+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dini Yazılar Forumunda Basiret’in Boyutları Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Asel
    Bayan Üye

    Basiret’in Boyutları








    Basiret’in Boyutları nelerdir


    İdrak, bir şeyi anlamadır. ‘Basiret’ idrakin bu yüceliğe ulaşmasıdır. İnsan, evrendeki duyular ötesi özellikleri, insanın derinliklerindeki sırları, eşyadaki ilâhî yönleri bu basiret duygusuyla anlar, idrak eder. Basiret, bir anlamda hakkı görebilme ve onu doğru olarak tanıma yeteneğidir. Basireti bağlanmış kimse, kalbi kör kimsedir. O, haktan habersizdir, Hakk’tan gelen çağrıyı görecek yeteneğini yitirmiştir. Kalbinin bu özelliği ve gücü kaybolmuştur.



    Allah (c.c.)’tan gelen vahiy, yani Kur’an âyetleri birer ‘basiret’tir.



    “Doğrusu size Rabbinizden ‘basiret’ler geldi; artık kim (bunları) görürse kendisi içindir, kim de kör olursa (görmezse) kendi aleyhinedir.” [73]



    Allah (c.c.)’ın âyetleri, insanın gerçeği görmesini, kalp gözünün açılmasını sağlayan nurlardır. Bunları görmemek ve bunlarla kalbi aydınlatmamak, tek kelime ile körlüktür.



    Allah (c.c.)’ın âyetleri karşısında ikili oynayan münafıklar ise kördürler, sağırdırlar. [74] (Bak: Münafık md.)



    Şu âyette ise İman gerçeğini bulamayan kâfirler, diğer canlılara benzetilmektedir: “Onların kalpleri vardır; bununla kavrayıp anlamazlar, kulakları vardır bununla duyup anlamazlar, gözleri vardır; bununla görmezler. Bunlar tıpkı dört ayaklılar gibidirler. Dört ayaklı yaratıklar da bazı sesleri duyarlar, bazı şeyleri görürler ama ne olduğunu anlamazlar.” [75]



    Basiret, aynı zamanda Allah (c.c.)’ın hükümlerine uygun yaşama bilincidir. Bu bilinçle yaşama ise insanın yapabileceği en akıllıca iştir. Bunu başardığı taktirde kısa dünya hayatının sonunda sonsuz bir cennet hayatını kazanacaktır. Basiret’siz olanlar ise, Allah (c.c.)’ın hükümlerine arkalarını dönerler ve başkalarının hüküm ve kuralları ile hayatlarına yön verirler.



    Peygamber (s.a.v.) insanları bir hayale, bir belirsizliğe, temelsiz şeylere asla çağırmamıştır. O’nun davet ettiği ilâhi mesaj, mantıklı, isbatlı, anlaşılan ve basiretle idrak edilebilen gerçeklerdir. O’nun kuruntularla ve aslı esası olmayan şeylerle ilgisi yoktur. Bu davet, körü körüne, batıl ve bozuk amaçlara, nefsin isteklerine bir davet değildir. Bu davet, ne dediğini bilen, hikmete çağıran bir peygamberin davetidir. Kur’an-ı Kerim, basiret sahiplerini ifade ederken ‘ulü’l-elbab’, (akıl sahipleri), ulü’l-ebsâr’(basiret sahipleri) ve ulü’n-nüh⒠(sağduyu sahipleri) [76] deyimlerini kullanmaktadır. Bu gibi basiret sahipleri, nefislerinin isteklerine kapılarak günaha dalmazlar, kalplerini günahlarla kirletmezler ve karartmazlar, böylece onlar ilâhi bir bağış olarak bir nur’a kavuşurlar. Basiret sahibi olarak manevî gerçekleri olduğu gibi idrak ederler.



    Bu şekilde basiret sahibi olmayan bakarkörler, kalp gözü kapalı olanlar; Allah (c.c.)’ın âyetleri karşısında sağır ve kör kesilirler. Ne o âyetleri anlarlar, ne de o âyetlerin arkasındaki gerçekleri idrak ederler. Sürekli günah ve isyanda oldukları için kalpleri bu basiret nurunu kaybetmiştir. Bu nedenle Hakk’ı anlamakta, kabul etmekte ve gereğini yapmakta güçlük çekerler. [77]



    Tasavvufçular, insanın dış alemi gören bedendeki iki gözüne karşılık kalbin de iç alemi gören iki gözü bulunduğunu kabul eder ve buna aynü’l-kalp, dide-i cân, çeşm-i batın, marifet gözü ve kalp gözü gibi isimler verirler. Bedendeki göz görülür alemdeki varlıkları, olayları, renkleri ve şekilleri gördüğü gibi gönül gözü de manevi alemdeki hakikatleri görür. Bedendeki gözler insanlarla hayvanlar arasında ortaktır, fakat kalp gözü insanlara özeldir. Basiret gözü her insanda kuvve (potansiyel) halinde vardır. Bazı kimselerde bu göz Allah (c.c.) vergisi olarak doğuştan açık olursa da çok defa his perdesiyle örtülü olduğundan onu mücahede (nefsin arzularına karşı dayanma) ile açmak gerekir. Bazı insanların kalp gözü çabuk, bazılarının ki ise geç açılır. Basireti açılanların duyular ötesi gerçekleri görmelerinin de değişik dereceleri vardır. [78]



    Tasavvufta basiret, Allah (c.c.)’ın nuru ile bakma ve görme şeklinde de tarif edilir. Bu tanıma göre de ‘basiret’, firaset ile eş anlamlıdır.

    73] En’âm sûresi, 6/104.

    [74] Bakara sûresi, 2/18.

    [75] A’raf sûresi, 7/179.

    [76] Tâhâ sûresi, 20/54.

    [77] İslâm’ın Temel Kavramları, H. K. Ece.

    [78] Diyânet İslâm Ansiklopedisi.







  2. Gülşen
    Devamlı Üye





    Basiret kişiden kişiye değişmektedir. Her kes her şeyi aynı şekilde algılayamaz kimilerinin basireti çok açıkken kimilerinin ise kapalıdır.Bir insanın basireti ne kadar açıksa o kişinin kalp gözü o kadar açıktır.




+ Yorum Gönder


kalp gözünün açılmasının belirtileri,  basiret gözünün açılmasının belirtileri