+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Yazılar Forumunda İmanın İnsanın Psikolojik ve Ruh Yapısı Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    İmanın İnsanın Psikolojik ve Ruh Yapısı









    İmanın İnsanın Psikolojik ve Ruh Yapısı nasıldır


    Kaderin kelime manası plân, program demektir Nasıl ki bir ağacın plân ve programı çekirdeğinde yazılmıştır, yani kaderi tayin edilmiştir Aynı şekilde bir binanın yapılmasından önce plân ve programı yani projesi yapılır, yani kaderi tayin edilir İşte insanın da kaderi Levh-i mahfuz'da, yani İmam-ı Mübin'de, yani Kader Defteri'nde yazılmıştır, tayin edilmiştir

    Burada bilinmesi gereken bir husus, cüz-i irade meselesidir Cüz-i irade, küçük irade demektir Bunu meyil (niyet) olarak da ifade etmek mümkündür Herkes vicdanen bilir ki, hareket ve davranışlarını ayarlama ve yönlendirme meyil ve iradesi kendisinde vardır İşte bu iradenin kullanma yetkisini (tasarrufunu) Cenab-ı Hakk insana vermiştir Dolayısıyla bu cüz-i iradeyi kötü yönde kullanmadan dolayı insan mesul olmaktadır

    Meselâ, 10 katlı bir apartmanda 1katta yılanlar, 2katta fareler, 3katta çiyanlar, 4 katta HzÂdem (AS), 10 katta Hz Muhammed (SAV) var Asansörün başında bulunan kişi, bu katlardan hangisine gideceğine cüz-i iradesiyle karar verir Neticesinden de mes'ul olur İşte bütün peygamberlerin bir bakıma gayret ve faaliyetleri, insanlara bu asansöre doğru basmanın yolunu öğretmektir

    İyiliği de, kötülüğü de yaratan Cenab-ı Hakk'tır Şer'i yaratmak, yani kötülüğü yaratmak kötü değildir Şer'i, kötülüğü işlemek kötüdür şer'dir İnsan meyhaneye de, ibadethaneye de gitmeye niyet edebilir Her ne tarafa gitmek isterse, gitme fiilini yaratan Cenab-ı Hakk'tır İnsan o niyetinden dolayı mesuliyet alır

    Cenab-ı Hakk'ın yarattığı her şey, ya bizzat güzeldir, ya da neticeleri itibariyle güzeldir Bizim birtakım sebeplere bakarak bazı hadiseler hakkında “iyidir, kötüdür, adaletlidir, adaletsizdir” gibi değerlendirmelerimiz, hadiselerin sebep ve sonucunu bilmediğimizden genelde isabetli değildir Tâbiri caizse, bizim yaptığımız iki saatlik bir filmin ortasında girip 15-20 dakika seyrettikten sonra o filmdeki kahramanlar hakkında fikir yürütmemiz ve hüküm vermemiz gibidir Bizim iki saatlik hayat filmimiz haşirde sonuçlanacaktır

    Dünyada çekilen bir takım sıkıntı ve meşakkatlerin ahirette cehennem azabından kurtulmaya ve ebedî Cennet'e girmeye, ya da Cennetteki makamın yükselmesine vesile olduğunu gördükten sonra o çekilen sıkıntı ve zahmetlerin haksızlık ve adaletsizlik değil, aksine Cenab-ı Hakk'ın bir lütfu, ihsanı, ikramı ve rahmeti olduğu, bu filmin sonunda anlaşılacaktır

    İslâmiyet'te kader anlayışı geleceğe ait meselelerde değildir Geçmiş hadiselerde ve musibetlerde kullanılırYani “Kaderimde öğretmen olmak varsa olurum” deyip evde oturamayız Çalışırız, öğretmen olmanın sebepleri nelerse onların hepsini yerine getiririz Sonuçta o arzumuza ulaşamazsak, “Kaderimizde bu yokmuş” deriz

    Cenab-ı Hak, bizim fiillerimizi, yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı biliyor Cenab-ı Hakk'ın bizim fiillerimizi bilmiş olması, o fiilleri yapan bizi mesuliyetten kurtarmıyor Zaten, “Madem Cenab-ı Hakk, ezelden benim ne yapacağımı biliyordu, benim ne kabahatim var?” Cümlesi tahlil edildiği zaman, yapma fiilinin bize ait olduğu gayet açıktır Dolayısıyla, yapan biz olduğumuza göre başka suçlu aramaya gerek yoktur

