+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Yazılar Forumunda Allah İnancının Gücü Dini Yazı Oku Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Harbi @ kız
    Bayan Üye

    Allah İnancının Gücü Dini Yazı Oku








    Allah İnancının Gücü Dini Yazı Oku



    Dünya hayatının süsüne kendisini fazlasıyla kaptırmış batının düşünce gücü anlayışı, bu dünyaya mahsus materyale sahip olabilmek için (hâşâ) Allah’ı dışlamakta, bir şeye sahip olabilme gücünün sadece insanın kendisinde bulunduğunu aşılamaya çalışmaktadır.

    Düşünce gücü denen zırvalık, uzun zamandır beynimi meşgul ediyordu. Neydi bu düşünce gücü? Nasıl bir şeydi ki gençlerimiz işi gücü bırakmış Allah'ın verdiği beyni O'na karşı kullanmaya başlamışlardı. Herhâlde elle tutulur güçlü kanıtları vardı ki bu kadar hararetli ve istekli bir şekilde bu anlayışın arkasında duruyorlardı. Kitaplarını okudum. Bir daha okudum. Bir daha okudum. Evirdim çevirdim. Yok Kitapların içine baktım, dışına baktım, sırt yazılarını okudum, yok Hiçbir kanıt yok ellerinde. Bir zannın peşine takılmış gidiyorlar. Ama ne gidiş. Sanırsınız birinciye cenneti verecekler. Bir de baktım ki işin sonunda büyük bir ödül var. Hem de çok büyük: Para! Aman o ne azamet, aman o ne caka satmak. Para kazanmanın yolunu bulduk işte diyorlar. Düşünce gücü = para. Bütün koparılan tantananın arkasında hiçbir elle tutulur kanıt yok. Sonunda da büyük ödül var: para. Para nedir Allah aşkına? Tamam gereklidir. Yaşamamız için elzemdir. Ama nedir para? Bir kâğıt parçası. Bir kâğıt parçasına değerinin (hoş benim gözümde hiçbir değeri yok) üzerinde anlam yükleyenler, kim bilir Allah'a nasıl sarılmışlardır diyecek oldum. Demez olaydım. Bunların kitabında Allah yazmaz olmuş. Bunlar parayı almış başlarının tacı yapmış, Allah’ı da kaldırmışlar; düşünceyi koymuşlar, evrensel zekâyı koymuşlar yerine. Efendim her şey düşüncede başlar, düşüncede bitermiş. Allah yoktur demiyorlar da evrensel zekâ, üstün akıl lakırdısıyla uzaylıları çağrıştıran bir algılama yaratıp, akıl bulandırıyorlar. Düpedüz (hâşâ) Allah yoktur diyorsunuz. Açık açık söylesenize şunu, ne laf dolandırıp duruyorsunuz. Ha Allah yoktur demişsin, ha Allah’ın yerine başka bir kavram veya varlık koymuşsun. İkisi de aynı kapıya çıkar.

    Bu kitapta okuduklarınız, kendimi buluşum, Allah'a ulaşmam ve kimliğimdir. Bu kitap, sevgi ve haykırışa ilişkin bir denemedir. Sevgi ve haykırışın ışığında, Allah'ın birliğine ulaşmak isteyenlere küçük bir kılavuz kitap. Allah birdir.

    Can Evin

    Kitabın tamamına canevin.net sitesinden ulaşabilirsiniz.







  2. Fatih
    Yeni Üye





    Din, Allah’ın oluncaya kadar! Mücahede devam edecektir. Mücahedede sözün ve aklî ikna’nın mümkününün kalmadığı, karşı gücün de din konusunda yahutta haksızlıkla bize saldırdığı durumlarda ise aynen onlarınki gibi karşılık vermek şartı ile mücahede yapılacaktır. Ve zulüm yapanlara gereken cezası verilecektir.

    Daima barış çizgisi savunulup, asla savaşı baş tercih yapma gibi eylemlere başvurulmayacaktır. Onlarla en güzel şekilde mücadele yapılacaktır. Kelime ve diyaloglarda da daima en güzel hitap ve dostluk-içtenlik mutlaka gösterilecektir. İnsanlar bilmediği şeylere daima saldırgan ve önyargılı olmayı tercih etmekte olduklarından, bizlere düşen de Allah için özü sözü bir olmak ve tebliğlerimizde daima tatlı hitap ile ve ikna-akıl yolunu tercih etmemiz gerekmektedir.

    İnsan bilmediğine inanmaz! İnandığını da bilir-bilmelidir! Ve inanıp bildiği dinini de en güzel şekilde yaşayarak, hem yaşantısında üsve-i hasene(güzel örnek) hem de sözünde en güzel olanından başkasını asla tercih etmemelidir. İslâm Dininin bu kadar gelişip büyümesinde, Resulullah Efendimizin o güzel ahlâk’ının bereketi olduğunu düşünmekteyiz. Resulullah, Allah’ın yasasından asla taviz vermemiştir(SvS).

