+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Yazılar Forumunda Sana Geldim Ey Namaz Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Suskun Karizma
    Devamlı Üye

    Sana Geldim Ey Namaz








    Sana Geldim Ey Namaz


    Sana geldim ey namaz
    Yüzüm tutmuyor seni terki dile getirmeye
    Seccede yüzüm olurmusun ey namaz
    Bak, beden kirinden arınmış
    Bükülmez denilen bel rükü naralarında
    Seni terk eden halim yine senin haline bürünmüş
    Edebine boyarmısın beni ey namaz
    Sabahım olurmusun
    Her tekbir bir tövbe misali
    Girizgaha niyet misali cennete hazırlığım olurmusun

    Sana geldim ey namaz
    Yüzüm tutmuyor nefsi sana tercih ettiğimi soylemeye
    Beni günahıma tercih edermisin ey namaz
    Günün bölünmüşlüğünde seni düşünmedim
    Dünya ile hal olup keyfin haline girdim
    Gün ortasında beni toplayan hal olurmusun
    Günün gelişmesinde sükunete gelişim olurmusun ey namaz

    Sana geldim ey namaz
    Yüzüm tutmuyor hadisi unuttum demeye
    "Kim sabah ve ikindi namazını kılarsa cennete girer"
    Dilim varmıyor seni kazalarda terk ettim demeye
    Sana geldim ey namaz nefsi kazalarıma
    Yaramı sarar yardımım olurmusun
    Bak, toprağa gelmeye idzlerim secdende
    Dilim varmıyor kibrimi soylemeye
    Kibrimi yakan kibritim olurmusun
    Her yanış bir yıkanış misali
    Cennete hazırlığım olurmusun ey namaz

    Işığına yandığım güneş gitmek üzere
    Yıldızlar keşfe çıkacakmış sanki
    Aldandım güneşlerin ışığına yıldızların nazına
    Akşamları karanlığıma nur olurmusun ey namaz
    Sustu alem, bir ezan gökkubbede
    Kıyamet mi kopacak koşturmada bedenler
    Farzına yetişeceğim en güzel telaşım olurmusun
    Sana geldim ey namaz
    Akşamıma nur olurmusun

    Ayın her hali seni anlatır
    Etrafında yıldızlar saf tutmakta
    Aşıklar seni seyre dalmakta
    Bedenler kıyamda ruhlar gökkubbede sohbette
    Rahman ve rahime götürenim olurmusun ey namaz
    Sana geldim geldim ey namaz
    Beş vakitte birliğimi O'NA götürürmüsün

    Talip SEVİLAY







  2. Fatih
    Yeni Üye





    Öyle çok pazarlık ettim ki Seninle ey Rabbim
    Sen çağırınca,
    kendime ayırdığım vakitlerden çalındığını düşündüm
    Ezan okununca, sevdiklerimle geçirdiğim zamanların azalmasından korktum
    Vakit girince, içim "cız" etti hep
    Odamdan uzaklaştım,bıraktım işimi,bozdum keyfimi;
    öylece namaza durdum Ayak diredim, "az sonra kılsam da olur!" dedim
    "Az sonra"larım "çok sonralar"a döndü, geç kaldım,geç kalmaktan utanmadım
    Sonunda ayaklarımı sürüye sürüye vardım huzuruna
    Pazarlığımı vaktin daralmışlığını bahane ederek yeniden ileri sürdüm
    Kaçıyordu namaz ya; o yüzden çabucak kıldım, selam verdim,
    hemen kalktım, rahatladım
    Oysa rahatlığı Sana borçluyum
    Ağrımayan her bir dişim kadar huzur borçluyum Sana
    Damarlarımın her bir noktasında pıhtılaşmayan kanım kadar
    sükûnet borçluyum Sana
    Tenimin kaşınmayan her bir noktası kadar rahatlık borçluyum Sana
    Dişlerim ağrıyacak olsa her biri için harcayacağım zaman Senin
    Kanım pıhtılaşıp damarlarım tıkanacak olsa,
    her defasında ızdırap ve korkuyla geçireceğim saatlerin hepsi Senin
    Tenim her noktasında yırtılacakmış gibi acıyacak olsa
    kendi kendime dar geleceğim huzursuz günler Senin

    Gün oldu; usandım Sabrımı tükettim; tükendim
    Kendimi yontmaya heveslendim Benden istediğin zamanı çok gördüm
    Benden istediğini, benim için istediğini bile bile,
    huzurunda huzursuz durdum
    Fazla buldum namazın rekâtlarını; kısaltmak için bahaneler aradım
    Günümü delik deşik etmeni, işimin arasına kesintiler sokmanı,
    hayatımın ortasına duraklar koymanı, uykumu bölmeni lüzumsuz gördüm
    "Beni bana bırak’larla durdum huzuruna;
    içim başka bir yerlerin türküsünü söylerken,
    ben seccadende, belki sadece bedenimle, mıhlı kaldım
    Oysa Sen, dileseydin dar edebilirdin zamanı bana!
    Bir uçurumun dibine savrulmuş bir arabada çaresizce
    Sana yalvartıyor olabilirdin beni
    Korkulu bir savaşın orta yerinde ateş ve kan kusan bombaların altında
    günümü de, işimi de, uykumu da,
    hatta rüyalarımı da delik deşik etmelerini takdir edebilirdin
    Düşmeyen bombalar kadar,
    uçuruma savrulmayan arabalar kadar genişlik borçluyum Sana

