+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sorular Forumunda Melekler geleceği bilir mi Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    Melekler geleceği bilir mi








    Melekler geleceği biliyor mu hakkında

    Gaybı, yani geleceği Allah'tan başka hiçbir varlık bilemez. Ancak Allah gaybdan çıkarıp bir kısım varlıklara bilrdirmişse o zaman Allah bildirdiği için bilirler. Yüce Allah dünyayı güneşten koparıp yörüngesine yerleştirdiği zaman soğuyarak su ve toprak oluşumuna ve insanın yaşamasına müsait hale gelene kadar yeryüzünü cinlere mesken yapmıştı. Cinler ateşten yaratılan ve kendilerinde ruh, nefis, akıl ve şuur bulunan varlıklar oldukları için mükellef varlıklardır. Allah bunlara cinlerden peygamber göndererek teklife muhatap kılmıştı. Onlar ise nefislerine ve nefislerinde bulunan öfke ve şehvetlerine kapılarak fesat çıkarttılar ve kendilerine göre kan döktüler. Melekler bunları biliyordu.

    Cinlerin kâfileri, münafıkları ve mü’minleri vardı, şimdi de vardır. Şeytan dediğimiz “Azazil Cin” bunların içinde Allah'a en çok ibadet eden bir cin olduğu için yüce Allah kalbindeki fesadı bildiği halde onun amelini meleklerine övmüştü. Melekler de onu kendilerine örnek almak için kendi katlarına çıkarılmasını istemişler, Allah da onların isteklerine göre Azazil Cini meleklerinin katına çıkarmıştı. Melekler de onun ibadetini ve zahiri itaatini örnek alıyorlar; ama kalbindeki fesadı bilmiyorlardı. Bu durum ise Azazil’in kibir ve gururunu artırdıkça artırıyor ama riyakârlığından asla dışa vurmuyor ve ameline yansıtmıyordu.


    Yüce Allah iradesi ve kudreti ile dünyanın şartlarını insanın yaşamasına müsait hale getirince meleklere “insanı yaratacağını” söyledi. Melekler de merakla Azazil’e sordular. Azazil yeryüzünü ve şartlarını, orada yaşayacak olan insanın özelliklerini bildiği için “O nefis sahibidir. Nefiste ise öfke ve şehvet vardır. Öfke ve şehvet fitne sebebidir. Fitnenin sonu ise can yakamaya ve kan dökmeye götürür” dedi. Bir taraftan da “Allah'ın insana ne ihtiyacı var? İbadet için melekler ve cinler yeterli değil mi? Diyerek Allah’ın hikmetini sorgulamaya ve meleklerin kafasına şüpheler sokmaya ve Âdeme olan hasedinden melekler katında fitne çıkarmaya başladı. Yüce Allah “Âdem’i yaratıp meleklere o sizden üstün olduğunu ilmi ile gösterdi. Öyle ise secde edin” ferman buyurunca Azazil cin şeytanlığa başladı. “Ben Allah’tan başkasına secde etmem” diyerek güya Allah'ın emrine uymamaya yine Allah'a olan itaatini ve ibadetini delil getirdi. Burada da dindarlığını Allah'a isyan etmeye sebep yaptı. İşte asıl fitne ve nifak budur. Ayrıca kibir, gurur, riya, aklî delillerle isyanına mazeret bulmaya başlayarak cerbeze ile melekleri de aldatmaya çalıştı. Sonra “Ben Âdemden üstünüm. Çünkü bin yıllık geçmiş ibadet ve itaatim var. Âdemin ise ne yapacağı belli değil” dedi ve secde etmedi. Yüce Allah onu lanetleyerek huzurundan kovdu ve ona aldatıcı, fitneci ve hilekâr manasında “Şeytan” dedi. Âdem de kendi tezini haklı çıkarmak için Âdeme günah işletene kadar rahat etmedi… Gerisi malum…

    melekler-gelece-i-bilir-mi.jpg
    Âdemin günahı şeytanın aldatmasından yani hariçten olduğu için hatasını anladı ve Allah’tan affını istedi. Allah da onu affetti. Ama şeytanın hilesi, fitnesi ve vesvesesi kendi nefsinden ve zatından olduğu için asla hata ettiğini ve yanlış yaptığını kabul etmemekte ve haklılığını savunmaktadır. Bunun için de affa layık değildir ve affını da zaten istememektedir. Kıyamete kadar bu davasını sürdürmek için Allah’tan izin ve müsaade almıştır.

