+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Yazılar Forumunda Tövbesinde duramayanlar ne yapmalı? Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Gülehasret
    Devamlı Üye

    Tövbesinde duramayanlar ne yapmalı?









    Tövbesinde duramayanlar ne yapmalıdır hakkında bilgi


    Tövbe eden, günahından dolayı kendini kusurlu, suçlu görmemelidir. Günahının suçunu, kaderimi Allah böyle yazmış diyerek kadere ve Allah'a yüklemeye çalışmamalıdır. Adem Aleyhisselam, cennette yasaklanan meyveyi yiyince tövbe etti ve günahını nefsinden bildi. Allah da tövbesini kabul etti. Fakat şeytan kendi nefsini çok beğendiği için nefsinde bir suç görmedi. Suçunu kaderinin üzerine ve dolayısı ile Allah'a yüklemek istedi. Tövbesi kabul olunmadı, nefsini çok beğenmek, kusursuz görmek kibre ve ebedi lanete uğramasına sebeb oldu.

    Eski arkadaşlarından ayrılmaya çalışmalı
    Kul hakkı varsa, helalleşmeye çalışmalı,
    Mürşit yanında yeniden tövbe etmeli, içinden,
    yalvararak, şuurlu olarak tövbe etmeli. Tövbe yaptığı gece kendisine verilen tövbe talimatını muhakkak yapmalı, tövbe gecesinin talimatı yapılmazsa Mürşidin yardımı ona gelemez, tövbesinde duramaz.
    Tövbe eden, günahından dolayı kendini kusurlu, suçlu görmemelidir. Günahının suçunu, kaderimi Allah böyle yazmış diyerek kadere ve Allah'a yüklemeye çalışmamalıdır. Adem Aleyhisselam, cennette yasaklanan meyveyi yiyince tövbe etti ve günahını nefsinden bildi. Allah da tövbesini kabul etti. Fakat şeytan kendi nefsini çok beğendiği için nefsinde bir suç görmedi. Suçunu kaderinin üzerine ve dolayısı ile Allah'a yüklemek istedi. Tövbesi kabul olunmadı, nefsini çok beğenmek, kusursuz görmek kibre ve ebedi lanete uğramasına sebeb oldu.

    Tövbe eden, kendisini aciz bir kimse olduğunu kabul edipte Mürşit vasıtası ile Allah'a elini açıp tövbe etse kabul olur.

    Bir defa tövbe edipte, tövbesinde duramayana artık tövbe kapısı kapanmış değildir. Tövbesinde durabilinceye kadar sayısız tövbeler yapmak hakkına sahiptir.

    Hadis: "Istihfar eden kişi, birgünde yetmiş kere tövbe ederek tövbesini bozsa ve günah işlese o günah onun üzerine payidar (devamlı kalıcı) değildir." Hadis: 'Tövbe etmek istedikleri halde, tövbe edemeyenler helak oldular."

    Hadis: "Hayatım elinde olan Allah'a yemin ederimki, siz günah işlememiş olsaydınız, Allah sizi giderir, yerinize günahkar bir kavmi getirirde onlar mağfiret (affolunmak) dilerler. Allah da onları mağfiret eder."

    Bir gün Hazreti Ali (Kerramallahu Veche hu) nin huzuruna birisi gelip sordu:

    Ya Ali, ben bir günah işledim, Ne yapayım?
    -Tövbe et buyurdu.
    Tövbe ettim, ama tövbemi bozdum.
    Yine tövbe et buyurdu.
    Ne zamana kadar tövbe edeyim?
    Şeytan yenilinceye kadar buyurdular.
    Süleyman Peygamber Aleyhisselamın Asaf adındaki bir veziri bir günah işledi, tövbe etti. Yine tövbe etti. Böylece tövbesinde duramadığı için 70 kere tövbe etti ve tövbesini bozdu.
    En sonunda, gitti boynuna bir demir takdirdi. Süleyman Aleyhisselam' ın huzurunada demirli girerek çıkardı. Bir gün Cebrail Aleyhisselam geldi. Hak Teala Hazretlerinden Süleyman Aleyhisselama selam getirdi. Dedi ki:

    - Hak Teala sana Selam eder, buyurur ki: Asaf kuluma boynundan o demiri çıkarmasını söylesin. Zira, Benim tövbe eden kullarıma karşı rahmetim çoktur, yine tövbe etsin, günahlarını affediyorum.

    Demek ki insan tövbesinde durabilinceye kadar sayısız defa tövbe etmek hakkına sahiptir.

    TÖVBE EDENLER TÖVBESİNDE DURABİLMEK İÇİN NE YAPMALI?

    Mürşidin ziyaretini terk etmemeli. Haftada ayda veya birkaç ayda bir ziyaretine gitmelidir. Arkadaşlarını tövbe etmiş olanlardan seçmeli. Hadis: "insan dostunun dinindendir. Binaenaleyh, dost edineceği kimseye dikkat etsin."
    (Riyazü's Salih'in, Cilt:1, Sahife 398)
    Sohbetlere, hatmelere devam etmeli, Hiç olmazsa haftada bir defa gitmelidir.
    Rabıtasını, akşam namazından sonra mümkün olduğu kadar muhakkak yapmaya çalışmalı. Kendi arzusu ile teşbih aldığı halde çekemiyecek olursa, kendiliğinden terketmeyip durumunu Mürşidine arzetmeli, onun dediğini yapmalı.

