+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sorular Forumunda Müşriklere hakaret Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gizli @ yara
    Özel Üye

    Müşriklere hakaret








    Müşriklere hakaret konusunda soru



    Sual: Ateist kılıklı, misyoner şu iki âyetin birbiri ile çelişkili olduğunu bildiriyor:
    Müşriklerin taptıklarına [putlara] sövmeyin ki; sonra onlar da haddi aşarak Allah'a söverler. (Enam 108)
    Ey iman edenler, müşrikler pis olduğu için onlar mescidi harama [Kabe’ye] yaklaşmasınlar. (Tevbe 28)
    CEVAP
    Ateist, müşriklere pis demekle onlara sövülmüyor mu, hakaret edilmiyor mu diyor. Müşrik, kâfir demektir. Onlara çeşitli âyetlerde hepiniz Cehennemliksiniz deniyor. Müşriklerin halleri, kâfirlikleri ve itikat olarak pis oldukları bildiriliyor. Birinci âyette putlarına sövmeyin deniliyor, hakaret etmeyin denilmiyor ki. Yani müşriklerin putlarına sövmek başka şey, müşriklerin hâlini tarif etmek, akıbetlerini bildirmek başka şey. Hâlleri, müşriklik yani kâfirlik ve pisliktir. Akıbetleri yani gidecekleri yer Cehennemdir.

    Dünya işinde bile kendileri de mesela kötü kadına fahişe diyorlar, isterse geneleve koyuyorlar. Adam öldürene katil diyorlar, cezaevine atıyorlar. Her ne kadar bu tabirler hakaret gibi gözükse de, bunlara hakaret için fahişe, katil demiyorlar, durumlarını bildirip, layık oldukları yere gönderiyorlar.
    Burada çelişki diye bir şey yoktur.








  2. Fatih
    Yeni Üye






    Müşriklere hakaret hakkında bilgi


    Resûli Ekrem Efendimiz, Safa Tepesinde açıktan açığa peygamberliğini ilân ettikten ve halkı İslâm'a davette bulunduktan sonra Kureyşli müşrikler eziyet ve hakaretlerini su yüzüne çıkardılar ve kat kat artırdılar.

    Peygamber Efendimiz onları "tevhid"e çağırıyordu; onlar ise "atalarımızın dini" dedikleri putperestlikte ve şirkte direniyorlardı.

    Efendimiz, onları faziletle, dünya ve âhiret saadetine davet ediyordu; onlar ise, yarasanın ışıktan kaçması gibi, faziletten ve saadetten uzak durmaya çalışıyorlardı.

    Kâinatın Efendisi, onları insanca yaşamaya, insan haysiyet ve kutsiyetine yakışır davranışlarda bulunmaya çağırıyordu; onlar ise, insan şeref ve haysiyetini rencide edip ayaklar altına alıcı çirkin ve rezil hareketler içinde günlerini gün etmeye uğraşıyorlardı.

    Resûli Ekrem, onlar için ebedî saadet, beka, lika, Cennet istiyor ve onları bu eşsiz nimetleri kazanacak amellerde bulunmaya davet ediyordu; onlar ise, kendilerini ebedî şekavete, Cehennem'e götürecek davranışların içinde yuvarlanıp gidiyorlardı.

    Hz. Resûlullah, davetiyle, onları esfeli safiline düşmekten, kıymetsizlikten ve faidesizlikten kurtarıp âlâyı illiyyine, kıymete, bekaya, ulvî vazifeleri yapabilme makamına çıkarmak istiyordu; onlar ise tam tersine, kıymetsizlikler içinde yuvarlanmaya, esfeli safilini netice verecek hareketlerde bulunmaya devam edip duruyorlardı.

    Elbette, bu istek ve yaşayışta olan müşrikler, Fahri Alem Efendimizin dâvetine karşı çıkacak ve onunla amansız mücadelede bulunacak, ellerindeki bütün imkânlarla onu tesirsiz hâle getirmeye, sebat ve metanetini, cesaret ve gayretini kırmaya çalışacaklardı! Bunun için de, türlü türlü işkencelere, eziyetlere, hakaret ve suikastlere teşebbüs edeceklerdi!

