+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sorular Forumunda İslamda Günah Kabul Edilen Ameller Nedir Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Dr Zeynep
    Bayan Üye

    İslamda Günah Kabul Edilen Ameller Nedir









    İslamda günah kabul edilen ameller nedir ilgili bilgi


    Yüce Allah Kur'an–ı Kerim'de: "Cin ve insi, (ille–i gâiye olarak Beni bilsin, irfanıma ersin ve) kulluk yapsınlar diye yarattım."(Zâriyât, 51/56) buyuruyor. Her iş ve hareketin bir finalitesi vardır. Bu kevn ü mekânın yaratılması, düzene konması da, insan ve cinlere "Allah'a kulluk" teklifinin getirilmesi içindir. Şuuru ve iradesi olan herkes Allah'ı bilecek ve O'na kulluk yapacaktır. Bu, Allah'ın eşya ve hâdiseleri yaratmasındaki –tabir caizse– ilâhî maksattır.

    İbadet, Cenâb–ı Hakk'ın emirlerini yerine getirip yaşama ve kulluk sorumluluklarını temsil etme mânâlarına gelir. Ubûdiyet ise, kul olma şuuru içinde bulunma şeklinde yorumlanmıştır.
    İbâdetin şer'î mânâsı; hâlis bir niyetle, sevap beklemek üzere, Allah'a yakın olmayı düşünerek yapılan tâat demektir. İbadet dediğimiz zaman, hem tâat hem de kurbet, yani Allah'a yaklaşma mânâsı bunun içinde düşünülür.
    Cin ve insanların yalnızca Allah'a ibadet için yaratıldığını düşünürsek, kısaca; Allah'ın emrettiği şeylerin bütününü yerine getirmenin ibadet etmek demek olduğunu söyleyebiliriz.

    Halk arasında yaygın bir anlayışa göre ibadet; namaz, oruç, zekât ve hacdan ibarettir. Böyle bir kabul hiç şüphesiz sahihtir. Ancak şeklen ve sayı olarak ibadetin böylesine daraltılması, kavrayış açısından bir kısırlığa yol açar. Gerçekte İslâm'ın şartları olarak saydığımız beş temel esas, ibadetin bir özeti veya temel esasları olarak kabul edilebilir. Onları açıp yaydığımız ve diğer ibadet şekillerini de nazara aldığımız zaman bütün bir İslâm Dini'nin tüm görkemiyle ortaya çıktığını görürüz.

    İnsanın bütün benliğiyle, bütün duygularıyla, iç ve dış bütün havassıyla, fikrî melekeleri, kafası ve lisanıyla Allah'a yönelmekten ibaret olan ibadet, sistemli bir hareket tarzıdır. Bu mânâya geldiği için de ibadetin "tapmak–tapınmak" şeklinde tabir ve tercüme edilmesine imkân yoktur. Tapmak ve tapınmak; basit bir yöneliş, gerçek şuur ve niyetten yoksun ve sistemsiz yapılan hareket veya hareketlerden ibarettir. Putperestlerin Allah'tan başka ilâh, mabûd ve Allah ile aralarında aracı kabul ettikleri canlı–cansız varlıklara, nesnelere perestişine, onların önünde eğilmesine dilimizde tapınma ve tapma dense bile, katiyen ibadet denemez. Çünkü o, Zât–ı Ecell–i A'lâ'ya hastır. Evet, ibadet sadece O'na yapılır.

    Kulluk Yapma, İnsanın Fıtratında Vardır

    Din; adı, şekli ne olursa olsun, nasıl tarif ve tavsif edilirse edilsin, insanlık tarihinde her zaman ve her yerde görülmüştür. Dinin bazı ortak özellikleri vardır. Bunlar: İman, İbadet ve Cemiyettir. Demek ki din, bir insan ve cemiyet gerçeğidir. Her nerede insan varsa orada din vardır. Fakat din, sadece bir inanç ve inançlar manzumesi değildir. İbâdet, dinin çok önemli ayrılmaz bir özelliğidir.

    Evet kulluk, beşerin fıtratında vardır. Allah (c.c.), insanı yaratırken, kul olacak fıtratta ve kıvamda yaratmıştır. Ancak beşer, çok kere bunu kötü ve yanlış yere kullanmıştır. Taş, ağaç, yıldız, ay ve güneş gibi ibadete aslâ liyakati olmayan, Allah'ın mahlûku âciz, zayıf varlıkları kulluk makamından, Allah'a ortak tanıma derekesine düşürmüştür. İnsanların Hakiki Ma'bûd'u bulamadıklarında, bir sürü sözde ma'bûdlar uydurarak onlara baş eğmeleri, bu fıtrî hâlden sapmaktan başka bir şey değildir.





