+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Sorular Forumunda Fizyonomi-İnsan Şeklinin Karakterine Yansıması Konusunu Okuyorsunuz..
  1. D.K.F.Q
    Devamlı Üye

    Fizyonomi-İnsan Şeklinin Karakterine Yansıması








    Fizyonomi-İnsan Şeklinin Karakterine Yansıması hakkında soru

    Soru
    Ibrahim Hakki Hazretlerinin marifetname kitabinda bazi fiziksel özelliklerden yola çikarak kisinin hayati hakkinda görüsler bildirilmis. Örnegin omuzu genis olanin rizki genis olur gibi bazi çikarimlar yapilabilinir mi? Dinimizdeki yeri nedir?


    Fizyonomi; bir diger ifadeyle ilm-i kiyafet veya Araplarin kullandigi ifadeyle ilm-i firaset, insanin iç âlemi ile dis görünümü arasindaki münasebeti inceleyen bilim dalidir. Alman filozof Kant; onu "iç âlemi gözlemleyen bilim dali" olarak tanimlar. Fizyonomi, vücudun tezahüründen -özellikle yüz hatlarindan - yola çikarak insanin özünün yorumlanmasi seklinde tarif edilir. Fizyonominin temelinde; ekran veya monitörün kaydedilen bir görüntüyü yansitmasi gibi, vücut ve yüzümüzün de ruhî halimizi yansitmakta oldugu anlayisi yatmaktadir Kim bu monitördeki isaretleri dogru okuyabilirse, o kisinin özelliklerinden haberdâr olabilir. Yani kisinin kabiliyetlerinden tutun, ahlâkî yapisi ve hattâ daha da ileri giderek alin yazisina kadar bazi ipuçlari yakalanabilir

    Ilm-i kiyafet kavramindan yola çikarak söyle de düsünülebilir: Nasil ki herhangi bir seyi örten seyler kiyafettir Benzer sekilde insanoglunun ruhuna, Rabb'i tarafindan giydirilen beden de bir nevi kiyafettir O halde bu kiyafette; ruhuna, mizacina ve kisiligine ait tecelliler saklidir ve arastirilmalidir.

    Fizyonomi sadece insanlarla degil, hayvanlar, bitkiler ve tabiatla da ilgilenmektedir. Meselâ Rönesans devri hekimlerinden Paracelsus, bitkinin dis görünümünü müsahede ederek, sifali olup olmadigini ortaya koyuyordu
    Saglikli bir iletisim kurabilmek için muhatapla yüz yüze gelmek son derece önem arz etmektedir Bu sebeple herkesin bir derece fizyonomiyi dikkate aldigi ve uyguladigi söylenebilir

    Fizyonomi ne zaman bilim dali hâline gelmistir?
    Yazili eski belgelere göre, Babil'de tikleri arastiran ve bunlari yorumlayan sokak yorumcularindan bahsedilir Hattâ bunlarin rüya tabir edenlere göre hem ucuz olmasi, hem de uzun uzun tabirlere ihtiyaç birakmamasi sebebiyle, daha çok ragbet gördükleri rivayet edilir.

    Kimileri bilgileriyle yüzü yorumlayip para kazanirken, Aristo ve ögrencileri gibi kimi zeki insanlar da, insan ve hayvanlarin yüz özelliklerini analiz ediyorlardi. Böylece günümüze dek geçerliligini koruyan fizyonominin temel prensipleri sekillenmeye baslar. Buna göre alin kismi, zihnî potansiyele; göz ile agiz arasi kisim mizacina; çenenin sekli ve büyüklügü canliliga ve fizikî gücüne isaret eder denmistir. Bu konuda egitim görmüs kisiler, bu suretle insanin saglik durumunu tespit edebilir. Birçok hekim hastaligin belirtilerini yakalamak üzere bu metoda basvurur

    Islenen günahlar ruhumuzda kirlilik meydana getirir. Saglik durumu ve hissiyatimiz yüzümüze yansi Iyi bir bakim ile güzellige kavusuruz: Iç huzur, dogru beslenme, yeterli uyku, temiz çevre, ibadet ve iyi niyetli olma güzellik vesileleridir.