    Şüphesiz, bu durum, sâdece Peygamber Efendimize mahsus değildi. Her peygamber, kendi zamanında, gönderildiği kavmi ve ümmeti tarafından nahoş karşılanmış, hakir görülmüş, eziyet ve işkencelere tâbi tutulmuştur. Bu ortak özellikleri yanında, bütün peygamberlerin diğer bir müşterek vasıfları da, bütün bu eziyet, hakaret, işkence ve suikastlere rağmen, dâvalarını anlatmaktan geri durmamaları, inançlarından asla tâviz vermemeleri, aksine eziyet ve işkencelerin artması nisbetinde memur bulundukları hakikatleri duyurmaya daha fazla bir aşk, şevk ve ciddiyet ile çalışmış olmalarıdır.

    Ebû Leheb Başta

    Fahri Âlem Efendimize hakaret ve eziyet edenlerin başında, Ebû Leheb ve karısı Ümmü Cemil geliyordu.

    Ebû Leheb, Efendimizi devamlı takib ediyor ve halkı onu dinlemekten vazgeçirmeye, zihinlerde şüphe ve vesvese meydana getirmeye çalışıyordu!

    Bir gün, Hz. Resûlullah, Ukaz Panayırında halkı Allah'ın birliğine îmana ve peygamberliğini tasdike davet edip, "Ey ahali!.. aNİVi <UİN deyin, kendinizi kurtarın." diyordu.

    Peşisıra gelen Ebû Leheb ise, halka, "Ey ahali!.. Bu, yeğenimdir; yalan söylüyor. Ondan uzak durun!"246 diye sesleniyordu.

    Bu, ibret dolu bir tablodur:

    Yeğen, Allah'a îmana ve saadete davet ediyor; öz amca ise, ona muhalefet edip, halkı, onu dinlememeye çağırıyor!

    Ebû Leheb, yalnız bununla da kalmıyordu.

    Bir gün, komşusu Peygamber Efendimizin kapısına pislik ve kokmuş şeyler artmıştı. O sırada Hz. Hamza, henüz îman etmemiş olmasına rağmen yetişmiş ve o pisliklerin ve kokmuş maddelerin hepsini Ebû Leheb'in başına dökmüştü.

    Komşularının yaptığı bu gibi çirkin hareketlere karşı Efendimiz, sâdece, "Ey Abdi Menaf Oğulları!.. Bu nasıl komşuluk?" diyerek sitem ediyor ve pislikleri evinin önünden süpürüp atıyordu.

    Kur'ân'm, Cehennem'de cayır cayır yanacağını haber verdiği bu adam, bâzan da, Kâinatın Efendisinin evini, sırf onu rahatsız ve huzursuz etmek için taşa tutuyordu.

    Ebû Leheb 'in, Oğlunu, Peygamber Efendimize İşkence Etsin Diye Göndermesi!

    Ebû Leheb, Resûli Kibriya'ya eziyet ve hakaret etmekte yalnız kalmak istemiyordu.

    Bir gün, oğlu Uteybe'ye, ona işkence etsin diye emir verdi. Uteybe, Peygamberimizin yanına vardı. O sırada Efendimiz, Vennecm Sûresini okuyordu. Bunu duyan Uteybe, "Necmin Rabbine andolsun ki, ben senin peygamberliğini inkâr ediyorum!" dedi ve küstahça Kâinatın Efendisine doğru tükürdü.

    Resûli Ekrem, bu çirkin harekete sâdece şu bedduayla cevap verdi:

    "Yâ Rab!.. Ona bir itini musallat et!"

    Resûli Ekrem Efendimizin ne duası ne de bedduası Allah tarafından karşılıksız bırakılmıyordu. Uteybe'ye yaptığı bu beddua da bir müddet sonra gerçekleşti: Yemen tarafında Havran denilen yerde babası ve arkadaşları arasında uyurken, bir arslan gelip kendisini parçaladı!

    Dualarının makbuliyeti de, Peygamber Efendimizin mucizelerinin bir bölümünü teşkil eder.





  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Peygamber efendimizin peygamber olduğu bildirildikten sonra peygamber efendimiz müşrikleri allahın yolunda yürütmek için onları islama davet etmiştir. peki müşrikler ne yapmış peygamber efendimize hakaretler yağdırmıştır.




+ Yorum Gönder