevgili Peygamberimiz sosyal hayatta insanları aldatacak hiçbir hataya bulaşmamıştı. Bu sebeple kul hakkı ortaya çıkaracak ve insanların razı olmayacağı fiiliyatları Hz. Peygamberimizin hayatında asla bulamayız. O hiç yalan söylememiş, emanete asla riayetsizlik göstermemiş, insanların mallarını asla gasp etmemiş, haksız kazanç asla elde etmemiş, haksız yere bir cana kıymamıştır. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde bu hususu şöyle dile getirmektedir. “Müslüman, insanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir”[7] Peygamber Efendimizin Medine’ye hicretlerinde kendisini gören ve iman eden Kaynuka oğullarına mensup Yahudi bir alim olan Abdullah b. Selam (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir; Rasûlullah (s.a.v.), Medîne’ye geldiklerinde insanlar ona doğru koşuştular. Rasûlullah (s.a.v.) geldi Rasûlullah (s.a.v.) geldi Rasûlullah (s.a.v.) geldi denildi. O'nu görmek için ben de halkın arasına katıldım. O’nun yüzünü gördüğüm an onun yalancı bir kimse olmadığını bildim. Konuştuğu ilk söz şöyle olmuştu: “Ey İnsanlar! Selam'ı aranızda yaygınlaştınız, yemek yediriniz. İnsanlar uykuda iken namaz kılınız ki, selametle Cennete giresiniz.”[8]
    Sevgili Peygamberimiz içi dışı farklı bir kişilikte asla olmamıştır. Özü sözü bir olan Efendimiz kendisi için istediği bir şeyin en güzelini ümmeti için istemiş, kendisi için istemediği bir şeyin ümmetinin başına gelmemesi için var gücüyle çalışmış ve bizlere de bu hususu bir hadislerinde şöyle tavsiye etmiştir. “Hiçbiriniz kendisi için istediğini diğer kardeşi için istemedikçe (gerçek anlamda) iman etmiş olamaz”[9]
    Sevgili Peygamberimizin ahlaki vasıflarından biride yapmış olduğu bütün işlerinde merhamet duygusunun olmasıydı. Hiç ağzından kaba bir söz çıkmamış, hiç kimsenin kalbini kırmamış, her hareketinde merhameti ön plana çıkarmış ve bizlere merhamet etmemizi, merhamet etmeyene merhamet edilmeyeceği tavsiyesini bildirmiştir. Bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır. “Merhamet etmeyene merhamet edilmez”[10] Bir başka hadislerinde ise merhametin önemini şöyle vurgulamaktadır.“Merhamet edenlere Allah’da merhamet eder. Yerdekilere merhamet ediniz ki, göktekilerde size merhamet etsin.”[11]
    Sevgili Peygamberimiz, hayatı boyunca en kamil davranış şekillerini ortaya koymuştur. O en terbiyeli bir çocukluk dönemi geçirmiş, gençliğinde yapmış olduğu ahlaki güzellikler hep yanlışlıklar içerisinde bulunan toplumu tarafından övülmüş, kendisine Muhammedü’l-Emin denmiştir. Kabe’nin onarımı esnasında, Hacerü’l-Esved taşının yerleştirilmesinde çıkan ihtilafta çözüm yolu olarak Kabe’ye ilk gelen kişiyi her iki grupta hakem olarak kabul etmiş, Sevgili Peygamberimiz gelince herkes tarafından “Bu güvenilir (emin) kimsedir. O’nun vereceği karara razıyız” diyerek sevinçlerini ortaya koymuşlardır.[12]








  2. Acil

    Peygamberimizin Örnek Ahlakı (Vaaz) isimli yazıya yorum yazın.





  3. Sponsor Bağlantılar
+ Yorum Gönder


kuran ahlakı vaaz,  islamda ahlak konulu vaaz,  ahlak ile ilgili vaaz,  islami Ahlak ile vaaz kısaca