    MÜRŞİTLERİN (Durumları Hakkında) Peygamberimiz (S.A.V.) in sünneti, Kur'an-ı Kerim buyurduklarını takip eden "Sufiyyun" yolu İslamiyetle beraber başlamıştır. Zamanımıza kadar devam etmiştir, Bu yol, Allah'a ibadetin korkudan değil de sevgiden yapılmasını prensip edilmiştir. Bu yolun ilk yolcuları, Ebu Bekir (R.A.), AH (R.A.) Sel-man-ı Fahrisi (R.A.) ve diğer bazı kıymetli sahabeler (Radiyallahu Anhum) dir.
    Bu kıymetli ve çok büyük sahabeyi Kiram Peygamberimizin çok kıymetli arkadaşları - koruyucuları bu yolun ilk talimatını bizzat Peygamberimiz (S.A.V.) den almışlardır. Bu talimat, bu yolu arzulayanlara nakledilmiş zamanımıza kadar böylece kalbden kalbe bu manevi yolun talimatı devam ede gelmiştir. Bu yolun yolcuları, dinde verilmiş müsadelerden ziyade en efdal (Allah katında en kıymetli olanı tercih ederler.
    Bütün dünya ve ahiret işlerinde hepsi "sünnet" dediğimiz, Peygamberimiz (S.A.V.) in hareketlerini adetlerini, ahlakını taklit ve tatbik etmişlerdir. Hepside evvela Kur'an-ı rehber edinmişler ve din ilimlerine çok büyük önem vermişlerdir. Bilinen bütün Mürşitler yetişme çağlarında başka bir mürşidin elini öpmüş ona imkan nisbeti bedenen ruhan hizmet etmişler ve zamanı gelipte manevi olgunluğa kavuşunca izin verilmiş kimselerdir. Bu izin, Mürşidin kendi arzusuna bağlı değildir.
    Allah tarafından verilen manevi bir işarettir. Zaten Allah tarafından verilmiş bir işaretle izin verilmeyen kimse Allah'ın memuru olamaz. Allah'ın izin vermediği kimsenin, başkalarına-da manevi bir faydası olamaz. Hakiki izin sahibinin yardımcıs» Allah olduğu için ondan istifade edilir. Allah ancak kendi izin verdiklerine yardım eder.
    Allah'ın memurlarıda yetişme, akıl, firaset, takva derecelerine göre değişik büyüklük ve selahiyette oldukları için, onların yanındaki istifade nisbeti değişir. Bazılarından çok fazla istifade edilir, bazılarından daha az...
    Her Mürşit kendi mezhebini takip eder. Geçirmiş oldukları manevi yetişme olanların imkanlarını ya-kin (gözle görür gibi inanma) derecesine çıkarır. Onların iç alemlerine insanın aklı ermez.
    Mürşitleri şöyle tarif ederler: "ZAHlRUHU MEAL HALK, BATI-NUHU MEAL HAK." Zahiri, dış halleri halkla, dünya ile, iç alemleri ise Allah'la olur. Mürşitlerin yanında dünya işleri görüşülür. Onlar da bu işlere iştirak ederler, ama kalpleri ise hep Allah'ladır. Onların yanında dünyanın sevgisi sinek kadar yoktur. Dünyayı, ahireti kazanmak için vasıta olarak kullanılır. Onun için dünya işine de bizler için vasıta olarak kullanılır. Onun için dünya işinede bizler gibi çalışırlar. Fakat niyetleri yalnız ahiretin kazanılmasıdır.
    Yoksa, dünya malı toplamak değildir. Allah sevgisi onların kalbini tamamen doldurduğu için dünya malının sevgisine yer kalmamıştır. Nasıl ki, Mecnun yalnız Leylasını düşünürse, severse, Mürşidlerin Leylasıda yalnız ALLAHU TEALA'dır.
    Mürşitler, Allah'ın yeryüzündeki ASKERLERl'dir. insanları doğru yola çevirme memurlarıdır. Peygamberimiz (S.A.V.) in varisidirler.
    Onun için, onun vazifesini devam ettirmeye memurdurlar. Bu vazifelerini ise tövbe sureti ile hidayete kavuşulması için yaparlar, insanlara, Allah'ın rahmetini taddırarak Allah'ı sevdirirler. Allah'a da kullarını sevdirirler.
    Peygamberimiz (S.A.V.) in getirdiği dini esaslara ve sünnetine aykırı hareket edenler Mürşid değildirler. Velev ki onlardan binlerce keramet görülse bile.
    Böyle kimselerin hali buzun üzerine kurulan temele benzer ki, kışın sert ve sağlam gözükürse-de, yazın sıcakları bastırdığında o buz eriyip gider ve üzerine yapılmış duvarda beraber götürür.
    Peygamberimiz (S.A.V.) şeriatına ve sünnetine aykırı hareket eden ve kendini Mürşid sanan kimsenin elinden başkasına fayda gelmez. Çünkü kendisi hidayete gelmemişki başkasının hidayetine vasıta olsun.
    alıntı








  2. Feyruşah
    Devamlı Üye





    Tövbe edip tövbesini tutmayan bir kişi kendini toparlamalıdır. Çünkü hep aynı hatayı işleyeyim nasılsa yine tövbe ederim diye bir düşünce olmamalıdır. Kişi kendini kandırmış olur. Tövbe eğlence işi değildir bir Mumin sözünün eri olmalıdır. Tövbe yapıp aynı günaha tekrar yönelmek sapkınlıktır




  3. Nesrin
    Devamlı Üye
    İşlediği günahlardan dolayı pişman olan insanlar allaha tövbe ederler . tövbe eden kişi pişman olduğu günahın af omasını istıyorsa bir daha aynı günahı işlememelidir. eğer aynı günahı işleyip nede olsa allah beni affeder diye bir düşünceye kapılması o allah katında iyi bir yer edinmiş olmaz.




+ Yorum Gönder