    18. yüzyil sonlarina dogru Avrupa'da elit kesim arasinda bir fizyonomi furyasi baslar. Birçok sarayda, entelektüel çevrede yüz yorumu bir hobi haline gelir Zürihli din adami Johann Caspar Lavater gözü kapaliyken 100.000 burun arasindan, kralin burnunu taniyabilme iddiasinda bulunabilecek kadar ileri gitmistir. (Ancak bunu hiç denememistir.) Onun 20.000'in üzerinde meshur kisinin yüz yorumuna ait bilgiler ihtiva eden kitabi, en çok satan kitaplar arasindadir. Ne var ki Lavater, fizyonominin ne kadar sinirli oldugunun farkindaydi. Olumlu yönü ise, Lavater'in kitabi birçok yazar, filozof, karikatürist, ressam, hekim ve mimara ilham kaynagi olmustur. Lavater her insanda Allah'in (cc) isimlerinden birinin daha çok tecelli ettigini görmüstür. Ne var ki bu görüs zamanla yerini, kin, korku ve irkçiliga birakmistir.

    Dogu'da, özellikle Islâm ülkelerinde bu bilim dali zamanla yayginlasmistir. Ilk eser Imam-i Safii Hazretlerinindir. Fakat bu eser günümüze ulasabilmis degildir. Daha sonra Kindi'nin "Risale fi'l-Firase"si, Yuhanna Ibnü'l Bitrik'i (10. yy) Aristoteles'ten çevirdigi "Kitabü's-Siyase fi Tedbiri'r Riyase" ve Ebubekir Razi'nin "Kitabü'l-Mansuri"si bu mevzudaki ilk eserlerden sayilir Ibn-i Sina'nin da bu konuda bir eseri oldugu bilinmektedir. Fahreddin Râzî (ö1209) tarafindan yazilan "Kitabü'l Firase" o zamana kadar yazilan en büyük eser olarak kabul edilmistir. Arapça olarak yazilan "kiyafetnâme"lerin son örnegini Talib Ensari Dimiski "Kitabü'l-Adab ve's-Siyase fi Ilmi'n nazari ve'l Firase" adli eseriyle vermistir. Kiyafet ile alâkali eser verenler arasinda Kuseyri (Etvârü Selattini'l Müslimin) ve Muhiddin-i Arabî Hazretleri (Tedbiratü'l-Ilahiye) de yer alir

    Kiyafetnâme olarak bilinen bu eserlerin Farsça yazilmis ilki Kâsâni'ye (ö.1392) aittir. Ne yazik ki bu da günümüze ulasabilmis degildir. Daha sonra Dervis Abdurrahman Mirek'in "Tuhfetü'l-Fakîr"i gelir.

    Eskilerin en gözde es, ortak, arkadas ve isçi seçme araci olan kiyafet ilmi, Osmanli zamaninda da bu tür metinlerin hazirlanmasini saglamistir. Özellikle, saraya adam alinirken ve isçi seçerken bu bilim dalindan azamî sekilde faydalanilmistir. Türkçe kiyafetnâmelerin ilk örnegi Hamdullah Hamdi'nin "Kiyafetnâme" adli eseridir. Bu eserde renk, boy, yanak, saç, çene, sakal, parmak gibi 26 baslik altinda karakter tahlilleri yapilmistir. Türkçe kiyafetnâmelerin digerleri ise "Firasetnâme" ile Uzun Firdevsi, Ilyas bin Isa-yi Saruhanî (ö.1559-60), Abdülmecid ibn Seyh Nasuh (ö.1565), Mustafa bin Evranos (16.yy) ve Balizade Mustafa sayilabilir

    Türkçe kiyafetnâmelerin en son örnegi Erzurumlu Ibrahim Hakki Hazretlerinin "Marifetnâme" (1835) adli eseri bir bölümüdür

    19. yüzyilin baslarinda Alman beyin uzmani Franz Josef Gall'in çalismalari kayda deger. Gall, beynin farkli bölgelerinin, kisinin kabiliyet ve davranislarina tesir ettigini ifade etmis ve böylece nörofizyolojinin kuruculari arasina girmistir. Kisaca özetlemek gerekirse: Kafatasinin sekli, kisinin kabiliyet ve zaaflarina isaret eder. Birçok uzmana göre bu durum bir saçmaliktir, bazilarina göre ise, esasli bir tespittir. Daha sonralari bu görüslerin istismar edilip irkçiligin zeminini olusturmasi büyük bir talihsizliktir.