    İmân, İslâm'ı dil ile ikrar, kalp ile tasdikten ibarettir.
    Ancak arzu edilen neticeyi elde edebilmek için, imanın amel ile takviye ve desteklenmesi şarttır. Bir takım kimselerin "Kalbin temizliğine ve iyi niyete bakılır. İbadetler pek mühim değildir." demeleri, dinin, göstergelerini(şiarlarını) yıkmaktan başka bir mânâ taşımaz.

    İnsan hayatı, Allah'a karşı kulluk görevinin yerine getirilmesiyle orantılı olarak anlam kazanır. Yüce Yaratıcımızın bizi sorumlu tuttuğu ibadetler, insanlığımızın, insan yönümüzün paslanmaması, devamlı parlaması içindir.
    İnsan, hem beden hem de ruhtan meydana geldiği için, âhenkli ilerleme ve dengeli gelişme, insan kişiliğinin bu iki cephesine de eşit bir dikkat ve özen göstermeyi gerektirir.

    Kur'ân'a göre bütün varlıklar ibadet etmektedir. Kur'ân–ı Kerim, bunu şöyle ifade eder: "Hiç bir şey yoktur ki, Allah'ı tesbih etmesin." (İsrâ, 17/44) Yine Kur'ân, uzayıp kısalmanın gölgeye has bir ibadet, bir secde olduğunu bildirir. Secde etmek, bitki ve dalların da ibadetidir. Yıldızlar, dağlar, kuşlar, hayvanlar ve daha birçok yaratık, hepsi de kendilerine özgü bir şekilde ibadet yaparlar. Hatta gök gürültüsü bile, Allah'ı hamd ile tesbihtir.
    Kâinatta seçkin bir yeri olan, akıl, fikir ve üstün yeteneklerle donatılan insan, yüksek bir gaye için yaratılmıştır. Bu gaye de, Allah'ı bilmek ve O'na ibadet etmektir.

    İbadetin Faydaları:

    İbadet, yalnız Allah'ın emrini yerine getirmek ve O'nun rızasını kazanmak maksadıyla yapılır. Allah katında makbul olan ibadet, (hiçbir menfaat düşüncesi olmadan) böyle hâlisane niyetle yapılan ibadettir.

    İhlâs, yapılan ibadetin ruhu hükmündedir. İhlâssız yapılan ibadet, ruhsuz, sadece kuru bir şekilden ibarettir. Allah katında hiç bir değer ve kıymeti yoktur. İbadette ihlâs ise; ibadeti sadece Allah'ın bir emri olduğu ve rızâ–yı
    ilâhîyi kazanmaya vesile bulunduğu için yapmaktır.

    Eğer dünyevî bir menfaat ve fayda, ibadet yapmaya sebep yapılsa, ihlâs kaçar, o ibadet de bâtıl olur, yani, Allah katından kabul görmez.
    Bununla beraber, Rabbimizin emirlerinde birçok hikmetler, bizim için maddî ve manevî pek çok faydalar olduğunda da şüphe yoktur.

    Bedenimizin gıdaya ihtiyacı olduğu gibi ruhumuzun da gıdaya ihtiyacı vardır. Ruhun en önemli gıdası sağlam bir iman, sonra da ibadettir. İbadetler, imanımızın güçlenmesini ve ahlâken olgunlaşmamızı sağlar. İbadetler ile beslenen iman ağacının meyvesi güzel ahlâktır.

    İbadete devam eden kimsenin kalbinde iman nuru parlar, Allah korkusu ve sorumluluk duygusu yerleşir. İbadet sayesinde içimiz kötü düşüncelerden, dışımız günah kirlerinden arınır. Ayrıca bir Müslüman, malî ibadetlerini yerine getirmek suretiyle diğer insanların da sevgisini kazanır.

    Yaşadığımız müddetçe yemeye, içmeye muhtaç olduğumuz gibi ömrümüzün sonuna kadar ibadet etmeye, manevî gıdaya da ihtiyacımız vardır. Yüce Allah (c.c.), şöyle buyurur: "Sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et." (Hicr, 15/99)

    Mü'min ibadet sayesinde, dünyanın maddî bağlarından kurtularak ruhen yükselir ve önündeki engeller ortadan kalkarak ebedî saadet yurdunun aydınlık yolu kendisine açılır.