    İçten pazarlıktı benimkisi Öyle içten ki kendime bile söyleyemedim
    Gözlerimle birlikte gönlümü de secdene kilitlemeyi çok gördüm
    Kendimi sıfırlamayı,benliğimi hiçe indirgemeyi beceremedim
    Ensemde kaderin sıcacık nefesini hissedecek o teslimiyetin vadisine inemedim
    Acelem vardı; alnımı koyduğum gibi kaldırdım seccadeden
    Bütün benliğimle aşağı inemedim
    İşim vardı, secdemi işime zaman kazandım
    Secdeye kalbimi de sığdırmaya çalışmadım
    Uykum vardı,secdemi sığ bırakıp uykumu derinleştirdim

    İtirafımdır: Bencilliğimi de sırtıma alıp rükûlarda eritemedim
    Bedenim eğilirken huzurunda,
    "emrolunduğum gibi dosdoğru olma"nın ağırlığını sırtıma almayı erteledim
    "Sırası değil’di; "hele dur; sonra da olurdu
    En Sevgili’ni (sav) bir gecede ihtiyarlatan emri üzerime alınmadım

    Sen dileseydin, çocuğumun cılız nabızlarının eşliğinde,
    loş ve neşesiz bir yoğun bakım odasında,
    gözümü de gönlümü de, umutsuzca, çaresizce, ürpertiyle,
    korkuyla bir monitörün ekranına kilitleyebilirdin
    Dileseydin, yeryüzünün sükûnetini bir anda kesip,
    küçücük bir duvar kıpırtısının gölgesinde,
    mini mini bir sarsıntının beklentisi içinde saçlarıma aklar düşürebilirdin

    İçten pazarlık mı denir buna? Sen bilirsin Seninle ettiğim pazarlığı
    Kendime sakladığım ve hatta kendimden de sakladığım sır bu
    Dilime bile değdirmekten korktuğum,
    ağzıma almaktan utandığım öyle bir sır işte
    Fısıldaması bile acı veriyor ya…
    Meselâ, uzayınca Fatiha, uzayınca sûre,
    heceler sanki özgürlüğe giden yolu taşlar gibi kestikçe,
    "bitmez şimdi bu namaz!" dediğim çok oldu
    Ama içimden Kimseler duymadı
    Bir Sen duydun beni ey Rabbim Sırrımı bir Sen bildin
    Kendimi lüzumsuz hissederken seccadenin üzerinde,
    dudağım anlamına yetişemediğim kelimeler için oynarken,
    Sen beni söylediğimden fazlasıyla duydun,
    söyleyemediğimi de, dile getiremediğimi de bildin
    Ruhumu alıp uzaklara gittiğim halde, bir bedenimi bıraktığım halde huzurunda,
    kovmadın beni, yakınlığında tuttun

    İtirafımdır; öyle anlatıldığı gibi özleyebilmeyi beceremedim henüz namazı…
    "Aradan çıkarmaya çalıştığım" oldu namazı
    Geçiştirdim namazı Bir "sorun"du çözdüm, hallettim
    Selam verip sonra yaşamaya başladım…
    Yaşamayı namazın içinde aramalıydım
    Namazı yaşamanın içine sızdırmalıydım oysa Bilemedim
    Kafa tuttum, ayak diredim, pazarlık ettim;
    ama Sen utandırmadın, yine yine yine huzuruna aldın beni
    Her secdede rahmetinle okşadın alnımı
    Her rükûda "aferinler" fısıldadın gönlüme
    Her vakitte yeni bir sayfanın aklığına çağırdın ruhumu
    Yüzüme vurmadın Azarlamadın Aşağılamadın
    Hepten umut kesmedin benden Yok saymadınUtandırmadın
    Pazarlık ettiğimi Seninle bir Sen bildin ey Rabbim
    Kimselere söylemedin
    Sırdaşım Sensin, bir Sana açabilirim içimi,
    bir Senin beni
    ayıplamandan korkmam
    Ben işte böyleyim;
    yine "bana ait"lerin hesabındayım
    Başka kime söyleyeyim?
    Başka kimin anlayışından medet umayım?
    AFFET BENİ

    Kaynak : Sani Demirci


    secde.jpgsecdeedenkainat.jpgaasecdeediyor.jpg




+ Yorum Gönder