    Gall, idam edilen suçlularin kafataslarini inceleyerek, kriminal bir yatkinligin göstergesi olabilecek isaret ve özellik aramistir. 1876 yilinda bu ifrat düsünce en üst noktaya ulasmisti: Italyan askerî hekim Cesare Lombroso "Kriminal Insan" baslikli kitabiyla dünyaya vehmin nasil bilim suretine bürünebilecegini gösteriyordu. Lombroso'a göre meselâ zanli kisiler, belirgin büyüklükte veya küçüklükte kafa tasina, kepçe kulaga, kaslarin üzerinde siskinlige sahip olup çilgin veya bulanik bakislidir. Elestirmenler bu ögretiyi "idamlik fizyonomi" diye tenkit ederek masum insanlari suçlu gibi damgaladigini belirtir ABD'de kisilerin sosyal çevresi ile kriminallik arasindaki münasebetler arastirilirken, Avrupa'da ise, kisinin dogustan vücudunda kriminal bir mizaç veya yapinin olup olmadigi tespite çalisilmistir. Bugün dahi çirkin görünümlü insanlarin kötü oldugu düsüncesi bu dönemin kalintilaridir. Bu idamlik fizyonomi ögretisi Almanya'da 1920'li yillarda ifrat seviyesine ulasir: 1929 yilinda islenen bir dizi cinayet Düsseldorf’lulari dehset ve korku içinde birakir. Polis muhtemel fâili takdim ettiginde, kimsenin bundan süphesi yoktur: 21 yasindaki zekâ özürlü Hans Stausberg suçlu imajina uymaktadir. Ancak bir cinayet daha islendiginde, "Düsseldorf'un gerçek vampiri" bulunur. Adi Peter Kürten'dir. Yüzü iyi niyetli, zararsiz, süphe uyandirmayan bir tiptir. Bu bir soktur. Hemen hemen herkes, onu görme firsatini bulur. Kürten'in fotografi bütün gazetelerde yayimlanir. Artik görüntülü haberlesme devri çoktan baslamistir. Hattâ fizyonomi ögretisinin bizzat kendisi dahi fotograf sayesinde, daha sonra filmle de büyük çikis yakalayacaktir. Fotografçilar, sanatçilar ve filozoflar, fizyonomik sorularla ilgilenirler. Tipik Alman nasildir? Tipik isçi yüzünün ana hatlari nelerdir? Ne var ki bu sahadan irkçilik hezeyanina sadece bir adim vardir. Buna karsi Hitler'in kendi yüzü ise, birçok fizyonomi uzmani için problem teskil eder. Çünkü Otto Malig gibi uzmanlar, Führer'in yüzünde plânsizlik, gurur ve çilginliga meyil kesfederler ve bu düsüncelerinden dolayi hapse düserler. Bazilari ise kasten bu hatlari görmezden gelerek, dikkati Hitler'in mavi gözlerine ve ellerinin güzelligine çeker

    21. yüzyilda, psikoloji, nöroloji, tip ve sanat gibi çesitli disiplinlerde fizyonomi konulari tekrar ele alinmakta; "nonverbal iletisim", yani sadece mimik ve vücut diliyle gerçeklesen iletisim üzerine yapilan arastirmalar revaç görmektedir. Bu çabalar, insan görünümlü robotlarin gelistirilmesinde önem arz etmektedir











  2. Muhammed gunduz1
    Devamlı Üye





    İbrahim Hakkı Hazretlerinin marifet name kitabında bazı fiziksel özelliklerden yola çıkarak kisinin hayati hakkında görüşler bildirilmiş. Örneğin omuzu geniş olanın rızkı geniş olur gibi bazı çıkarımlar yapılabilinir mi? Dinimizdeki yeri nedir?




  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    Fizyonomi insanların iç alemiyle dış görünüşü arasında bir ilişki olup olmadığını inceleyen bilim dalıdır. bildiğiniz gibi bir insan iyi niyetli olduğunda içinin güzelliği dışına vurur.




+ Yorum Gönder


fizyonomi kitapları,  ibrahim hakkı hazretleri fizyonomi