    İmanımızın göstergesi, ruhumuzun gıdası olan ibadetler; imanımızı kuvvetlendirir, içimizi kötü düşüncelerden, dışımızı günah kirlerinden arındırarak, bizi ahlâk ve fazilet sahibi olgun bir mü'min hâline getirir. Böylece dünyada huzura, âhirette azaptan kurtulmamıza ve ebedî saadet yurdu olan Cennet'te sonsuz ve mutlu hayata kavuşmamıza vesile olur.

    İbadetin fert ve cemiyete sağladığı diğer faydalar da şunlardır:

    1. İmanî ve îtikadî bilgi ve hükümlerin insanda kökleşip yerleşmesi, meleke hâline gelmesi, ancak ibadet sayesinde mümkün olur.

    2. İbadet, ferdî hayatın tanzîminde de büyük rol oynar.

    3. İbadetin fertleri birbirine kaynaştırmada ve cemiyette huzur ve âhengi sağlamada da büyük rolü vardır

    4. İbadetin, insanın moral dünyası, ruh âlemi üzerinde müsbet tesiri vardır

    5. İbadet, şahsî kemâlât ve olgunluğa da en büyük vesiledir.

    Ve keza, ibadet; dünya ve âhiret saadetine vesîle olduğu gibi, Ma'bûd ile abd (kul) arasında pek yüksek bir nispet ve şerefli bir râbıtadır.
    Toprağın bağrındaki altınlık keyfiyetini kazanmasında ateş ve pota ne ise, insanın Cennet'e ehil hâle gelebilmesi için de dünya ve kulluk da odur. Evet insanoğlu, hikmet elinin açtığı yolu değiştiremeyeceğine göre, zorlardan zor ama o kadar da mukaddes olan bu vazifeyi bihakkın eda etmeye çalışıp Cennet'e ehil hâle gelmelidir. Diğer bir ifade ile, Cennet'e ehil hâle gelmenin tek yolu kulluktur. Çünkü, ubûdiyet insanın tasaffî etmesini temin eder, böylece Cennet'e ehil olacak bir hâle getirir.

    İbadetin Şekli

    Mevcudat içinde hiçbir varlık gayesiz ve vazifesiz yaratılmamış ve hiçbir canlı da rehbersiz bırakılmamıştır. Karıncayı meliksiz, arıyı beysiz, balıkları ve kuşları rehbersiz bırakmayan Allah (c.c.), elbette insanları da peygambersiz bırakmayacaktır. İnsanlar, akıllarıyla kâinatta cereyân eden hâdiselere bakıp, Allah'ı (c.c.) bulsalar bile, yaratılışlarındaki gaye ve hikmeti, nereden gelip, nereye gittiklerini bilemedikleri gibi ibadetlerinin keyfiyetlerini de peygambersiz bilemezler. Onun için ibadet ederlerken gelişigüzel, sistemsiz değil; peygamberlerden öğrendikleri bir sistem ve ölçü içinde, ciddî bir huşû ve hudû ile O'na karşı tekrîm ve ta'zimlerini arz ederler.
    Evet ibadet, Allah'a iman ve Zât–ı Ulûhiyet hakkındaki mârifet ve buğu buğu bu mârifetten yükselen muhabbet ve hayretle yapılması gerekli olan şeylerin, Cenab–ı Hakk'ın iş'ar ve irşadıyla yine O'nun emirlerine göre kanalize ve formüle edilmesi demektir. Yani, Rabbimize karşı şaşkınca ve uygunsuz işler yapmamak için, O'nun âyât–ı beyyinâtının rehberliği ve Efendimiz'in neşrettiği ışıklar altında, matluba uygun kulluk yapmak gerekir.
    İnsanın, Rabbisiyle münasebetinde asıl olan mânâdır, özdür, ruhtur. Fakat, onları taşıyan da lafızlardır, şekillerdir, kalıplardır. Bundan dolayı, mutlaka o lafızlara, kalıplara da dikkat edilmelidir. Esas alınan mânâyı, mazmunu o kalıpların taşıması lâzımdır. Dolayısıyla, kalıp ve şekillerin hiçbir mânâsı yoktur denilemez.











  2. Esma Şeker
    Görevli Bayan





    İslamda yaptığımız tüm kötülükler günah kabul edilmektedir. İnsanlara kötü davranmak, hırsızlık yapmak, Fitne etmek, Kul hakkına girmek, iftira atmak gibi birçok olay günah olan amellerden dir.




  3. Beriwan
    Devamlı Üye
    islamda yasak olan her şey günah kabul edilen amellerimizdir.yalan söylemek kul hakkına girmek iftira atmak küfür etmek islamda günah sayılır.




+ Yorum Gönder