+ Yorum Gönder
Frmacil İslamiyet ve Dualar Forumunda Duanın Önemi Ile Ilgili Hikayeler Konusunu Okuyorsunuz..
  1. Ziyaretçi

    Duanın Önemi Ile Ilgili Hikayeler








    duanın önemi ile ilgili hikayeler kısaca







  2. HaKHaN
    Özel Üye







    Duanın Önemi Hakkında Hikaye


    Dua ediyorum! O halde varım!

    Sarhoş’un biri, şarabın tesiriyle kendini kaybedip bir camiye girer ve dua etmeye başlar:

    - Yarabbi! Beni Cennetine koy, bana köşklerini ver, bana kevseri ver, bana hurilerini ver…

    Bu yakarmaları işiten müezzin, sarhoşun yakasından tutarak:

    - Ey akıldan, dinden gafil, senin camide işin ne? Bu sarhoş halinle Allah’tan neleri diliyorsun? Hiç yakışıyor mu?

    Sarhoş bu sözleri işitince başlar ağlamaya ve:

    - Müezzin efendi, müezzin efendi… Ben sarhoşum, yakamdan elini çek, bana ilişme, dokunma bana, incitme beni, kırma kalbimi. Unutma, bilmiyorsan bil. Cenab-ı Hakk’ın rahmetinden lütfundan günahkâr kulları da ümitlenir. Benim sana sözüm yok, ben senden mi istiyorum? Tövbe kapısı her zaman açık değil mi? der.

    Allah Kur’ân’ı Hakîminde “Bana dua ediniz ki duanızı kabul ile isteklerinizi yerine getireyim.” buyuruyor.

    Ne mutlu o günahkâr sarhoşa ki henüz varlığının mânâsını unutmamış ve kendinden günahları sebebiyle geçmemiş. Ne hüzün o yaptığının farkında olmayan müezzine ki Allah’ın evinde olsa dla nerede olduğunun farkında değil ve nasıl davranacağını bilemiyor.

    Gündelik hayat o kadar hızlı ve o kadar yoğun akıyor ki insan olarak bazen belki de çoğu zaman bu yoğun ve stresli akışın içerisinde; neden ve nasıl sorularını sormadan yaşayıp gidiyoruz. Bu gidiş bir yerde nihayete erdiğinde de sorular için çok geç kalmış ve cevapları da bulamamış oluyoruz.

    Dua etmek işte bu yüzden dolayı var olmakla eşdeğerdir. İnsan dua ettiği müddetçe vardır ve varlığının farkındadır. Her şeyi bir sebebe bağlayan Yaratan sebepler halkasında dönüp kaybolmamamız için bize dua etmemizi emrediyor. Hatta öyle ki:

    “(Ey Rasulüm!) de ki: Duanız (kulluk ve yalvarmanız) olmasa Rabbim size ne diye değer versin?” buyurarak duayı hayatın merkezine koyuyor.

    Bu bağlamda duaya sarılmak bir nevi Allah’ın ipine sarılmak oluyor.

    Hazret-i Peygamber de güzel sözlerinden birisinde şöyle buyuruyor.

    “Eğer siz günah işlemez olsaydınız, Allâh başka bir kavim halkederdi. Onlar günaha girerlerdi, Allah’a yalvarırlardı, Allah da onları affederdi.” Yani, Yaratan bizden kendisine candan yalvarmamızı, dua ile Kendisine yakınlaşmamızı istiyor, emrediyor.

    Hasılı dua etmek çok önemli fakat nasıl dua edeceğini bilmek de önemli.

    Mevlânâ Mesnevî’sinde “Dua ederken kırık bir gönülle Allah’a el aç. Allah’ın lütuf ve ihsânı, kırık gönle doğru uçar, gelir.” diyor. Bu sözden maksat dua ederken öyle bir bilinçle dua et ki yakarışına cevap verebilecek tek kudretin yöneldiğin makam olduğunu tüm zerrelerin hissetsin demektir. Çünkü dua ediyorsan, yalvarıyorsan, bir şeyler istiyorsan bilmelisin ki rica ettiğin makam senden yukarıdadır.






+ Yorum Gönder