    Cenab-ı Hakk'ın bilmesi, geçmiş ve gelecek olarak ifade edilmez Meselâ zaman olarak masanın bir tarafını kâinatın başlangıcı, diğer tarafını kıyametin kopması olarak kabul edelim Ve masanın üstünü, 1 asır, 2 asır, …ve 22 asır gibi zaman dilimlerine ayıralım Şimdi elimizde bir ayna farz ediyoruz Masanın ortasına tuttuğumuz bu aynanın içinde 15-16asırlar görülmektedir14 asır ve öncekiler geçmiş, 17 asır ve sonrakiler bu aynaya göre gelecek asırlardır Bu aynayı yükseğe kaldırdığımız zaman, hem 1asrı ve hem de 22asrı içerisine alır Artık bu durumda, bu asırlarla alâkalı olarak geçmiş ve gelecekten bahsedilmez

    Çünkü hepsi bir anda aynanın içerisindedir İşte Cenab-ı Hakk'ta, böyle ayine misal, manzara-ı âlâ'dan geçmiş ve gelecek, kâinatın yaratılışı ve kıyametin kopması, Cennet ve Cehennem, olmuş ve olacak her şey, bir anda nazarındadır Geçmiş ve gelecek sadece bize göredir Dolayısıyla Cenab-ı Hakk bizim ne yaptığımızı ve ne yapacağımızı bir anda bilmektedir O'nun bilmesi, yapma noktasında bize mecburiyet yükle-memektedir Bu yüzden insan cüz-i iradesiyle yaptığı fiillerden tamamen mesuldür

    Kaderi bir cümle ile özetlemek gerekirse, her şeyin Cenab-ı Hakk'ın bilgisi dahilinde olduğudur Fiili biz yaptığımız için, O'nun bilmesi, bizi mesuliyetten kurtarmıyor

    Burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir husus var O da, insan bedeninin belli bir elektrik yükü kapasitesi ile çalıştığıdır Bu bedene fazla elektrik yüklemiş olmamız, sigortanın atmasına sebep olur Hadiseleri fazla düşünmek, hiddet ve öfke, bu elektrik potansiyelini yükseltir ve bir süre sonra vücutta kısa devreler meydana gelir, beyindeki düşünme sisteminde bir takım atlamalar görülmeye başlar Daha da zorlanılırsa, beyin sigortası atar Artık bundan sonra tamir ve tedavi için akıl hastanelerinin yolu tutulur Böyle bir neticeyi önlemek, kader meselesinin iyi anlaşılmasıyla mümkündür Kader meselesinin burada sigorta görevi görebilir
    Şimdi sizler burada şöyle diyebilirsiniz:

    “Madem her şey kader ile takdir edilmiştir Kısmetime razı olayım ki, rahat edeyim Cenab-ı Hakk, benim rızkımı bir süre burada tayin etmiş Ben bu rızkımı yemek için bir takım vesilelerle buraya geldim O halde, ebedi hayatım olan ahiretimin kurtulması için neler yapabilirim?”

    Yoksa, “Ne yaptım da bu başıma geldi? Şöyle olmasaydı, böyle olmayacaktı” gibi itirazlar, kaderi tenkit olur Kaderi tenkit eden başını örse vurur, kırar Kaderi değiştiremez Bu durumda başımıza geleni rıza ile karşılamak, kusurlarımız ve hatalarımızın affı için Cenab-ı Hakk'tan yardım dilemek olmalıdır

    İnsanın ruh ve psikolojik âleminin düzelmesi, Allah'a teslim olup, tevekkül etmekle mümkündür Yoksa her şeyi omzuna yüklemeye çalışırsa, sigortayı kısa sürede attırır Sigorta atınca da bunun da kolay kolay tedavisi yoktur.







  2. Gülşen
    Devamlı Üye





    İnsan her zaman inanmaya gerek duymakta ve kendini yaratan bir ilahi güce sığınmak istemektedir. Bu nedenle neredeyse herkesin bağlı olduğu bir din vardır. Din ve inanmak insanı psikolojik olarak olumlu etkilemekte ve insanı boşluğa düştüğün zaman dayanılacak bir kapı olmaktadır.




+ Yorum Gönder