    Meleklerin itirazı ve “yeryüzünde kan dökecek ve fesat çıkaracak olan insanı mı yaratacaksın?” suali kendilerinden değil, şeytanın kendilerine olan telkinlerinden ve kendilerine bilgi vermesinden kaynaklanmıştır. Geleceği bildiklerinden değil… Melekler de insanlar gibi geleceği bilemezler.
    **
    Bu bilgiler tefsirlerde vardır. Salt meal okumak faydalı değildir. Bilakis zararlıdır. Zira Kur’ân-ı Kerimin kelimeleri günlük konuşma dili değildir. Bilakis pek çok ulumu ve insanın kıyamete kadar olan ihtiyacını karşılayacak olan hukukî, dînî ve ilmî kavramlar ve anahtar kelimeleridir. (İlmi Makalelerin Key Wördleri, anahtar kelimeleri gibi) Kur’an-ı Kerim 7.000 küsur kelimedir ve her kelimesi bir ilmin anahtarıdır. O ilim sahasına o anahtar kelime ve kavram ile girilir. Bu bakımdan Kur’an-ı Kerim ayetlerinin kelimeleri bir manaya münhasır değildir. Pek çok kelime ve kavram Arap diline Kur’ân-ı Kerim ile girmiştir. Araplar da bunları bilmedikleri için peygamberimize soruyorlar ve peygamberimiz (sav) bunları açıklayarak ve yaşayarak gösteriyordu.

    Mesela: “Namaz kılın ve zekât verin” emrini Araplarını anlaması mümkün değildi. Biraz da Kur’ânı anlamadıkları için itiraz ediyorlardı. Peygamberimiz (sav) Namazı kılarak gösterdi ve dedi “işte namaz budur.” Beş vakit namazı tarif etti, namazın şartlarını olmazsa olmazlarını, namazı bozan şeyleri, hangi namazın nasıl ve kaç rekât kılınacağını gösterdi de biz namazı anladık. Şimdi biz namaz kılanı görmesek ve bilmezsek “namaz kılın” emrinden hiçbir şeyi anlamayız. Aynı şekilde Zekât kelimesi Araplarda bilinmez. Sadakayı bilirlerdi. Böyle olunca Zekât emri gelince peygamberimize sordular. Zekât nedir? Peygamberimiz (sav) Zekât sizin bildiğiniz sadakadır. Ancak bunu vermek Allah'ın emridir. Maldan şöyle, paradan böyle, deveden şöyle, tahıldan böyle verilir. Zenginler verir. Zenginliğin ölçüsü budur. Fakire verilir, fakirliğin ölçüsü budur şeklinde açıklayarak ve bizatihi göstererek öğretti. Biz de şimdi zekât kavramını anlamış olduk…

    Bu anlattıklarımız manası bilinen muhkem ayetlerdir. Ya ilahiyata, ahrete ve çeşitli ilimlere ve gayb âlemine ait kelime ve kavramlar nasıl bilinecek? Ancak bu ilimleri bilen ulemanın açıklamaları ile bilinir. Bu nedenle meal okumanın on kuruş faydası varsa bin lira zararı vardır. Ya tefsir okunmalı veya İslam bilginlerinin bu hususta yazdıkları açıklayıcı ilim kitapları okunmalıdır. Dinimizi Kur’ândan öğrenemeyiz, ilmihallerden ve hadis kitaplarından öğreniriz. “Meal bize yeter” diyenler “Anayasa bize yeter” diyen ve beni Anayasa dışındaki Kanunlar ve Yönetmenlikler bağlamaz diyen cahil ve aptaldan daha aptaldır. Bu ahmak bilmez ki devletin kurumları ve kuruluşları Anayasa ile değil, yasalarla ve yönetmenliklerle yönetilir. Yoksa Anayasayı nasıl uygulayacaksınız? Ama kural şudur: “Hiçbir kanun ve yönetmenlik Anayasa’ya aykırı olamaz.” Anayasa’yı okumasanız da, bilmeseniz de siz bir okul müdürü iseniz “Okulunuzun yönetmenliğini uyguladığınız zaman Anayasa’yı uygulamış ve Anayasa’ya göre hareket etmişsiniz demektir. Size bir kurum müdürü olarak müfettişler Anayasa’yı asla sormazlar. Kurumunuza ait yönetmenliğin uygulanıp uygulanmadığını sorarlar. Siz “Ben Anayasa’ya göre okulu şöyle idare ediyorum” derseniz, sizi azleder, yönetmenliği bilen ve uygulayanı getirirler.
    Gerisini anlarsınız. Arife işaret yeter.








  2. Emine
    Devamlı Üye





    Geleceği Yüce Allah(C.C)'dan başka hiç bir varlık bilemez. Gaybı bilmek hiç kimsenin haddi değildir. Ancak Yüce Allah(c.c) isterse bazı gaybları meleklere bildirebilir bu da O'nun dilemesi ile gerçekleşir. Aksi takdirde melekler dahil hiç kimse geleceği bilemez.




  3. Beriwan
    Devamlı Üye
    geleceği allahtan başka kimse bilemez. allah tek bilebilir.ama allah meleklerin bilmesine izin verirse onlar da bilebilir. allah dilledikten sonra neden olmasın.




+ Yorum Gönder


melekler,  melek,  melekler resmi,  melekler geleceği bilir mi,  melek resimleri,  meleyler