    Allah’ın Dininden başka din aramak? Bu hitabın muhataplarına günümüzden şu şekilde hitap etmeyi diliyoruz! Kur’an’da anlatılan dine inanmayanlar veya buna inanmakla birlikte! Başka kaynakları da bu inandığı dininine karıştırıp, barıştırma eylemini tercih edenler!

    Kıymetli dostlarım, Allah C.C hazretleridir bu dinin sahibi ve bizlere dikte edici olan! Bizlere kendi cinsimizden elçilerin gelmesi sünnetullah gereğidir. Hangi cins bir yaratımın örneği olsa idik, o şekilde yine bizden olan birileri geleceklerdi, Allah’ımızın bizlere elçileri olarak. Elçi ise Allah’dan bizlere mesajı getirendir! Yani öyle kendi başına bir şeyler tercih edecek, sonra da bunu bizlere din diye dikte edecek! Asla böyle bir şey olamaz ve bunun örneği de görülmüş bir şey değildir. Böylesi bir zannı olan varsa! Derhal tevbe etmelidir! Resulullah Efendimize de bir özür borçlu olduğunu iyice bilmelidir.

    Çareyi Allah’da arayan! Allah’ımızın kullarıdır! O’nun kutlu elçisinin bizlere getirmiş olduğu mucize de işte bu elimizde bulunan kutsal Qur’an’dır. Ve o kitapta din konusunda bizlere ne gerekiyorsa tamamı eksiksiz olarak verilmiştir. Qur’an’ı tekzip edercesine! Şu nasıl ve nerede? Al işte şunlar kitapta yok! gibi şeytani tesellilerle, kendine bir yol açmak isteyen akılsız ve zavallılara ise acımaktan, dua etmekten başka elimizden bir şey maalesef gelememektedir.

    Allah C.C, kimlerin hidayete en uygun olacağını takdir edendir, bizlerin bu konuda elimizde dua etmekten başka bir şey olamamaktadır. Ve üstelik, Allah’a haksız iftira yapanlara da dua etmemiz yasaklanmış bulunmaktadır. Haksız iftira yapmanın en genel tanımına, müşrikler dahil olmaktadırlar. Şirke girmekten Allah’ımıza sığınıyoruz inşaAllah.

    Göklerde ve yerlerde olanların tümü onundur ve onu daima zikr etmektedirler! Elbette ki din de onundur! İstikbalde görülecektir ki, bütün dinler yer ile yeksan olmuşlar! İslâm yani Ahsen Din ise dimdik ayakta ve muzaffer olarak; mü’min sinelerde, afakta ve enfusta her şey, ayetlere gönülden boyun eğmiş bulunur vaziyette, Allah’ın Yasasına “baş üstüne” diyeceklerdir. Gerçek mutluluk da böylece iqame olunmuş olmakla, Allah’dan başka ittiqa edilen de artık kalmamıştır!

    Bu arada söylemeden geçemeyeceğiz! günümüzdeki tasavvuf biçarelerine de bir çift sözümüz olacaktır. Rabıta adı altında nasıl da şirke girip, o aracılara ibadet ettiğinizi bir bilse idiniz! Asla kenarından ve kıyısından geçemezdiniz bu şeytanî hiziblerin! Hele bir de? Aman efendileri görürmüş! Ölünün yıkayıcıya teslim olması gibi teslim olmanızı da istemezler mi! bu şeytanî hizibler? Allah’dan ittiqa eder gibi, bir de onlardan ittiqa edersiniz öyle mi? güya onlar Allah’a yaklaştırıp! götürüyorlardı değil mi? Şeyhini gözünden ve gönlünden ayırmayacaksın değil mi? Hem Allah’ı zikr edip! Zikr ederken de gözünden ve gönlünden ayırmamanı istedikleri şeyhin olacak! (Haşa! Allah’ımızı tenzih ederiz) onların zannındaki ilahları saf yaa! Güya şeyhin kisvesine girersen! Onu da tavlamış olabileceksin! Şu komediye bakın dostlar Allah aşkına!….

    Burada şeytanın kafasını nasıl da sokmaya çalıştığını artık, İYİCE GÖREBİLİYOR MUYUZ? Ayetler ne demektedir? Bir de ona bakalım inşaAllah. İnsanların ekser ezici bir çoğunluğunun; şirk koşmaksızın Allah’a iman etmedikleri, zannın-hayalin-boş sözün peşinde oldukları, Allah’a iman eder olmadıkları! bilgilerini ayetlerden açıkca görmekte ve okumaktayız maalesef! Böylesi bir aqıbetten Rabbimiz Sahibimize sığınıyoruz, O’dur tek sığınağımız ve limanımız! Allah’ımız bizi bize bırakma!..Amin.

    Allah katında din İslâm’dır! Bu, ilk insandan beridir bizlere tebliğ olunan Allah’ımızın Dinidir. Kitab Ehli olanlar; Amenular, Yahudiler, Sabiiler ve Hristiyanlar için Allah’ın varlığına ve bir(-1-)’liğine, ahıret gününe iman edenlerine, Salih eylemlerde bulunanlarına korku olmayacağı ve mahzun da olmayacakları kitabımızda buyurulmaktadır. Bu bilgiler Resululah Efendimizden önceki zaman dilimleri için geçerli bir bilgi olarak bizlere verilmektedir. Resulullah geldikten sonra, bunlara daha önceden verilmiş olan ahid gereği direkt ve tereddütsüz olarak gelen elçiye ittiba etmeleri gerekmektedir.

    Zira, Allah C.C Hazretleri bu konuda ümmetlerini uyarmaları-bilgilendirmeleri ve yardım etmeleri için bütün elçi(nebi)lerden ahid almıştır. Eğer Allah’ı(C.C) seviyorlarsa! Hemen Muhammed SvS’a ittiba etmelerini, bu sayede Allah’ın da onları seveceğini ve bağışlayacağını, zira bildikleri üzere, Allah C.C Hazretlerinin El Gafûr ve Er Rahîym olduğu!.. hususu ile onlara hitab olunmaktadır.

    Kim İslâm’dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.
    Kim İslâm’dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.
    Kim İslâm’dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.

    “Ve din itibariyle daha güzel kimdir o kimseden ki, muhsin olduğu halde vechini Allah Teâlâ’ya teslim etmiş! ve Hanîf olarak İbrahim’in milletine tâbi olmuştur. Allah Teâlâ da İbrahim’i bir dost edinmiştir”.

    En güzel dinli olan(Ahsen-ü Din) kişiyi açıklamakla; Resulullah’dan öncesi kitab ehlinin hepsi Hz İbrahimi kendilerinden gösterme gayreti içerisinde idiler ve hususta tam bir çekişme içerisinde bulunmaktadırlar. Kimi Yahudi olduğundan, kimi de hıristiyan olduğundan bahisle bir iddia peşindedirler.

    Ama, Allah C.C! bunların hiçbirisinin doğru olmadığını, dolayısıyla İbrahim SvS’ın ne Yahudi, ne de hıristiyan olmadığını ve onun asla müşriklerden olmadığı hususunu ayetlerle bildirmek sureti ile tümüne tokadı yapıştırmış ve gerçekten İbrahim SvS’ın yolunda olanın: “Şüphe yok ki, İbrahim’e nâsın en yakını, O’na tâbi olmuş olanlardır. Ve şu Peygamberdir ve imân eden kimselerdir. Allah Teâlâ ise mü’minlerin velîsidir” şeklinde, buyurulmakla: onların, Hz İbrahime ittiba edenlerden sayılmadığı! İttiba edenlerden sayılanların ise işte şu nebi: Hz Muhammed SvS ve amenuların olduğu, yani mü’minlerin olduğu Allah’ın da gerçekten mü’minlerin dostu olduğu vurgulanmıştır.

    Haniflik ve Millet-i İbrahim terimleri ise Hz İbrahimden kaynaklı bir takım hususiyetlere işaret etmektedir. Hanif terimi: Alışılmış ve gelenekten gelen bir takım atasal inanç sistemlerine karşı akıl ve ilim yolu ile eleştirel bakma eylemi olup, direkt fıtratından kaynaklanan temizlik ve akıl yolu ile Allahı bulma, onun birliğinin şuuruna varmak ve ona teslim olma keyfiyetidir. Haniflik, alışılmış herkesin inandığı yargılanmadan uzak, orthodox inanç ve söylemlerin aksine, hakk adına qıyam ederek hakkı haykırma şeklidir ve diğer şekli ile protest bir söyleme sahip olunma ifadesidir. Bunlara çocuk yaşlarda şahid olan Hz İbrahime, biz evladlarından salât ve selâm olsun, inşaAllah…

    Hanif olan; doğrucu ve içten samimi olandır, yalnızca hakka boyun eğendir, gerçekten ve mutmain olarak iman edendir, dini Allah’a has kılandır, muvahhiddir! Allah adına gözü kapalı ateşe atlayandır, yufka yüreklidir! Allah’a öylesine bağlıdır ki, bu bağlılıkları Allah C.C tarafından dostlukla karşılığını bulmuştur. Hz İbrahim öyle ki tek başına bir ümmet olma bahasına Allah’ımızı tercih eden bir başarımın sahibidir. Ve Allah C.C de onu yani Hz İbrahimi dost edinmiştir.

    Yani, İbrahimî olma güzeldir ve övülendir! Ama İbrahimci geçinip de Hz Muhammedi basit kafalıya indirgemek, hanifliği anlamamakla itham etmek, yahutta hanifliğin ona unutturulduğu gibi bir hezeyanı ileri sürerek! Allah’dan kendilerine bir açık çek aparmak isteyen bazı zeki geçinenlere de, ne söz yakışır? Onu da sizlerin takdirlerine bırakıyoruz!
    allahcc1.jpgallahcc2.jpgallahcc4.jpg




+ Yorum Gönder


dini yazılar oku,  dini yazilar oku